• BIST 82.293
  • Altın 147,597
  • Dolar 3,8212
  • Euro 4,0743
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 0 °C

"İzlenen Politikaların Sorumlularını Unutturmaya Yarayacak Yürüyüşü Doğru Bulmuyoruz"

"İzlenen Politikaların Sorumlularını Unutturmaya Yarayacak Yürüyüşü Doğru Bulmuyoruz"
Adana Barosu Başkanı Av. Mengücek Gazi Çıtırık, "Yeni ayrışımlara neden olabilecek ve izlenen politikaların sorumlularını unutturmaya yarayacak yürüyüşü doğru bulmuyoruz." dedi.

Av. Mengücek Gazi Çıtırık onuyla ilgili şu açıklamayı yaptı;

"TOBB'un öncülüğünde başlatılan ve 14 kuruluşun destek verdiği, 17 Eylül 2015 Perşembe günü Ankara'da yapılacak olan " Teröre Hayır, Kardeşliğe Evet " yürüyüşünün, doğrudan doğruya bu kuruluşların inisiyatif kullanmalarıyla değil, Başbakan'dan gelen talep üzerine gerçekleşecek olduğu unutulmamalıdır.

Ülkemizde son zamanlarda artarak devam eden yıldırma, baskı, şiddet ve terör olayları sonucunda yüzlerce güvenlik görevlisi şehit olurken, yine çok sayıda yurttaşımızda öldürülmüştür. Terör olayları kanıksatılmıştır. Terör , günlük yaşamımızın ayrılmaz parçası haline gelmiştir.

Adana Barosu olarak terörün her türlüsünü terörü yöntem olarak benimseyenleri ve akan kandan ve terörden medet umanları kınıyoruz, protesto ediyoruz. Toplumsal huzur ve barış ortamının yeniden tesis edilmesini diliyor, kaos ve kargaşa yerine, bir arada yaşayabilmenin koşullarını geliştirmek, kardeşlik duygularını hakim kılmak siyasete ve medyaya hakim olan nefret ve ayrışım söylemlerini ortadan kaldırmak insanların belirleyicisi olmadıkları etnik köken ve mezhep üzerinden siyasete son verilmesi için öncelikle yöneticilere, tüm siyasi parti ve örgütlenmelere ve yurttaşlarımıza büyük görevler düşmektedir.

7 haziran genel seçimleri sonucunu kabullenemeyen ve içselleştiremeyen siyasi iktidar ve Kaçak Saray'ın sakini olan kişi, ülkedeki etnik köken ve mezhep siyasetini ön plana çıkartan, kitleleri harekete geçirten hamasetle, milliyetçi oyları devşirme politikalarıyla bugün yaşanmakta olan şiddet ortamına neden olmuştur.

Bunun yanında kayıtsız-koşulsuz silahları susturup, teslim etmesi gerekenlerin bu konuda gereğini yapmamaları, şiddetin dozunu daha da arttırarak terör saldırılarını devam ettirmeleri de yadsınamaz bir gerçektir.

Ülkemizin de taraf olduğu uluslar arası sözleşmelerde , bireylerin vazgeçilmez, adil, sürdürülebilir ve kalıcı barış ortamı içerisinde yaşamlarını sürdürme hakkı olduğu düzenlenmiştir.

Ülkemizin içinden geçtiği terör sürecinde, terörü lanetleme adına başlayayıp hareketlerin ülke çapında linç girişimine dönüştüğü, insanların etnik kökenlerinden dolayı sorgulanıp, kendilerinin, ev ve iş yerlerinin saldırıya uğradığı, bir siyasi partinin hedef alındığı, ile ve ilçe başkanlıklarına saldırılar düzenlendiği, binaların yakıldığı, tabelaların indirildiği, medya gruplarına ve çalışanlarına siyasi, ekonomik ve her türlü baskının uygulandığı, basın ve ifade özgürlüğüne saldırıların devam ettiği, muhalif sitelere erişimin engellendiği, dergilerin toplatıldığı demokrasiden ve hukuk devletinden uzaklaşan her türlü uygulamanın sergilendiği bir dönemde elbetteki Savaş'a hayır, kardeşliğe ve barışa evet diyoruz. Ancak uyguladıkları politikalarla temel hak ve özgürlükleri  askıya alan, birlikte yaşamın koşullarını ortadan kaldıran, kanın akmasına seyirci olan " 400 milletvekili verilseydi, bu yaşananlar olmazdı" ve " memleketin yeniden istikrara kavuşması için AKP'nin tek başına iktidar olması lazımdı, olmadı, millet kaosu seçti" sözlerini sarf edenlerinde sorgulanması gerekmekte ve neden kanın akmasına göz yumduklarını açıklamaları gerekmektedir.

Ülkemizde demokrasi ve hukuk devleti katledilirken, temel hak ve özgürlükler, anayasa askıya alınırken, ifade ve  basın özgürlüğüne yönelik saldırılar bu kadar ağırlaşmışken, ezilen, yoksul, dar gelirli, emekçi yurttaşlarımızın sosyal/ekonomik koşulları ciddi gerilerken, emekçi kesimlerin sesinin iş veren tarafından kısıldığı ve haklarına yönelik her türlü saldırı varken konuşması gerekenler, eylem koyması gerekenler suskunluğa bürünmüşlerdir.

Ancak suskunluğa bürünenlerin, siyasi iktidar ve Kaçak Saray'ın sakini olan kişinin politikalarının en fazla sorgulanması gereken bir dönemde yürüyüş düzenleyerek, ülke gündeminin değişmesine ve sorumluların anlayışlarının legalite kazanmasına hizmet ettikleri unutulmamalıdır.

Kan akmasın silahlar sussun, analar ağlamasın, toplumsal huzur ve barış sağlansın ama sorumlular da unutulmasın. Kamuoyuna saygıyla sunarım."

BAROTÜRK

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim