• BIST 84.208
  • Altın 147,005
  • Dolar 3,7769
  • Euro 4,0596
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara -2 °C

İzmir Barosu'ndan O Fetva İçin Duyurusu

İzmir Barosu'ndan O Fetva İçin Duyurusu
İzmir Barosu Başkanı Av. Aydın Özcan ve yönetim kurulu üyeleri, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez ve komisyon üyeleri hakkında, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı kanalıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na iletilmek üzere suç duyurusunda bulundu.

İZMİR Barosu Başkanı Av. Aydın Özcan ve yönetim kurulu üyeleri, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın resmi internet sitesi üzerinden "https://fetva.diyanet.gov.tr" uzantılı "Din İşleri Yüksek Kurulu Dini Bilgilendirme Platformu" sayfasında "Öz kızını öperken şehvet duymanın nikâha etkisi olur mu" sorusu ve verilen cevap nedeniyle Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez ve komisyon üyeleri hakkında, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı kanalıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na iletilmek üzere suç duyurusunda bulundu.

Baro Başkanı Av. Aydın Özcan, "Dini Konuları İnceleme ve Soruları Cevaplandırma Komisyonu dini soruları cevaplandırmak amacıyla Diyanet İşleri Başkanlığı'nın resmi internet sitesi üzerinden 'https://fetva.diyanet.gov.tr' uzantılı 'Dini Bilgilendirme Platformu'nda halka hizmet vermektedir. Bu internet sayfasında vatandaşlardan gelen sorular, komisyonca değerlendirmeye alınarak Diyanet İşleri Başkanlığı adına olmak üzere cevaplandırılmaktadır. Suç tarihi olan 08.01.2016 tarihinde sözü geçen internet sayfasında 'Öz kızını öperken şehvet duymanın nikâha etkisi olur mu' şeklinde bir soru sorulmuş ve bu soru cevaplanmaya uygun görülerek, Komisyon tarafından verilen cevabı ile birlikte yayınlanmıştır. Sorulan soruya Diyanet İşleri Başkanlığı adına verilen cevap ise aynen şu şekildedir; 'Babanın kendi öz kızını öperken şehvet duyması durumunda nikâhın ne olacağı konusunda görüş ayrılığı vardır. Bazı mezheplere göre, babanın şehvetle kızını öpmesi ya da şehvetle ona sarılmasının nikâha bir etkisi yoktur (bkz. İbn Rüşd, Bidayetü'l-Mücdehid, Mısır 1975, II, 33; İbn Kudame, el-Muğni, VII, 486; İbn Cüzey, el- Kavaninü'l Fıkhiyye, 138). Hanefilere göre ise, babanın, kızını şehvetle öpmesi, kızına şehvetle sarılması durumunda kızın annesi bu babaya haram olur. Ancak bu tür sonuç doğuracak tutmanın, teni tenine değerek olması ya da altının sıcaklığını iletecek kadar ince bir örtüden olması gerekir. Kalın elbiselerden tutarak ya da vücuduna bakıp düşünerek, şehvet duymak, bu tür bir haramlık oluşturmaz. Ayrıca kızın, 9 yaşından büyük olması gerekir. Şehvet duymanın işareti, erkeğin organında bir uyanma, uyanıksa uyanışının artması, kadının da kalbinin heyecanla çarpmasıdır." dedi.

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın internet sayfasında yayınlanan bu fetvanın, yayınlandığı andan itibaren toplumda büyük bir infial yarattığını ve toplumsal barış, huzur ve ahlaka büyük zararlar verdiğini belirten İzmir Barosu Başkanı Av. Aydın Özcan şöyle devam etti:

"Başbakanlığa bağlı bir kamu kurumu niteliğinde olan Diyanet İşleri Başkanlığı'nın böyle bir fetva vermesi son derece tehlikeli ve vahimdir. Bu fetva ile toplumun yapı taşı olan aile ayaklar altına alınmıştır. Hayatlarını bu kamu kurumunun yönlendirmeleri ile şekillendiren, yayınlanan fetvaları dini açıdan emir ve düzenleyici kural olarak nitelendiren kişilerin varlığı da göz önüne alındığında toplumumuzda yaşayan bu ailelerin tüm çocukların vücut dokunulmazlıklarına açık ve ağır bir tehdit yöneltildiği görülmektedir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103. maddesinde düzenlenen 'Çocukların cinsel istismarı' suçunun, aile içinde işlenmesi bu suçun nitelikli halini oluşturmaktadır. Yukarıda aktarılan fetvada ise babanın kendi öz kızına karşı cinsel istismar uygulamasının dini referanslarla ve mezhepler arasındaki farklı görüşler de sunularak dini bakımdan uygunluğu tartışılmıştır. Babanın kızını öperken şehvet duymasının eşi ile olan nikâhı bakımından hangi durumlarda haram hangi durumda helallik oluşturacağı bir devlet kurumunun resmi sitesinde ahlaka ve insan onuru yerle bir edilerek tüm detayları ile anlatılmıştır. Bazı mezheplerde babanın kızını şehvetle öpmesi ya da ona şehvetle sarılmasının karısı ile nikâhına bir etkisinin olmadığı belirtilmek suretiyle açıkça suç ve suçlu övülmüştür. Anılan açıklama TCK 103. maddesinde düzenlenen çocuğun cinsel istismarı suçunu ve suçluyu toplumun gözünde meşrulaştırmaktadır. 5237 Sayılı Kanun'un 214. maddesi uyarınca; suç işlemek için alenen tahrikte bulunan kişi, 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Şüpheliler, internet sayfası aracılığıyla ve kamu kurumu sıfatıyla beyan ettikleri fetva ile babaları, kızlarına karşı cinsel istismarda bulunmaya teşvik etmiştir. Toplumun gözünde; çocuklara cinsel istismarın dinen, ahlaken ve toplum kuralları çerçevesinde de normal olduğunu ve daha önce de bu konuda ortak bir görüş oluşturulduğunu söyleyerek suçu normalleştirmeye, suç olmadığı yönünde kanaat uyandırmaya çalışmıştırlar."

Şüphelilerin işledikleri suça göre haklarında dava açılmasını talep ettiklerini de belirten Av. Özcan, "Yayınlanan fetva ile kanuna aykırı olan bir eylemin dini bakımdan helal haram oluşu tartışılmakta ve haram olmadığı haller açıkça belirtilmektedir. Şüpheliler, bazı dini referanslar gösterilerek kızlarını cinsel istismar eden babaların bazı hallerde olumsuz bir davranış sergilemiş sayılmayacağını bildirmişlerdir. Herkesin ulaşımına açık olan internet üzerinden sarf edilen bu nevi sözler, ifade özgürlüğünün istisnası olup, bu kapsamda değerlendirilmesi düşünülemez. Kaldı ki toplumda oluşan infial ve yapılan haberler ile yöneltilen sayısız haklı eleştiri neticesinde Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayınlanan bu soru ve cevap internet sitesinden kaldırılmıştır. Anayasamızın 90. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bu nedenle, Birleşmiş Milletler tarafından benimsenen ve ülkemizin onayladığı Çocuk Hakları Sözleşmesi (ÇHS) de iç hukukumuzun uyulması zorunlu bir parçası haline gelmiştir. ÇHS'nin 19. maddesinde; 'Bu sözleşmeye taraf devletler, çocuğun ana-babasının ya da onlardan yalnızca birinin, yasal vasi veya vasilerinin ya da bakımını üstlenen herhangi bir kişinin yanında iken bedensel veya zihinsel saldırı, şiddet veya suiistimale, ihmal ya da ihmalkâr muameleye, ırza geçme dâhil her türlü istismar ve kötü muameleye karşı korunması için; yasal, idari, toplumsal, eğitsel bütün önlemleri alırlar. Bu tür koruyucu önlemler, burada tanımlanmış olan çocuklara kötü muamele olaylarının önlenmesi, belirlenmesi, bildirilmesi, yetkili makama havale edilmesi, soruşturulması, tedavisi ve izlenmesi için gerekli başkaca yöntemleri ve uygun olduğu takdirde adliyenin işe el koyması olduğu kadar durumun gereklerine göre çocuğa ve onun bakımını üstlenen kişilere, gereken desteği sağlamak amacı ile sosyal programların düzenlenmesi için etkin usulleri de içermelidir. Devlet için de bazı yükümlülükler öngören, önlem alınması gereğine vurgu yapan Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne göre de, bir devlet kurumu olan Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yapılan bu açıklama sözleşmeye açıkça aykırılık teşkil etmektedir. Başbakanlığa bağlı bir kamu kurumu sıfatıyla toplumsal barış, huzur ve ahlaka zarar veren, görevleri sırasında dini açıkça kötüye kullanan Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yetkilileri olan tüm şüphelilerden şikâyetçiyiz. Şüpheliler hakkında, TCK'nın ilgili hükümleri uyarınca takibat başlatılarak, kamu davası açılmasına karar verilmesin" dedi.

Av. Aydın Özcan, yönetim kurulu üyeleri ve avukatlar İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı kanalıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na iletilmek üzere şüpheliler hakkında dilekçe verip, 'suç işlemeye tahrik', 'suçu ve suçluyu övme', 'kanunlara uymamaya tahrik', 'suçların basın-yayın yolu ile işlenmesi nitelikli hali', 'görev sırasında din hizmetlerini kötüye kullanma', ve 'fuhuş' suçlarından suç duyurusunda bulundu.

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim