• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 18 °C

"İnsanlık Onurunu Ancak Adaletle Yüceltebiliriz"

"İnsanlık Onurunu Ancak Adaletle Yüceltebiliriz"
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Asya Anayasa Mahkemeleri ve Muadili Kurumlar Birliği’nin İkinci Kongresi’nde mevkidaşlarına adaletin önemini anlattı.

Kılıç, adil olmayı, yargı mensupları için ‘olmazsa olmaz gereklilik’ şeklinde niteledi ve “Hakimin vicdanına emanet edilen insanlık onurunu ancak adaletle yüceltebiliriz.” dedi. Hak ihlallerinden kaynaklanan olumsuzlukların, küresel dünyada sınırları aşarak uluslararası kurumların doğmasını ve ortak bir vicdan denetimini zorunlu kıldığını kaydetti. Anayasaların sadece ülkelerin milli değerlerini değil, hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan haklarının korunması gibi evrensel değerleri içerdikleri sürece değerli ve kalıcı olduğunu dile getirdi.

Haşim Kılıç, hak ihlallerinin doğurduğu olumsuzlukların, küresel dünyada sınırları aşarak uluslararası kurumların doğmasını ve ortak bir vicdan denetiminin varlığını zorunlu kıldığını belirtti. Anayasaların sadece ülkelerin milli değerlerini değil, hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan haklarının korunması gibi evrensel değerleri içerdikleri sürece değerli ve kalıcı olduğunu dile getirdi.  Kılıç, “Anayasal düzenlemelerin, zamanın aşındırıcı etkisine karşı direnebilmesinin en temel unsuru ve en önemlisi insan hak ve özgürlüklerinin teminat altına alınmasıdır. Anayasaların yapılmasındaki temel amaç da bunu gerçekleştirmektir. Devletin var olmadığı dönemlerde de insanların hak ve özgürlükleri mevcuttu. Bunu korumak için devletin varlığına ihtiyaç duyan toplum bir kez devlet gücüne karşı da özgürlüğünü teminatlı bir konuma getirmek istemiştir. Bu ihtiyaç, devletin gücünü kullanan, yasama, yürütme ve yargı organlarının hukuk dışına çıkarak bu değerlerin zedelenmesine ya da ortadan kaldırılmasına engel olma düşüncesinden doğmuştur.” değerlendirmesinde bulundu.

Özgürlük ve güvenlik kavramlarına ilişkin dikkat çeken tespitler de yapan Kılıç, hak ve özgürlüklerin tarihine bakıldığında büyük çatışmaların, devletin insan haklarına çizdiği sınırlarda cereyan ettiğinin görüldüğünü anlattı. Bu çatışmaların yaşanmaması için çağdaş her ülkenin anayasasında var olan hak ve özgürlüklerin ve bunların sınırlandırılma sebeplerinin açık, net ve anlaşılır şekilde anayasalarda düzenlenmesi gerektiğine dikkat çekti. Özellikle insan onuruyla doğrudan ilgisi bulunan yaşama hakkı, düşünce ve ifade özgürlüğü, dini inanç ve kanaat özgürlüğü ile mülkiyet hakkının sınırlarının yaşamsal öneme sahip olduğunu dile getirdi. Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Devletten korkmama özgürlüğünün teminatı da bu sınırların varlığına bağlıdır. Dünyada kurulu anayasa mahkemelerinin asli ve ortak görevleri ırk, renk, din ve inanç ayrımı gözetmeden, herkesin doğuştan varlığına inandığımız, insanlık onurunu korumak ve gözetmektir. Esasen bu değeri korumak, yasama ve yürütme organlarının birinci görevi olup yargı ise son tahlilde olabilecek hak ihlallerini ortadan kaldıran güçtür.” dedi.

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim