• BIST 108.392
  • Altın 143,183
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 20 °C

"Kadına Karşı Şiddet, İnsan Hakları Sorunudur"

"Kadına Karşı Şiddet, İnsan Hakları Sorunudur"
Kocaeli Barosu, 25 Kasım Kadına Karşı Şiddete Karşı Mücadele Günü kapsamında bir basın açıklaması yayınladı.

"Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 1999 yılında, 25 Kasım’ı “Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması İçin Uluslararası Mücadele Günü” ilan etmiştir.  Bu çerçevede, her 25 Kasım’da tüm ülkelerde çeşitli etkinlikler düzenlenmekte, kadına yönelik şiddet konusu gündeme getirilmekte, tartışılmakta ve  farkındalık yaratılmaya çalışılmaktadır.

İnsan yaşamının her alanında görülebilen ve dünyada giderek artan önemli bir toplum sağlığı sorunu olan şiddet ; Dünya Sağlık Örgütü (WHO)  tarafından “fiziksel güç veya iktidarın kasıtlı bir tehdit veya gerçeklik biçiminde bir başkasına uygulanması sonucunda maruz kalan kişide yaralanma, ölüm ve psikolojik zarara yol açması ya da açma olasılığı bulunması” durumu olarak tanımlanmaktadır.  Ülkemizde ve dünyada şiddetin en yaygın biçimi olarak görülen kadına karşı şiddet ise; KADINLARA YÖNELİK ŞİDDET VE AİLE İÇİ ŞİDDETİN ÖNLENMESİ VE BUNLARLA MÜCADELEYE İLİŞKİN AVRUPA KONSEYİ SÖZLEŞMESİ (İstanbul Sözleşmesi) nde “ister kamusal ister özel alanda meydana gelsin, kadına fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik acı veya ıstırap veren veya verebilecek olan cinsiyete dayalı her türlü eylem ve bu
eylemlerle tehdit etme, zorlama veya keyfi olarak özgürlükten yoksun bırakma” olarak tanımlanmıştır.


BM Kadınlara Yönelik Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi’ne göre, kadınlara yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, “bir kadına sırf kadın olduğu için yöneltilen ya da oransız bir şekilde kadınları etkileyen” şiddettir. Birleşmiş Milletler Kadınlara Yönelik Şiddetin Önlenmesi Bildirgesi önsözünde kadınlara yönelik şiddeti, “erkekler ve kadınlar arasındaki eşitlikçi olmayan güç ilişkilerinin tarihsel bir göstergesi ve erkeklerle karşılaştırıldığında kadınları zorla bağımlı bir konuma sokmanın çok önemli toplumsal mekanizmalarından biri” olarak tanımlar. Kadın ruh sağlığını olumsuz etkileyen en temel iki etken şiddete maruz kalma ve kadına uygulanan sistematik şiddetin bir parçası olarak yoksulluktur. 25 Kasım tüm dünyada toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, ayrımcılığa, ataerkil toplumsal şiddete, aile içi şiddete, savaşa,  ırkçılığa ve kadınları, kadın haklarını yok sayan sistemlere karşı kadınların eylem günüdür.

1985 yılında Birleşmiş Milletler, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesini (CEDAW) imzalamış ve  taraf ülkelere, kadına yönelik şiddet ve ayrımcılığa karşı, gerekli yasal düzenlemeleri yapma ve şiddeti ortadan kaldıracak uzun ve kısa vadeli çözümler getirme sorumluluğu getirmiştir.   Aynı şekilde 2011 tarihinde İstanbul’da imza edilen ve kısaca İstanbul Sözleşmesi olarak belirtilen “KADINLARA YÖNELİK ŞİDDET VE AİLE İÇİ ŞİDDETİN ÖNLENMESİ VE BUNLARLA MÜCADELEYE İLİŞKİN AVRUPA KONSEYİ SÖZLEŞMESİ”  ile de “Kadınları her türlü şiddetten korumak, kadınlara yönelik şiddet ve aile içi şiddeti önlemek, kovuşturmak ve ortadan kaldırmak,  kadına yönelik her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına katkıda bulunmak ve kadınların güçlendirilmesi yolu dahil kadın ile erkek arasındaki temel eşitliği teşvik etmek, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddet mağdurlarının korunması ve bu mağdurlara yardım edilmesi için kapsamlı bir çerçeve, politikalar ve tedbirler geliştirmek, kadına yönelik şiddeti ve aile içi şiddeti ortadan kaldırmak amacıyla uluslararası işbirliğini teşvik etmek, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddeti ortadan kaldırmak üzere bütüncül bir yaklaşım benimsemek amacıyla etkili işbirliğini sağlamak için kuruluşlara ve kolluk kuvvetlerine destek ve yardım sağlamak amaçlanmış ve buna yönelik gerekli yasal düzenlemelerin ve programların yapılmasını üye ülkelerin sorumluluğuna bırakmıştır.Gerek  CEDAW’ a  gerekse İstanbul Sözleşmesi’ne taraf olan Türkiye, kadına yönelik şiddet ve ayrımcılık konusunda dünyanın en geri ülkelerinin arasında yer almakta ve hatta geçen yıllarla birlikte şiddet ve ayrımcılığın boyutları da artmaktadır.

Bu durum ortaya koymaktadır ki; Yasal mevzuatlarla getirilen düzenlenmeler  çoğu zaman kağıt üzerinde kalmakta,kadına karşı şiddet ve bunun bir yansıması olan aile içi şiddetin engellenmesine yönelik uygulamada uzun ve kısa vadeli çalışmalar yapılmamaktadır.  Hemen yakınımızda ve birkaç hafta önce   Kocaeli’de  tezahür eden  çifte cinayet olarak basına yansıyan Fatma Ser ve İnci Ateş cinayeti bunun açık bir göstergesidir. Aynı şekilde  boşanmak istedikleri için eşleri tarafından  katledilen Ayşe Zorlu ve Kader Bingöl  cinayetleri de yapılan yasal düzenlemelerin  ve programların yeterli olmadığını ve devletin bu konuya yönelik ciddi boyutta yeterli çalışma ve kurumlar arası işbirliğini yerine getiremediğini ortaya koymaktadır.

Türkiye geneline bakıldığında, şiddet mağduru kadınların korunması ve rehabilite edilmesi amacı ile kurulan sığınma evlerinin sayısının nüfusla karşılaştırıldığında çok yetersiz olduğu da görülmektedir. Medyada namus, töre cinayetleri, koca-baba dayakları, işkence magazinleştirilerek verilmekte,  şiddete uğrayan kadının ne iş yaptığı, ne söylediği ya da nasıl giyindiği sorgulanmakta,  hatta şiddete maruz kalan kadınının bunu hak edip etmediği tartışma konusu yapılmaktadır.   Tüm bu  önyargılı bakış ve bunun tartışıldığı ortamlarda mağdur olan kadın, adeta   takındığı tavır nedeni ile kınanmakta,  suçlanmakta, şiddet uygulayan   ise mağdur  ilan edilmektedir. Öncelikli olarak toplumda bu önyargılı bakışın ve cinsiyete dayalı ayrımcı politikaların sonlandırılması için hepimize görev düşmekte olup, kadına karşı şiddetin bir insan hakkı ihlali olduğu unutulmamalıdır.  Biz de  Kocaeli Barosu olarak kadınına karşı şiddetin temel insan hakkının ihlali olduğunu bir kez daha hatırlatıyor ve  kadına yönelik her türlü şiddet sonlanıncaya kadar mücadelemizi sürdüreceğimizi yüksek sesle ifade ediyoruz.

Ayrıca kadına yönelik şiddet ve ayrımcılığın sona erdirilmesi için  bundan sonrasında yapacağımız çalışmalarda da; öncelikli  olarak devletin, kadınlara yönelik her türlü şiddet eylemini  ortadan kaldırmak için yapılan yasal düzenlemelerin  uygulanmasının takipçisi olmasını, buna yönelik denetim mekanizmalarını arttırmasını,  yasalarla düzenlenen ceza ve tedbirlerin caydırıcı nitelikte olmasını,

Şiddete uğrayan kadınların başvurabilecekleri sığınma evlerinin sayısının artırılmasını, şiddete uğrayan kadın, çocuk tüm şiddet mağdurlarına ücretsiz danışmanlık, psikolojik ve tıbbi destek ve yasal yardım yapılmasının sağlanması için gerekli  kurumsal girişimlerin yapılmasını,

Kadınların ekonomik özgürlüğünün sağlanması için  yapılan çalışmaların hızlandırılmasını, kadın işçilerinin çalışmasının önündeki engellerin kaldırılmasını, kadın işçilere karşı gerçekleştirilen ayrımcılığa karşı etkin ve caydırıcı nitelikte yasal düzenlemeler getirilmesini, kadınların sosyal güvenlik, parasız eğitim ve parasız sağlık haklarından yararlanılmasını sağlanmasını,

Gerek kadınlarımızın gerekse tüm  bireylerin  şiddet, aile içi şiddet kavramları konusunda bilinçlendirilmesi ve bu durumla karşılaşan kadın ve çocukların başvuracakları birimler konusunda bilgilendirilmesi,kadın ve çocukla karşı karşıya gelen tüm adli yada idari birim elemanlarının  eğitilmesini, şiddete maruz kalan kadın ya da çocuğun  sadece eğitim almış olan bu personel tarafından işlemlerinin gerçekleştirilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılmasını,

Gerek yerel gerekse ülkesel medyanın kadın ve çocuklara yönelik yapılan programlarda daha sağ duyulu  ve dikkatli davranmasını,  bu yayınlar üzerinde gerekli denetim mekanizmalarını işletmesini,  kadın ve çocuklara yönelik şiddetin bir  haber malzemesi olarak sunulmaktan vazgeçilmesini talep etmekteyiz.
 
Sonuç olarak; Ülkemizin en büyük yarası olan kadına  ve çocuklara yönelik şiddetin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması, devletin ve siyasal iktidarların ilgili tüm kurumlarıyla birlikte sorumluluk üstlenmesi, ilgili tüm sivil ve resmi kuruluşlarla işbirliği yaparak, toplumsal  öneme sahip bu sorunun ortadan kaldırılması için gerekli sosyal politikaların yaşama geçirilmesine öncelik verilmesi ile  mümkün olacaktır. Bizde Kocaeli Barosu olarak üzerimize düşen görev ve sorumluluğu sonuna  kadar yerine getireceğimizi, ülkemizde ve dünyada kadın ve çocukların her türlü cinsel, fiziksel ve duygusal her türlü  istismarına karşı  gerçekleştirilen ihlallerin ve buna yönelik açılan davaların takipçisi olacağımızı, yasal  düzenlemelerin ve uygulamalardaki sorunların çözülmesi için gerekli kurumlarla işbirliği içerisinde  hareket edeceğimizi  bildiririz.

Unutmayalım ki kadına karşı şiddet sadece 25 Kasımlarda dile getirilen bir  kadın sorunu olmayıp, özünde insan hakkının ihlalini barındıran toplumsal bir sorundur.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim