• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 11 °C

"İtirazın İptali Davasında Öncelikle İcra Dairesinin Yetkisine Bakılmalıdır"

"İtirazın İptali Davasında Öncelikle İcra Dairesinin Yetkisine Bakılmalıdır"
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, itirazın iptali davasında öncelikle icra dairesinin yetkisine bakılması gerektiğine hükmetti.

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
ESAS NO : 2013/10-395
KARAR NO : 2013/1568
KARAR TARİHİ:13.11.2013

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İzmir 5. İş Mahkemesi
TARİHİ : 15/11/2012
NUMARASI : 2012/384-2012/764
DAVACI : SGK
DAVALI : x. Sigorta A.Ş.


>önce icra dairensin yetkisi tartışılmalıdır. Yetkili icra müdürlüğünde takip yapılmış ise işin esasına girilmeli, yetkisiz icra müdürlülüğünde icra takibi yapılmış ise geçersiz takibe dayanılarak itirazın iptali davası açılamayacağından davanın reddine karar verilmesi gereklidir. 


Taraflar arasındaki “itirazın iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 5. İş Mahkemesi’nce icra müdürlüğünün yetkisizliğine dair verilen 29.03.2012 gün ve 2012/61 E., 2012/169 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 18.06.2012 gün ve 2012/11568 E., 2012/11641 K. sayılı ilamı ile;

“…Dava; trafik kazasında yaralanan sigortalının tedavi masraflarından oluşan Kurum zararlarının olayın meydana gelmesinde kusurlu aracı sigortalayan sigorta şirketinden tahsili amacı ile yapılan icra takibine davalının itirazının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, hükmüne uyulan Bozma ilamı doğrultusunda takibin yapıldığı İzmir 2. İcra müdürlüğünün yetkisizliğine, davalı sigorta şirketinin merkezinin bulunduğu Beykoz Nöbetçi İcra Müdürlüğünün yetkili olduğunun kabulüne karar verilmiştir.

Motorlu araçların karayollarında oluşturdukları ve zorunlu mali mesuliyet sigortasını yapan sigortacıyla da ilişkisi bulunan davaların görülmesinde hangi yer mahkemesinin yetkili olacağı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 110. maddesinde özel yetki kuralı olarak düzenlenmiştir. Getirilen hükümle davacılara seçimlik hak tanınmıştır. Anılan hükme göre, motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar ve bu arada geçilen takipler, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentesinin bulunduğu yer mahkemelerinde açılabileceği gibi kazanın meydana geldiği yer mahkemesinde de açılabilir. Bu hükmün uygulanabilmesi yani davacının sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentesinin bulunduğu yerde açılabilmesi için kazaya neden olan aracın zorunlu mali mesuliyet sigortasının mevcut olması şarttır.

Somut olayda; Mahkemece, davaya konu kazanın İzmir, Yenifoça’da meydana geldiği ve davacı Kurumca seçimlik hakkın kazanın olduğu yer olarak kullanıldığı, bu durumda takibin yapıldığı İzmir 2. İcra Müdürlüğü’nün yetkili olduğu gözetilmeksizin, hükmüne uyulan Bozma ilamına yanlış anlam verilerek hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O halde, davacı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır…”
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davacı SGK vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.

Davacı Sosyal Güvenlik Kurumu vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı sürücü idaresindeki aracın sigortalının yaralanmasına sebebiyet verdiğini, yaralanan sigortalıya Kurumca yapılan tedavi masrafı nedeniyle oluşan Kurum zararının; ½ oranında kusura isabet eden miktarının davalı sigorta şirketi ve kusurlu sürücü aleyhine açılan icra takibi ile tahsilinin istendiğini, davalı sigorta şirketinin itirazı üzerine hakkındaki takibin durduğunu ancak, sürücünün kullandığı aracın davalı şirkete sigortalı olduğu ve sürücünün kusurunun trafik kazası tespit tutanağından anlaşıldığını, bu durumda davalı sigorta şirketinin sürücünün kusuru nedeniyle meydana gelen Kurum zararından sorumluluğu bulunduğunu beyanla, itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı X. Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; şirketlerinin ticari ikametgahı İstanbul-Beykoz sınırları içinde olduğundan davanın yetkisiz mahkemeye açıldığını, dava dilekçesinin yetki yönünden reddi ile dosyanın yetkili ve görevli Beykoz Asliye Hukuk Mahkemesine (İş Mahkemesi Sıfatıyla) gönderilmesi gerektiğini, öte yandan Kurumun tazminat talebi için olayın iş kazası olduğunun ve şoförün kusurunun ve zararın kanıtlanması gerektiğini, poliçe limitleri dahilinde sorumlu olduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, takip ve davanın borçluların ikametleri dışında açıldığı gerekçesiyle mahkemenin yetkisizliğine dair verilen ilk karar, Özel Daire’nin 06.12.2011 tarihli kararı ile; “öncelikle icra dairesinin yetkisine itirazın incelenmesi” gerektiğinden bahisle bozulmuştur.

Bozma ilamına uyulmasına karar veren mahkemece, yapılan değerlendirme sonunda; “takibin borçluların ikamet adresinde yapılması gerektiği, borçlu şirketin yerleşim yerinin Beykoz, diğer borçlu sürücünün yerleşim yerinin ise Yenifoça/İzmir olduğu, İzmir icra dairelerinin yetkili olmadığı” gerekçesiyle “borçlunun icra dairesinin yetkisine yaptığı itirazın kabulü ile İzmir 2. İcra Müdürlüğünün yetkisizliğine, Beykoz icra müdürlüğünün yetkili olduğunun kabulüne” dair verilen karar, davacı SGK vekili tarafından temyizi üzerine, Özel Daire tarafından 18.06.2012 tarihinde yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulmuş, mahkemece “dosyaya işlemi yapan şube ya da acente ile ilgili bir bilgi sunulmadığı gibi, kazanın İzmir’de değil, Karşıyaka İş Mahkemesinin görev ve yetki alanı içinde bulunan Yenifoça ilçesinde meydana geldiği” gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme kararı davacı SGK vekili tarafından temyiz edilmektedir.

Uyuşmazlık, takibin yapıldığı İzmir İcra Müdürlüğü’nün yetkili olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Öncelikle belirtilmelidir ki, icra dairesinin yetkisi kamu düzenine ilişkin olmayıp, alacaklının yetkisiz bir icra dairesinde takip yapması halinde, icra dairesi kendiliğinden yetkisizliğini gözetemeyeceği için borçlunun itiraz yolu ile bunu ileri sürmesi gerekir.

Davalı-borçlunun icra dairesinin yetkisine itiraz etmesi durumunda mahkemece, 2004 sayılı 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itiraz incelenir ve eğer takibin yapıldığı icra dairesinin yetkisiz olduğu anlaşılırsa davanın bu nedenle reddi gerekir.

2004 sayılı İİK'nun 50. maddesine göre, para ve teminat borçlarına ilişkin icra takiplerinde yetkili icra dairesi, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK)’nun yetkiye dair hükümleri kıyas yoluyla uygulanmak suretiyle belirlenir. Bu nedenle, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun yetki konusundaki hükümlerinin, somut olaydaki uyuşmazlıkla sınırlı olarak açıklanmasında yarar görülmüştür:

HUMK’nun “Selahiyet” başlıklı 9.maddesi (6100 sayılı HMK m. 7), kanunda aksine bir hüküm olmadıkça, her davanın, açıldığı tarihte davalının ikametgahının bulunduğu yer mahkemesinde görüleceğini öngörmektedir. Bu hükme göre, genel yetkili mahkeme davalının ikametgahı mahkemesidir.

İlamsız icrada yetki,hususunda da aynı hüküm geçerlidir. Şu durumda, ilamsız icrada genel yetkili icra dairesi HUMK.nun 9. maddesi gereği borçlunun ikametgahının bulunduğu yerdeki icra dairesidir.

Genel yetkili mahkeme yanında, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 21. (HMK m.16) maddesi uyarınca haksız fiilin vuku bulduğu yer mahkemesinde de dava açılabilir. Buna göre haksız fiilin vuku bulduğu yer mahkemesi (dolayısıyla icra dairesi) de yetkilidir.

Öte yandan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun “Hukuki Sorumluluk ve Sigorta” başlıklı sekizinci kısmının beşinci bölümünde “Ortak Hükümler” ana başlığı altında “Yetkili Mahkeme” alt başlıklı 110 maddesinde ise; “Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentanın bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir.” ifadesine yer verilmiştir.

Görüldüğü üzere, haksız fiilden kaynaklanan zararın trafik sigortacısından tahsiline yönelik ilamsız icra takibine itirazın iptali davasında genel ve birden fazla özel yetkili mahkeme (icra dairesi) belirlenmiş olup, bu yetkilerin hiçbiri kamu düzenine ilişkin kesin yetki değildir.

Özel yetki genel yetkiyi ortadan kaldırmaz ise de, onun yanında varlığını sürdürür; dolayısıyla dava veya icra takibi, davacının/alacaklının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili icra dairesinde veya mahkemede açılabilir.

Bir dava (takip) için birden fazla (genel ve özel) yetkili mahkeme (icra dairesi) varsa, davacı, bu mahkemelerden (icra dairelerinden) birinde dava açmak (takip yapmak) hususunda bir seçimlik hakka sahiptir.

Bu yasal düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; uyuşmazlık temelinde, motorlu araç kazasından kaynaklanan hukuki sorumluluğa dayanmaktadır.

Kurum, motorlu araç kazasında yaralanan sigortalısına yaptığı ödemeyi, zarar sorumlusunun zorunlu mali sorumluluk sigortacısından talep ettiğinden, zarar görenin hangi yer icra dairesinde takip yapması gerekiyorsa, SGK’nun da aynı yerde takip yapması gerekmektedir.

Somut uyuşmazlıkta, icra takibi İzmir İcra Müdürlüğünde yapılmış olup, trafik-iş kazası Yenifoça İzmir’de meydana gelmiş, trafik sigortası (ZMSS) Manisa’da düzenlenmiştir. Davalı sigorta şirketinin genel müdürlük adresi Beykoz’da olup, davacı SGK temyiz dilekçelerinde, davalı sigorta şirketinin takibin yapıldığı İzmir’de şubesi ve bölge müdürlüğü bulunduğunu belirtmiş ise de, mahkemece bu konuda araştırma yapılmamıştır.

Mahkemece, öncelikle, 2918 sayılı KTK'nun 110. maddesi de gözetilerek; olay, takip ve dava tarihi itibariyle davalı sigorta şirketinin takibin yapıldığı yerde şube veya bölge müdürlüğünün bulunup bulunmadığı ve sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer açıklığa kavuşturularak, davacının icra dairesi yönünden yetki konusunda seçimlik hakkını doğru şekilde kullanıp kullanmadığı belirlenmeli, takibin yetkili icra dairesinde yapıldığının kabulü halinde; işin esasına girilerek karar verilmeli, takibin yetkili icra dairesinde yapılmadığının tespiti halinde ise; yetkili icra dairesinde usulüne uygun bir icra takibi bulunmadığından ve geçersiz takibe dayalı olarak itirazın iptali davası açılamayacağından davanın reddi gerektiği hususu gözetilerek karar verilmelidir.

O halde direnme kararı, açıklanan bu değişik gerekçeyle bozulmalıdır.

SONUÇ: Davacı SGK vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen değişik nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8/3. fıkrası uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 13.11.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.

BAROTÜRK

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim