• BIST 107.212
  • Altın 151,535
  • Dolar 3,6828
  • Euro 4,3280
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 18 °C

Kocaeli Barosu: "Yeni Yargı Paketi İle Savunma Etkisizleştirilmektedir"

Kocaeli Barosu: "Yeni Yargı Paketi İle Savunma Etkisizleştirilmektedir"
Kocaeli Barosu, Yeni Yargı Paketi ile ilgili değerlendirmesini BaroTürk ile paylaştı. Değerlendirmede "bu değişiklik ile savunma etkisizleştiriliyor" denildi.

İşte Kocaeli Barosu tarafından yapılan değerlendirme:

Son yıllarda “yargı paketi” adıyla TBMM’ye sunulan torba yasa teklifleriyle yargı alanında önemli kanun değişiklikleri yapılmaktadır.  Bu paketlerinin sonuncusu olan “Hakimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” de 13 Kasım 2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu’nda değiştirilerek kabul edilmiş, 25.11.2014 tarihi itibariyle de TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlanmıştır.

Kanuni düzenleme yapılması amaçlanan ve aslında kanun tasarısı olarak sunulması gereken düzenlemeler, konu ile ilgili kurum ve kuruluşlarının görüşlerinin alınmasına dair zorunluluktan kaçınmak amacıyla, kanun teklifi olarak Meclis’e sunulmakta, bu durum Baroların, ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerini sunamamasına, hatta yapılan ve değiştirilen kanunlardan haberdar dahi olamamasına neden olmaktadır. Anılan nedenle, kanun yapma tekniğine aykırı bu uygulamalara artık son verilmesi, temel kanun değişikliklerinin kanun tasarısı olarak Meclis’e sunulması gerektiğini, kanun yapılırken konu ile ilgili kurum ve kuruluşların görüşünün alınmasının demokrasinin, hukuk devletinin, katılımcı yönetim anlayışının bir gereği olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyoruz.

Bilindiği üzere, 2 Temmuz 2012 tarih, 6352 Sayılı Kanun ile özel yetkili mahkemeler kaldırılmıştı. 21 Şubat 2014 tarih 6526 Sayılı Kanun ile, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 116. maddesinde değişiklik yapılarak arama kararı verilebilmesi için “somut delillere dayalı kuvvetli şüphe” kriteri getirilmiştir. Yine 21 Şubat 2014 tarih 6526 Sayılı Kanun ile, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun avukatların soruşturma dosyasını inceleme yetkisinin kısıtlamasına imkan veren 153. maddesinin 2, 3, 4. fıkraları kaldırılmıştı.

Biz hukukçular ve Barolar, kişi hak ve özgürlüklerini korumayı amaçlayan, yargının en temel ve vazgeçilmez unsuru olan savunma hakkındaki sınırlamayı kaldıran bu değişiklikleri büyük bir memnuniyetle karşılamıştık.

Ancak, avukatların soruşturma dosyaların inceleme yetkisini kısıtlayan kanun hükmü henüz 9 ay önce kaldırılmış iken bu kadar kısa süre sonra yeniden bu hakkın kısıtlanmaya çalışılmasını kabul etmek mümkün değildir. Yapılmak istenen düzenleme hukuki anlamda geri gidiş niteliğindedir Şüpheli konumundaki kişilerin en temel hakkı savunma hakkıdır. Avukat yardımından yaralanma hakkı da savunma hakkının doğal bir parçasıdır. Bu hak Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle teminat altına alınmıştır.

Soruşturma dosyasını inceleyemeyen bir avukatın savunma hakkını kullanması, müdafii olduğu kişiye hukuki yardımda bulunması mümkün değildir. Savunma ancak ve ancak etkili olması halinde anlam ifade eder. Yapılmak istenen kanun değişikliği ile savunma etkisizleştirilmekte, soruşturma ve yargılamada asli unsur olmaktan
çıkarılarak adeta şekli bir unsura dönüştürülmektedir.

Yine, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlanan kanun teklifi ile arama kararı verilebilmesi için “somut delillere dayalı kuvvetli şüphe” kriteri “makul şüphe” kriteri ile değiştirilmek istenmektedir. Henüz birkaç ay önce değiştirilmiş olan kanun hükmünde tekrar yapılmak istenen bu değişiklik sıradan bir şüphe ile dahi kişilerin üstü, eşyası, konutu ve işyerinin aranmasına, hatta keyfî uygulamalara yol açabilecek olup Anayasamızla teminat altına alınan “özel hayatın gizliliği”, “konut ve işyeri dokunulmazlığı” haklarının, Anayasamızın 90. Maddesi gereğince iç kuralımız olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. Maddesi ile koruma altına alınan “özgürlük ve güvenlik hakkının” ihlaline neden olabilecektir. Bu teklifin yasalaşması halinde kişiler evinde dinlenirken, işyerinde çalışırken, hatta sokakta yürürken arama ve el koyma ile karşı karşıya kalabilecek, güvende olamayacaktır.

Bütün bunların yanında, kamuoyunda "İç Güvenlik Paketi" olarak bilinen ve kişinin üstü ve eşyası ile aracının dışarıdan bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerinin aranması konusunda kolluk amirine yetki veren, bu konuda Valilere ve Kaymakamlara emir yetkisi tanıyan, Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve KHK'larda değişiklik yapılmasını öngören tasarının TBMM Başkanlığı'na sunulmuş olması bu güvensizliği daha da artırmaktadır.

Ayrıca, anılan kanun teklifi, suçun niteliğine göre davaya bakacak Ağır Ceza Mahkemesini belirleme yetkisi Hakimler ve Savcılar Kurulu’na vermektedir. Bu teklif savunma hakkına aykırı özel yargılama usulleri ile donatılmış olup adalet dağıtamadıkları için 2 yıl kadar önce kapatılan özel yetkili mahkemelerin yeniden hayata geçirilmesi anlamına gelmektedir. Herkes görevi ve yetkisi önceden kanunla belirlenmiş mahkemede yargılanma hakkında sahiptir. Bu hak evrensel hukukta “tabii hakim” ilkesi olarak ifade edilmektedir. İleride görülecek bir davaya ilişkin davaya bakacak mahkemeyi Hakimler Ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun belirlemesi "tabii hakim" ilkesine aykırı olup hukuka aykırı sonuçlar çıkmasına neden olacaktır.

Bir hukuk kurumu olarak hatırlatmak isteriz ki, kanun yaparken amaç, kamu düzeninin, kişi hak ve özgürlüklerinin korunması ve adalet tesisi olmalıdır. Konjonktüre  göre, sürekli ve kısa aralıklarla birbirine zıt hükümler içeren kanun değişikliği yapılması hukuki güvenlik hakkına da aykırılık teşkil eder. Kaldı ki, “hukuk” ve “kanun” kavramları aynı anlamı ifade eden kavramlar değildir. Kanunların hukuka uygun yapılmaması, kanunlara olan güveni sarsacağı gibi devleti “hukuk devleti” olmaktan çıkartıp “kanun devleti” haline getirecek bir durumdur. Kanunları hukukun genel ilkelerine uygun olmayan devlet hukuk devleti olarak nitelendirilemeyeceği gibi toplumun hukuka uygun olduğuna inanmadığı kanunlar ile kamu düzenini sağlaması da mümkün değildir.

Hukuk, varken hissedilmeyen, ancak yokluğu çok acı bir şekilde hissedilen en temel ihtiyaçtır. Unutulmamalıdır ki, herkes, hatta kanun yapıcılar dahi bir gün hukuka, savunmaya ihtiyaç duyabilirler.

Önemle belirtmek isteriz ki; Kocaeli Barosu, Avukatlık Kanunu’nun 76. maddesi gereğince hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumakla görevlidir. Baromuzun hukuka aykırı olan kanun değişikliği teklifini kabullenmesi, sessiz kalması mümkün değildir. Bu bağlamda, tüm milletvekillerimizi hukuk devletine aykırı, savunma hakkını zedeleyen teklifin yasalaştırılmaması için daha duyarlı olmaya davet ediyor, Kocaeli Barosu olarak hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak konusunda her türlü çabayı göstereceğimizi bir kez daha belirtmek istiyoruz.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim