• BIST 104.123
  • Altın 145,809
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 11 °C

Kandil, Mobeselerle Şehirleri İzliyor!

Kandil, Mobeselerle Şehirleri İzliyor!
Türkiye, yeni bir kaos cenderesinin içine sokulmuş durumda. Her gün şehit haberleri gelirken bir o kadar da PKK'lının öldürüldüğü açıklanıyor.

Devlet ‘Özel Güvenlik Alanları' adıyla bir nevi OHAL'e (Olağanüstü Hâl) dönüş yaparken; KCK-PKK, ‘özerk bölge' ve ‘öz savunma' adıyla şehirleri özgürleştirdiğini duyuruyor.

Devlet, 100 kadar bölgeyi Özel Güvenlik Alanı ilan ederken; PKK da 30 yerleşim yerinde özerkliği ilan etti. Karşılıklı restleşmelerle iç savaşı andıran manzaralar ortaya çıkıyor, şehirlerden dumanlar yükseliyor, binalar tahribata uğruyor, insanlar ölüyor. Adı tam konulmasa da aslında bir iç savaşın ayak sesleri başlamış durumda.

Doğu ve Güneydoğu'da sivillerin silahlandırıldığı, halkın PKK tarafından sokaklara döküldüğü bir dönem yaşanıyor. Yaklaşık 3 yıldır sürdürülen çözüm süreci hiç olmamış gibi hem devlet organları hem de KCK-PKK harekete geçmiş durumda. Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan, “Terörle sonuna kadar mücadele edilecek, anladıkları dilden konuşulacak.” diyerek operasyonları hızlandırmış oldu. KCK yönetimi ise devlet saldırıları durdurmazsa gerillanın şehirlere inip halkı koruyacağını açıkladı. Bütün bu yaşananlar her ne kadar 90'lara benzese de aslında daha vahim boyutta. Yaşananlar 90'lara dönüş değil, 2015'in ta kendisi.

Bunu daha iyi anlamak için önce Duran Kalkan'ın hazırladığı ve KCK'nın anayasası gibi görülen Devrimci Halk Savaşı'nın bazı bölümlerine bakmakta fayda var. Çünkü yaşananın 90'ların çok daha ilerisinde olduğunu anlamamıza yardımcı olacak: “Savunma güçlerini örgütleyeceğiz. Yani demokratik toplumu, onun örgütlülüğünü, KCK örgütlülüğünü savunan, bütün saldırılara karşı koruyan bir güvenlik sistemi ortaya çıkartacağız. Demokratik toplum ve KCK örgütlülüğü ancak savunulduğu ölçüde var olacaktır. Bu sistemi silahlandıracağız, eğiteceğiz, demokratik toplumu savunacak kadar her yerde bir savunma sistemi geliştireceğiz." KCK'nın 2007'de ilan edilmesinden sonra hazırlanan bu taslak, adım adım tatbik edildi. Kalkan'ın söylediği örgütlenmelerin hepsi tamamlandı ve devreye sokuldu.

2011'DE AĞIR DARBE ALAN TERÖR ÖRGÜTÜ TOPARLANDI

2011'de Kazan Vadisi operasyonuyla ağır darbe alan PKK, kısa sürede toparlandı. 2012'de kısmen, 2013'te resmen başlayan çözüm süreciyle birlikte KCK sistemini tam manasıyla geliştirdi. Örgüt, şehirle dağ arasındaki mesafeyi ortadan kaldırdı. Aslında KCK-PKK için dağdaki dağdaki teröristlerden çok şehirlerdeki birimler daha önemli ve etkili olmaya başladı. Sadece bu bile örgütün 90'ların çok ötesinde olduğunun önemli bir göstergesi. Devlet şimdi Kandil'i bombalarken, PKK şehirlerin hâkimiyetini ele geçirmiş durumda. Geçmişte devlet yasak koyarken ve hayatı durdurup cinayetler işlerken şimdi şehirlerde terör örgütü daha rahat hareket ediyor. Bazen örgüt bir ilçenin yolunu günlerce kapatıp ya da şehir veya ilçelerde günlerce hayatı durdurup, devleti etkisiz hâle getirebiliyor. Muş'un Varto ilçesinde yaşananlar bunun en bariz örneği. Devlet iki gün boyunca ilçede etkisiz kaldı. Örgüt ilçenin kontrolünü ele geçirdi. Kimi yerlerde ise örgüt paralel bir devlet olarak hareket ediyor. Asayiş operasyonları düzenliyor. Böyle bir şey hiçbir dönem olmamıştı. 90'larda PKK şehirlere inemezdi, hareket kabiliyeti de sadece dağ ile sınırlıydı. Kadrosu ise genel bir tabirle köylüydü. Ancak şimdi kadrosunun önemli bir kısmı eğitimlilerden, üniversite mezunlarından oluşuyor. Dağ yerine şehirlerde mücadelenin anlamlı olduğuna inanan KCK bunun için şehir kadrosunu güçlendirmiş durumda. Bölgede kurulan birimlerle birlikte neredeyse her evi silahlandırdılar. Kadın ve erkek teröristler bir iç savaşa hazır. Kobani örneğiyle dünyaya adını duyuran PKK yanlısı Kürtler Türkiye'de de halk savaşını başlatacaklarını ilan etti.

İddialara göre KCK, Türkiye'de 5 şehirde (Diyarbakır, Batman, Mardin Kızıltepe, Van ve Cizre-Silopi) kadın ve erkeklerden oluşan silahlı taburlar kurdu. Hedef, çatışma alanını önümüzdeki bir yıl içinde tamamen kırsaldan şehirlere çekmek. Devletin OHAL'ine karşı kendi ‘öz savunma' alanını oluşturan KCK-PKK çoğu zaman devletten önce hareket ediyor ve hamle üstünlüğü kazanıyor. Bunu da oluşturduğu sağlam istihbarat ağı sayesinde gerçekleştiriyor.

Bölgedeki resmî kurum ve kuruluşları yakın takibe alan örgütün, personellere ait bir bilgi arşivi var. Ayrıca son dönemlerde şehirlerde kurduğu kendi mobese ağı sayesinde ise âdeta devleti gözetim altına almış durumda. Kandil, şehirleri canlı izliyor demek abartı olmaz. Diyarbakır, Batman, Cizre, Silopi, Kızıltepe, Bingöl, Varto, Lice, Kulp, Siirt, Kurtalan, Mersin ve Adana'da bazı noktalar olmak üzere toplamda 20 yerleşim yerini yerleştirdiği özel kameralar sayesinde izliyor. Özellikle devlet kurumlarını gören açılara yerleştirilmiş kameralar sayesinde örgütün KCK şehir sorumluları görüntüleri anlık takip ediyor. Diğer bir iddia ise örgütün, devletin kullandığı mobeselerin görüntülerini elde ettiği yönünde. Eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın “Biz Kandil'i BBG (Biri Bizi Gözetliyor) evi gibi izliyoruz.” açıklaması tersinden gerçekleşmiş gibi. Kandil, şehirleri BBG evi gibi izlemeye almış.

90'lar denince sadece devletin şiddeti ve faili meçhuller anlaşılıyor. Ama bugün yaşananlar daha ileride. Şimdi örgüt gündüz ortası cinayet işliyor ve bu cinayetlerin failleri yakalanamıyor. PKK militanları istedikleri devlet görevlisini istedikleri noktada infaz edebiliyor, devlet sadece olayı öğrenmekle yetiniyor. Hem devlet hem PKK karşılıklı güç gösterisine başlamış durumda. Örgüt sadece bir gün içinde şehir merkezleri çoğunlukta olmak üzere 10 ayrı noktaya saldırabiliyor. Devlet ise günler sonra girebildiği ‘kuşatılmış' bölgeleri tabir yerindeyse ateşe veriyor. Hem batıda hem doğuda örgüt şehirlere yığdığı bombaları istediği zaman patlatma gücüne sahip. Devlet patlayıcıları bulamıyor.

Bayık İran'da, Karayılan Hakkâri'de

Yeni bir hükümet kurulamayınca Türkiye erken seçimle karşı karşıya kaldı. Her şeye karar veren Cumhurbaşkanı Erdoğan muhtemel bir seçim için hamle arayışında. 1 Kasımda yapılacak erken seçimde sonuçların pek değişmeyeceği aşikâr. Selahattin Demirtaş'ın başında bulunacağı HDP'nin en kötü ihtimalle yüzde 13'ü koruyacağını söylemek mümkün. Bu durumda tek başına iktidara gelmek isteyen AKP farklı arayışlara girmiş gibi. Örneğin, gündeme gelen tampon bölge ile Türkiye Suriye'ye girecekti. Hatta bir grup özel kuvvet sınırı geçip Türkmenlere katıldı. Ancak buna karşı çıkan Almanya ve Amerika, sert tepki göstererek Patroit füzelerini geri çekme kararı aldı. Türkiye'ye verilen mesaj şu oldu: “Bize güvenerek Suriye'ye giremezsin.” Suriye'ye giriş bu nedenle askıya alınırken PKK ile mücadeleye ağırlık verildi. Örgüt öz yönetim alanları ilan edip devletle çatışmalara başladı. Bu da farklı dengelerin devreye girmesine sebep oldu. Örneğin KCK Yürütme Konseyi'nin eş başkanı Cemil Bayık, Türkiye'deki ‘ayaklanma' için destek sözü aldı. 15 gün önce İran'a giden Bayık'ın, İran'ın elindeki Alman menşeli füze ve roketatarlardan oluşan önemli miktarda silah aldığı belirtiliyor. Bayık ve İranlı general Kasım Süleymani'nin Kandil'de bir araya geldiği ve birlikte hareket edeceklerine dair anlaştıkları da ileri sürülüyor.

Bu görüşmeler sürürken Halkın Savunma Güçleri'nden (HPG) sorumlu KCK yürütme kurulu üyesi Murat Karayılan'ın ise Kandil'in bombalandığı sırada Yüksekova'ya geçip burada KCK'nın Türkiye ve bölge sorumlularıyla toplantı yaptığı belirtiliyor. Karayılan'ın burada yaptığı konuşmada hükümetin savaşı sürdürmesi hâlinde halk savaşına hazır olunmasını ve bunun için küçük provaların yapılmasını istediği vurgulanıyor. Ayrıca Karayılan'ın önümüzdeki 15 gün içinde her şeyin daha da netleşeceğini söyleyip gerekirse belirlenen 5 noktada şehirlerin tamamen ele geçirilmesi için hazır olunması gerektiği talimatı verdiği belirtiliyor.

Sahada bu gelişmeler yaşanırken Kandil'de ise farklı sıkıntılar var. MİT'in sık sık görüştüğü Abdullah Öcalan için sıkıntılı günler başlamış gibi. Öcalan'ın mesajı Kandil'e ulaştırıldı. Ancak Kandil'den beklenen yanıt gelmedi veya getirilmedi. Ancak bu sırada farklı bir gelişme yaşandı. Öcalan'a verilen ve zaman zaman kullanıma açılarak Kandil ile görüşmesi sağlanan cep telefonu MİT mensupları tarafından Öcalan'dan tamamen alındı. İddiaya göre Öcalan'ın, telefonla birkaç görüşme yapıp bazı sonuçlar elde edebileceğini söylediği ancak yetkililerin ‘böyle bir karar var' diyerek telefonu Öcalan'a iade etmedikleri öğrenildi. Öcalan'ın son iki ayda genel sağlık kontrolünden geçirilmediği de sızan bilgiler arasında.

KAYNAK: HAŞİM SÖYLEMEZ  AKSİYON

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim