• BIST 81.712
  • Altın 147,331
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 1 °C

"İfade Özgürlüğü Demokratik Bir Toplumun Asli Temellerinden Biridir"

"İfade Özgürlüğü Demokratik Bir Toplumun Asli Temellerinden Biridir"
17 Aralık yolsuzluk soruşturması şüphelisi Süleyman Aslan'ın gazeteciler aleyhine suç duyuruları savcıdan geri döndü. Murat Yetkin bugünkü yazısında savcının verdiği kovuşturmaya gerek olmadığı kararını yazdı.

İşte Murat Yetkin'in o yazısı ;

Sadece Zafer Çağlayan’ın saat meselesi yok, biliyorsunuz. Neredeyse Süleyman Aslan’ın ayakkabı kutularını unutuyorduk ki biliyorsunuz, kendisini hatırlattı. 

Nasıl mı hatırlattı? Radikal’de 1 Mayıs’ta 'Bana soruşturma açtıran da bakın kim çıktı?' başlıklı yazımda duyurduğum şekilde. Yani 17 Aralık 2013 yolsuzluk soruşturması ardından 18 Aralık’ta ikisi benim imzamla ikisi de yönetici sorumluluğum nedeniyle kendisinin adının geçtiği 4 haber ve yorum nedeniyle suç duyurusunda bulunmuş, soruşturma açtırmıştı. 

Bu yazılardan birisi Radikal’de yayımlanan '5 dakikada değişir bütün işler' başlıklı yazı, diğeri Genel Yayın Yönetmenliğini yaptığım Hürriyet Daily News (HDN) gazetesindeki yine 18 Aralık tarihli İngilizce yazım, yine HDN’nin manşet ve ayrıntı haberleri idi. 

Aslan, sadece gözaltına alınanlar arasında kendi adının da yazılmış olması nedeniyle benim de dahil olduğum gazeteci ve yazarlar aleyhine Türk Ceza Kanunu'nun hapis ve para cezası öngören maddelerinden kovuşturulmamı talep ediyordu. Bunlar ‘Soruşturma gizliliği ihlali’ üzerine 285 ve ‘Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs’ üzerine 288’inci maddelerdi. 

Dün şirket avukatımız Başak Doker iyi haberi verdi: Basın Savcısı Mustafa Gökay, bu devirde cesur bir karara imza atmış, haber ve yazıların kamunun haber alma hakkı ve eleştiri sınırlarını ihlal etmediğini söyleyerek kovuşturmaya yer olmadığını söylemiş, suçlamaları düşürmüştü. 

Üstelik Cumhuriyet Savcısı Gökay, suçlamaları düşürürken benzeri davalar için örnek oluşturacak bir gerekçe de kaleme almıştı. 

Ben altına rahatlıkla imzamı atacağım bu gerekçeyi özetleyerek Savcı beye haksızlık yapmak istemiyorum. Aynen şunları yazmış: 

“Basının kendi görev ve sorumluluklarıyla tutarlı bir biçimde haber ve fikir aktarma hakkına sahip olduğu şeklindeki içtihatlar göz önüne alındığında, ifade özgürlüğü demokratik bir toplumun asli temellerinden biri olup, bir toplumun ilerlemesinin ve her bireyin kendini geliştirmesinin temel koşullarından birini oluşturduğu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (Sözleşmesinin) 10’uncu maddesinde yer alan ifade özgürlüğü, kanaat sahibi olma, bilgi ve kanaatlere ulaşma, bilgi ve kanaat açıklama özgürlüğünü içerdiği, basının görevinin kamu yararını ilgilendiren başka alanlarda olduğu gibi siyasi konularda da bilgi ve fikirleri açıklamak olduğu, olguların varlığının kanıtlanabildiği, oysa değer yargılarının doğruluğunun kanıta başvurularak ortaya konulamayacağı, kanaatlerin bir olay ya da durum konusunda bir bakış açısını ya da kişisel bir değerlendirmeyi dile getirdiği, bunların doğru ya da yanlış olduklarının kanıtlanmasının imkânsız olduğu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin çeşitli kararlarında vurgulandığı üzere; bir gazetecinin doğruluğunu kanıtlayamadığı sürece eleştirel değer yargılarını ifade etmesinin engellenmesinin kabul edilemez olduğu, dolayısıyla doğruluğu denetlenebilir olgu veya verilerin yanı sıra doğruluğunun kanıtlanması söz konusu olamayacak fikir, eleştiri ve spekülasyonların dile getirilmesinin de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10’uncu maddesi çerçevesinde koruma altına alındığı, ayrıca başta siyasi alanda ifade edilmiş olanlar olmak üzere, değer yargıları demokratik bir toplum açısından yaşamsal önemi haiz olan kanaat çoğulculuğunun bir gereği olarak özel bir korumadan yararlandığı, adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs ve soruşturmanın gizliliğini ihlal kastı taşımadığı, dolayısıyla adil yargılamayı teşebbüs suçundan da söz edilemeyeceği, yazı ve haberlerin bütününün bu haliyle basın ve ifade özgürlüğü sınırları içinde kaldığı anlaşılmıştır. 

Ayrıca profesyonel olarak hukukçuluk mesleğini ifade eden hâkimlerin bu tarz haberlerden etkilenmeyeceği, aksi düşünce ile kararın etkilenebileceğinin kabulünün, yargıya olan güvenin sarsılmasına ve hâkimlerin hukuku uygulayamadıklarına yönelik kanaat oluşmasına sebebiyet vereceği, bunun ise profesyonellik açısından kabul edilebilir bir durum olmadığı, ayrıca şüphelilere yayın yasağı konusunda herhangi bir karar tebliğ edilmediği, gizliliğin ihlali ve adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçlarının da yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşılmıştır.” 

Görüldüğü üzere Savcı Mustafa Gökay yalnızca halkın haber alma, kanaatlerden haberdar olma hakkını değil, gazetecinin haber verme görevi ve hakkını da savunmuş. 

Ayrıca, burası önemli, kendi mesleğini de savunmuş: Haber ve eleştiri niteliğindeki yazılardan etkilenip hâkimlerin karar değiştireceğini düşünmek, yargıya güvenmemektir diyor. 

Gökay’ınki gibi kararlar, geleceğe daha umutla bakmamızı sağlıyor.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız.

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim