• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara -1 °C

Kadının Varoluş Mücadelesi

Kadının Varoluş Mücadelesi
Osmaniye Barosu Başkanı Av. Dilem Aksoy, BAROTÜRK Dergi için yazdı.

BAROTÜRK Dergi

Av. Dilem AKSOY / Osmaniye Barosu Başkanı

İslamiyet’ten önceki Türklere ait bilgiler M.Ö. 4000 yıl gerilere kadar gitmektedir. Bu köklü bilgiler arasında kadının temel nitelikleri “Ana” lık ve “Kahramanlık” tır. Kadın ata binme, silah kullanma, savaşabilme gücü ile de değerlendirmeye tabidir (Savcı, 1993: 107). Türk tarihi incelendiğinde, toplumsal yaşamda kadın erkek eşitliği önem arz etmektedir. Orhun kitabelerinde, Türk kadınından saygı ile söz edilmekte, devlet işlerinde “Devleti idare eden Han” ve “Devleti idare eden Hatun” ifadelerinin birlikte yer aldığı belirtilmektedir. Geleneklere göre, sadece “Han emreder” sözleri ile bir emirname çıkarırlarsa geçerli sayılmaz, ancak “Han ve Hatun emreder” şeklinde başlarsa geçerli olur. Yabancı diplomatik kuryeler, han tek başına olursa huzura kabul edilmezler, ancak her ikisinin de mevcudiyetinde huzura gelebilir ve sağda duran han ve yanındaki hatunla tanıştırılırlar. Savaşta, siyasi toplantılarda, sosyal ilişkilerde kadınlar her zaman kocalarının yanında yer alırlardı (Doğramacı, 1989: 1–2).

Türklerde öteden beri kadına verilen değer ve önem, sosyal ve hiyerarşik yapılanmadaki kadının rol ve statüsünden anlaşılmaktadır. Ancak daha sonraki dönemlerde bu durumun değiştiğine, özellikle eğitim alanında kadınlara karşı getirilen kısıtlamalara rastlanmaktadır. Osmanlı Devletinde kızlar sadece sıbyan mekteplerinden yararlanabilmekte daha fazla bir eğitime ihtiyaç duyulmamaktaydı. 1847 yılında ilk devlet okulları kurulmuş ve 1869 yılına kadar da kız çocuklarının eğitimi ülke geneline yayılmamıştır. 1869 yılında kabul edilen Maarifi Umumiye Nizamnamesi, okuma-yazma çağındaki tüm çocuklara kız erkek ayırımı yapılmaksızın ilköğretim mecburiyeti, erkekler için 6–10, kızlar için 7–11 yaş sınırlamaları ile getirmiştir. Bu mecburiyet, daha sonra 1876 yılında kabul edilen Kanun-u Esasi’de anayasa maddesi olarak yer almıştır. Böylece kız ve erkek öğrenciler için eşit eğitim, hukuken mümkün kılınmıştır (Doğramacı, 1989: 102; Kurnaz, 1999: 99–100). Tanzimat Dönemi’ne gelindiğinde Namık Kemal, Ziya Paşa, Münif Paşa ve Saffet Paşa gibi aydınlar ve devlet adamları, kızların ve kadınların eğitimden yoksun bırakılmalarını, toplumun geri kalma nedenlerinden biri olarak görmüşlerdir. Kadınların cehaleti ile kendi çocuklarının yetiştirilmesi ve sağlığı arasındaki olumsuz ilişki de dile getirilerek, bu nedenlerden dolayı kız ve kadınların eğitilmesi gerektiği, Osmanlı toplumunun ilerlemesi ve mutlu olması için şart olduğu belirtilmiştir. Tanzimat Dönemi’nde Osmanlı, kızların eğitimini ihmal ederken, azınlıklar ve yabancılar birçok kız okulu açmıştır. L839’da dokuz Fransız kız okulu, 1971’de bir Amerikan kız koleji açılmıştır. O tarihlerde, batı ülkelerindeki durum incelendiğinde, kızların eğitimi erkek çocuklarınkine göre çok yavaş bir gelişme göstermekle beraber yine de Osmanlılara göre bu alandaki gelişmeler yüz, yüz elli yıl önce başlamıştır (Akyüz, 2000: 12–16).

Cumhuriyet dönemine gelindiğinde, kadın eğitimine önem verilmiş, bu alanda büyük gelişmeler sağlanmış ve erkek-kız karışık (karma) eğitim kesinlikle gerçekleşmiştir. Kurtuluş Savaşı’nın kazanılması ve l938’e kadar Atatürk’ün varlığı, tüm halka ve öğrencilere kendilerine ve geleceğe güven duygusu ve büyük bir şevk vermiş, kız erkek tüm öğrenciler bir meslek sahibi olarak topluma yararlı olabilmek için büyük çaba harcamışlardır (Akyüz, 2005: 297–298). Atatürk, Kurtuluş Savaşını verirken güç aldığı, yardımını gördüğü Türk kadınını hiç unutmamıştır. Vefa duygusunu her fırsatta belirtmiştir. Cumhuriyet dönemi boyunca kadın haklarına öncelik tanınması veya çok önem verilmesinde bu duygunun etkisi vardır. (Gül, 1998: 79)

İster çağdaş toplumlarda olsun isterse ilkel toplumlarda olsun kadının rolü çok yönlü ve çok boyutludur. Bu nedenle kadının öncelikli olarak eğitim-öğretim ve meslek edinme süreçlerine dâhil edilmesi toplumsal gelişim ve değişim için ciddiye alınması gereken en temel faktördür. Kadınların yaş ve konumlarına bakılmaksızın bütün yaşam boyunca düzenli ve etkin eğitim yapılanışında var olmaları gereklidir. Bunun da ulusal bir devlet politikası haline getirilmesi gereklidir. Çünkü bu sürecin paralelinde iş olanaklarını arttırmaya, düzeltmeye yönelik düzenleme ve politikaların başarılı olabilmesi için eş zamanlı aile içi rol ve ilişkilerin yeniden tanınması, gerek kadın gerekse erkeğin eğitiminde ve sosyalleşmesinde köklü değişikliklere gidilmesi gerekmektedir. Toplumun geleneksel çizgilerinin eşitliğe yönelişi içinde cinsiyete göre belirlenmiş işbölümü yerine, her bireyin yeteneğine göre işbölümünde yer alacağı yeni bir toplumsal düzende, bireyin çeşitli yönlerini geliştirerek en üst düzeyde verimli olabilecekleri bir sistematik oluşturulmalıdır.

Türkiye genelinde düşünüldüğünde, kız çocuklarının ve kadının eğitimi, her devirde her dönemde ciddi ve sürekli tartışma konusu olmasına karşın bütün önerilere ve girişimlere rağmen bu yapı sorunlar yumağı olarak güncelliğini korumaktadır. Bunun temel nedeni olarak, konuya insani yönden çok cinsiyet yönünden bakmanın daha etkili olduğu söylenebilir. Bu konuyu “insan olma” açısından görerek, kadını insanlığın temel varlık sebebi ve süreci içinde değerlendirmek; Atatürk’ün deyişi ile “şuna inanmak lazımdır ki, dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir” perspektifinden bakmakla mümkün olacaktır. Çünkü kadın, ara bir geçiş aracı olarak kullanılmamalıdır; kadınlar ve kız çocukları toplumun yapısına yön veren ve bireylere toplumsal değer biçen bir temel role sahiptir. Bunun fark edilerek kadınların ve kız çocuklarının eğitim ve öğretim seviyelerinin yükseltilmesi için acil önlemler alınmalıdır.

Kaynakça

Akyüz, Yahya (2000), “Türk Eğitim Tarihi”, Milli Eğitim Yayınları, Ankara.

_______, (2005), “Türk Eğitim Tarihi”, Pegem A Yayınevi, Ankara.

Doğramacı, Emel (1989), “Türkiye’de Kadının Dünü ve Bugünü”, Türkiye İş Bankası Yayınları, Ankara.

Gül, Muhittin (1998), “Bizde Kadınların Siyasal Haklar Alması ve İlk Kadın Milletvekillerimiz”, Cumhuriyet’in Kuruluşunun 75. Yılı Armağanı, Gazi Üniversitesi, Atatürk İlkeleri ve İnkılâpları Tar. Arş. ve Uyg. Merkezi,

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim