• BIST 106.843
  • Altın 142,630
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 25 °C

Makul Sürede Yargılama İle İlgili İlginç Karar

Makul Sürede Yargılama İle İlgili İlginç Karar
Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasını haksız bulan mahkeme, başvuru sahibinin davaya müdahil olduğu tarihi işaret etti.

Anayasa Mahkemesi (AYM), 1965 yılında açılan ve aradan geçen 48 senede karara bağlanmayan arazi davasında ‘makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına önemli bir yorum getirdi. Mahkeme, bireysel başvuru hakkının tanınmasının ardından gönderilen dilekçeyi karara bağlarken, uzun yargılama süresine ilişkin başvuruyu ‘açıkça dayanaktan yoksun olması’ nedeniyle kabul etmedi. Başvuru sahibinin davaya katıldığı tarihi esas alan AYM, dava süresini şahıs açısından 1 yıl 4 ay olarak belirledi.

Yarım asırdır süren ve tarafların ölerek çocuklarına miras olarak bıraktıkları davada şu anda 45 davalı 200’den fazla da müdahil bulunuyor.

Yüksek Mahkeme’nin gündemine gelen olay, 1965’te İzmir’in Bornova ilçesinde arazi sahibi Ş.T.’nin Asliye Hukuk Mahkemesi’ne müracaatıyla başladı. Ş.T., işgalin durdurulması ve geçen süre için işgaliye bedeli ödenmesi talebiyle dava açtı. Arazinin kadastro çalışmaları yapılarak dosya Bornova Kadastro Mahkemesi’ne gönderildi. Yargılama boyunca arazi için onlarca kadastro çalışması yapıldı. Dava Asliye Hukuk Mahkemesi ile Kadastro Mahkemesi arasında görevsizlik dolayısıyla defalarca gidip geldi. Davaya 17 yıl boyunca bakan ve yüzlerce duruşmanın yapıldığı Bornova Kadastro Mahkemesi ise Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun 2003 tarihli kararıyla kapanarak İzmir Kadastro Mahkemesi’ne bağlandı. Aradan geçen sürede 45 kişi hakkında açılan davaya birçok mirasçı katıldı. 200’e yakın kişi de arazi üzerinde hak sahibi olduğunu iddia ederek davaya müdahil oldu.

2012 yılında araziyi Ş.T. ile protokol yaparak satın alan İ.Ö. de davanın sürüncemede kalması üzerine AYM’ye başvurdu. 48 yıl içinde arazi üzerinde 83 bina yapıldığını hatırlatarak, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürdü. Bu durumun sonlandırılmasını ve “48 yıllık işgalin kira bedelinin belirlenerek kendisine ödenmesini” istedi. Başvuruyu değerlendiren AYM Birinci Bölüm Başkanlığı, “davanın açılış tarihi 15 Mart 1965 olmakla beraber, makul süre değerlendirmesi açısından davanın açıldığı tarih değil, asli müdahale talebinde bulunulan tarih dikkate alınacaktır.” tespitini yaptı. Mahkeme, başvurucunun davaya 14 Haziran 2012 tarihinde katıldığını belirterek İ.Ö. açısından davanın 1 yıl 4 aydır devam ettiğini vurguladı.

İ.Ö.’nün davaya katılmasının ardından İzmir Kadastro Mahkemesi tarafından 4 duruşma yapıldığını, bu duruşmalarda bazı ara kararlar alındığını kaydeden Yüksek Mahkeme, “Makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiasına yönelik başvurunun ‘açıkça dayanaktan yoksun olması’ nedeniyle kabul edilemez olduğuna oybirliğiyle karar verdi.

AYM İkinci Bölüm Başkanlığı, 17 yıldır devam eden başka bir davayla ilgili bireysel başvuruyu geçtiğimiz hafta karara bağlamış, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini kabul ederek, tazminata hükmetmişti. 1997 yılında açtıkları kadastro davası halen sonuçlanmayan iki vatandaşa ödenecek tazminat miktarı ise toplam 11 bin 500 lira olarak belirlenmişti.

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim