• BIST 108.863
  • Altın 154,185
  • Dolar 3,8311
  • Euro 4,5213
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 10 °C

“Kadına Yönelik Şiddet Davalarında Uygulanan ‘Haksız Tahrik İndirimleri’ Kaldırılmalı”

“Kadına Yönelik Şiddet Davalarında Uygulanan ‘Haksız Tahrik İndirimleri’ Kaldırılmalı”
Amasya Barosu Kadın Komisyonu; Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gönül Cebeci, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle bir mesaj yayınladı.

Mesaj Şöyle:

Dünya Kadınlar Günü, kadınların eşit işe eşit ücret, günde sekiz saat çalışma ve doğum izni talepleriyle 1857 yılında başlattıkları eşitlik mücadelesinde, hakları uğruna can verdiği gündür. Günümüzde 8 Mart’lar, kadın sorunlarına çözüm önerilerinin kadınlara karşı her türlü ayrımcılığın kaldırılması ve kadına yönelik şiddete son verilmesi istemlerinin; bir kez daha dile getirildiği gündür.

Yoksulluk, eşitsizlik ve sosyal adaletsizlik dünyada kadınları erkeklerden daha çok etkilemektedir. Halen tüm toplumlarda kadınlar daha az eğitim almakta, okuma yazma öğrenmeleri engellenmektedir. Türkiye’ de kadınların siyasal hayatta ve gerek kamu gerekse özel işletmelerde yönetici olarak temsil edilme oranı çok düşüktür.

Kadına yönelik şiddet “kamusal veya özel yaşamda kadınlara fiziksel, cinsel veya psikolojik acı, ıstırap veren ya da verebilecek olan cinsiyete dayanan bir eylem, tehdit, zorlama, keyfi olarak özgürlükten, ekonomik gereksinimlerden yoksun bırakma” olarak tanımlanmaktadır. Kadınlara yönelik şiddet halen en utanç verici insan hakları ihlallerindendir.

Son yıllarda, kadına karşı şiddet olayları artarak devam etmekte, giderek artan sayıda kadın eşi, eski eşi veya sevgilisi tarafından şiddet görmekte, öldürülmekte ve cinayete kurban gitmekte, şiddet olaylarına maruz kalmaktadır.

Resmi rakamlara göre kadına karşı şiddet olayları 7 yılda %1400 artış göstermiştir.

“Hayatı boyunca” eşinden en az bir kez fiziksel şiddet görmüş kadınların oranı Türkiye genelinde % 39’dur. Boşanmış ve ayrılmış kadınların %78’i fiziksel şiddete maruz kalmaktadır. Eğitim düzeyi arttıkça fiziksel şiddet gördüğünü söyleyen kadınların oranı azalmaktadır. Okuma yazma bilmeyen kadınlar arasında en az bir kez fiziksel şiddete maruz kaldığını söyleyenlerin oranı %43 iken, yüksek öğrenim görmüş kadınlar arasında bu oran % 12’dir.

Ülkemizde kadınlar, yaşamın her alanında şiddete maruz kalmaktadır. Ama kadınlar en çok eşleri ya da sevgilileri tarafından şiddete maruz bırakılmaktadırlar. Türkiye'de 2010 ile 2015 yılları arasında, bin 234 kadın eşleri ve sevgilileri tarafından öldürüldü. Ayrıca 10 binin üzerinde kadın ise şiddete maruz kalarak hastanelik oldu. Kadınların öldürülme yöntemlerinin oransal dağılımı ise şu şekilde: "Yüzde 35 kesici alet, yüzde 43 ateşli silah, yüzde 7 darp edilerek ve yüzde 15 diğer."

Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı'ndan alınan bilgiler son 5 yılda ülke genelinde kadına karşı işlenen suçlarda büyük artış olduğunu gösterdi. Cinayetleri işleyen erkeklerin yüzde 45'i ise ifadelerinde, "aldatıldıklarını" iddia etti. Türkiye İstatistik Kurumu'nun rakamlarına göre tecavüz ve taciz gibi cinsel saldırı suçlarında da son beş yılda yüzde 30 artış yaşandı. Mağdur kadınların yüzde 40'ının korktukları için şikayetçi olmadıkları, bu açıdan bakıldığında istatistiklerin gerçek rakamları yansıtmadığı ve tecavüz ve taciz sayısının resmi rakamların çok üstünde olduğu öngörülüyor.

Kadına yönelik şiddete yasal önlemlerin alınması ile ilgili bir sorun da, kadına yönelik şiddet davalarında “haksız tahrik indirimi” uygulanmaktadır; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 29. Maddesine göre, haksız tahrik indirimi kimi hallerde verilen cezanın dörtte birine kadar indirilmesine yol açabiliyor.İyi hal indirimini öngören 62. Maddeye göre de ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet dışındaki cezaların altıda birine kadarının indirilmesi söz konusu. Sanığın sırf kravat takması ya da mahkemede saygılı tutum ve davranışlar sergilemesi gibi gerekçeler iyi hal kategorisinde değerlendirilmemeli. Ama yıllar önce namus adına işlenen cinayetlerde de mahkemeler indirim veriyordu. Ne zaman ki töre, namus gibi gerekçeler cinayetlerde hafifletici değil ağırlaştırıcı sebep sayıldı, bu suçlarda çok önemli oranda azalmalar oldu.

Yürürlüğe 2012 yılında giren Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un getirdiği Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM), panik butonu, zorlama hapsi ve sosyal yardım gibi iyileştirmelere rağmen kadına yönelik şiddeti önleyemeyen Türkiye, Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesi’nin ilk imzacısı olmuştu. Sözleşme, hukuki düzenlemeler açısından etkili oldu ancak uygulamada kadına yönelik şiddeti önlemek mümkün olamadı. Kadına yönelik şiddet ve ev içi şiddetin önlenmesi için yalnızca yasa ve sözleşmeler yetmez, ulusal eylem planı kapsamında kararlılık, süreklilik ve sorumluluk da gerekir.

Öneri ve taleplerimiz;

  • İmzalanmış olan uluslararası sözleşmeler yaşama geçirilmeli. Türkiye’nin kabul ettiği Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW)’ne göre; Türkiye, toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini gidermekle ve kadına yönelik şiddeti önlemekle mükelleftir.
  • Kadınların yaşam haklarını garanti altına almak üzere ciddi ve kapsamlı bir eylem planı hazırlanmalı, gerekli tüm adımlar atılmalı ve fiili olarak yaşama geçirilmelidir. Kadın konuk evlerinin sayısı artırılmalı ve koşulları iyileştirilmelidir.
  • Kadına yönelik şiddet davalarında uygulanan “haksız tahrik indirimleri” kaldırılmalı, 5237 sayılı TCK’nın 29. Maddesi uygulanmamalıdır. Şiddet gören, ölümle tehdit edilen kadınların tüm yasal haklarını kullanmaları sağlanmalıdır.
  • Kadınlara yönelik her tür düzenleme kadınların ve kadın örgütlerinin görüşleri alınarak yapılmalıdır. Sivil Toplum Kuruluşlarının talepleri karşılanmalı, çalışmalarına destek verilmelidir.

Toplumsal cinsiyet ayrımcılığı ile mücadele için geliştirilecek etkili politikalar hızla yaşama geçirilmelidir.

Kadınlarımızı anladığımız, saygı duyduğumuz, yaşam ve özgürlük hakkı başta olmak üzere sağlık, eğitim, yiyecek, barınma ve toplumsal hizmetler de içinde olmak üzere sağlığına ve esenliğine uygun bir yaşam düzeyine kavuşma, mal ve mülk edinme; çalışma, işini seçme özgürlüğüne saygı duyulduğu ölçüde mutlu bir dünya kurmuş oluruz.

Birlik, dayanışma ve mücadele günü olan bu günde bütün dünya ve ülkemiz kadınlarının 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü Kutluyoruz.

Amasya Barosu Kadın Komisyonu;
Adına
Yönetim Kurulu Üyesi
Av. Gönül Cebeci

 

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim