• BIST 97.533
  • Altın 145,745
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 10 °C

“Kötü Niyetli Devlet Görevlileri Cesaret Alacak”

“Kötü Niyetli Devlet Görevlileri Cesaret Alacak”
Güneydoğu'daki faili meçhul cinayetlerle ilgili davalar son iki yılda kapatıldı. Bunların sonuncusu Cizre'de 21 kişinin öldürüldüğü JİTEM davasıydı. Aileler hayal kırıklığına uğradı. Türkiye, faili meçhul cinayetlerle yüzleşme fırsatını kaçırmış oldu.

1993-1995 yılları arasında Cizre'de işlenen 21 faili meçhul cinayetle ilgili davada eski albay, belediye başkanı, köy korucuları, PKK itirafçıları ve uzman çavuşların olduğu sanıklar hiçbir ceza almadı.

JİTEM'in ilk defa yargı önüne çıkarıldığı söz konusu dava, Türkiye'nin faili meçhul cinayetlerle yüzleşmesi açısından önemli bir fırsat olarak görülüyordu. Ancak 6 yıl süren dava sonucunda sanıkların beraat etmesi, mağdur ailelerini hayal kırıklığına uğrattı. Davanın ilk duruşmasının görüldüğü Diyarbakır Adliyesi önünde öldürülenlerin fotoğrafını taşıyıp ‘nihayet hesap sorulacak' diyen aileler, son duruşmanın yapıldığı Eskişehir Adliyesi'nin önünde ‘hesap sorulamadı' diyerek feryat etti. Mağdurların avukatları, sanıkların korunduğunu belirtti. JİTEM'in 1994'te babası Abdullah Özdemir'in gözleri önünde götürüldüğünü belirten Abid Özmen “6 yıldır umutla beklerken kimseden hesap sorulmadığını gördük.” dedi.

Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele (JİTEM) ya da farklı isimler altındaki devlet uzantılı yapıların 1992-1996 yılları arasında işlediği faili meçhul cinayet ve kayıp olaylarıyla ilgili ilk soruşturma 2008'de açıldı. Diyarbakır'da görev yapan savcılar, tozlu raflardaki binlerce dosyayı indirip tek tek inceledi. Mağdur ve tanıkların ifadelerini aldı. Bu doğrultuda birçok yerde faili meçhul kazılar başlatıldı. 2009'un mart ayında Cizre'deki kazılarda çok sayıda insan kemiği bulundu. DNA incelemesinde kemiklerin, yıllar önce ‘Beyaz Toroslara bindirilerek' götürülen kişilere ait olduğu ortaya çıktı. Bunun üzerine soruşturma genişledi.

İLK DAVA 2009'DA

Cinayetlerin işlendiği dönemde Ciz-re'de görev yapan ve 2009 yılında Kayseri Jandarma komutanı olan Albay Cemal Temizöz'ün de aralarında bulunduğu 8 kişi gözaltına alındı. 21 cinayetten sorumlu tutulan sanıklar cezaevine gönderildi. Temizöz'le birlikte çalışan 2 PKK itirafçısı ise ‘sokak lambası' ve ‘kurşun kalem' ismiyle gizli tanık olurken, tüyler ürperten cinayetleri tüm detaylarıyla anlattı. O dönemde Cizre Belediye başkanlığı görevini yürüten korucubaşı Kamil Atağ'ın üvey kardeşi Mehmet Nuri Binzet de savcıya cinayetlerle itiraflarda bulundu. Böylece bölgedeki ilk faili meçhul davası 2009 yılının Temmuz ayında başlamış oldu.

300'DEN FAZLA MAĞDUR VE TANIK DİNLENDİ

İddianameyi hazırlayan savcı, Temizöz hakkında 9 kez müebbet talep etti. Yıllar süren yargılama kapsamında 300'den fazla mağdur ve tanık, mahkemede dinlendi. Kimisi babasının, kimisi oğlunun ölüme nasıl götürüldüğünü gözyaşlarıyla anlattı. Mahkemenin tanık olarak çağırdığı vali yardımcıları, dönemin jandarma komutanları, savcı ve emniyet görevlileri tehdit edildiklerini açıkladı. 1993'te Cizre kaymakamı olan dönemin Antalya Vali Yardımcısı Osman Bulgurlu'ya duruşmada nasıl ifade vermesi gerektiğine dair bir tehdit mektubu gönderildiği anlaşıldı. Bulgurlu, isimsiz mektubunu mahkeme başkanına teslim etti. Vali yardımcısı, duruşmada kendisine sorulan bütün sorulara ‘hatırlamıyorum' cevabı verdi.

‘KARDEŞİMİ TEK EL KURŞUNLA ÖLDÜRDÜLER'

Mağdur aileleri ise yakınlarını öldüren kişilerden hesap sorulacağı umudunu taşıyordu. Huri Uykur, kocası Ramazan Uykur'un 1994'te duruşma salonundaki sanıklar tarafından öldürüldüğünü anlattı. Nuri Düdük ise işadamı olan kardeşi Abdulhamit Düdük'ün 63 bin dolar para için öldürüldüğünü açıkladı: “Kardeşimi Cemal Yüzbaşı'nın bulunduğu İlçe Jandarma Komutanlığı'na götürdüler. Plakasız beyaz bir Toros marka araç içerisinde bulunan sanık Bedran, Abdulhakim ve Tayfun adlı kişiler tarafından indirilip, arka koltuğa alınmış. Kardeşimi Gürsu köyüne götürdüler. Burası korucu köyü. Korucular ve itirafçılar birbirini tanıdığı için aracın geçişine izin veriyorlar. Bu sırada kardeşimin gözleri bağlıydı. Köyün 150 metre ilerisinde kardeşimin başına tek el kurşun sıkarak öldürdüler.”

ÖNCE İTİRAF, SONRA İTİRAZ

Bazı isimler mahkemede ‘suçun itirafı' olarak değerlendirilen ifadeler kullandı. 9 Ocak 2010'da mahkeme heyetine ifade veren PKK itirafçısı Adem Yakin, bir dönemi bütün açıklığıyla özetleyen şu ifadeleri kullandı: “Beni terör makinesi haline getirdiler. Ajanlıkla suçlanan bir çobanın kafasını kıl testere ile kestim. Silahlı çatışmalarda öldürdüğüm insanların kulaklarını kesip, kaynatıp ardından tuzlayıp tesbih yaptım. Köy köy dolaştırdım. Bu yaptıklarımın haddi hesabı yoktur.” Aynı isim iki gün önce Eskişehir'deki duruşmada ise “Ben JİTEM'i bilmem jötemi (Fransızcada seni seviyorum) biliyorum.” ifadelerini kullandı. Ardından beraat kararı çıktı.

CEZALANDIRMAYA YETECEK DELİL VARDI

İnsan Hakları Derneği başkanı Öztürk Türkdoğan: Bu dosyada sanıkların cezalandırılmasına yetecek kadar delil var. Bire bir görgü tanıkları var. Bu kararın verilmesi cezasızlık politikasının yargı tarafından sürdürülmesi anlamına geliyor. Beyaz Toros şimdi aklanmış mı oldu? Beyaz Torosları kullanarak bu kadar insanı öldürenlerle ilgili beraat kararı çıkıyorsa, demek ki gelecekte de beyaz Toroslar kullanılabilir. Benzeri durum şu anda da yaşanıyor. Her gün iki tane sivil öldürülüyor bölgede. Öldürmenin biçimi değişti. Sanıklar mahkeme heyetiyle dalga geçmişler. Aynı sanıklar daha önce her şeyi itiraf etmişlerdi. Adalet ölmüş.

FAİLİ MEÇHUL VAR, CEZA YOK

Mazlumder Başkanı Ahmet Faruk Ünsal: Bu kararla şoke olduk. İlk defa JİTEM, adıyla, sanıyla bir mahkeme dokümanına girecekti. Maalesef olmadı. Devletin cezasızlık uygulamasının devam ettiğini görüyoruz. O kadar faili meçhul var ve maalesef hiç kimse hiçbir şekilde ceza almadı. Bu işin tabii temyizleri olur, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne kadar giden süreçleri mutlaka olur. Umarım Türkiye kendi milli süreçleri içerisinde çözsün. Bu hızlanan çatışma sürecinde bu karar kötü niyetle davranmayı düşünen devlet görevlilerini cesaretlendirici ve teşvik edici gibi bir riski var bu işin. Ailelerde de bir korku hâkim.

KARAR KONJONKTÜRE GÖRE ALINDI

Şırnak Baro Başkanı Nuşirevan Elçi: Burada çok hukuki gerekçe aramamak gerekiyor. Çünkü dosyada deliller tamam. Verilen kararın konjonktüre göre alınmış olduğuna inanıyoruz. Türkiye'de güçlü bir yargı sistemimiz yok. İşin kötü tarafı, bundan sonraki süreçte hukuk dışı çalışma yapmak isteyen güçlere cesaret vermiş oldular. Umarım Yargıtay bu yanlıştan döner. Yoksa bu karar Türkiye için sıkıntılı bir süreç başlatır. Bu kararla ailelerin kabuklanan acıları da yeniden kanamaya başladı.

BEYAZ TOROS'TAN HESAP SORULMADI

Mağdur avukatlarından Tahir Elçi: Masum insanları infaz edenler beraat etti. Mağdur aileler dava açıldığında sevinmişti. Geldiğimiz noktada bu sevinç ailelerin kursağında bırakıldı. Beyaz Toros şoförlerinden böylece hesap sorulamadı.

20 YILDIR SANIKLAR KORUNUYOR

Mağdur avukatlarından Ahmet Özmen: 20 yılı aşkın süredir, cezasızlık zırhı adı altında bu kamu görevlileri bu diğer sanıklar korundular ve bugün de korunduklarını gördük. 6 yıldır şeklen bir yargılamaya tanıklık ettik. Faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması noktasında, gerekli adımlar atılmadı maalesef.

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim