• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 14 °C

"Kim Olursa Olsun Hepimiz Hukuka Uygun Olmak Zorundayız"

"Kim Olursa Olsun Hepimiz Hukuka Uygun Olmak Zorundayız"
Mersin Barosu Başkanı Av. Alpay Antmen, Bozcaada'da yapılan Baro Başkanları Toplantısı öncesi BAROTÜRK'ün sorularını yanıtladı.

BAROTÜRK Özel Röportaj / Mehmet AYSAN

Başkanım 7 Haziran’dan sonra yeniden bir terör başladı. Siz burada başlama sebebi olarak ve bunun varacağı nokta olarak neyi ön görüyorsunuz?

Şimdi Türkiye’de yaşanan bir çatışmasızlık süreci, siyasi iktidarın deyimiyle çözüm süreci veya barış süreci aslında iki yönden bakmak gerekiyor. Birincisi kapalı kapılar ardında ve şeffaf olmayan bir şekilde yürütülmesi aslında en kötü özelliği ama Türkiye’de barış olmalıydı. Fakat siyasi iktidarın yaptığı en iyi iş belki barış sürecini yürütmek fakat en kötü yaptığı şeyde bunu kapalı kapılar ardında halktan, kamuoyundan gizleyerek yapmasıydı.

Hatta Meclis’ten.

Meclis’ten, Genelkurmay’dan tamamını kendi yürüttüğü bir süreçti bu, şeffaf olsaydı belki bu süreç tekrar, terör süreci Türkiye’yi kasıp kavurmazdı. Çünkü Türkiye’de barışı isteyecek sayısı azdır, kandan beslenen, kandan medet uman kişilerin Türkiye’de barış ortamını istemelerini düşünmek bile yanlış. Fakat 7 Haziran seçimlerinde iktidarın yaptığı, siyasi iktidarın oyunbozanlık yapan çocuklar gibi koalisyon hükümeti kurulmasını bizatihi engelleyerek, Türkiye’yi hükümetsiz bırakarak ve en sonunda da anayasal süreç gereğince sözde şu anda seçim hükümetiyle 1 Kasım’da seçimlere gitmesi ve bu seçimlere giderken de belki de bir siyasi kazanım elde etmek amacıyla terörün hortlamasına neden olması veya engel olmaması en iyi deyimiyle ya da dış güçlerin görüp sanki bir yerden düğmeye basılmışçasına harekete geçilmesine. Genç polislerin evlerinde öldürülmesi de, katledilmesi de ciddi bir sıkıntı ve terör kan sağanağı girdi, kan üzerinden siyaset olmaz. Akan kan hepimizi içinde boğar, Türkiye’de barıştan başka çözüm yoktur. Ama siz şunu söylemek lazım ama özellikle Türkiye’yi kana bulayan silahlı terör örgütünün derhal silahı bırakıp Türkiye Cumhuriyeti Devleti dışına çıkması gerekli. Ondan sonra şeffaf bir şekilde çözüm süreci, barış süreci devam etmeli. Sorunuzun cevabı iyi niyetli olmak gerekirse siyasi iktidarın terörün azmasında umarız ki. Terörü azdırmamıştır veya terörü siyasi iktidarı pekiştirmek veya siyasi tek başına ele geçireceği için kullanmak, kullanmayacaktır, kullanmamıştır, öyle ümit ediyoruz. Ama görünen o ki terörden medet umanlar fakat belki klişe bir tabir ama necip halkımız, sağduyulu halkımız bence buna izin vermeyecektir, hiç kimse istemiyor. Siyaset bir matematik değil, istatistik bir bilim ama halkın sağduyusu da bunların önüne geçecek diye düşünüyorum.

1 Kasım seçimleri yeni bir tablo mu doğuracak diyorsunuz?

1 Kasım seçimlerinden ne umut ediyoruz? Şu an görünen ya çok az miktarlarda Adalet ve Kalkınma Partisi, Ak Parti değil, AKP’nin iktidarı çok az bir farkla iktidarı alabileceği veya tabi siyasette 24 saat bile çok uzun bir zaman, daha iki aylık bir süreç var. Belki de daha fazla sandalye kaybederek bu sefer koalisyona mecbur bir şekilde Türkiye’de yeni bir dönem, yeni bir sayfa açılabilir.

Sayın Başkanım malum bu ülkenin siyasetinden ayrı bir de avukatların gündemi olarak da adli yıl açılışı var 1 Eylül’de. Daha evvel adli yıl açılışı Yargıtay’da yapılırdı, Barolar Birliği Başkanı avukatlar adına konuşma yapardı ve son Danıştay’ın Kuruluş Yıldönümünde dönemin Başbakanı ile TBB Başkanı Metin Feyzioğlu arasındaki tartışmadan sonra adli yıl açılışları kaldırıldı. Ve barolar bunu kendileri yapacaklar şimdi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu adli yıldan beklentileriniz nelerdir?

Şimdi Türkiye’de hukukun olmadığını, Türkiye’de hukukun üstünlüğü yerine üstünlerin hukukunun dayatıldığını görüyoruz. Hukukla oynayanlar, hukuku bu şekilde sorumsuzca katledenler bir gün belki hukuk önünde hesap verme durumunda kalabilirler. Yapılan Yargıtay’da ki Danıştay’da ki törenler adli yıl açılış törenlerinin kaldırılması aslında savunmaya hangi gözle bakıldığını gösteriyor. Sayın birlik başkanının Danıştay’da ki yaptığı konuşma, konuşmanın arkasından gelişmeler, ben bu adamı susturamıyorsam bir daha kürsüye çıkarttırmam demek abestir. Çünkü yargılama iddia makamı ve karar mekanizması yanında savunma makamının da oluştuğu üçayaklı bir bir tabure gibidir. Üçayaklı bir saç gibidir. Şunu bilmeliler ki savunmanın olmadığı yargılamalar Ortaçağ’da ki karanlık enginizisyon yargılamalarıdır ve tiyatrodan başka bir şey değildir. Buyurun tiyatroyu tek başına sahneye koysunlar, buna da önünde cübbesini iliklemeye çalışarak, önünde eğilerek boyun gerdan kırarak yalakalık yapan sözde makam ve mevki sahipleri emekli olduklarında onların yanında hiç kimseyi bulamayacaklarını unutmamalılar. Tarih dik duranları yazar, tarih zor günlerden geçerken hukuka saygılı olanları yazar, diğerleriyle dalga geçer. Adli yıl açılış töreni 1 Eylül’de Yargıtay’da yapılmayacaksa bile biz barolar kendi illerimizde zaten resepsiyonlarla biz zaten adli yılı açacağız ve şehirlere büyük bir adli yıl Barolar Birliği açılışı yapacak. Birçok Avrupa ülkesi barolarının, uluslararası örgütlerin katılımıyla yapılacak. Ama tarih bunu yargılayacak ve şimdiki görüyoruz ki Türkiye’den pılısını pırtısını bile toplamadan kaçan savcıları görüyoruz, daha çok kaçacak hâkim ve savcı var. Bugün hukuk katledilirken buna engel olmayanlar, buna yardımcı olanlar, sessiz kalanlar hepsi Türk hukuk tarihi önünde hesap vereceklerdir, hesap vermeye yüzleri varsa.

Çok güzel bir noktaya değindiniz. Adli yıldan beklentilerinizi de en son alırım. Bu arada sormak ihtiyacı hissettim, şimdi diyorsunuz ya burada şu anda Türkiye’de hukuk yok. Genelde Türkiye’de hukukçuların birçoğu böyle düşünüyor. Yalnız kimliği hukukçu olup da bu yapılanlara destek verenlerde var. Bu baro başkanı düzeyinde de var, hâkim savcı düzeyinde de var. Bunu nasıl yorumluyorsunuz başkanım bir hukukçu olarak?

Şimdi şimdi şöyle demin de bahsettim bunlar eğer yüzleri varsa eğer tarih önünde hesap verecekler ama ben genelde baro başkanı ve barolar birliğinin bu hukukun üstünlüğünü el birliğiyle savunmaya çalıştıklarını söylemek istiyorum. Hâkim, savcı, yüksek hâkim Yargıtay, Danıştay üyesi veya avukat hiç fark etmez kim olursa olsun hepimiz hukuka uygun olmak zorundayız. Zaten mesleğe başlarken ettiğimiz yemin bu veya vicdanımız zaten bunu emrediyor. Veya zaten olması gereken bu, bu günler geçecek, bu günler geçecek. Bu günler geçtikten sonra o kişileri izlemeye devam edin. Ergenekon, balyoz süreçlerinin namlı, anlı ve de şanlı savcılarının o kumpası kuranların şimdi ne halde olduklarını, hangi otel köşelerinde sersefil olduklarını, olmaları gerektiğini hep beraber görüyoruz, izliyoruz. O yüzden tek hedef hukuka sahip çıkmak.

Son soru olarak Başkanım, seçimden beklentiniz nelerdir?

BAŞKAN: Ülkemiz seçim sürecinde, Türkiye’de öncelikle seçim güvenliğinin sağlanması ve halkın veya siyasi iktidarın tabiriyle milli iradenin tam bir şekilde sandığa yansıması ve yansıdığı şekilde sandıktan çıkması gerekiyor. Türkiye maalesef hâkim-savcı oligarşisine gidiyor, yargılamada telefonla yapılan işler, tayin korkusuyla verilen veya verilemeyen kararlar veya yanlış hatır gönül demek istemiyorum ama mahkemelerdeki kararları hâkimlerin veya savcıların daha cesaretlerine bırakmalarını, hâkim ve savcı bağımsızlığının sonuna kadar sağlanması gerekiyor. İşte yeni adliyede önce siyasi iktidar bir hükümet kurduktan sonra hukuk kurallarımızın bugüne kadar en az 13 yıldır verilen hasarların, özellikle son bir iki senede verilen hasarların onarılması ve bundan sonra da hukuk kurallarına uyulması gerekiyor. Tabi bunların hepsi bir bütün o yüzden yapacak çok işimiz var. 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim