• BIST 106.736
  • Altın 141,343
  • Dolar 3,5258
  • Euro 4,1060
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 29 °C

"İşçiler Açlıktan Ölüyor, Sendikalar Otel Yapıyor"

"İşçiler Açlıktan Ölüyor, Sendikalar Otel Yapıyor"
Kocaeli Barosu, 10 gündür eylem yapan Ford Otosan işçileri ile yönetim arasında arabulucu oldu.

Ancak yapılan görüşmelerde bir sonuç alınamadı. Kocaeli Barosu Başkanı Av. Sertif Gökçe, dün işçiler ile yönetim arasında yaşananları Hukukihaber.net’e değerlendirirken, sendikalar hakkında da çarpıcı açıklamalar yaptı.

Eylemlerin yaklaşan seçimlerle alakalı olduğunu düşünmediğini ifade eden Av. Gökçe, “Ben bu eylemleri Türkiye’deki iş gücünün ucuzluğuyla birlikte, sendikaların baskısından da kaynaklandığını düşünüyorum” dedi.
 
İşte Kocaeli Barosu Başkanı Av. Sertif Gökçe ile yapılan o röportaj:

Kocaeli Barosu olarak eylem yapan işçileri dün bir ziyarette bulunduk. Ciddi bir yağışta var son günlerde. İşçiler çok zor durumda, naylon çadırlarda kalıyorlar. İşçiler içlerinden temsilci seçti, onlarla görüştük. Taleplerinin ne olduğunu öğrenmeye çalıştık. İşçiler şu anda örgütlü değiller, bir sendikaları yok. Taleplerinin ne olduğunu bu yüzden net şekilde anlamak mümkün değildi. Ne istediklerini bilen kimse de yoktu. 

YÖNETİCİLERLE GÖRÜŞTÜM…

İşçilerle yaptığımız görüşme sonrasında talepleri en azından yazılı hale gelmiş oldu.Daha sonra şirketin Genel müdürüyle konuştum. İşçilerin taleplerini öğrendiğimizi, gerekirse arabuluculuk yapabileceğimizi ilettik. Kendileri de olumlu karşıladılar. Bağımsız birilerinin araya girmesini istiyormuş zaten… Memnuniyetle kabul etti. 

118 BİN İŞÇİYİ KAPSAYAN SÖZLEŞME…

İşçilerin taleplerini ilettik, burada saat ücretinde bir sıkıntı oldu. İşçiler, bir de sendikanın tamamen kaldırılmasını istiyorlar. Genel müdür işçilerin şartlarının büyük bir bölümünü kabul etti. Ancak saat ücreti konusundaki zam isteğini kesinlikle yapamayacağını bize iletti. Çünkü sendika ile yapılan bir sözleşme var. Bu sözleşmenin 118 bin işçiyi kapsadığını, hukuken bu sözleşmenin delinemeyeceğini aktardı. Ancak, genel müdürün bize söylediklerini dönüp işçilere söylediğimizde, işçiler bunu kabul etmedi. Eyleme devam kararı aldılar. Taraflar saat ücreti konusunda birbirine çok uzaklar.

VALİ BEY ARADI…

Biz işçileri ziyarete gittiğimizde bu işe el atmamız gerektiğini gördük. Ciddi bir arabulucu olmadığı gibi taraflarda yok. Eylem çok garip şekilde gelişti. Eylem önce sendikaya karşı gelişti, sonra işverene yöneldi. Kendiliğinden gelişen bir eylem olduğu için derli-toplu ve örgütlü de değil. İşçiler bizim ziyarete gittiğimizi duyunca başımıza toplandılar. Vali beyde bizi arayıp bilgi aldı. 

İŞÇİLER SİYASİ PARTİ TEMSİLCİLERİNİ ALANA ALMIYORLAR!

Bu eylemlerin seçimle alakası olmadığını düşünüyorum. Çünkü; hükümete ya da herhangi bir partiye karşı başlatılmış bir eylem değil. Kamu da gelişse belki hükümete ya da AK Parti’ye karşı denilebilir. Ama bu eylem kamuda değil, özel sektörde.

İşçiler zaten siyasi parti temsilcilerini eylem alanına almıyorlar. İşçiler bu konuda çok kararlılar. Özellikle o yüzden baro temsilcileri olan bizleri çok iyi karşıladılar. Dolayısıyla bu eylemleri seçimle bağdaştırmamak gerekiyor. 

‘DEVLET KENDİSİYLE ÇELİŞİYOR'

Türkiye’de toplum ve işçiler üzerinde ciddi bir baskı vardı. Bu sosyal bir patlama noktasına doğru gidiyordu. İşçi ücretleri, gerçekten çok düşük. TÜİK açlık sınırını 1400-1500 lira civarında açıklıyor, dönüp baktığımızda işçiler 1000-1100 liraya çalışıyor. Yani devlet kendisiyle çelişiyor. Bir ülke düşünün açlık sınırını 1400 lira olarak açıklıyor, bunun yanında asgari ücreti 958 lira olarak belirliyor. Bu çelişki değildir de, nedir? Maden açlık sınırı 1400 küsur lira, o zaman asgari ücreti de 1400 küsur lira yapın. Biz burada fakirlik sınırından değil, açlık sınırından bahsediyoruz. Bu dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş bir durumdur. 

‘EYLEMLER HER TARAFA YAYILABİLİR’

Dolayısıyla bu eylemler her tarafa yayılabilir. Türkiye’de 10 milyon işsiz varsa, 10 milyon da asgari ücretli var. Bu insanlar bugüne kadar bankalara borçlanarak geçindi. Kredi kartıyla, kredilerle geçiniyorlar. Aradaki farkı bankalarla kapattılar. Ama nereye kadar? 

KENDİLİĞİNDEN GELİŞEN BİR EYLEM…

Ben bu eylemleri Türkiye’deki iş gücünün ucuzluğuyla birlikte, sendikaların baskısından da kaynaklandığını düşünüyorum.  Eylem yapan işçilerde nitekim sendikanın hiçbir şey yapmadığını, işçilere sahip çıkmadığını söyledi. İşçilerle bir bağlantılarının olmadığını söyledi. Türkiye’deki sendikaların büyük bir kısmı işveren sendikası. Onlarda işçilerin hakkını savunmuyorlar. Bana kendiliğinden gelişen bir eylemmiş gibi geldi, diğerleri de birbirinden örnek alıyorlar. Onlar yaptı, biz neden yapmıyoruz diyerek eylem başlatıyorlar.Soma’da da o kadar insanın katledilmesinde sendikanın ihmali vardı. Bu eylemlerde de sendikanın ihmali var. 

‘İŞÇİLER AÇLIKTAN ÖLÜYOR, SENDİKALAR OTEL YAPIYOR’

Türkiye’deki sendikaların sil baştan değişmesi lazım. Bir defa, sendikalardaki üyelik yapısının değişmesi lazım. Sendika genel başkanları ve konfederasyon başkanları Türkiye’nin en zengin insanları ve kurumlarıdır. İşçiler açlıktan ölürken, sendikalar 5 yıldızlı otel yapıyorlar.  Sendika başkan ve yöneticileri en lüks araçlarla geziyorlar. Türkiye çelişkiler ülkesi. 10 milyon işsiz var, 10 milyon işçi açlık sınırının altında ücretlere çalışırken yöneticilerin hepsi Mercedeslerle geziyor, en lüks otellerde konaklıyorlar. Bu kadar gelir adaletsizliğinin olduğu bir ülkede sosyal patlama olmaması imkansızdı. 

İŞTE ALMANLARIN YAPTIĞI O ARAŞTIRMA 

10 yıl önce Alman menşeili bir dergi Türkiye’de şöyle bir araştırma yapmıştı; Türkiye’de bu kadar  işsiz ve yoksul varken neden sosyal patlama olmuyor? Araştırmanın sonucunda şu kanıya varmışlar; Türkiye’de geleneksel aile tipi var. Anne-baba yardımı ve köyden gelen takviyelerle idare ediliyor. Ancak, gelinen noktada bu da kalmadı. Köylerde de üretim yapacak kimse kalmadı. Emekli maaşını çocuğuna yediren anne-babalar var. Tüm bunlar bir yerde patlayacaktı. 

(RÖPORTAJ: MEHMET ALİ AY / HUKUKİ HABER)

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim