• BIST 82.293
  • Altın 147,597
  • Dolar 3,8212
  • Euro 4,0743
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 0 °C

"Madımak Katliamdır, Sorumlu Devlettir"

"Madımak Katliamdır, Sorumlu Devlettir"
Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu’nun Sivas’taki Madımak olaylarına ilişkin raporunda çarpıcı tespitler yer aldı; "Olay bir katliamdır, sorumlusu devlet ricalidir."

Devlet Denetleme Kurulu (DDK), Sivas’ta 37 kişinin öldürüldüğü Madımak olaylarına ilişkin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün talimatıyla hazırladığı raporu tamamlandı. Bin 402 sayfalık raporda, Madımak olaylarına yol açan gelişmeler ile olayların öncesi ve sonrası ayrıntılı şekilde değerlendirildi. Raporda, olayın esas faillerinin 37 kişinin öldürülmesine seyirci kalan ve sebep olan dönemin kamu yönetimi unsurları olduğu belirtildi. Madımak olaylarının ‘katliam’ olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Raporda, olayların gelişimindeki kronolojik sıralamanın bile kamu yönetiminin hadisedeki rolünü ve oluşan toplumsal krizi algılama ve yönetmedeki basiretsiz uygulamalarını açıklamaya yeteceği aktarıldı.

Olayın başlaması ve büyümesinde Kültür Bakanlığı, Valilik, Emniyet Müdürlüğü ve Jandarma’nın sorumluluğuna vurgu yapıldı. Hadisenin oluş şekli ve mahiyetinin, yargılanan 81 kişinin yanında, başka faillerin ve sorumluların da varlığına işaret ettiği belirtildi. 37 kişinin ölümüne yol açan olayların asıl sorumlusunun heykel dikimi gibi sair işlere girişen ve güvenliği sağlamakla ilgili temel görevine ilişkin gereklerden hiçbirisini yerine getirmeyen ve olaylar sırasında da aynı zafiyeti gösterip kontrolü yitiren dönemin kamu yönetimi unsurları olduğu belirtildi. Yargıya müdahale niteliği taşıyan vasıtalarla, olayın gerçek mahiyetini kavramaya yönelik çabaların sonuçsuz kalmasının; adli ve idari soruşturmaların kamu vicdanını tatmin etmeyen bir biçimde sonuçlanmasının temel müsebbibinin de devletin olaylarda taraf hâline gelmesi olduğu vurgulandı.  

Raporda, “Olayın ortaya çıkmasında, önlenememesinde ve yargılanmasında devlete terettüp eden ağır bir hizmet kusuru bulunmaktadır. Bu açıdan, Sivas olaylarında hem yönetsel hem de siyasal organları itibariyle olayın temas ettiği dönemin tüm devlet ricali ile yaklaşımları, 37 kişinin ölümünden dolayı; en az kalabalıkları şuursuz hale getiren ve kolayca tahrike kapılan Sünni kolektif hafızaya ait bazı algı ve yaklaşımlar ile Sünni kolektif hafızanın tahrikine yol açtığı kanaati edinilen bazı davranışlar kadar sorumludur.” ifadelerine yer verildi. “Valiliğe ve katılımcı profiline yönelik olarak ciddi protestoların yaşanmasına rağmen; gerekli tedbirleri almakta ciddi ihmal ve zafiyetler gösterilmesi neticesinde kontrolden çıkan ve şuursuz hale gelmiş kalabalıklarca otelde bulunan 35 kişinin ölümüne yol açılması ile sonuçlanan ve katliam olarak nitelendirilmesi gereken bir toplumsal olaydır.” denildi.

Türkiye’de kamu görevlileri ile ilgili etkin bir adli ve idari soruşturma ve yaptırım kapasitesinin olmaması ve yetersiz demokratik standartlar nedeniyle herkesin tüm suçu kalabalıkların üzerine yıkma kolaycılığını tercih ettiği savunuldu. Raporda, “Sorumlulukların böyle bir perspektifte belirlenmesi; hiçbir şekilde oteli yakan ve 35 kişinin ölümüne yol açan kişilerin suçunu hafifletmeye yönelik bir tavır olmayıp; bu kişiler ve anlayışlar dışında da faillerin ve sorumlulukların olduğu gerçeğinin kavranmasına ve topluma bu gerçeğin gösterilmesine yönelik yaklaşımı ifade etmektedir.” değerlendirmesi yapıldı.

Sivas olaylarının, Uğur Mumcu suikastı, işadamı Jak Kamhi suikastı, eski Bakan Adnan Kahveci’nin ölümü, Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis’in bindiği uçağın düşmesi sonucu ölümü ve Dev-Sol lideri Bedri Yağan’ın ölü olarak ele geçirilmesi gibi olaylar ile 30 Haziran 1997’de Mesut Yılmaz başbakanlığındaki Anasol-D hükümetinin kurulmasıyla aynı hadiseler zinciri içinde yer aldığı belirtildi.

Ne detaylı inceleme var ne de delil toplama

Raporda, başlangıçta ‘Alevi-Sünni çatışması’ olarak değerlendirilmeyen olayların, zamanla devlet ve Alevi kolektif hafızalarında ‘Cumhuriyet karşıtı, şeriatçı bir kalkışma’, Sünni kolektif hafızasında ‘provokasyon ve komplo sonucunda gerçekleşen bir karanlık olay’ olarak tanımlandığı kaydedildi. Olaylara ilişkin o dönem detaylı bir inceleme yapılmadığına dikkat çekilerek, arada geçen sürede olayın tanıklarının olayları hatırlamakta zorlandığı ve delile ulaşmanın zorlaştığı belirtildi. Olayda delillerin usulüne uygun toplanmadığı, soruşturmada şüpheli olarak geçen itfaiye daire başkanının bilirkişi raporu hazırladığına dikkat çekildi. Olaylardan sonra, kesin ölüm nedeninin tespiti için detaylı otopsi yapılması gerektiğine dikkat çekilirken sadece dış muayene ile yetinildiği belirtildi. Bazı kritik mağdur ve tanıkların ifadesine başvurulması konusunda da yetersiz kalındığı aktarıldı. 2 kişinin emniyet görevlileri tarafından vurularak öldürüldüğü kaydedilerek, sorumlulara ilişkin herhangi bir araştırmanın yapılmadığı dile getirildi.

Sivas olaylarında, planlanmış yasa dışı toplumsal olayların bütün özelliklerinin bulunduğu belirtildi. Buna göre Madımak olaylarının yaşanması için önceden çeşitli metotlarla propaganda yapılarak olayın fikri temellerinin atıldığı kaydedildi. Daha sonra kışkırtıcılar tarafından çeşitli söylenti, yorumlar ve etkili konuşmalarla kitlenin harekete geçirildiğine dikkat çekildi. Raporun sonuç kısmında 13.03.2014 tarih ve 28940 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6529 sayılı Temel Hak ve Hürriyetlerin Geliştirilmesi Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’da nefret suçlarının ve ayrımcılığın önlenmesi ve fırsat eşitliğinin sağlanması ile farklılıkların korunması konusunda somut müeyyideler ve düzenlemeler getirilmesinin evrensel standartlara yönelik esaslı bir yaklaşım değişikliğine yol açan önemli bir adım olarak görüldüğü savunuldu.

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim