• BIST 106.239
  • Altın 161,321
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 13 °C

"Kimsenin Siyasi İkbali ve Siyasi İstikbali İçin Türkiye'de Bir Rejim Değişikliğine Gidemezsiniz"

"Kimsenin Siyasi İkbali ve Siyasi İstikbali İçin Türkiye'de Bir Rejim Değişikliğine Gidemezsiniz"
Adana Baro Başkanı Av. Mengücek Gazi Çıtırık, 5 Nisan Avukatlar Günü nedeniyle Şirin Park Otel'de, meslektaşlarının da katılımıyla basın açıklaması yaptı.

Av. Çıtırık, Anayasa üzerine yemin edenlerin, onu korumak ve gözetmekle yükümlü olanların da her dakika Anayasa'yı ihlal ettikleri,  Anayasa kararlarını, Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımadığı bir ülke olduklarını belirterek, "Kimsenin siyasi ikbali ve siyasi istikbali için Türkiye'de bir rejim değişikliğine gidemezsiniz" dedi.

Av. Çıtırık, öncelikle konuşmasına şahsı ve yönetim kurulu adına önceki dönem baro başkanları başta olmak üzere tüm meslektaşları ile basın mensuplarını selamlayarak başladı.

Türkiye'de, yargı alanında görev yapan avukat sayısının 90 bin, , Adana'da 2.152, stajyer avukatın 242'ye ulaştığını bildirdi. Av. Çıtırık, ayrıca, 10. 072 hâkim, 4.921 savcının görev yaptığını açıkladı. Son yıllarda artış gösteren hukuk fakültelerinin sayısının da 94'e ulaştığını belirtti.

"AVUKATLARI SORUN OLARAK GÖREN ZİHNİYET HÂKİM"

Çukurova Belediye Başkanı Soner Çetin'in de katıldığı basın açıklamasında, duygu ve düşüncelerini ifade eden Av. Çıtırık, "Avukatlık Sınavı teklifi yapıldığında, Türkiye'de 34 Hukuk Fakültesi bulunuyordu. Şu anda bu sayı katlanarak artmış durumda. Dolayısıyla Avukatlık Sınavı şu anda daha acil bir ihtiyaçtır. Anayasa Mahkemesi, bir yıllık stajla avukat olunamayacağına dair karar vereli, 5 yıl oldu. Ama hala sınav konulmadı, staj süresi artırılmadı. Mesleki olarak da sıkıntılar yaşıyoruz. Avukatlara olan saygı azalmış durumda. Avukatlar sorun çözen değil, sorunun kendisi olarak görülmeye başlandı" dedi.

"YARGI BAĞIMSIZLIĞI KALMADI"

Türkiye'de yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının kalmadığını belirten Av. Çıtırık, "Hukuk devletinde, yargı iktidarın bir gücü olmamalıdır. Gelinen noktada, adliyelerde hâkim ve savcıların huzuru yok, moralleri bitiktir. Yargının genleriyle oynamak doğru değildir. Moral dünyalarına güç vermektir" şeklinde konuştu.

"TOPLUMSAL BARIŞ SAĞLANMALI"

Komşularla ilişkilerin bozulduğunu, maceracı dış politikalar nedeniyle ülkede terör olaylarının arttığına değinen Av. Çıtırık, "Katliamlar devam ediyor. Bu duruma ayrı bir politika üreterek çözüm bulunulması gerekir. TBMM'de bu konuyla ilgili işbirliğine gidilerek artık, lanetleme, kınama süreci bitirilmelidir. İç barışın sağlanamadığı ülkede işleyen demokrasi olmaz" diye konuştu.

"SAYIN BAKANI NE İÇİN TEBRİK EDİYORLAR?

Kadına ve Çocuğa yönelik cinsel istismar ve şiddet olaylarının da Türkiye'nin utanç vesikalarından olduğunu belirten Av. Çıtırık, şöyle devam etti:

"Kadına yönelik şiddet maalesef yüzde bin 400 artmış, internet sitelerinde sıradan haber gibi verilen kadına yönelik şiddete karşı bir dur denilmesi gerekir.

İnsanlarda utanmanın da kalmadığı bir süreçten geçiyoruz. Çok ciddi çocuğun cinsel istismarların yaşandığını, sorumluların 'bir kereden bir şey olmaz' dediği bir ülkedir Türkiye. Çocuğun her aşamasında üstün yararı öncelik alınması gerekirken, sorumluların tespit edilmesi gerekirken, kişilerin ve kurumların daha çok korunmaya çalışıldığı bir ülkedeyiz. Parlamentoya taşınan Gensoru önergesinde, ret kararında sayın milletvekilleri, Sayın Bakanı ne için tebrik ediyorlardı? Bunu da sormak istiyorum”

TÜRKİYE'DE ANAYASA SORUNU

Av. Çıtırık, Türkiye'nin bir de Anayasa sorunu olduğuna dikkat çekerek, şöyle devam etti:

“Baro Başkanınız “yine politika yapmaya devam ediyor” diyecekler. Toplumsal mutabakat metninden bahsediyoruz. 1982 Anayasası hepimizin bildiği gibi 12 Eylül  faşist darbesinin olağanüstü günlere özgü yapılmış ve neyin oylandığı, aslında  referandum değil bir plesebit olan ve bir an önce de rejime ara verdirilenlerin, darbecilerin gidebilmesi için  yüzde 92 kabul oyuyla yürürlüğe girmiş bir Anayasadır...

Anayasa üzerine yemin edenlerin, onu korumak ve gözetmekle yükümlü olanların da her dakika Anayasa'yı ihlal ettikleri,  Anayasa kararlarını, Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımadığı bir ülkedir Türkiye.

Bir toplumsal uzlaşma metni hazırlıyoruz. Bugüne kadar 17 kez değiştirilmiştir. En geniş kapsamlı değişikliğini de 57. Hükümet olan MHP-DSP-ANAP koalisyon döneminde yapılmış. 175 maddenin, 117'si maddesi değiştirilmiştir. Anayasalar, bir toplumsal uzlaşma metni ise, toplumsal ihtiyaçlardan kaynaklanan ve ülkenin sosyo-ekonomik koşullarında yönetimden, idaresine kadar ki süreçte değişikliğe ihtiyaç var ise o zaman gündeme alınması gerekir.

Kimsenin siyasi ikbali ve siyasi istikbali için Türkiye'de bir rejim değişikliğine gidemezsiniz. Türkiye'de bir "anayasa yapacaksanız 6 aylık süre içerisinde" hayrola niçin bu kadar sürede yapıyorsunuz? neden Türkiye'nin toplumsal katmanları dinlenmiyorsunuz?,  Neden dayatmacı değil de müzakereci, katılımcılığı artıran bir Anayasa yapmıyoruz?  Neden 24 dönemde 60 madde üzerinde uzlaşılan anayasadaki o değişiklikleri yaşama geçirmek istemiyoruz?

Bir bütün olarak bakıldığında ve 2007 yılında da yola çıkıldığında mevcut siyasi iktidar, Türkiye'nin parlamenter- demokratik rejim içerisinde kalarak, Anayasa'daki Cumhurbaşkanı yetkilerinin de sembolik yetkilere dönüştürülmesi hususu seçim programında karşınıza çıkacaktır.

Ama bugün Türkiye'de, yeni bir anayasa yapabilmenin iklimi yok. Türkiye'nin her yerine terör hâkim olmuş, Türkiye'de toplumsal katmanlar dinlenmemektedir. Türkiye'de ötekileştirilen, yok sayılan insanlar vardır. Türkiye'de eğer bir anayasa yapılacaksa, oturulacak, herhangi bir dayatmadan, ön koşullardan, şerhlerden kaçınılacak, masanın etrafında, öncelikle siyasi partiler, demokratik kitle örgütleri ve her aşamasında yurttaşın olacağı bir anayasa olmalıdır. Çünkü anayasalar, siyasi iktidarı kısıtlar, bireyin temel hak özgürlüklerini güvence altına alır. Ve Türkiye, bir anayasa yapacaksa, bireyin temel ve hak özgürlüklerini alabildiğince genişletmelidir. Kamu güvenliği, kamu düzeni,  milli güvenlik, genel sağlık gibi gerekçelerle temel hak ve özgürlükleri daraltan bir anayasadan kaçınılması gerekmektedir... Bizim buradan siyasi iktidara söyleyeceğimiz, hukuku içselleştirmesidir. Hukukun ve yargının bir ayak bağı olarak bir engel olarak görülmemesi gerekir. Anayasal kurumlarda görev yapanların siyasi iktidarın gölgesinden kurtarılması gerekir”

"TERÖRLE YAŞAMAYA ALIŞMAYACAĞIZ"

Av. Çıtırık, Türkiye'de "terörle yaşamaya alışacaksın" diyen bir Yargıtay Başkanı olmasını da eleştirdi. Av. Çıtırık, “Onlarca meslektaşın açığa alınırken, sürgün edilirken, arka arkaya katliamları yapılırken, binlerce insan ölürken, dönüyorsun terörle yaşamaya alışacaksın diyorsun. Biz terörle yaşamaya alışmayacağız. Biz, terörden beslenenleri, etnik, dinsel terörü bunların karşısında hukuk devleti içerisinde durmak bizlerin boynumuzun borcudur.” Şeklinde konuştu.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim