• BIST 81.712
  • Altın 147,331
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 1 °C

İşletme Hakkının Devri Sözleşmesine İstinaden Rücuen Alacak İstemi

İşletme Hakkının Devri Sözleşmesine İstinaden Rücuen Alacak İstemi
İşletme Hakkının Devri Sözleşmesine İstinaden Rücuen Alacak İstemi hakkında Yargıtay kararı:

YARGITAY

6. HUKUK DAİRESİ

Esas Numarası: 2015/195

Karar Numarası: 2015/1238

Karar Tarihi: 11.02.2015

İŞLETME HAKKININ DEVRİ SÖZLEŞMESİNE İSTİNADEN RÜCUEN ALACAK İSTEMİ

KİRA KONTRATI DÜZENLEMEK İSTEDİĞİ DAVALIYA BİLDİRMESİNE RAĞMEN DAVALININ HİÇ BİR İŞLEM YAPMADIĞI SÖZ KONUSU İŞYERİNİN MÜLKİYET SAHİBİNE ULAŞILDIĞINDA MEVCUT KİRA SÖZLEŞMESİNDE DEVİR YETKİSİNİN OLMADIĞINI ÖĞRENDİĞİ

İŞLETME HAKKI DEVİR SÖZLEŞMESİNDEN KAYNAKLANAN UYUŞMAZLIKLARDA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ GÖREVLİDİR

HASILAT KİRA İLİŞKİSİ

ÖZETİ: Somut olayda, davadaki asıl uyuşmazlık işletme hakkının devri sözleşmesinden kaynaklanan alacağın rücuen tahsiline ilişkin olup taraflar arasında kira ilişkisi bulunmamaktadır. Uyuşmazlığın bu niteliğine göre, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Bu nedenle yargılamaya devam edilerek davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, sözleşmenin hasılat kirası olduğundan bahisle mahkemenin görevsizliğine karar verilmesi doğru değildir.

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan alacak davasına dair karar, davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Dava, taraflar arasındaki İşletme Hakkının Devri Sözleşmesine istinaden rücuen alacak istemidir. Mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin hasılat kirası hükümlerine tabi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkillerinden İ. ile davalının dava konusu taşınmazda faaliyet gösteren işyerinin %60'lık hissesini müvekkillerine devri konusunda anlaştıklarını, aralarında 24.01.2012 tarihli tutanak başlıklı belgeyi düzenlediklerini, devir bedelini müvekkili İ.'a ait 12.000,00 TL bedelli 06 ... 40 plaka sayılı araç ile 12.000,00 TL nakit olmak üzere toplam 24.000,00- TL olarak belirlediklerini, müvekkilinin aracın devrini ve nakit parayı davalıya verdiğini, kira kontratı düzenlemek istediğini davalıya bildirmesine rağmen davalının hiç bir işlem yapmadığını, söz konusu işyerinin mülkiyet sahibine ulaşıldığında mevcut kira sözleşmesinde devir yetkisinin olmadığını öğrendiğini, sonradan ödediği bedeli ve araç bedelini davalıdan talep etmesine rağmen davalının buna yanaşmadığını, bunun üzerine davalı aleyhine 20.09.2012 tarihinde Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2012/11900 Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının takibe itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek müvekkilince ödenen toplam 24.000,00-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, davacı Ö. adına hareket eden ve bu sıfatla dava tutanağını imzalayan İ.'ın bu uyuşmazlığın tarafı olmadığından husumet itirazında bulunduklarını, davacı Ö.'un davalı Ü.'e ait olan işyerinin %60 hissesini alarak ortak olmak istediğini, işyerinin maliki H.'ın bilgisi ve muvafakati ile davalı Ü. ile yapılan pazarlık sonucunda 24.000 TL bedelle Ö.'a %60 hissesinin devri konusunda anlaşmaya varıldığını, 24.01.2012 tarihinde düzenlenen tutanakla işyerinin davalı Ö.'a fiilen teslim edildiğini, taşınmazın malikinin işyerinin davacılara devrine muvafakat ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, hasılat getiren yerin davacılara davalı tarafından kiraya verildiği, aralarında hasılat kira ilişkisi kurulduğu, HMK'nın 4/a maddesi gereğince davaya bakmakla sulh hukuk mahkemelerinin görevli olduğu, davacıların davalı tarafından dolandırıldıkları, davalının dava konusu yeri kiraya verme hakkının olmadığı iddiasının görevli mahkemece değerlendirilmesinin gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.

Somut olayda, davadaki asıl uyuşmazlık işletme hakkının devri sözleşmesinden kaynaklanan alacağın rücuen tahsiline ilişkin olup taraflar arasında kira ilişkisi bulunmamaktadır. Uyuşmazlığın bu niteliğine göre, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Bu nedenle yargılamaya devam edilerek davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, sözleşmenin hasılat kirası olduğundan bahisle mahkemenin görevsizliğine karar verilmesi doğru değildir.

Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 sayılı Kanunla eklenen geçici 3. madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 11.02.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Kaynak: adaletbiz.com
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim