• BIST 97.717
  • Altın 143,837
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 2 °C

"Köy Enstitüleri Anlayışının Eğitimin Her Alanına Egemen Olmasını Diliyoruz"

"Köy Enstitüleri Anlayışının Eğitimin Her Alanına Egemen Olmasını Diliyoruz"
Köy Enstitüleri'nin kuruluşunun 75. yıldönümü nedeniyle Türkiye Barolar Birliği, basın açıklaması yaptı.

Hangi temel soruna veya hangi sorunun temel nedenine bakarsanız bakın, doğrudan eğitimle ilgili olduğu görülür. Bir ulusun, yaşadığı çağın gereklilik ve gerçekliklerini kavrayıp, ona uygun gelişim ve kalkınma düzeyini yakalaması ancak yüksek nitelikli bir eğitim anlayışı ve bu anlayışın etkin şekilde uygulanması ile mümkün olabilir.

Çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmayı kendisine toplumsal hedef olarak belirleyen genç Türkiye Cumhuriyeti, bu anlayışın bir gereği olarak 17 Nisan 1940'da yurdun dört bir bucağında "Köy Enstitüleri" kurmaya başlamıştır. 1924 yılında, o zamanki toplumsal yapı ve ülke ihtiyaçlarına en uygun eğitim modelinin tespiti amacıyla ülkeye davet edilen Philadelphia Üniversitesi’nden Profesör John Dewey tarafından hazırlanan raporda köy enstitülerinin modeli tarif edilmiştir. Dolayısıyla bu özgün modelin temelinin 1924 yılında bizzat Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından atıldığını ifade etmek yanlış olmayacaktır.

Dünya eğitim tarihinin en özgün modellerinden birisi olan köy enstitülerinin temel vasıflarını ve ayırt edici özelliklerini tanımlamak gerekirse, şu tespitleri yapmak mümkündür:

Köy enstitüleri her bakımdan ulusal bir projedir. Proje, ülkenin içinde bulunduğu onca yoksulluk ve yoksunluklara karşın, adeta imkânsızlıklardan imkân yaratılarak hayata geçirilmiştir. Öyle ki; olmayan öğretim kadrosu, aşama aşama köy enstitülerinde yetiştirilmiş; okul binalarının büyük bölümü köy enstitülü öğrencilerce inşa edilmiştir. Bundan başka teorik ve pratik müfredatın belirlenmesinde, Türk halkının o günkü acil ihtiyaç ve öncelikleri esas alınmıştır.  

Köy enstitüleri devrimci bir projedir. Bir üstyapı olarak gerçeklik kazanan Cumhuriyet Devriminin, toplumsal anlamda taban tutması ve kurumsallaşması başlıca hedef olarak benimsenmiştir. Cumhuriyet Devriminin temsil ettiği çağdaş değerlerle donatılan genç mezunlar, gelenekselleşen “padişahın kulu olma” anlayışını yıkmayı ve bunun yerine, kendilerini insanlık âleminin onurlu bireyleri ve Türkiye Cumhuriyeti’nin gururlu birer vatandaşı hissetmelerini sağlama sorumluluğunu, kutsal bir görev anlayışıyla üstlenmişlerdir.

Köy enstitüleri bir aydınlanma, deyim yerindeyse Türkiye Rönesansını başlatma harekâtıdır. Hurafelerin kararttığı düşünce dehlizlerinden derlenen öğrenciler, sanatla tanıştırılmış; bilim ve fennin ışık yüklü taşıyıcıları olmuşlardır.  Köyden gelip köye dönen genç öğretmenler, boğazına kadar cehalet bataklığına saplanmış bir toplumun, her alanda aydınlatılmasını tarihsel bir ödev olarak görmüşler; öğrencilerle yetinmeyip köylüyü de eğitmeye koyulmuşlardır.

Üretirken eğiten köy enstitüleri, günümüzde tüm olgun demokrasilerde uygulanan “hayat boyu eğitim”in de öncüsüdür.

Köy enstitülerinde benimsenen eğitim öğretim yöntemi, hala aşılamamış bir çağdaş eğitim anlayışını temsil etmektedir. Bugün gelinen noktada eğitimin tamamen devre dışı bırakıldığı; öğretimin de öğrencileri hayata değil sınava hazırlama esasına göre şekillendirildiği gözetildiğinde, köy enstitülerinin değeri daha iyi anlaşılacaktır.

Köy enstitüleri, bütün bu özellikleri nedeniyle bir takım iç ve dış egemenlerce hedef tahtasına konulmuş; kurgulanan iftira kampanyalarının hedefi olmuştur. Cumhuriyet Devrimine hayat veren bu kurumlar, Cumhuriyet karşıtları tarafından karabasan gibi algılanmış ve sonuçta da ne yazık ki kapatılmışlardır.

Bugün ilkelerden, amaçlardan, stratejik planlamalardan, tanımlanmış hedef ve politikalardan arındırılmış eğitimin, tam anlamıyla bir keşmekeş içinde bulunduğu ortadadır. Yapılması gereken; elbette ki ‘’köy enstitüleri’’ adıyla okullar açmak değil, dogmatik kabuller yerine analitik düşünceyi esas alan, bilimsel zihniyet inşasını ilke edinen köy enstitüleri anlayışını, eğitimin her alanına yeniden egemen kılmaktır.

Bu duygu, düşünce ve umutlarla, köy enstitülerinin 75. kuruluş yıldönümünü buruk şekilde kutluyoruz. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve John Dewey olmak üzere projenin mimarları Hasan Ali Yücel, İsmail Hakkı Tonguç ile hayatını kaybeden tüm köy enstitülülere Allah’tan rahmet, hayatta olanlara sağlıklı ömürler diliyoruz.

Türkiye Barolar Birliği

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim