• BIST 105.101
  • Altın 147,354
  • Dolar 3,4874
  • Euro 4,1874
  • İstanbul 31 °C
  • Ankara 28 °C

Mahkemede Kadınlar İçin Eşitlik ve Adalet

Mahkemede Kadınlar İçin Eşitlik ve Adalet
BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Navi Pillay Milliyet için kaleme aldığı yazıda, mahkemelerde kadınlar için eşitlik ve adalet konusuna değindi.

“Bir erkeğin kendisini kızdıran kadın partnerine şiddet uygulaması normaldir.”

“Kadınların, aynı becerilere sahip erkeklerle eşit ücret alma talebinin haklı bir yanı yoktur, çünkü kadınlar büyük ihtimalle çocuklarını büyütmek için çalışma hayatlarına ara vereceklerdir.”

“Eğer bir erkek, eşini sadakatsizliği nedeniyle öldürürse daha hafif bir ceza alabilir.”
Bunlar dünyanın çeşitli yerlerindeki yargıçların sözleri, hem de 100 yıl öncesinden değil son on yıl içinde söyledikleri. Yukarıdaki davalar hak temelli olmaktan ziyade kadınların ve kız çocukların haklarını kısıtlayan, insanların kafalarına derinden işlemiş değerlerin etkisinde kalınarak görülmüş. Söz konusu davalarda kadınlara adaletsizlik yapılmış, her gün dünyanın dört bir yanında mahkeme salonlarında yapıldığı gibi.

Tehlikeli klişeler

Kadın hakları için onlarca yıldır sürdürülen mücadeleye rağmen, dünya genelinde yasal süreçler genelde kadınlara yönelik tehlikeli klişeler üzerinden yürüyor. Bu durum da, insanların temel insan haklarını korumak ile yükümlü hukuk sisteminin, kadınları adil yargılanma hakkından mahrum bırakması anlamına geliyor.

Cinsiyetlere ilişkin klişeler, yani kadınlar ve erkeklerin karakteristik özellikleri ve toplumdaki rolleri ile ilgili görüşler, her yerde karşımıza çıkıyor ve kadınların ve erkeklerin yaşamlarını derinden etkileyen önyargıların yerleşmesine yol açıyor. Kadınlara yönelik köksalmış ayrımcılık nedeniyle söz konusu önyargılar kadınların insan haklarından istifade etmelerinin önüne engel olarak çıkan orantısız sonuçlar doğuruyor. İyi niyetle yaratılan klişeler dahi zararlı sonuçlar doğurabiliyor.

Örneğin, ‘kadınlar besleyip büyütmeye erkeklerden daha yatkındır’ gibi bir görüşü ortaya atmak, kadınların ev işlerinin büyük bölümünü yapmaları gerektiği görüşünü daha da güçlendiriyor. Böyle bir yaklaşım, yasalara ve uygulamalara da yansıtıldığında kadınları eğitim ve iş imkânlarından mahrum bırakan kadın hakları ihlallerine dahi yol açabiliyor.

Yargıçların kararları

Hukukun adil ve tarafsız davranmasını beklediğimiz mahkemelerde yapılan ayrımcılık çok daha büyük bir tehlike teşkil ediyor. Yasalar ciddi şekilde ayrımcılık içerdiğinde, adil olabilme imkânı da derinden tehlikeye atılıyor. Kadınların, erkek akrabalarının izni olmadan yanlız başlarına seyahat edemeyeceklerini, evlerinin dışında çalışamayacaklarını veya bazı tıbbi uygulamalara erişemeyeceklerini öngören yasaları düşünün. Ancak, söz konusu yasalar kadar endişe verici olan ve çok daha yaygın olarak karşılaşılan bir diğer durum da yargıçların kanunları yorumlarken ve kararlarını verirken cinsiyetler hakkındaki yaralayıcı klişelerden etkilenmeleri. Bu durum cinsiyet temelli şiddet, aile, eşit iş imkânları ve cinsel sağlık ve üreme sağlığı konularında sıkça gördüğümüz bir durum. Yargıçların olumsuz sonuçlar doğuran cinsiyet temelli klişelere göre karar almaları, örneğin bir kadının yasal haklarının ya da tecavüze veya aile içi şiddete karşı korunması hakkında karar alırken söz konusu kadının cinsel yaşamını ön plana çıkarmaları, bir insan hakkı ihlalidir.

Önlemler alınmalı

Devletler de soruşturma, sorgulama ve mağdurların ve tanıkların korunması ve verilen cezalar konuları da dahil olmak üzere ceza sistemini tüm yönleriyle cinsiyet temelli klişelerden arındıracak önlemleri almalıdır. Devletin yetkili makamlarının, özellikle de adalet sistemi içindekilerin, cinsiyet temelli klişelere dayanarak karar vermelerinin önüne geçilmesi ve kadınların ve kız çocuklarının haklarının ihlal edilmemesi için kapsamlı önlemler alınması gerekiyor. Yetkili makamlar olumsuz inanışları belirlemeli ve bu tür inanışların karşısına dikilmeli, böylelikle kadınların ve kız çocukların insan haklarına daha fazla saygı gösteren ve eşitlikçi bir kültürü inşa eden bir ortamın yaratılmasına yardımcı olmalıdır.

Çaba harcamalıyız

Eğer 21. yüzyılda toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlama konusunda ciddiysek, kadınlar ve erkekler hakkındaki önyargıya varan varsayımlardan kurtulmak için çaba harcamalıyız. Yanlış yönlendirici fikirlere bakarak veya sadece cinsiyetlerinden dolayı kadınların ne yapıp ne yapmaması gerektiği konusunda karar vermeye bir son vermeliyiz. Aksine, kim olduklarını, yani farklı farklı bireyler olduklarını görebilmeliyiz. Bu yaklaşım insan hakları hukukunun temelini teşkil eden eşitlik talebinin gereğidir. Benim kurumum, bu konuda canlı bir şekilde yol gösterici olabilmek için önemli oranda çalışmalar yürütüyor. Bu çalışmaları adaleti temsil eden yerde, yani mahkemelerde öncelikle başlatmak benim en içten arzum.

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim