• BIST 106.711
  • Altın 143,448
  • Dolar 3,5567
  • Euro 4,1387
  • İstanbul 30 °C
  • Ankara 26 °C

KİLİS

Prof. Dr. Ersan ŞEN

Kilis; vatan toprağı, Türkiye Cumhuriyeti’nin ayrılmaz bir parçası olarak 79. vilayetimiz, sınır şehrimiz.

Kilis’te yaşayan vatandaşların da, en az Türkiye Cumhuriyeti’nin diğer illerinde yaşayan vatandaşlar kadar can ve mal güvenliklerinin sağlanmasını Devletten isteme ve bekleme hakları vardır.

Devletin ana ödevi ve görevi, vatandaşlarının can ve mal güvenliği için düzeni sağlamak, topraklarını iç ve dış tehditlere karşı korumaktır. Bu husus, devlet olmanın doğal bir neticesidir. Esas itibariyle bu sorumluluk, millete de aittir. Çünkü devlet ve millet, güçlük içinde olan insanlarına yardım etmek zorundadır. Ulus ruhu bu anlayışı gerekli kılar.

Kilis’in dış saldırı altında olduğu, 1295 km’lik Irak ve Suriye sınırında komşu devletlerin olmadığı, sınırı devlet dışı yapıların kontrol ettiği, NATO üyesi olmamıza rağmen özellikle ABD’den gerekli desteği görmediğimiz, Rusya ile yaşanan uçak krizi sonrasında, kanaatimizce ABD ile anlaşarak Suriye’ye gelip kendi yüksek menfaatlerinin peşinden koşan Rusya’nın uçak gücümüze ve hava savunma sistemimize karşı tehdit oluşturduğu, sıcak takip hakkımızı kullanmamızı da engellediği bilinmektedir.

Kim ne derse desin, vatan toprağı Kilis’e, orada yaşayan vatandaşlarımıza sahip çıkma zorunluluğu tartışmasızdır. Devletin bu koruma ve kollama ödevini ve görevini yerine getirme güçlüğü olduğu söylenebilir. Türkiye Cumhuriyeti’nin; savaşa sürüklendiği, Suriye’ye yönelik sınır ötesi harekat ve askeri operasyon yapmaya tahrik ve teşvik edildiği, olası bir savaşın Türkiye Cumhuriyeti’ne ve Türk Milleti’ne büyük kayıplar yaşatabileceği ileri sürülebilir.

Sonu ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti’nin; iç ve dış saldırılara karşı can ve mal güvenliğini sağlamak zorunda olduğu, Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin 51. maddesi uyarınca meşru savunma hakkı ile buna bağlı sıcak takip hakkının bulunduğu, hiçbir uluslararası toplum ve örgütün bu hakkın kullanılmasını engelleyemeyeceği, bu nedenle üzerine düşen koruma ve kollama vazifesini yerine getirmesi lüzumu bir hakikattir.

Kilis’in bir karış toprağının, orada yaşayan Türk vatandaşlarının can ve mal güvenliklerinin, Ülkenin diğer toprak bütünlüğünün ve vatandaşlarının korunmasından daha düşük değerde görülmesi mümkün değildir.

Kilisli şehri terk etmeye başlamış, şehir olağan hayat akışını kaybetmiş, günlük ticaret sekteye uğramış, hatta dışarıdan gelen yağmacıların Kilis’i yağmalama ihtimali kuvvetle muhtemel hale gelmişse, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir an evvel gereğini yapma ve vatan topraklarını koruma mecburiyeti doğmuştur. Devlet ve Millet bu zor zamanlar için vardır.

Biz kimseye, “Suriye’ye saldıralım, Suriye’yi işgal edelim” demiyoruz. Ancak Suriye’den bize saldırı var ve bu saldırılar; insanlarımızı tehdit etmekte, can ve mal kayıplarına yol açmakta, insanlarımızın olağan hayat düzenini ortadan kaldırmakta, insanları şehri terke zorlamakta ise, Devlet ve Millet olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin 79. ilinin ve bu vatan toprağının kayıtsız ve şartsız, maliyeti ne olursa olsun korunmaya ihtiyacı olduğu bilinmelidir. Ulusal güvenlik her değerin üstündedir. Çünkü devlet, ülke ve millet zarar görürse, korunması gereken insani değerlerin ve ortak menfaatlerin hiçbir anlamı ve önemi kalmaz.

Bu ağır sorumluluk, önce Devlete ve beraberinde Millete aittir. Kimse, Kilis’te veya memleketin bir başka yerinde yaşanan sorunlara kayıtsız kalamaz, hiçbir olumsuzluk yok gibi olağan hayatına da devam edemez. Aksi halde, bu kayıtsızlığın maliyeti ağır olabilir. Devletin aldığı uluslararası tedbirler vardır ve olacaktır. Ancak, Kilis’e karşı devam eden tehdidin artma ihtimali, beraberinde o bölgeye yapılabilecek diğer tehdit ve saldırılar karşısında, Ülke ve Millet olarak bir yürek olma zamanı çoktan gelmiştir. Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi; hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır ve o satıh bütün vatandır, bugün ise o satıh, korunup kollanması gereken vatan toprağı Kilis’tir.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim