• BIST 90.383
  • Altın 144,560
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara 2 °C

İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla İlamlı Takip

İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla İlamlı Takip
İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan icra takiplerinde asıl borçlunun veya ipotek veren 3. şahısların sonradan takibe dahil edilmesi mümkün mü?

Bir alacak-borç ilişkisinin taraflarından birisi olan alacaklı açısından, hukuki ilişkinin sonucunda elde etmeyi amaçladığı alacağının vadesinde ve tamamen elde edilmesi en önemli hususlardan birisini teşkil etmektedir. Bu nedenle alacağın tahsilinde sorun yaşanmasını asgariye indirme yollarından birisi de alacağın teminat altına alınmasıdır.Alacağın, bir taşınmaz rehni türü olan  ipotekle[1] teminat altına alınması önemli yöntemlerden birisidir.

Alacağın teminatını/güvencesini oluşturmak üzere;  mevcut, doğmuş bir alacak için ipotek tesis edilebileceği gibi (Ana Para İpoteği-Kesin Borç İpoteği), doğması kesin veya imkan dahilinde bulunan bir alacak için de (Üst Sınırı İpoteği-Azami Had İpoteği)ipotek tesisi mümkündür. Tesis edilecek ipoteğin türü, ipoteğin paraya çevrilmesi aşamasında izlenecek prosedürü de etkilemektedir.

Öte yandan ipotek, borçlunun mülkiyetinde bulunan taşınmaz üzerinde tesis edilebileceği gibi borçtan şahsen sorumlu olan/olmayan 3. bir şahsın mülkiyetinde bulunan taşınmaz üzerinde de tesis edilebilmektedir.

İpoteğin paraya çevrilmesi koşulları oluştuğunda, ipoteğin 3.şahsın/şahısların taşınmazı üzerinde tesis edildiği hallerde, alacaklı icra takibini kime yöneltmelidir sorusu önemlidir.

Hemen ifade edelim ki asıl borçlu ile ipotek veren 3. şahıs/şahıslar arasında zorunlu takip arkadaşlığı bulunduğundan icra takibinin, hem asıl borçluya hem de ipotek veren 3. şahsa/şahıslara yöneltilmesi gerekmektedir.  Asıl borçlu ile ipotek veren 3. şahıs/şahıslar arasındaki zorunlu takip arkadaşlığı, İİK 149.maddesi[2]  ile 149/b maddesindeki[3] düzenlemeden kaynaklanmakta olup yargılama uygulamasında bu konuda herhangi bir ihtilaf da bulunmamaktadır. [4]

Sorun, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan icra takiplerinde takibin sadece asıl borçlu veya ipotek veren 3. şahıs/şahıslara yönetildiği hallerde gündeme gelmektedir.

Yargıtay, asıl borçlunun sonradan takibe dahil edilemeyeceğine, ipotek veren 3. şahsın/şahısların  ise sonradan takibe dahil edilebileceklerine ilişkin kararlar vermekteydi.

Yargıtay, asıl borçlunun icra takibine sonradan dahil edilmesinin mümkün olmadığınına ve bu hususun kamu düzenine aykırı olması nedeni ile süreye bağlı olmaksızın her zaman şikayet edilebileceğine ilişkin içtihatlar oluşturmuştu.

Bu çerçevede; Yüksek Mahkemenin oluşturduğu içtihatlar nazara alındığında asıl borçluya yöneltilmeyen icra takipleri, icra mahkemelerine şikayet yoluyla başvurulduğu taktirde iptal edilmekteydi. [5]

Kuşkusuz bu durum, alacaklı aleyhine büyük sıkıntılara sebebiyet vermekteydi. Gerçekten de asıl borçluya icra takibinin yöneltilmemesi, kamu düzenine aykırı bir durum olarak addedildiğinden süresiz olarak şikayete tabi olduğu da göz önüne alındığında taraf göstermeden kaynaklanan bu hata/eksiklik, ipoteğin paraya çevrilmesi sürecini ciddi şekilde uzatabilmekteydi.

Ancak Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, HMK 124. Maddesini[6] dikkate alarak oluşturduğu son içtihadında, şu ana kadar müstakar hale gelen içtihatlarından vazgeçerek ve kanaatimizce de gayet yerinde olarak asıl borçlunun sonradan takibe dahil edilmesine imkan sağlamış bulunmaktadır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan icra takiplerinde asıl borçlu veya ipotek veren 3. şahıs ayrımı yapmadan, asıl borçlu veya ipotek veren 3. şahsın  takibe dahil edilmemesi durumunu, başlı başına “kabul edilebilir bir yanılgı” olarak kabul etmekte ve hem asıl borçlunun hem de ipotek veren 3. şahsın takibe dahil edilebileceğini açıkça vurgulamaktadır. Elbette Yargıtay 12. Hukuk Dairesi tarafından oluşturulan bu içtihadın usul ekonomisine uygun olmasının yanı sıra ciddi bir hukuki alt zemini bulunmayan asıl borçlu ile ipotek veren 3. şahsın sonradan takibe dahil edilmesi arasındaki ayrımı kaldırmış olmakla yerinde ve önemli bir içtihat oluşturmuş olduğu da kuşkusuzdur.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin bu kararının tam metnini,  ilgilileri okuyadursun ben şimdi Sin Palabras’ı dinleyeceğim.

T.C.

YARGITAY

12. HUKUK DAİRESİ

E. 2014/14608

K. 2014/18363

T. 24.6.2014

• İPOTEĞİN PARAYA ÇEVRİLMESİ YOLUYLA İLAMLI TAKİP ( Borçlu Tarafın Eksik Gösterilmesi Kabul Edilebilir Bir Yanılgıya Dayandığından Alacaklı Tarafça Talepte Bulunulduğu Takdirde Mahkemece Takibin Asıl Borçlu Şirkete Yöneltilmesi İçin Alacaklıya Ara Kararla Kesin Süre Verilmesi Gerektiği )

• KESİN SÜRE VERİLMESİ ( Verilen Süre İçinde Alacaklı Tarafından Ek Takip Talebi Düzenlenerek Takibin Asıl Borçluya Yöneltilmesi Halinde Bu Konudaki Şikayet Konusuz Kalacağından Diğer Şikayet Nedenlerinin İncelenerek Oluşacak Sonuca Göre Karar Verilmesi Gerektiği )

• ZORUNLU TAKİP ARKADAŞLIĞI ( Aralarında Zorunlu Takip Arkadaşlığı Bulunan Asıl Borçluya Takibin Yöneltilmediği/Bu Eksiklik İİK.nun 16/2.Md. Gereğince Takibin Her Aşamasında ve Süresiz Olarak Şikayet Yoluyla İleri Sürülebileceği - İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla İlamlı Takip )

• SÜRESİZ ŞİKAYET ( İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla İlamlı Takip - Aralarında Zorunlu Takip Arkadaşlığı Bulunan Asıl Borçluya Takibin Yöneltilmediği/Bu Eksiklik İİK.nun 16/2.Md. Gereğince Takibin Her Aşamasında ve Süresiz Olarak Şikayet Yoluyla İleri Sürülebileceği )

2004/m.16/2,149

ÖZET : Somut olayda, ipotek veren şikayetçi şirket hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takip başlatıldığı, ancak İİK'nun 149. maddesine göre aralarında zorunlu takip arkadaşlığı bulunan asıl borçluya takibin yöneltilmediği görülmektedir. Bu eksiklik İİK.nun 16/2.maddesi gereğince takibin her aşamasında ve süresiz olarak şikayet yoluyla ileri sürülebilir. O halde, borçlu tarafın eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından, alacaklı tarafça talepte bulunulduğu takdirde mahkemece, takibin asıl borçlu şirkete yöneltilmesi için alacaklıya ara kararla kesin süre verilmeli, verilen süre içinde alacaklı tarafından ek takip talebi düzenlenerek takibin asıl borçluya yöneltilmesi ( icra emri gönderilmesi ) halinde bu konudaki şikayet konusuz kalacağından diğer şikayet nedenlerinin incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi, verilen kesin sürede takibin asıl borçluya yöneltilmemesi halinde ise takibin iptali yönünde hüküm tesisi gerekir.

DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : İşin niteliği bakımından temyiz tetkikatının duruşmalı olarak yapılmasına HUMK.nun 438. ve İİK.'nun 366. maddeleri hükümleri müsait bulunmadığından bu yoldaki isteğin reddine oybirliğiyle karar verildi. İşin esasının incelenmesine geçildi;

Alacaklı tarafından başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takipte borçlu şirketin diğer şikayet nedenleri yanında asıl borçlu aleyhine takip başlatılmadığını belirterek takibin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu mahkemece, asıl borçlu şirket hakkında takip yapılmadığı gerekçesi ile takibin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.

İİK'nun 149. maddesinde; "İcra memuru, ibraz edilen akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva ettiğini ve alacağın muaccel olduğunu anlarsa, borçluya ve taşınmaz üçüncü şahıs tarafından rehnedilmiş veya taşınmazın mülkiyeti üçüncü şahsa geçmişse ayrıca bunlara birer icra emri gönderir" düzenlemesi mevcut olup, madde içeriğinden, borçlu ile ipotek veren arasında zorunlu takip arkadaşlığının bulunması nedeniyle haklarında birlikte takip yapılması gerektiği anlaşılmaktadır.

HMK.nun 124/3.maddesi uyarınca maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin kabulü için, karşı tarafın rızası aranmaz. Aynı maddenin 4.fıkrasında da “dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir” düzenlemesi yer almaktadır. Anılan hükmün icra takiplerinde de uygulanması gerekir. Dolayısıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takipte, asıl borçlu takipte gösterilip, ipotek veren gösterilmemiş ya da ipotek verene takip yöneltilip asıl borçlu hakkında takip yapılmamış ise bu durum kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından HMK.nun 124/3.maddesi uygulaması ile anılan kişi sonradan takibe dahil edilmek suretiyle eksiklik giderilebilir.

Somut olayda, ipotek veren şikayetçi şirket hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takip başlatıldığı, ancak İİK'nun 149. maddesine göre aralarında zorunlu takip arkadaşlığı bulunan asıl borçluya takibin yöneltilmediği görülmektedir. Bu eksiklik İİK.nun 16/2.maddesi gereğince takibin her aşamasında ve süresiz olarak şikayet yoluyla ileri sürülebilir.

O halde, borçlu tarafın eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından, alacaklı tarafça talepte bulunulduğu takdirde mahkemece, takibin asıl borçlu şirkete yöneltilmesi için alacaklıya ara kararla kesin süre verilmeli, verilen süre içinde alacaklı tarafından ek takip talebi düzenlenerek takibin asıl borçluya yöneltilmesi ( icra emri gönderilmesi ) halinde bu konudaki şikayet konusuz kalacağından diğer şikayet nedenlerinin incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi, verilen kesin sürede takibin asıl borçluya yöneltilmemesi halinde ise takibin iptali yönünde hüküm tesisi gerekirken, yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsizdir.

SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

[1] TMK : MADDE 881.- Halen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla beraber doğması kesin veya olası bulunan herhangi bir alacak, ipotekle güvence altına alınabilir.

[2]  İİK : MADDE 149-İcra memuru, ibraz edilen akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva ettiğini ve alacağın muaccel olduğunu anlarsa, borçluya ve taşınmaz üçüncü şahıs tarafından rehnedilmiş veya taşınmazın mülkiyeti üçüncü şahsa geçmişse ayrıca bunlara birer icra emri gönderir

[3]  İİK : MADDE 149/b - (Ek: 538 - 18.2.1965 / m.70) 149 uncu maddede yazılı haller dışındaki muaaccel alacaklar için icra müdürü, borçluya ve varsa taşınmaz sahibi üçüncü şahsa aşağıdaki kayıtlara uygun olmak üzere 60 ncı maddeye göre birer ödeme gönderir.

[4]  Yargıtay 12. HD. 199/5735 E. 1997/5791 K., Yargıtay 12. HD 2005/25851 E. 2006/2389 K. 

[5]  Yargıtay 12. HD 2005/25851 E. 2006/2389 K.

[6] HMK : MADDE 124- (1) Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür.

 (3) Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir.

(4) Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder

SAMİ BALGASUN  

HUKUK MEDENİYETİ

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim