• BIST 83.067
  • Altın 146,783
  • Dolar 3,7897
  • Euro 4,0443
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara 2 °C

"Kadına Şiddet Artarak Devam Etmektedir"

"Kadına Şiddet Artarak Devam Etmektedir"
İstanbul Barosu 25 Kasım Kadına Şiddetle Mücadele Günü kapsamında bir basın açıklaması yayınladı.

Ülkemizde kadına şiddet önlenemediği gibi halen artarak devam etmektedir. Gerek tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelerde gerekse iç hukuk mevzuatımızda önleyici yasal hükümler hemen hemen yeterli olmasına rağmen sorunun artarak büyümesinde sebep, farklı alandaki yasal uygulamaların sonucunun kadına şiddetin artmasına sebep olması yine yasalarla eylem ve söylemlerin farklılığı birbiri ile çelişmesidir.

Anayasamızın 90/5 maddesinde  “uluslararası sözleşme hükümleri ile iç hukuk kurallarının çelişmesi durumunda uluslararası sözleşme hükümlerinin uygulanacağını” açıkça belirtmiştir. Kadına karşı şiddeti önlemede uluslararası sözleşmeler gereği devletler yükümlülüklerini sadece kâğıt üzerinde uygulamakla değil, bunları hayata geçirmekle de sorumludurlar. Bu durumun sağlanması için de yasalar yapılırken “samimi” olunması, uluslararası sözleşme hükümlerinin hayata geçirileceği teşviklerin yasalar kadar uygulamada da yer alması zorunludur.

Kadına şiddetin önlenmesine dair ülkemizce son olarak imzalanan (2011)  uluslararası sözleşme olan İstanbul Sözleşmesi’nde (Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi) ve iç mevzuatta da  yer aldığı halde halen ülkemizde uygulaması tam anlamıyla sağlanamayan veya hiç bulunmayan taraf devletlerin yükümlerinden bazılarına tekrar dikkati çekmek için önemle hatırlatırız;

Madde 12 /1 Taraf Devletler, kadınların aşağı bir cins olduğu veya erkekler ile kadınlar için alışılagelmiş rollerin bulunduğu düşüncesine dayanan önyargıları, örf ve adetleri, gelenekleri ve her türlü uygulamaları yok etmek amacıyla kadınların ve erkeklerin sosyal ve kültürel davranış kalıplarının değiştirilmesi için gerekli tedbirleri alır.

Madde 12/4 Taraf Devletler, tüm toplumu, özellikle erkekleri ve erkek çocukları bu Sözleşme kapsamına giren bütün şiddet biçimlerinin önlenmesine aktif bir şekilde katkıda bulunmaları için teşvik etmek amacıyla gerekli tedbirleri alır.

Madde 12/5  Taraf Devletler, kültür, örf ve adet, din, gelenek veya sözde ”namus”un bu Sözleşme kapsamında yer alan şiddet eylemlerinin bir gerekçesi olarak kabul edilmemesini güvence altına alır.

Madde 12/6 Taraf Devletler, kadınların güçlenmesi için program ve faaliyetleri arttırmak amacıyla gerekli tedbirleri alır.

Madde 14 /1 Taraf Devletler, kadın erkek eşitliği, kalıplaştırılmayan toplumsal cinsiyet rollerini, karşılıklı saygıyı, kişiler arası ilişkilerde şiddetten kaçınma temelinde çatışma çözümünü, kadına yönelik cinsiyete dayalı şiddet ve kişisel bütünlük hakkı meselelerinin resmi müfredat içerisinde ve eğitim sürecinin her düzeyinde öğrencilerin gelişim kapasitelerine uygun olarak öğretim materyallerinin içerisine dâhil edilmesi için uygun olan durumlarda gerekli adımları atar.

Bu kapsamda kadına şiddeti önleme amacıyla ivedilikle yapılması gerekenleri bir kez daha dile getirmemiz gerekirse;

• ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERDEN DE KAYNAKLANAN YÜKÜMLÜLÜKLERLE; Şiddeti önlemeye yönelik özde ve sözde bir politika izlenmelidir. Kadınlara şiddetin önlenmesine yönelik yükümlülüklerden kaçınmak için hiçbir âdet, gelenek veya dinsel düşünce ileri sürülmemelidir.

 • Kadınlara yönelik şiddeti önleme konusunda ERKEK FARKINDALIĞI YARATILMALI. Eşitlik kavramının en temel insan hakkı olduğunun bilincinde olmayan/olamayan kadınlar özgürlüklerinin kısıtlanmasını özgürlük sunumu olarak görmektedir ki kadının insan hakları ve kadın erkek eşitliği konusunda KADIN FARKINDALIĞI da sağlanmalıdır. Bu ise ancak kadını eğitimden geri bırakmamak, eğitimde eşitsizliği pekiştirici “kültür, örf ve adet, din, gelenek veya sözde ”namus”un” kavramlarına dayalı uygulamalara son vermekle sağlanır. Mevcut eğitim sistemi ise kadının eşit birey olması ve bilinçlenmesi önünde en büyük engeldir.

• İç ve uluslararası mevzuat gereği eğitimde MÜFREDATA BİR AN ÖNCE, İNSAN HAKLARI, KADIN ERKEK EŞİTLİĞİ, KADININ İNSAN HAKLARI DERSLERİ KONULMALIDIR. Mevcut durumda uluslararası sözleşmeler ve iç hukuka aykırılık söz konusudur.

• Toplumsal eğitim konusunda önlemler alınmalı, sorunlara ilişkin analizlere şiddetteki eğilimlerin önleme yollarının, ihlallerin incelenmesi ile ilgili ULUSLARARASI VE AKADEMİK RAPORLAR DİKKATE ALINMALIDIR.

• Konuyla ilgili rehber ve kılavuzlar hazırlanmalı, bunlar ile özellikle ACİL BAŞVURU YERLERİ bilgilerinin hastaneler, muhtarlıklar, belediyeler, görsel /yazılı medya vb. yerlere dağıtımı sağlanmalı, medya aracılığı ile YAYINI ZORUNLU EĞİTİM PROGRAMLARI sunulması sağlanmalıdır.

• YETERLİ KADIN SIĞINMA EVLERİ açılarak ihtiyaç karşılanmalıdır.

• CİNSEL Şiddet mağdurlarının başvurularında 24 saat hizmet verebilecek “ CİNSEL ŞİDDET BİRİMLERİ” acilen kurulmalıdır.

• Yasa uygulayıcılarına yasaların doğru, amacına uygun, kadın haklarının toplumsal cinsiyet kavramına değil yasalar kapsamına dayanan uygulaması için özellikle de uluslararası sözleşmeler konusunu da kapsayan eğitimler verilmelidir.

Anayasamız ve özellikle İstanbul Sözleşmesi hükümleri gereği, şiddet vakalarının mağdur odaklı çözümü sağlanmalı, gereken yasal düzenlemeler de POZİTİF AYRIMCILIK KISTASI İLE yapılmalıdır. Konuyla ilgili Ülkemizde Şiddeti önlemek için Ulusal Eylem Planı oluşturulmalı ve ACİL ÖNLEMLER alınarak bu önlemler yaygınlaştırılmalı Basın yolu ile duyurulmalıdır.

İSTANBUL BAROSU

KADIN HAKLARI MERKEZİ

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim