• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara -1 °C

İşte TIR Savcılarının Açığa Alınmasına İki HSYK Üyesinin Muhalefet Şerhi

İşte TIR Savcılarının Açığa Alınmasına İki HSYK Üyesinin Muhalefet Şerhi
Adana’da mühimmat yüklü TIR’lar ile ilgili soruşturmayı yürüten ve 7 Mayıs’ta tutuklanan savcılar hakkında HSYK 2.Dairesinin verdiği soruşturma izni ve açığa alınmasına iki üyenin yazdığı muhalefet gerekçesine GriHat ulaştı.

Savcılar hakkında HSYK 3. Dairesinin soruşturma aşamasına geçilmesi kararı vermesinden 2 gün sonra dairenin görevden uzaklaştırma kararı verdiği anlatıldı. HSYK 3.Dairesinin imzasının dahi atılmadığı, savcıların tanıklarını bildirmediği, kendileri aleyhinde suçlamalarda bulunan tanıkları sorgulama imkanına sahip olmadığı ifade edildi. Yapılan işlemlerin Anayasa ve AİHM, AHİS içtihatlarına da aykırı olduğu vurgulandı.

Mahmut Şen ve Mustafa Kemal Özçelik tarafından yazılan muhalefet şerhleri şu başıklarla sılanadı:

Muhalefet şerhinde soruşturmanın başlatılmasında itibaren yaşanan usule aykırılıklar, müfettiş raporundaki eksikliklere dikkat çekildi.  HSYK 3.Dairesinin 23.12.2014 tarihinde verdiği soruşturma kararından 2 gün sonra 25.12.2014 soruşturmayı yürüten müfettişlerce tedbir talebinde bulunduğunun altı çizildi. Üstelik buna istinaden açığa alma işleminin de 3.Daire kararının henüz imzadan çıkmasının dahi beklenmeden karara bağlandığı vurgulandı. Yapılan işlemlerin HSYK Çalışma, Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 12-2 maddesine aykırı olduğu ifade edildi.

Müfettiş şerhlerin yazılmasını dahi beklemeden uzaklaştırma istedi

Müfettişlerin tedbir olarak açığa alma kararını talep etmesinden önce, muhalefet şerhlerinin yazılmış olmasını beklemesi gerektiği, bu şerhlerde yer alan hususların açığa çıkarılması lehe ve aleyhe olan delillerin toplanmasından sonra bu talebi gerçekleştirmesi gerektiği aktarıldı. Böylece muhalefet şerhini görmeden uzaklaştırma talep eden müfettişlerin lehte delil toplamaktan kaçındığı belirtildi.

Savunma yapmaları için suçlamalara ilişkin belgelerin tamamı gönderilmedi

Savcıların savunmasının dahi alınmadan açığa alındığının hatırladığı muhalefet şerhinde savcıların kendilerine yöneltilen suçlamalar konusunda da ayrıntılı olarak bilgilendirilmedi ifade edildi. Suçlamaları bilmeden ve savunma yapmadan açığa alınmalarının adil yargılama konusunda tüm usullerin ihlal edildiği vurgulandı. Muhalefet Şerhi’nde AİHM kararlarına da geniş yer verildi. “AİHM’nin, hakkında karar verilecek kişiye suçlamaların dayanağı olan tüm bu bilgi ve belgeler tam ve zamanında verilmelidir. İlgilinin suçlandığı olaya ilişkin savunma hazırlayabilmesi için gerekli olan bilgi ve belgelerin hiç verilmemesi, tam olarak verilmemesi ya da yanlış bilgi verilmesi gibi sebeplerle savunmanın istenildiği gibi hazırlanmaması adil yargılama hakkına, dolayısıyla sözleşmenin 6.maddesine aykırıdır” denildi.

Savunma hakları kısıtlandı, tanık beyan etmelerine izin verilmedi

Savcıların ithamlara karşı beyanda bulunmasının, tanık dinletmesinin ve karşı tarafın suçlamalarına dayanak yaptıkları tanıkları sorgulama imkanının bulunmaması AİHS’nin 6.maddesinde bulunan silahların eşitliği ilkesinin, çekişmeli yargılama prensibinin ve savunma hakkının ağır ihlali olduğu anlatıldı.

Savcıların 1 yıl önce suçlandıkları konudan açığa alınmasına ilişkin delil yok

Öte yandan, kurulun bağımsız ve tarafsız hareket etmesi gerekirken savcıların 1 yıl önce işlediği iddia edilen fiiller nedeniyle birinci bir tedbir kararı olan yer değiştirmenin uygulandığı, yeni görev yerlerinde hukuka aykırı tutum ve davranışlar içerisinde olmadıkları buna karşın açığa alma işleminin uygulandığı söylendi. Dosyada ikinci bir tedbir kararı olan görevden uzaklaştırmayı gerektirecek yeni bir delil bulunmadığı da aktarıldı. Bu durumda savcıların usulü hak ve güvencelerinin de ihlal edildiği ve kurulun mahkeme hassasiyeti ile hareket etmesi gerekirken buna uymadığı bildirildi.

Kurul kararı ve müfettiş raporu kendisini mahkeme yerine koyma anlamına geliyor

Savcılara ilişkin soruşturma izni verildikten ve henüz muhalefet şerhleri yazılmadan 2 gün sonra tedbirin istenmesi ve uygulanması ise bir örnekle yasaya aykırılık teşkil ettiği gösterildi. Söz konusu örnek şöyle aktarıldı:

“başka mahalden verilen bir dava dilekçesi mahkemeye ulaşmasa bile dilekçenin gönderildiğine ilişkin üst yazı üzerine mahkemenin karar vermesinden ya da mahkeme heyeti tarafından yazılıp imzalanmış bir gerekçeli karar olmadan mahkeme başkanının karar sonucunu taraflara bildiren yazısı üzerine temyiz mercinin karar vermesinden farksızdır. Nasıl ki mahkeme kararı yazılıp üyelerin imzaları tamamlanmadan başkanın karar sonucunu bildiren yazı ile ilgili müfettişlerin tedbir talep etmesi, HSYK 2.Dairesinin de tedbir taleplerini görüşmesi mümkün değildir.”

Muhalefet şerhinde Adalet Bakanının kurula başkanlık etmesine dikkat çekilirken, bir atama, tayin ve yer değiştirme işlemlerinin denetlenmeden yapıldığı anlatıldı. Şerhte, şu tespite yer verildi: “Yargı mensupları hakkında soruşturma ve inceleme izinlerinin bakanın iznine bağlı olması yargı bağımsızlığına aykırıdır.”

AİHM içtihatlarına aykırı

Yapılan açığa alma ve soruşturma izni verme işlemine ayrıca “ AİHM içtihatlarına göre görevden uzaklaştırma tedbirinin uygulandığı hukuki süreç, AİHS’nin 6.maddesinde ifadesi bulan tarafsız olma ve tarafsız görünme ilkelerine aykırıdır.”

Yargısal faaliyet denetleme ve tedbir konusu yapılmış

Muhalefet şerhinde yargısal faaliyetin soruşturma konusu yapıldığı izah edildi şu bilgilere yer verildi: “BM yargı bağımsızlığı ilkelerine göre, kişilerin ulusal hukuka göre temyiz hakları ve devletten tazminat isteme hakları saklı kalmak kaydıyla hakimler, yargısal yetkilerini kullanırken yanlış tasarrufları veya ihmalleri nedeniyle sorumlu tutulmamalıdır.

Savcıların aldıkları kararlara itiraz da bulunulmadı

Avrupa Hakimleri Dayanışma Konseyine göre hakim, yargı görevini yerine getirirken ihmal ya da tedbirsizlik sonucu işlemiş olduğu fiillerden sorumlu olmamalıdır. Yargısal süreçlerde yapılmış olan hataların düzeltilebilmesi için iç hukukta başkaca bir mekanizma varsa, (somut olayda sulh ceza mahkemesine itiraz mümkündür) bu tür iş ve işlemler kanunun yolunda düzeltilmelidir…

Yargısal faaliyet denetlenemez

Müfettişler tarafından yapılan soruşturmada sonucu hazırlanan ön inceleme raporu ve fezlekede, ilgili savcıların yapmış olduğu ve işlemlerin hukuka aykırı olup olmadığı yönünde değerlendirmeler yapmıştır. Bu değerlendirmelerin müfettiş tarafından değil, itiraz üzerine hakim tarafından yapılması zorunludur. Aksi halde yargısal kararların idari bir kurul olan HSYK ve idari bir görevli olan müfettiş tarafından denetlenmesi sonucu ortaya çıkmaktadır ki bu durum yargı bağımsızlığı açısından kabul edilemez.

Öte yandan savcıların yaptığı işlemlere itiraz edilmediğinin de altı çizildi. “Yargısal faaliyete ilişkin konuların soruşturmaya ve görevden uzaklaştırma kararına dayanak yapılması Anayasa ve İç Hukuk normlarına da aykırıdır” denildi.

Anayasa’dan almadığı yetki kullanılamaz

TIR’larda mühimmat ve patlayıcı madde bulunduğunu belirten şerhte, Anayasa’nın 6.maddesi hatırlatıldı ve “Hiçbir kimse veya organ, Anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz” hükmü ile 11.maddedeki “Anayasa hükümleri yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır” denildi.

Savcılara  MİT belge ibraz etmedi

MİT TIR’larının durdurulması anında ve sonrasında TIR’larda ya da eşlik eden eskortlarda savcılara hiçbir belge sunulmadığı ifade edildi. Müfettişin TIR’ların MİT’e ait olduğunu iddia etmesine rağmen belge koyamadığı ve bu iddiasını ispatlayamadığı aktarıldı.

MİT’in silah ya da yardım taşıma yetkisi yok

O dönem yürürlükte olan MİT kanunun 26.maddesinin savcıların delil toplama yetkisini sınırlandırmadığının altı çizildi. MİT’in silah taşıma yetkisinin olmadığı, hatta yurt dışına yardım malzemesi taşıma yetkisinin de bulunmadığı söylendi.

Bu olaydan sonra MİT kanunun değiştiği ve değişen maddelerin bu olaydaki açıkları kapatmaya yönelik olduğu belirtilirken, kanunun önceki ve sonraki hali de kıyaslandı.

Aynı toplantıda ilk kez toplu olarak uzaklaştırma kararları verildi

Kurulun, 17-25 Aralık dosyalarına bakan 4 savcı ile birlikte TIR dosyasına bakan 5 savcı hakkında görevden uzaklaştırma kararı verdiği hatırlatılan şerhte, “Soruşturma dosyası tekemmül etmemiş, 2.Daireye son savunmanın alınması ve kovuşturma izni verilmesi talebiyle gelmemiş hiçbir dosyada, daha önce görevden uzaklaştırma tedbiri uygulanmamıştır. Dahası, HSYK tarafından ilk kez 17-25 Aralık dosyaları nedeniyle aynı toplantıda 4 savcı için, mevcut dosyada ise yine aynı toplantıda 5 savcı için bu tedbire başvurulmuştur” denildi.

Muhalif kalan üyeler, açığa alma işleminin “Yargı erkinin nüfuz ve itibarının zedelenmesi gerekçesi ile görevden uzaklaştırma tedbirine başvurulması AİHM içtihatlarına göre belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırıdır” tespitinde bulundu.

Savcıların görevden uzakşatırılması Anayasa’ya aykırı

Ayrıca dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın ve Kenan İpek’in başsavcı Süleyman Bağrıyanık’ı araması ve akabinde Bağrıyanık’ın bunu tutanağa geçirmesi ve akabinde Bağrıyanık hakkında yapılan işlemlerde Anayasa’nın 138.maddesinin gözardı edildiğine dikkat çekildi. Muhalif üyeler şerhin sonuna “Savcıların HSYK kanunun 77.maddesi hükmü ile görevden uzaklaştırılmasının evrensel hukuka aykırı olduğunu ve Anayasa’nın 6, 11, 138 ve 159.maddesine aykırı olduğu ile çoğunluk kararına katılmıyoruz.”

KAYNAK: Arzu Yıldız-GriHat

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim