• BIST 89.113
  • Altın 146,730
  • Dolar 3,6439
  • Euro 3,9308
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 14 °C

İHİDEM, Basına Yapılan Operasyonda Hak İhlallerini Raporladı

İHİDEM, Basına Yapılan Operasyonda Hak İhlallerini Raporladı
İnsan Hakları İzleme ve Değerlendirme Merkezi (İHİDEM), 14 Aralık soruşturması sürecinde yaşanan olaylara dair tespit ve değerlendirme raporu hazırladı. Hazırlanan raporda, emniyetteki sorgu sırasında şüphelilerin psikolojik baskı yapıldığı vurgulandı.

İHİDEM Raporu'nda şu tespitlere yer verildi: “Şüphelilerin bitkin bırakılmaya, yormaya çalışıldığı ifade edildiği, bu suretle şüphelilere kötü davranıldığı, yorma, bezdirme yönteminin kullanıldığı ve ruhsal müdahalede bulunulduğu, yine şüphelilerin özgür iradesini kırmak için nezarethanede ayakta bekletildiği, periyodik ilaç kullanan şüphelilerden biri ile ilgili ilaç kullanımı sırasında su isteme talebinin karşılanmadığı, adliye nezarethanesinde yeterli yatacak yer bulunmadığı.”

İHİDEM heyeti, Zaman gazetesi ve Samanyolu Yayın Grubu’na yapılan soruşturma sonrası İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve Çağlayan Adliyesi’nde şüpheli, şüpheli yakınları ve avukatları ile görüşmüş ve yaşananları yerinde tespit ederek rapor hazırladı. 

“PSİKOLOJİK BASKI YAPILDI”

Emniyet Müdürlüğü’nde Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca ile görüştüklerini belirten İHİDEM heyeti, Karaca ile ilgili şu tespitlere yer verdi: "Karaca, kendisine psikolojik baskı yapıldığını, ismini bilemediği ancak tarafımıza gösterdiği bir polis memurunun kendisi ile sürekli parmaklarını sallayarak tehditkar konuştuğunu, azarlandığını, avukatlarına da sürekli zorluk çıkartıldığını söyledi. Hidayet Karaca, tıraşsız ve oldukça bitkin olduğu, gözaltlarında morluklar mevcut olduğu tespit edilmiştir. Kötü muamele şikâyeti ile ilgili tutanak tutma istediğimiz ve Hidayet Karaca'nın fotoğrafını çekme talebimiz görevlilere iletildi. Bu andan itibaren Hidayet Karaca'nın kendisine kötü muamelede bulunduğunu belirtiği polis memuru görüşme odasına 2 polis ile girerek görüşmemizi kesti. Kimlik bilgilerini istediğimiz ancak, ‘’Ben sizlere bunu söylemek zorunda değilim’’ diyerek kimliğini açıklamayan ve bizce de kimliği tespit edilemeyen esmer, tıraşsız, sakallı, tahminen 27-28 yaşlarında, 80 kg civarındaki bu polis memuru, görüşme henüz başlamış iken; şüphelinin belirtiği kötü muamele ile ilgili fotoğraf alma isteğimizi gerekçe göstererek, şubedeki diğer polislerle beraber görüşmemizi engelledi. Görüşmemizin kesildiği kollukta tutulan görüşme tutanağına da şerh konulmuş ayrıca tarafımızca buna ilişkin olarak tutanak tutulmuştur.”

İHİDEM heyeti, yapılan gözaltındaki şüpheli ve avukatlarıyla yapılan görüşmeler neticesinde yapılan tespitlere yer verdi: “İfadelerin Çağlayan Adliyesi'nde alınması yerine, polis baskısı altındaki emniyette alınmasının hem kendilerini hem de müvekkillerini oldukça rahatsız ettiğini, psikolojik ve sistematik baskı altında bulundukları, 

Savunma avukatları; savcının ifade alınması sırasında sık sık odadan dışarıya çıktığı, bunun bazen kapıyı çalan polisin savcıyı dışarıya çağırması şeklinde gerçekleştiği, gözaltındaki kişilerin ne ile suçlandıkları konusunda avukatların taleplerine cevap verilmediği, gözaltındaki kişilere suçlamanın ne olduğunun söylenmediğini belirtmişlerdir.

Dosya ile ilgili kısıtlama kararı verildiği söylenmiştir. Avukatlar ve şüpheliler dosyadaki aleyhlerine olan bilgi ve belgeleri inceleyebilme imkânlarından mahrum edilmiştir. Diğer taraftan şüphelilerden Hüseyin Gülerce’ye ayrıcalık yapıldığı, kısıtlama kararı olmasına rağmen tüm delillerin kendisine gösterildiği belirtilmiş, şüpheli Gülerce de ifade çıkışı delillerin kendisine gösterildiğini basın mensuplarına ifade etmiştir. 

İfade alan savcının, ifade sırasında avukatları dışarı çıkarttığı, sık sık ara verdiği ve ifade alma işleminin kesintili olarak ve uzatılarak sürdürüldüğü,

İfadelerin Çağlayan Adliyesi'nde alınmaması nedeniyle avukatların kalacağı, bekleyeceği, dinlenebileceği, ihtiyaçlarını karşılayabileceği, dilekçelerini yazabilecekleri fiziki imkânın olmadığı tespit edilmiştir. Şube Müdürlüğünün girişinin sağındaki yaklaşık 10 m2 odanın avukatlara tahsis edildiği, odada zaman zaman yaklaşık 25 avukat bulunduğu tespit edilmiştir. Tahsis edilen bu odada 8 koltuk, 1 priz olduğu, camının bu-lunmadığı ve avukatların savunma hazırlayabilecekleri uygun ortamın sağlanmadığı tespit edilmiştir. Bu durum fotoğraflanarak İstanbul Barosu Başkanlığı ile de paylaşılmıştır.

Emniyet Müdürlüğü'ndeki nezarethanelerin fiziki imkânlarınınım gözaltındaki şüpheli sayısı nazara alındığında yetersiz olduğu.

Şüpheliler ve müdafileri gözaltında iken sıkıntılarını açıklayıcı dilekçe vermek istedikleri halde emniyetteki görevliler tarafından dilekçelerinin teslim alınmadığı. Şüphelilerin aile ve müdafilerine gözaltı süresinin uzatılması ile ilgili olarak bilgi verilmediği.

Şüphelilerden Hidayet Karaca, Ekrem Dumanlı ve bir kısım emniyet müdürlerinin ifade alma işlemlerine ilk 3 gün hiç başlanmadığı, ifade alma işleminin bitmediği gerekçe gösterilerek ek göz altı süresi alındığı ifade alma işleminin ek gözaltı süresinin bitimine doğru akşam 17.00 sularında başlandığı ve gece yarısı bitirildiği, savcılıkça neden ilk 3 gün ifade işlemine geçilmediği ve ifade alma işleminin neden gece yapıldığının izahatının yapılmadığı, şüphelilerin doktor raporu almaya gidilirken, yakın hastane olan Haseki Araştırma Hastanesi yerine 20 km uzaktaki Eyüp Hastanesine götürüldüğü, şüphelilerin bitkin bırakılmaya, yormaya çalışıldığı ifade edildiği, bu suretle şüphelilere kötü davranıldığı, yorma, bezdirme yönteminin kullanıldığı ve ruhsal müdahalede bulunulduğu, yine şüphelilerin özgür iradesini kırmak için nezarethanede ayakta bekletildiği, periyodik ilaç kullanan şüphelilerden biri ile ilgili ilaç kullanımı sırasında su isteme talebinin karşılanmadığı, adliye nezarethanesinde yeterli yatacak yer bulunmadığı, şüphelilerin sandalye ve beton zemin üzerinde yatmaya zorlandığı, avukatları ile görüştürmede zorluk çıkarıldığı, sorgusu yapılacak kişi üzerinde baskı oluşturularak ve özgür iradesini kırarak sorgu yapıldığı, sorgu sırasında aşırı derecede polis alınması gibi uygulamalar ile sorgu ve ifadede yasak usuller uygulandığı, bu yönüyle de ‘’şüphelinin beyanı özgür iradesine dayanmalıdır’’ ilkesinin ihlal edildiği, bu nedenle Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 148. maddesinin ihlal edildiği, nezarethanelerin soğuk, kalorifer peteklerinin ise yakılmadığı ve havalandırmalarının yetersiz olduğu ifade edilmiştir.

Savcılık soruşturmasında; tutuklamaya sevk edilecek kişilerin tutuklama istemleri müdafilerine tebliğ edilmediği, tutuklamaya sevk kararının gerekçeli olması gerekirken, sadece sevk maddelerinin yazılarak tutuklama isteminde bulunulduğu, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 101/1. fıkrasının ihlal edildiği.

Sorgu aşamasında Sulh Ceza Hâkimin’in, sorguda her şüpheli için sadece bir müdafi olacağı, birden fazla müdafi ile sorgu yapmayacağına dair talimat verdiği, polisin bu talimat doğrultusunda barikatla avukatların mahkemeye ve şüphelilere erişimini engellediği, polislerce bazı avukatlara sözlü ve fiili saldırı yapıldığı, avukatların kolluk tarafından birden fazla kamera ile kayıt edilerek taciz edildiği, Ceza Muhakemesi Kanu-nu’nun 149/2,3 maddesine aykırı davranıldığı, 

Gerek savcılık ifadesi gerek ise Sulh Ceza Hâkimliğinde sorgu sırasında şüpheli Hidayet Karaca’ya hukuka aykırı olarak elde edilmiş (mahkeme kararı olmadan yapılan hukuksuz dinleme) 2 telefon görüşmesinin (tapenin) delil olarak kabul edilerek bunun üzerinden sorular sorulduğu ve tutuklamanın gerekçesinin de bu hukuka aykırı dinlemelerin delil olarak kabul edilip dayanak yapıldığı,

Sorgusu saat 24.00 sularında bitirilen şüpheliler ile ilgili kararın derhal açıklanması yerine ertesi gün saat 14.00 de açıklandığı, bu yönüyle CMK’ya aykırılık teşkil ettiği, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 20. maddesi gereği kimlik bilgileri ve durumların saklı kalması gereken şüphelilerin bütün kimlik bilgileri deşifre edilerek basın ve yayın organlarında görüntülü olarak haber yapılması 3713 sayılı Kanunu’nun 20. maddesine aykırılık oluşturduğu, tarafımızdan tespit edilmiştir.

Raporun sonuç kısmında ise şu ifadeler yer aldı: T.C. Anayasası 36. maddesinin hak arama hürriyetine, 38. Maddesindeki suç ve cezalara ilişkin esasları düzenleyen hükümlere, 138. maddesindeki mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlerin tarafsızlığı ilkesine, şüpheliler hakkında ifade ve sorgu sürecinde; ifade ve sorgu için çağrı süreci, ifade ve sorgu tarzı, ifade alma ve sorguda yasak usuller 5271 sayılı CMK’nın ifade ve sorguyu düzenleyen 145, 146,147 ve 148. maddelerinin ihlal edildiği,
Savcılık ve ilgili kolluk görevlilerinin yukarıda belirtilen ihlaller nedeniyle sorumlu tutulabilecekleri, TCK 94 ve 257 maddeleri kapsamında yargılanabilecekleri,

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesinin işkence yasağı, 5. Maddesinin özgürlük ve güvenlik hakkı ve 6. maddesinin adil yargılanma hakkına, Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin 9/2. fıkrası, 14/1,2,3 fıkralarının içeren işkence yasağı, adil ve dürüst yargılanma hakkına ve hukuk devleti ilkesine aykırı bulunduğundan dolayı; yakalama, gözaltı ve sorgu işlemleri hukuka aykırı olarak yapıldığı, yakalama ve gözaltı işlemini gerçekleştiren görevliler ile sorgu aşamasında bulunan ilgililer tarafından; Türkiye’nin konuyla ilgili taraf olduğu uluslararası antlaşmalara, Anayasa’ya ve yürürlükteki mevzuata aykırı yukarıda sayılan birçok hak ihlallerin bulunduğu;

Yukarıda tarafımızca tespit edilen ihlallerin yaşanmasında, CMK’nın 268. maddesinde 18.6.2004 tarihli ve 6545 sayılı kanunla yapılan değişiklikle kurulan Anayasa'ya, Tabii Hâkim İlkesine, AİHS aykırı olan Kapalı Devre Sulh Ceza Hakimliklerinin, 14 Aralıkta yapılan operasyondan yaklaşık 36 saat önce onaylanarak yürürlüğe giren ‘’Makul Şüphe’’ düzenlemesinin, yargının siyasal müdahaleler sonucu bağımsız yargılama yapamaması/yargı bağımsızlığının siyasi müdahaleler neticesinde tamamen ortadan kaldırılmasının etkili olduğu tespit edilmiştir.” 

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim