• BIST 89.412
  • Altın 146,694
  • Dolar 3,6411
  • Euro 3,9163
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 17 °C

İstanbul Barosu'ndan Bayrak Tepkisi

İstanbul Barosu'ndan Bayrak Tepkisi
Barodan yapılan açıklamada; Diyarbakır’da Türk Bayrağı’nın indirilmesi, iktidarın terör örgütü ile yürüttüğü “açılım” sürecinin nerelere ulaştığını gösterdiği gibi, “barış” nutuklukları altında yatan gerçek amacı da gözler önüne sermiştir." denildi.

"Diyarbakır’da Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda asılı Türk Bayrağı’nın indirilmesi, iktidarın terör örgütü ile yürüttüğü “açılım” sürecinin nerelere ulaştığını gösterdiği gibi, “barış” nutuklukları altında yatan gerçek amacı da gözler önüne sermiştir.
 
Uzunca bir süredir emperyalizmin ve onun yerli işbirlikçileri ve taşeronlarının gayretleri ile ülkenin kimyası ve genetiği ile oynanmış, milli ve toplumsal değerler bilinçli olarak aşındırılmış ve millet ordusuna düşman edilmek istenmiş, Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarı sarsılmış, bu sürecin sonunda teröre karşı adeta eli kolu bağlanmıştır. Buna karşılık terör örgütü, “açılım” adı altında Türkiye’nin geleceğinde ve siyasetinde aktör haline getirilmiştir. Ülkenin doğu ve güneydoğusundan devlet adeta sınır dışı edilmiş, hükümranlık ve egemenlik yetkilerini kullanamaz olmuş, terör örgütü mensupları güpegündüz yol keserek kimlik kontrolü yapacak cesareti gösterir olmuşlardır.
 
Bir devletin en önemli egemenlik sembolü ve göstergesi olan bayrağın, kendi semalarından indirilmesi, indirilebilmesi bu sürecin en akılalmaz aşamalarından birisidir. Bu şekilde toplumun sinirleri ile oynanmakta, gelecekteki planlamalar adına nabız ve tansiyonu ölçülmekte, kanlı bir boğazlaşmanın taşları döşenmektedir. Bu çok tehlikeli bir oyun olup, Türk Milleti bu oyuna gelmeyecektir.
 
Ancak asıl sorulması gereken, bayrağımızın indirilmesi dahil tüm bu faaliyetlerin hangi cesaretle ve destekle yapılabildiğidir. Gelinen nokta, ülkeyi on yılı aşkındır yöneten siyasi iktidarın ve uzunca bir zaman birlikte yürüdüğü koalisyon ortağının eseridir. Eserleriyle övünebilirler…
 
Terörü bitirmek adına ülkenin değerlerini tahrip eden, genetiğini değiştiren, kimyasını bozan, değerleri tahrip eden, terör örgütünden hayır kuruluşu, terör örgütü başından Mandela yaratmaya çalışan, terörle mücadeleyi bir yana bırakıp onunla müzakereye girişen, hukuku ve anayasayı askıya alan, ülkeyi bir kanun çöplüğüne çeviren, halka şiddet, teröre hoşgörü gösteren siyasi iktidar gelinen noktanın baş sorumlusudur.
 
Şimdi ise daha büyük “açılımlar” için toplumun tansiyonu ölçülmektedir. Başbakan ve siyasi iktidar yetkililerinin sözde “sert” tepkileri ile kof diklenmeleri ise kötü bir tiyatrodan ibarettir. Şehide “kelle”, “üç beş Memet” diyenlerin, Ulu Önder Atatürk’e fütursuzca Hitler ve Mussolini benzetmesi yapanlara sesini çıkaramayanların, terör örgütü ile aynı ifadeleri kullanıp doğu ve güneydoğu bölgemizden “Kürdistan” diye söz edenlerin, başta 29 Ekim olmak üzere milli bayramları yasaklayanların, andımızı kaldıranların, Türk Milleti’ nin adını dahi söylemeye cesaret edemeyenlerin, okullardan Atatürk ve bayrak köşelerini kaldıranların, ellerinde bayrak ile yürüyenlerin üzerine polisi ve tomaları sürenlerin bayrak konusunda gösterdikleri hassasiyetin inandırıcılığı olamaz.
 
Takke düşmüş, kel görünmüştür. Kendi topraklarında yol kesilip kimlik kontrolü yapılmasını önlemeyen, önleyemeyen; kendi semalarından bayrağının indirilmesini engelleyemeyen, halkın demokratik protestolarına biber gazlarıyla, tomalarla ve binlerce polisle çok sert biçimde müdahale etmekte tereddüt etmezken, tüm bu olanlara seyirci kalan bir yönetim artık iktidarını yitirmiş olmaktadır. Aslında indirilen bayrak değil, iktidarın muktedirliğidir. Bu yaşananlar, dış destekli etnik bir kalkışmanın provalarıdır. Evet Başbakanın dediği gibi bunun bedeli ödenecektir. Ancak, bu bedeli asıl ödeyecek olan, kendi siyasi çıkarları uğruna ülkeyi bugünlere getiren, yurttaşları etnik, mezhepsel ve siyasi temelde bölüp birbirine düşman eden, teröre cesaret veren siyasi iktidardır.
 
Bayrak bir bez parçası değildir. Bir devletin, ulusun egemenliğinin, bağımsızlığının, bölünmez bütünlüğünün, birliğinin, saygınlığı ve onurunun göstergesi ve sembolüdür. Bayrak bir ülkenin tarihidir. Etnik ve mezhepsel kökeni ne olursa olsun tüm ulusun ortak değeridir. Buna herkes saygı göstermek ve gösterilmesini sağlamak zorundadır.
 
İstanbul Barosu olarak yurttaşlarımızı bir takım provokasyonlara karşı uyanık ve soğukkanlı olmaya, etnik, mezhepsel ayrılıklarını bir yana bırakarak birlik olmaya, halkımızı kin ve düşmanlığa tahrik eden  tüm fesatlara karşı ulus ve yurttaş olma temelinde birbirine sımsıkı sarılmaya, Anayasamızın ilk üç maddesinde belirtilen değerlere, Cumhuriyetine, özgürlüğüne, kardeşliğine, demokrasiye, hukuk devletine, geleceğine ve bayrağına sahip çıkmaya ve her yeri bayrağımızla donatmaya çağırıyoruz.
 
Gün, birlik ve bayrağa, Cumhuriyet’e sahip çıkma günüdür.

Türk bayrağını semalarımızdan ve yüreklerimizden kimse indiremez. Türk ulusunun, bayrağını korumak için herhangi bir kişi veya kuruluşa ihtiyacı olmayıp onu bizzat kendisi koruyacak güce sahiptir.
 
Kamuoyuna saygı ile duyurulur."
 
İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim