• BIST 89.270
  • Altın 147,050
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 15 °C

Kadına Yönelik Şiddet ve İstanbul Sözleşmesi

Kadına Yönelik Şiddet ve İstanbul Sözleşmesi
Mersin’de üniversite öğrencisi Özgecan Aslan’ın yakılarak öldürülmesi, Türkiye’yi derinden sarstı. Elim hadisenin ardından kadına yönelik şiddetin sıklıkla yaşanmasının getirdiği birikme ve toplumun organize olması ile tepkiler çığ gibi büyüdü.

Toplumun her kesiminden adalet çağrısı gelirken taleplerden biri de idam cezasının tekrar getirilmesidir.

Özgecan’ın öldürülmesi ile birlikte kadına yönelik şiddet konusu yeniden gündeme gelmiştir. Belirtmek gerekir ki Soli Özel’in köşesinde yazdığı üzere kadına yönelik şiddet Türkiye’ye özgü değildir.[1] Maalesef dünyanın her yerinde kadınlar psikolojik, ekonomik, cinsel ve fiziksel şiddete maruz kalmaktadırlar. 2013 yılında kadına yönelik şiddet çalışmasında kadınların % 35’inin cinsel şiddet mağduru olduğu belirtilmiştir.[2] BM tarafından yapılan bir çalışmada ise kadın ölümlerinin yarısının ya eşi ya da ailesi tarafından gerçekleştirildiği yer almaktadır.[3]Avrupa bazında yapılan bir çalışmada kadınların %25’i yetişkin oldukları dönemde fiziksel şiddete maruz kaldıklarını söylemektedir.[4]

Verilere bakıldığında karanlık bir tablo ile karşılaşılmakla birlikte aktivist eylemler ve devletlerin önayak olduğu çalışmalarla problemin çözümü adına girişimlerde bulunulmaktadır. Örneğin, 25 Kasım ile 10 Aralık tarihleri arasında dünyanın pek çok yerinde yürütülen Kadınlara Şiddete Karşı 16 Günlük Aktivizm Kampanyası, kadına yönelik şiddetin ve aile içi şiddetin önlenmesi için etkili bir enstrüman olmuştur.[5] Devletler ise uluslararası sözleşmelere taraf olarak yavaş yavaş da olsa konuya ilişkin yükümlülüklerini artırmaktadır.

Uluslararası Hukukta Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi Çalışmaları[6]

İnsan haklarından kadınların eşit olarak yararlanması ve yasalarda, yaşamda var olan ayrımcılıkların kaldırılması amacıyla 1979 yılında Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) kabul edilmiştir. Ancak bu Sözleşme’de kadına yönelik şiddet konusunda açık bir düzenlemeye yer verilmemiştir.[7]

Uluslararası hukukta kadına yönelik şiddetin önlenmesine ilişkin ilk belge 20 Aralık 1993 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabul edilen “Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Bildirge”dir.[8] Bildirgede; şiddetin önlenmesi, failin cezalandırılması ve şiddete uğrayanın korunması konusunda Devletlere düşen sorumluluklar ve görevler belirtilmekle birlikte Bildirge hukuki bağlayıcılığa sahip değildir.

Avrupa Konseyinde ve Avrupa Birliğinde 2000’li yıllara kadar “kadının şiddete karşı korunması” bakımından özel bir düzenleme bulunmamaktadır. 2008 yılında hem Birleşmiş Milletlerde hem de Avrupa Konseyinde kadına yönelik şiddete son verilmesini sağlamak amacıyla önemli adımlar atılmıştır. Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komitesi, kadına yönelik şiddeti ve mağduru koruma önlemlerini geniş çerçevede ele alan, bağlayıcı ve yaptırım içeren bir uluslararası veya Avrupa çapında bir sözleşme düzenlenmesi çağrısında bulunmuştur.[9]

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komitesi’nin çalışmaları ve imza kampanyaları sonrasında Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi (İstanbul Sözleşmesi) oluşturulmuştur.

İstanbul Sözleşmesi

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ni (İstanbul Sözleşmesi) ilk imzalayan ve ilk onaylayan ülke Türkiye’dir. Türkiye Sözleşmeyi imzaya açıldığı gün imzalamış ve 24.11.2011 tarihinde onaylamıştır.[10] Sözleşme, Mayıs 2011’de Türkiye tarafından İstanbul’da imzalandığı için kısaca İstanbul Sözleşmesi olarak anılmaktadır.[11] Sözleşme’yi şu ana kadar 37 devlet imzalamış ve bunlardan 16’sı Sözleşme’yi onaylamıştır.[12] Sözleşme yeter sayıda devletin onayı sonrası 1 Ağustos 2014’te yürürlüğe girmiştir.[13]

Sözleşme, CEDAW’ın standartlarını kodifiye ederek ve geliştirerek oluşmuştur.[14]Bu yönüyle İstanbul Sözleşmesi soyut ve genel CEDAW’a göre daha somut hükümler içermektedir. CEDAW’ın amacaı daha çok kadınları korumaya yönelik iken İstanbul Sözleşmesi devletleri Sözleşme’nin korumasını uygulamaya ve mağdurlara hizmet etmeye teşvik etmektedir.  Sözleşme ile getirilen yenilikler arasında ısrarlı takibin yasaklanması ve şiddet tehlikesi altında olan kadınlara mülteci statüsü verilmesi gibi düzenlemeler de yer almaktadır.

Sözleşme’ye[15] göre kadına yönelik şiddet bir insan hakları ihlali ve kadınlara yönelik ayrımcılığın  bir biçimi olarak anlaşılmaktadır ve ister kamusal ister özel alanda meydana gelsin, kadına fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik zarar veya ıstırap veren veya verebilecek olan toplumsal cinsiyete dayalı her türlü eylem ve bu eylemlerle tehdit etme, zorlama veya keyfi olarak özgürlükten yoksun bırakma  anlamına gelmektedir.

Sözleşme ile devletlere ilk defa bağlayıcı yükümlülükler getirilmiştir. Sözleşme taraf devletlere, fiziksel, cinsel, ekonomik ve psikolojik şiddet türlerini önlemek için gerekli yasal önlemleri alma yükümlülüğü getirmiştir. Sözleşme ile şiddeti önleme,  şiddet mağdurunu koruma ve şiddet uygulayanı soruşturma konularında devletler yükümlü tutulmuştur. Sözleşme’ye taraf devletler, kadına yönelik şiddetin temelinde yatan unsurları saptayıp ortadan kaldırmak için politikalar geliştirmek zorundadırlar.

Sözleşme’nin md. 5/2’sine göre “taraflar, devlet dışı aktörlerce gerçekleştirilen ve bu Sözleşmenin kapsamı dahilindeki şiddet eylemlerinin önlenmesi, soruşturulması, cezalandırılması, ve bu eylemler nedeniyle tazminat verilmesi konusunda azami dikkat ve özenin sarf edilmesi için gerekli yasal ve diğer tedbirleri alacaklardır.” Ayrıca taraf devletler kadına karşı şiddete karşı bütüncül bir mukabelede bulunulmasını temin edecekler ve etkili, kapsamlı ve birbiriyle koordineli politikaların benimsenip uygulanmasını sağlayacaklardır.

Sonuç

İstanbul Sözleşmesi önceki uluslararası sözleşmelere nazaran daha kapsamlı ve somut adımları içeren bir anlaşmadır. Türkiye’nin ise İstanbul Sözleşmesi’ni İlk imzalayan - ilk onaylayan ülke olması, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesine önem verdiğini göstermektedir. Ayrıca Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’ni esas alarak “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair 6284 Sayılı Kanunu” kabul etmiştir. Dolayısıyla Türkiye’nin belli ölçüde çağdaş uluslararası hukuk düzenlemelerine uygun biçimde hareket ettiği söylenebilir. Bununla birlikte Özgecan’ın öldürülmesi hadisesinde görüldüğü üzere cezalandırmaya yönelik hukuki düzenlemelerin etkisi bir dereceye kadar olmaktadır. Avukat Gönenç Gürkaynak’ın da ifade ettiği üzere “failleri üreten kültür unsurları” hedef alınarak çalışmalar ve düzenlemeler yapılması en doğru yöntem olacaktır.[16] Bunun aksine her seferinde kadına yönelik şiddet olayı sonrası yapılan kısır idam tartışmaları sadece toplumsal gerginliği artırır ve esas sorunun tespitini zorlaştırır.   

Abdullah Tunç / Ankara Strateji Enstitüsü


[1]Soli Özel, Özgecan ve diğerleri http://www.haberturk.com/yazarlar/soli-ozel/1043195-ozgecan-ve-digerleri
[2] World Health Organization, Global and Regional Estimates of Violence against Women 2 (2013)
[3] UN Office on Drugs and Crime, Global Study on Homicide 2013, at 14 (2014)
[4] Council of Eur. Task Force to Combat Violence against Women, including Domestic Violence, Final Activity Report 5 (2008) http://www.coe.int/t/dghl/standardsetting/convention-violence/CAHVIO/EG-TFV(2008)6_complete%20text.pdf.
[5] Mridula Shrestha, Istanbul Convention Poised to Enhance Global Efforts to Eradicate Violence against Women and Domestic Violence, http://www.asil.org/insights/volume/19/issue/4/istanbul-convention-poised-enhance-global-efforts-eradicate-violence
[6] Kadına Yönelik Şiddet Konusunda Uluslararası Düzenlemeler için bkz. http://www.ankarabarosu.org.tr/Siteler/2012yayin/2011sonrasikitap/kadin-haklarina-iliskin-uluslararasi-duzenlemeler.pdf
[7] Nazan Moroğlu, Uluslararası Belgelerde Kadın Erkek Eşitliği, İstanbul Barosu yayını, 2005
[8] Moroğlu, a.g.m, s. 148
[9] Nazan Moroğlu, Kadına Yönelik Şiddet; Aile Mahkemeleri Yasal Çerçevesi ve Uygulama Sorunları, İstanbul Barosu Yayını, 2004,
[10] Cumhur Şahin,  İstanbul Sözleşmesi’nin Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun Üzerindeki Etkisi, http://kazancidergisi.com/c/detay.asp?id=6784#
[11] http://www.kadinininsanhaklari.org/kadinin-insan-haklari/yasalardaki-haklarimiz/uluslararasi-sozlesmelerde-kadinin-insan-haklari/kadina-yonelik-siddet-ve-aile-ici-siddetin-onlenmesi-ve-bunlarla-mucadeleye-iliskin-avrupa-konseyi-sozlesmesi-istanbul-sozlesmesi-2/
[12] http://www.conventions.coe.int/Treaty/Commun/ChercheSig.asp?NT=210&CM=&DF=&CL=ENG
[13] Shrestha, a.g.m
[14] Shrestha, a.g.m
[15] Sözleşme için bkz. http://www.coe.int/t/dghl/standardsetting/convention-violence/convention/Convention%20210%20Turkish.pdf
[16] https://twitter.com/GurkaynakGonenc/status/566707849032900609

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim