• BIST 97.926
  • Altın 144,080
  • Dolar 3,5648
  • Euro 3,9975
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 23 °C

"Kentin Haznesi Doldu, Ciddi Sıkıntılar Yaşanıyor"

"Kentin Haznesi Doldu, Ciddi Sıkıntılar Yaşanıyor"
IŞİD’in Gaziantep’teki faaliyetlerine ilişkin yeterli soruşturmanın yapılmadığını söyleyen Gaziantep Barosu Başkanı Av. Bektaş Şarklı, insanların güvenlik endişesi yaşadığını söyledi.

Gaziantep, Suriye’de savaşın başlamasından itibaren, gerek göç dalgası gerekse cihatçı örgütlerin sınır geçiş noktalarından biri olmasıyla çok sık gündeme gelen kentlerden birisi. Evrensel Gazetesi'nden Fatma Keskintimur ve İnanç Yıldız, içeride ve dışarıdaki savaş halinin kente nasıl yansıdığını Baro Başkanı Av. Bektaş Şarklı ile konuştular.

IŞİD’in Antep’teki faaliyetlerine ilişkin yeterli soruşturmanın yapılmadığını söyleyen Şarklı, insanların güvenlik endişesi yaşadığını söyledi. Antep’te 500 bine yakın mülteci olduğunu da vurgulayan Şarklı, mültecilerin hala sosyal haklarının bulunmadığını ve ucuz iş gücü olarak kullanıldıklarını söyledi. Yeni göç dalgalarının da yaşandığını söyleyen Şarklı, kentin haznesinin dolduğunu ve ciddi sıkıntılar yaşandığını söyledi.

Gaziantep’te şuan öne çıkan iki önemli konu var. Biri IŞİD tehdidi, diğeri ise mülteci sorunu. Bu konuda sizin gözlemleriniz nedir?

IŞİD, şimdiye kadar düşman değildi. Radikal İslamcı örgütler, Türk hükümeti veya buradaki yetkililer tarafından şimdiye kadar mücadele edilecek bir sorun olarak görülmedi. Son bir yılda dış politikaya da bağlı olarak, özellikle Ankara, Suruç patlamalarından sonra, artık o cepheye yönelik de bir mücadele konsepti ortaya koymak, en azından böyle ifade etmek zorunda kaldılar. Daha önce tutuklama verilmeyen IŞİD dosyalarında, ellerinde çok delil olmamasına rağmen, tutuklama vermeye başladılar. Bundan bir sene önceki süreçte ise ellerinde delil olmasına rağmen, örgüt suçu kapsamına sokulmuyordu, tutuksuz yargılamak üzere serbest bırakabiliyorlardı. Şimdi değişen bu oldu. Bence dış politikaya bağlı olarak biraz da mecbur kaldılar.

Bu değişen politika çerçevesinde yeterli soruşturmalar yapılıyor mu?Mesela çocukları IŞİD’e katılan ailelerin Antep’in IŞİD’in örgütlenme ve faaliyet alanı olduğu yönünde şikayetleri vardı...

Adıyaman’da ve Antep’te benzer şikayetler geldi gündeme. Örneğin iki yıl önce başkan vekilliği dönemimdeydi, buradaki Emniyet Müdürlüğü’ne sorduk bu şikâyetleri, “Bu iddialarla ilgili tedbirleriniz nelerdir?” diye. “Sorularınız kamu güvenliği, kamu düzeni nedeniyle cevaplandırılmamıştır” diye yanıt aldık.

Yani aslında gerçek bir soruşturma yok…

Aslında bu biraz, devletin bakış açısı! Antep’te yaşayan bir yurttaş olarak ben güvenliğimden endişe duyuyorsam, devlet benim güvenliğimi sağlamak zorunda. Yani yaptığı, yapacağı çalışmalarla beni aydınlatmak zorunda… Ama bütün bunları takip etmemiz bile engelleniyor, ‘kamu güvenliği’ gerekçesiyle! Hükümetim, devletim diyorsan bu coğrafya içerisinde yaşayan tüm insanların, adalet erişimini de sağlık hizmeti ve eğitime erişimini de en mükemmel biçimde sağlamak zorundasın. Oysa öyle değil ve herkes kaygılı bu yüzden.

SOSYAL HAKLAR YOK, UCUZ İŞ GÜCÜ VAR

Savaşın bir başka boyutu da göç ve mülteci meselesi! Antep bu konuda da sorun yaşanan bir yer. Mevcut durum nedir şu an?

Bu göç eden insanlara geçici bir kimlik verilerek en azından bir kayıt sistemi oluşturuldu. Bunun faydaları oldu. Ama ucuz işgücü olarak kullanılması, sosyal haklarının sağlanmamış olması durumu devam ediyor. Bu biraz da hükümet politikası! İnsanlara statü verdiğiniz zaman o statüyle birlikte hak sahibi olacak. O yüzden hükümetimiz, sürekli “misafir, sığınmacı” diyor. Ama bunun gerçek hayattaki karşılığı mültecidir. Bakıyorsunuz bir kısmı halen kamp denilen çadırlarda kalıyor. O çadırlar da sivil toplum örgütlerinin denetimine açılmadığı için nasıl bir faaliyet yürüdüğünü bilmiyorsunuz. Bir hükümet tüm faaliyetlerinde şeffaf olmalı ki insanların kafasında şüphe giderilebilsin.

Adli yardım konusunda size yapılan başvurular var mı?

Antep’te 500 bine yakın mülteci var, iki yılda bize başvuran mülteci sayısı 15! Sadece bu kadar ihtilaf olması, hayatın olağan akışına aykırı… Demek ki başka bir şekilde çözümleniyor. Bugün bir başka avukat arkadaş, “geçici hükümetleri vardı, acaba hâkimleri ve benzeri görevlileri mi yapıyor bu işleri” diye soruyordu. Bilmiyorsunuz, kapalı bir kutu.

Bu hükümetin sınırlarımızda bir karşılığı, meşruluğu var mıdır?

Bunun devletlerarası hukukta karşılığı yoktur! Siz tasvip edin ya da etmeyin orada bir hükümet var. Yani dış ilişkileri olan ki sizin dört yıl öncesine kadar kardeş ilan ettiğiniz, resmi bir hükümet var ve ortadan kalkmamış durumda. Siz de bir hükümeti devirmeye yönelik faaliyetlere destek veriyor ve karşısında kurulan bir hükümete kucak açıyorsunuz. Onların terörü de katarak yaptıkları faaliyetlere lojistik destek veriyorsunuz. Devletler arasında savaş sebebidir bu aslında!

‘HAZNE DOLU, CİDDİ SIKINTILAR YAŞANABİLİR’

Şimdi yeni bir göç dalgası da kapıda… Ne yapılmalı?

Kira fiyatlarındaki artış, savaştan kaçanların bir para aracı gibi görülmesi… Başta inşaat olmak üzere kimi sanayi kolları da dahil tüm alanlarda ucuz işgücü olmaları ve patronların bunu kazanç sayması... Bütün bunlar zaten hazneyi dolduran şeyler. Daha iki ay öncesine kadar Kilis Elbeyli’de korsan taksilerle, para karşılığı geçiş yaptıran insanlar aracılığıyla gelenler olduğu iddia ediliyordu. Sınır güvenliğinin de bir an önce sağlanması lazım. İşte Halep’ten gelen çok sayıda insan sınırda bekliyor. Türkiye’nin bu kadarını kaldırabileceğini düşünmüyorum. Bu daha önce yaşandığı gibi yine linçlere varan olaylara sebep olabilir. Dolu bir hazne var, siz onun üzerine halen doldurmaya devam ederseniz ciddi anlamda sıkıntılar da yaşanabilir.

Antep’in, en çok mülteci yaşayan şehirlerden biri olduğunu düşünürsek, burada en azından önümüzdeki döneme dair yeterli önlem alınıyor mu? Valilik bu konuda sizlerle de görüş alış verişi yapıyor mu?

Buradaki de, diğer illerdeki valiler de adeta siyasi bir mekanizmanın parçası gibiler. Sivil toplum örgütlerine diye belli “derneklere” açıyorlar bu yolu. Maalesef devlet refleksi, yıllardan beri her türlü sorunu bir şekilde halının altına süpürüp sanki olmamış gibi üzerini kapatmayı tercih ediyor. Bu devlet refleksi burada da geçerli! Yani bir olumsuzluk duyulduğu zaman, buradaki bürokratlardan başlayarak muhtemelen bakanlığı da cumhurbaşkanlığını da rahatsız ediyor. Oysa sivil toplum örgütlerine sorunları açıp, eşgüdümlü çalışmak, hem onları rahatlatacaktır hem de tek taraflı bakmayan gönüllü insanların da katılımıyla farklı çözüm önerileri geliştirilecektir.

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim