• BIST 108.392
  • Altın 143,135
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 28 °C

“İşgüder Hükûmet”

Doç. Dr. Erdal Abdulhakimoğulları

Türkiye, 7 Haziran 2015 tarihinde gerçekleşen milletvekili genel seçimleriyle birlikte bir seçimi daha geride bıraktı. Ancak seçim sonuçları şu haliyle hiçbir partiye doğrudan tek başına iktidar olabilme yolunu açmış değil. Bugün ülkemiz yeni bir hükümetin kurulup kurulamayacağı ya da bir erken seçime gidilip gidilmeyeceğinin tartışmalarının yapıldığı önemli bir karar arifesinde. Belki bu soruların cevabı Meclis Başkanı seçimi ile kısmen cevaplanmış olacak. Bilindiği üzere yemin töreninden sonraki 5 gün içinde de Meclis Başkanlığı seçim tamamlanmış ve sonrasında Meclis Başkanlık Divanı oluşturulmuş olacak. Divanın oluşumundan itibaren 45 gün içinde ise hükümetin kurulması gerekiyor.

1982 Anayasasına göre, Başbakan, Cumhurbaşkanınca, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri arasından atanır (Mad. 109). Yani Cumhurbaşkanı, yeni bir Bakanlar Kurulunun kurulabilmesi için, bir milletvekilini Bakanlar Kurulunu kurmakla görevlendirir. Cumhurbaşkanının bu yetkisi sınırsız değildir. Anayasada olmamakla birlikte Anayasal bir gelenek olarak bu kişi genellikle öncelikli olarak Mecliste mutlak çoğunluğa sahip veya en fazla çoğunluğa sahip partinin veya partiler koalisyonunun lideri olan milletvekilidir. Bu ihtimalin dışında cumhurbaşkanı Meclisin güvenine sahip bir başka milletvekiline de hükümeti kurma görevi verebilir. Şayet Mecliste hiçbir parti çoğunluğu sağlayamazsa Cumhurbaşkanının tayin serbestisi genişleyecektir. Ancak, Cumhurbaşkanının güvenoyu alamayacak bir milletvekilini hükümeti kurmakla görevlendirmesi ve sonrasında kurulacak hükümetin güvenoyu alamaması bir anayasal bunalımı da beraberinde getirebilir. Dolayısıyla cumhurbaşkanının bu yetkisini demokratik prensiplere uygun olarak kullanması bir zorunluluk haline gelmektedir. Cumhurbaşkanı tarafından yeni hükümeti kurmakla görevlendirilen milletvekili görüşmeler yapacak, kararlar alacak ve ardından oluşturduğu bakanlar kurulu listesini Cumhurbaşkanına sunacak, sonra da meclisten güvenoyu isteyecek. Mecliste yapılan güven oylaması hükümetin göreve başlamasının bir ön şart değildir. Hükümet, Cumhurbaşkanının atama işlemiyle kurulmuş olmakta ve göreve başlamaktadır. Kurulan hükümetin güvenoyu alamaması halinde ise Cumhurbaşkanı başka bir milletvekiline hükümeti kurma görevini verebilir. Bu süreç anayasaya göre 45 gün içinde tamamlanacaktır (Mad. 116). Bu süre içinde şayet güvenoyu alabilecek bir hükümet kurulamazsa kural olarak Cumhurbaşkanı seçimlerin yenilenmesine karar verebilir. Ancak, Cumhurbaşkanı bir hükümetin kurulabilmesi için ısrarlı ise bu 45 günlük süreyi de aşabilir. Dolayısıyla Meclisin içinden yine bir milletvekilini hükümeti kurmakla görevlendirebilir. Yani burada bir zorunluluk bulunmamaktadır. Kısacası, bu 45 günlük süre aşıldı diye Cumhurbaşkanının sorumluluğunu doğuracak bir durum bulunmamaktadır. 

Bununla birlikte içinde bulunduğumuz günlerde çok konuşulan konulardan bir diğeri de seçim sonrasında istifası Cumhurbaşkanı tarafından kabul edilen mevcut hükümetin yetki, görev ve sorumluluk sınırının nereye kadar olduğudur. Milletvekili genel seçimleri sonrası oluşan kompozisyonda Meclisin sayısal yapısı nasıl olursa olsun, görevde olan Başbakan hükümetin istifasını Cumhurbaşkanına sunmak zorundadır. Zira Başbakan Meclis üyeleri arasından atandığından, seçimle birlikte üyelik sıfatının sona ereceğinden Başbakanlık görevi de doğal olarak sona erecektir. Bu doğrultuda 7 Haziran 2015 seçimleri sonrası 62. Hükümetin Başbakanı Ahmet Davutoğlu Bakanlar Kurulu’nun istifasını Cumhurbaşkanlığı makamına sunmuş ve bu istifa da Cumhurbaşkanı tarafından; Anayasasının 104. maddesi uyarınca, yeni Hükümet kuruluncaya kadar mevcut hükümetin göreve devam etmesi ricasıyla kabul edilmiştir. Yani, devletin devamlılığı ve kamu hizmetlerinin sürekliliği ilkesi gereğince yeni Bakanlar Kurulunun atanmasına kadar ülke hükümetsiz kalmasın diye bu noktada herhangi bir zorunluluk olmamasına rağmen eski Bakanlar Kurulu görevine devam eder. Kısacası başta görevi her ne sebeple olursa olsun sona ermiş bir Bakanlar Kurulu olmak üzere yeni kurulmuş ve henüz güvenoyu alamamış veya seçimler için geçici olarak kurulmuş hükûmetler “işgüder hükûmet (care taker government)”  ya da “gündelikçi hükümet" olarak adlandırılmaktadır. İşgüder nitelikteki bir hükümetin güven oylaması sonucu güvenoyu alması halinde ise kalıcı bir hükümete dönüştüğünü görmekteyiz. Şayet güvenoyu alamazsa bu hükümet istifa etmekte ve yeni bir hükümet kuruluncaya kadar işgüder hükümet olarak görevine devam edebilmektedir.

Görevi sona ermiş ve yeni bir hükümet kuruluncaya kadar görevde kalması istenmiş ve yine henüz güvenoyu almadan göreve başlamış bir işgüder hükümetin yetki alanının sınırının nereye kadar olduğu sorusu çok sık tartışmalara konu olmaktadır. Genel kanaat, bu hükûmetlerin sadece gecikmesinde sakınca bulunan önemli, olağanüstü önem sahip ivedi işlerin yanı sıra idari nitelikteki günlük konularda karar alabileceği yönündedir. Yine, bu hükümetler daha önce kararlaştırılmış ve yürütülen işleri devam ettirebilir. Siyasi sorumluluğu henüz üstlenmemiş bir işgüder hükümetin geleceğe dönük olarak bir takım kararlar alıp buna ilişkin tasarruflarda bulunmaması gerekir. Dolayısıyla, sonradan atanacak güvenoyu almış siyaseten sorumlu olacak bakanlar kurulunu güç durumda bırakacak siyasi nitelikli öneme sahip büyük kararlar almaması gerekir. 21 Haziran 1977 tarihinde kurulan 40. T.C Hükümeti kurulduktan kısa bir süre sonra henüz güvenoyu almış olmamasına rağmen muhalefetin gösterdiği tepkilere aldırış etmeden aralarında TRT Genel Müdürünün de olduğu bazı bürokratları görevlerinden alarak yeni atamalar yapmıştır. Geçmişte bu konuda bazı işlemlerin yargıya taşındığını ve yargının da işgüder hükümetlerin bazı işlemlerini iptal etme yönünde karar verdiğini de görmekteyiz. Örneğin Danıştay 5. Dairesi 2004 tarihinde vermiş olduğu bir kararında; 3 Kasım 2002 tarihinde yapılan Milletvekilliği Genel Seçimleri' sonrasında yeni hükümete görev teslimi yapılmadan kısa süre önce il sağlık müdür yardımcılıklarına yapılan atamaları iptal etmiştir.

İşgüder hükûmetlerin doğuracağı mahsurları azaltmak adına çözüm önerisi olarak bir anayasal değişiklik düşünülebilir. Anayasada, işgüder hükûmetlerin sadece günlük ve ivedi konularda, bir başka deyişle “rutin” işlerde karar alması ve görev süresinin kısa tutulmasına yönelik düzenleme yapılabileceği gibi bu değişikliğin sorunu tek başına çözemeyeceği bir gerçektir. Bu sorunu aşmanın yolu öncelikle demokrasinin kurumsallaşması, demokrasi kültürünün içselleşmesi ve herkes tarafından benimsenmesinden geçmektedir.

KAYNAKÇA

OKŞAR, Mustafa, Hükümet Sistemleri Önceki Anayasalar ve Özellikle 1982 Anayasası Çerçevesinde Bakanlar Kurulu, Yetkin Yayınevi, Ankara 2013.

ARMAĞAN, Servet, 1961 Anayasası ve Bakanlar Kurulu, İÜHF Yayınları, İstanbul 1978.

ÖZER, Attila, Batı Demokrasilerinde ve Türkiye’de Hükümetin Kuruluş Yöntemleri, Ankara 1981.

GÖZLER, Kemal, Türk Anayasa Hukuku Dersleri, Ekin Kitabevi, Bursa 2014.

ÖZBUDUN, Ergun, Türk Anayasa Hukuku, Yetkin Yayınevi, Ankara 2013.

TUNÇ, Hasan, BİLİR, Faruk, YAVUZ Bülent, Türk Anayasa Hukuku Dersleri, Adalet Yayınevi, Ankara 2015.

TURHAN, Mehmet, Hükûmet Sistemleri ve 1982 Anayasası, Diyarbakır 1989.

Danıştay Beşinci Dairesi, 10 Aralık 2004 Tarih ve E. 2004/3658, K. 2004/5187 Sayılı Karar.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim