• BIST 109.156
  • Altın 153,298
  • Dolar 3,8173
  • Euro 4,5053
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara -2 °C

İstanbul Barosu'ndan O Görüntülere Sert Tepki: "Not Edildi!"

İstanbul Barosu'ndan O Görüntülere Sert Tepki: "Not Edildi!"
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın iki günlük Rize ziyaretine Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay başkanlarının da katılıp beraber çay toplaması tepkilere neden oldu.

Yazılı bir açıklama ile tepkisini dile getiren İstanbul Barosu Başkanlığı, "'Yüksek' Yargı organları ve onun temsilcilerini görevlerinin gerektirdiği sorumluluğa ve anayasal konumlarına uygun davranmaya davet ediyor, Yargının bağımsızlığı, tarafsızlığı, güvenilirliği ve saygınlığına uygun biçimde hareket etmek zorunda olduklarını hatırlatıyoruz." dedi.

Baro açıklamasında şu ifadelere yer verdi;

Cumhurbaşkanının Rize ziyaretine; Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay başkanları da katılmış ve hep beraberce çay toplamışlardır.

İstanbul Barosu olarak Yüksek Yargı organlarının başkanlarının bu davranış biçimini; özellikle son dönemde yargının çokça tartışıldığı, yargıya duyulan güvenin hızla azaldığı ve aşındığı bir ortamda yadırgadığımızı, onaylamadığımızı; yargının bağımsızlığı, tarafsızlığı, güvenilirliği ve saygınlığı bakımından son derece yanlış, tehlikeli ve talihsiz bulduğumuzu belirtmek isteriz.

Bilindiği üzere hukuk devletinin ve demokrasinin en önemli temellerinden birisi, kuvvetler ayrılığıdır. Hukuk Devletinde her eylem ve işlem, yargı denetimine tabidir. Bu denetim, Türk Milleti adına yargı tarafından yerine getirilir. Nitekim Anayasamızın 9. maddesine göre "Yargı yetkisi, Türk milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır", yine Anayasamızın 138.maddesine göre; "Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiç bir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz".

Şu halde bu hükümlerin ve konumunun gereği olarak yargı, özellikle ve evleviyetle Yüksek Yargı; makamı, konumu ne olursa olsun hiç bir organ, makam, merci veya kişiden talimat almamak, etkisinde kalmamakla, bağımsızlıklarını ve tarafsızlıklarını korumakla yükümlüdürler. Bu aynı zamanda Türk Milleti adına karar verme hak ve yetkisinin de zorunluluğudur. Yargının görevi, yasama veya yürütme ile "uyumlu" olmaları değil, sadece hukuka, kanuna ve vicdanlarına göre hiç bir etki altında kalmaksızın onların eylem ve işlemlerini Türk Milleti adına denetlemekten ibarettir.

Yargının bağımsızlık ve tarafsızlığı hususunda önemli olan öncelikle bu yönde kamuoyunda ve bireylerde bu yönde güçlü bir izlenim ve kanaat oluşturulmasıdır. Yargı mensuplarının hiç bir güce, yapıya, kişiye "bağlı", "tabi" veya onun etkisinde bir görüntü vermemesi, yargıya duyulması gereken güvenin zorunlu şartıdır. Bu ise sadece kararlarla değil, genel tutum ve davranışları ile de gerçekleşir. Yargı mensuplarının, hele ki Yüksek Yargıyı temsil eden başkanların konumları ve temsil görevleri, her türlü davranışlarında çok özenli olmalarını gerektirmektedir.

Özellikle son dönemlerde, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığının - ne yazık ki haklı gerekçelerle - çokça tartışıldığı, yargıya olan güvenin tarihte görülmemiş oranda aşındığı ve azaldığı bir dönemde Yüksek Yargı Organlarının başkanlarının; yargı ile sürekli olarak polemik içinde olan, yargıya yönelik söylemleri eleştiri sınırlarının çok ötesine geçen, Anayasa Mahkemesini ve onun kararlarını tanımadığını ve uymayacağını açıkça beyan eden Cumhurbaşkanının "yurt gezilerinde" bulunmaları, görev ve konumlarının bir gereği olmadığı gibi, yargı mensupları ve yurttaşlar üzerindeki etkisinin ne olacağını kestirmek de güç değildir.

Bu davranış biçimi, Yüksek Yargı Organlarının bağımsızlığı, tarafsızlığı, güvenilirliği ve saygınlığı ile "uyumlu"olmadığı gibi, bunlara gölge düşürebilecek, olağan sayılamayacak, bu yöndeki kuşku ve kaygıları haklı olarak artıracak bir özellik taşımaktadır ve kabul edilemez.  Bu açıdan yaşananlar yargı mensupları ve yargı camiası adına da üzüntü ve kaygı verici bir tutumdur. Yüksek Yargı Organlarının başkanlarının; Cumhurbaşkanına "eşlik etmek", onunla "çay ve zeytin hasadı incelemesinde" bulunmak gibi bir görev ve yetkileri yoktur!

Yargının "Yüksekliği" sözle değil, davranışları ve kararları ile söz konusu olabilmektedir. Hiç kimsenin, yargının saygınlığını ve güvenilirliğini zedeleme hak ve yetkisi yoktur. "Terazinin" kefelerinde adalet, hukuk ve vicdan dışında bir şey yer alamaz.

Bu arada Yüksek Yargının gündeminde, Türk siyasi hayatında önemli etkileri olabilecek karar dosyalarının bulunduğunu da hatırlatmak isteriz.

Bu nedenlerle; bahse konu davranış biçimi ile ilgili olarak yargı adına "üzüntü" ve "kaygı" mızı belirtmekte, Yüksek Yargı Organlarının başkanlarını ve tüm yargı mensuplarını üzerinde taşıdıkları "cübbenin" onur ve saygınlığı ile Türk Milletine karşı olan sorumluluklarının gereğini yapmaya, buna uygun davranmaya davet etmeyi bir hukuk kurumu olarak görev sayıyoruz.

Unutulmamalıdır ki tarih, toplum ve vicdan her şeyi kaydetmekte ve not etmektedir.

İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI     

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim