• BIST 97.726
  • Altın 145,645
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0008
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 20 °C

İşte Tutuklu Gazetecilerin Cezaevinde Yaşadıkları

İşte Tutuklu Gazetecilerin Cezaevinde Yaşadıkları
Meclis İnsan hakları Komisyonu’nun CHP’li üyeleri Silivri Cezaevinde Tutuklu bulunan gazetecilerle görüştü. Komisyon üyeleri gazetecilerin cezaevi şartlarını tüm çıplaklığıyla anlattılar.

Vekiller Tutuklu bulunan 5 gazetecinin yan yana hücrelerde tutulduğunu, birbiriyle görüştürmediklerini söyledi ve tutuklulukların tam bir işkenceye dönüştüğünü ifade etti. 

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'nun CHP'li üyeleri Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, Mersin Milletvekili Fikri Sağlar, İzmir Milletvekili Zeynep Altıok ve İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi dün Silivri Cezaevinde tutuklu bulunan Cumhuriyet Gazetesi genel yayın yönetmeni Can Dündar, Ankara temsilcisi Erdem Gül ile MİT tırları soruşturması kapsamında tutuklu bulunan Emekli Jandarma Albay Burhanettin Cihangiroğlu ve Nokta dergisi yazarları Cevheri Güven ile Murat Çapan’ı ziyaret etti. Milletvekilleri gazetecilerle tek tek görüşerek incelemlerde bulundu. Anlattıklarını tek tek not aldı. 

TUTUKLAMALAR TAM BİR İŞKENCEYE DÖNÜŞMÜŞ DURUMDA

Gazetecileri ziyaret eden vekillerin izlenimleri şöyle: “Masumiyet karinesi gözetilmeden herkes tutuklanıyor. Yargının siyasallaştığı gözüküyor. Tutuklama kararlarını aleni olarak cumhurbaşkanı, ekranlardan veriyor. Hem Can Dündar ve Erdem Gül için 'bedelini ödeyecek' demişti, hem de 'aşağılık şerefsizler gününü görecek' demişti. Tutuklama kararları, televizyon ekranlarından veriliyor. Masumiyet karinesi göz önünde bulundurulmuyor. Talimatı Cumhurbaşkanı verdiği için de mahkemeler, Erdoğan'ın kararını dinliyor.

Tutuklamalar tam bir işkenceye dönüşmüş durumda, tam bir tecrit hali var. Bu, hem mevcut yönetmeliklere hem de insan haklarına aykırı bir durum. Cumhurbaşkanı'nın talimatıyla tutuklananların spor hakkı, sohbet hakkı, en temel hakları ellerinden alınıyor. Tutuldukları cezaevi yeni bir cezaevi. Burada, Silivri'deki yüksek güvenlikli cezaevlerinden farklı olarak kurallar, cezaevlerinde kalanların ve ziyaretçilerin aleyhine işletiliyor. Ziyaretçilere kapalı görüşlerde dahi kağıt ve kalem verilmemesi, bunun en açık göstergesi. Nokta dergisindeki bir yorum bile insanların tutuklanmasına neden oluyor.

BİRİLERİNİN TALİMATIYLA CEZA ALIYORSUNUZ

Başbakan basın özgürlüğüne ilişkin olarak, "basın özgürlüğü kırmızı çizgimiz" demişti. Doğru haber yapan, ifade özgürlüğü kapsamında yorum yapan gazeteciler cezaevlerine giriyorsa, basın özgürlüğü ihlal ediliyor demektir. MİT TIR'larına ilişkin haberler doğru. Kamuoyu bilgilendiriliyor, gerçekler dünyaya duyuruluyor ama birilerinin talimatıyla ceza alıyorsunuz. Bu, kabul edilemez bir durumdur.''

CHP’li milletvekilleri tarafından ziyaret edilen tutuklu gazetecilerin durumu şöyle aktarıldı: 

Cevheri Güven: Tek kişilik hücrede kalıyor. 1 aydan beri sosyal ve psikolojik değerlendirmeye almışlar. Sohbet hakkı ve spor hakkı kullanamıyor. Kimseyle görüştürülmüyor. Halkı silahlı isyana teşvik ederek Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni darbeyle devirmekle suçlanıyor. Dosyada hiçbir delil olmadığını sadece 1 sayfalık kapak haberi bulunduğunu ifade ediyor. 

ÖZGECAN’IN KATİLİNE UYGULANAN TECRİT BİZE UYGULANIYOR

Cevheri Güven’in heyete aktardığı ifadeler şu şekilde:

“5 sayfalık iddianame hazırladılar. Bizi örgüte sokmadılar. 2/11/2015 tarihindeki dergi halka dağıtılmadan toplanmış. Erdoğan'ın şehit cenazesindeki selfie kapağından dolayı alındığımı düşünüyorum. Bedel ödüyoruz. AKP günlükleriyle ilgili Ticaret Hukuku ve Basın Hukuku'ndan dava açtılar. Tam bir tecrit var, toplu bir şey yapamıyoruz. Özgecan'ın katillerine verilen cezayı duydum, o katile uygulanacak olan tam tecrit hali bize de uygulanıyor. Yan yana 5 gazeteci kalıyoruz. Başkasına veya kendime zarar verebilirim diye araştırıyorlar. Süleyman Karagöl, Gültekin Avcı, Cevheri Güven, Murat Çapan, Can Dündar, Erdem Gül yan yana hücrelerde ayrı kalıyoruz. Soğuğu aşıyoruz, camlara sünger çektik ama tecriti aşamıyoruz. Sadece avukatlarla görüşebiliyoruz. Tecrit herkese uygulanıyor. 

ÇAMAŞIRLARIMIZI YIKATTIRMIYORLAR 

Çamaşırhane var diyorlar ama çamaşırhane diye bir şey yok elbiselerimizi elimizle yıkıyoruz. Kapalı görüşe kalem kağıt sokmuyorlar, bunu anlayamıyoruz. Eşime banka hesap numarası vereceğim, veremiyorum. Yazdırmak istediğimiz şeyleri, yazdıramıyoruz. Kapalı görüşte niye sokulmuyor anlamıyoruz. Açık görüşün kullanma haklarını artabilen ‘Ödüllendirme Yönetmeliği'nden bizi faydalandırmıyorlar. Davamız 29/12. İddianame çok hızlı yazıldı, çok çabuk dava açıldı, korkuyoruz. Suriye haberinden dolayı suçlanıyoruz. Orada 'Suriye olabiliriz' dedik, başka birşey demedik. 'İnsanlar Türkiye'de ortamın sertleşmesi nedeniyle sosyal medyada birbiriyle iç savaşta kullanılacak silahları paylaşıyorlar' cümlesi tutuklama gerekçemiz.

SEÇİM SONRASI BİZİM ÖZERİMİZDEN MESAJ VERDİLER 

Nokta Yazı İşleri Müdürü Murat Çapan: “Şahsi olarak algılamıyoruz, göz korkutmak için yapıldı. Bizim alınmamızla beraber Can Dündar'ların da alınması da kolaylaştı. Erdoğan' ödeteceğim' dedi selfie kapağıyla ilgili, onu ödüyoruz. Seçim sonrası ilk icraatları biz olduk. Bizim üzerimizden mesaj verdiler herkese.”

“BEN CASUS DEĞİL ÖRGÜT ÜYESİ DE DEĞİLİM”

Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Erdem Gül: “Hepimiz tek kalıyoruz. Sosyal hakların hiçbirinden faydalanamıyoruz. Tecrit büyük problem ama en büyük problem tutukluluk diyor. Birinci önceliğimiz tecrit değil tutukluluktur. Hakimin, tutuklu yargılanması talebini içeren kararı ikna edici değil. Ben casus değil örgüt üyesi de değilim.

BİZE TAM BİR TECRİT HALİ VAR

Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar: “Erdem Gül ile biraraya geleceğiz diye gazetelerde haber çıktı ama öyle birşey olmadı. Bir bakanın insafıyla mı olacak, bu herkesin hakkı. İnsanlar tecrit altında bu tecrite karşı çıkmak gerekiyor. Sadece bizim Erdem ile biraraya gelmemiz, ahlaki, hukuki ve mantıklı değil. Bu hak, herkese uygulanmalı. Sadece bizim tecritimizle ilgili bir kararı kabul edemem. Ben, bu tecritin sadece benim için kullanılmasını kabul etmiyorum. Bakana ve Tuncay Özkan'a teşekkür ederim ama bu bir insan hakkı ihlalidir, keyfiliktir. 

Bu, insan hakkı ihlali sadece benimle ilgili değil, herkesle ilgili. Mücadelemiz, keyfiliğe karşı, ömür boyu da böyle yatarım. Ömrüm, keyfiliğe ve hukuksuzluğa karşı mücadeleyle geçti. Kendim için bunu istemem, böyle keyfilik olmaz. Bunu kabul edemem. Burada tam bir tecrit uygulanıyor.

Milletvekili ve avukat dışında kimseyle görüştürmüyorlar. Ergenekon zamanında Mustafa Balbay ile Gazeteciler Cemiyeti gibi heyetler görüşebiliyordu, bizimle görüştürmüyorlar. Tam bir tecrit hali var. Bu hakkı tek bana olursa kabul etmem, herkese verilmeli bu birlikte kalma hakkı.”

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim