• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 12 °C

"Mekansal Dönüşüm Değil, Sosyal Ve Kültürel Değişim Gerek"

"Mekansal Dönüşüm Değil, Sosyal Ve Kültürel Değişim Gerek"
Adana Barosu ve İnşaat Mühendisler Odası (İMO) Adana Şubesinin ortaklaşa düzenlediği "Kentsel Dönüşümde Barınma Hakkı ve Hukuksal Süreç" başlıklı Panel ve Forum Seyhan Belediyesi Yaşar Kemal Konferans Salonunda yapıldı.

Etkinliğe Adana Barosu Yönetim Kurulu Üyeleri Av. Veli Küçük ve Av. Sabahattin Gümüş ile çok sayıda avukat katıldı.

Programda söz alan Baro Başkan Av. Mengücek Gazi Çıtırık, kentsel dönüşümün tarihsel süreci, uygulanan ve gelinen durumu değerlendirdi..

Av. Çıtırık, şöyle konuştu;

MEKANSAL DÖNÜŞÜM DEĞİL, SOSYAL VE KÜLTÜREL DEĞİŞİM GEREKİR

Ülkemizde ve Dünyada kentler, ekonomik sebepler, aşırı nüfus yığılmaları, göç olgusu, sosyal gelişimdeki yetersizlik, yanlış yerleşim yeri seçimleri ve doğal afetler gibi nedenlerle , yenileme, dönüşüm, iyileştirme ve yeniden yerleştirmeye yönelik proje ve uygulamalara ihtiyaç duymaktadır. Sadece mekansal bir dönüşüm değil aynı zamanda sosyal ve kültürel gelişim sağlanması için de çalışmalar yapılmaktadır. Merkezi ve yerel yöneticiler, kentsel dönüşümü, kent yaşamının iyileştirilmesi, yurttaşın depreme dayanaklı ve sağlıklı konutlarla yaşayabileceği vaatlerle birlikte dile getirilmektedirler. Kentsel gelişmenin amaçlarını içeren ve bununla birlikte iyileştirme ve yeniden canlandırmanın sürekliliğini de savunan korumacı bir planlama yaklaşımı olarak kentsel dönüşüm tanımlandığı gibi, ayrıca değişime uğrayan bir bölgenin veya bozulma çökme gösteren kentsel alanın sosyal , ekonomik , fiziksel koşullarına kalıcı bir iyileştirme arayışı içinde olan ve kentsel sorunlara çözüm bulmaya çalışan kapsamlı, bütüncül bir eylemler dizisi olarak da kentsel dönüşüm dile getirilebilir. 

KENTSEL DÖNÜŞÜMÜ  SERANCAMINI AKTARDI

Kentsel dönüşüm , fiziksel, tasarım, sosyal , ekonomik, yasal ve yönetsel boyutlarıyla ele alınması gerekir. Ülkemizde ve Dünyada sanayileşme sürecinde ve büyüme politikalarıyla ortaya çıkan yetersiz altyapı, sağlıksız kentsel çevre, sosyal ve ekonomik açıdan yaşanan sorunlara çözüm üretilmesi amacıyla yapılı çevrenin yıkılarak yeniden inşa edilmesine yönelik müdahaleler şeklinde atılan adımlar, 2. Dünya Savaşı sonrasında kentlerin yeniden imarı bağlamında konutların fiziksel onarımları üzerine odaklanan kentsel dönüşüm politikaları 1960'lı yıllardan itibaren ekonomik alanda gelişim ve istihdamın arttırılmasına yönelik bir araç olarak kullanılmış, sosyal, ekonomik, fiziksel açıdan niteliklerini yitirmiş konut bölgeleri, kent içinde kalan liman, sanayi bölgeleri ve yıpranan , eskiyen kent merkezlerinin yeniden geliştirilmesine dönük olarak yapılmıştır. 

1980'li yıllarda küreselleşme politikalarının da etkisiyle belli mahalle ve kentlerin doğrudan Uluslar arası şirket yatırımlarına konu edildiği , yüksek maliyetli projelerin gerçekleştiği dönemdir. Bu dönemde merkezi yönetimin direktifleriyle başlayan dönüşüm eylemleri özel sektör eliyle gerçekleştirilirken 1990'lı yıllarda kamu, özel sektör ve sivil toplu işbirliğiyle gerçekleştirilmiştir. 2000'li yıllarda ise kentsel dönüşüm sosyal, ekonomik , fiziksel ve çevresel boyutlar arasındaki dengeyi gözeten , sürdürülebilirlik ilkeleri çerçevesinde değerlendirmeye doğru evrim geçirmiştir.Ülkemizde ilk kentsel dönüşüm eylemlerini Osmanlı Devleti'nin son yüzyılında İstanbul'un Yangın Alanlarının Düzenlenmesine Dair fiziksel içerikli imar düzenlemelerine dayandığı , yine dar , dolambaçlı , çıkmaz sokaklardaki ulaşım araçlarının geçilebilmesi için genişletilmesi Anadolu'ya savaş sonrasında gelen göçmen nüfusun yerleştirilmesine dair yeni mahallelerin kurulması şeklinde kentsel dönüşümün adımları atılmıştır. 1864 ve 1882 tarihli Ebniye Nizamname ve Kanunu dönem için önem taşımaktadır. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte başlayan süreçte savaş sonrasında yakılan , yıkılan binaların yeniden yapılması Ebniye Kanununun bazı maddelerinde değişiklik yapılarak yangın alan bölgelerinin yeniden belirlenmesi ayrıca yeni kentlerin oluşturulması girişimleri de bu dönemde önem taşımaktadır. Ankara Şehir Emaneti Kanunu , Kırıkkale Mühimmat fabrikasının açılışı, Karabük demir-Çelik Fabrikasının açılması bu anlamda önemlidir. 1930 yılında 1580 sayılı Belediye Yasası yine 1593 sayılı Umumu Hıfzısıhha Yasası 1933 tarihli Yapı-Yollar Yasası ve 2033 sayılı Belediye Bankası Yasası bu anlamda önemlidir. Çok partili siyasi yaşama geçilmesi ve liberal ekonomiye dayanan sanayileşme ve büyüme politikaları sonrasında bir yandan sanayi kentleri ortaya çıkarken öte yandan kırsaldan kente göçü hızlandırmıştır. 

Hızlı nüfus artışına karşın mevcut konut stokunun yetersizliği kırsaldan gelen göçün hazine ya da özel araziler üzerine yasa dışı konutlar işgal etmesi süreci hızlandırmıştır. Sonrasında yasa dışı konur gelişimin engellenmesi ve kent merkezindeki düşük yoğunluklu yapıların yıkılması izlemiştir. 1980 faşist darbesinin ardından gelişen dönemde sermaye birikim merkezi olan kentlerin Metropolitanlaşması sonrasında kaçak yapılaşma ve gecekondu alanlarının rehabilitasyonu sürecine girilmiş yine 1983-1988 arası dönemde gecekondu ve kaçak yapıların ruhsatlandırılarak yasal konuta dönüşüne dair yasal düzenlemelerin yapıldığı bu dönemler daha çok imar aflarıyla anılacaktır. 2805 /3290 ve 3366 sayılı yasalar bu örnekleridir. Bu dönem içerisinde 1984 tarihli 3030 sayılı Büyükşehir Yasası ve 3194 sayılı imar yasası kentsel dönüşüm yönlendiren yasalar düzenlemelerdir. Bu değişikliklerle plan yapma yetkisinin yerel yönetimlere dağıtılması, yerel yönetimlere aktarılan kaynağın artırılmasıyla yerel yönetimleri kentin mekan sal gelişimine dönüşümü üzerinde doğrudan karara veren ve yönlendiren bir unsur haline gelmiştir. Bu yıllarda gecekondulara tapu tahsisi belgesi verilmesiyle başlayan süreç yapılan değişiklerle tüm kaçak yapıları içerecek şekle dönüşmüştür. 1984 tarihli 2985 sayılı Toplu Konut Yasası, Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı 'nin kurulması , 1990 Toplu Konut İdaresinin ayrı bir birim olarak örgütlenmesi başlangıçta dar gelirli ailelerin konut ihtiyaçların karşılanması üzerine dayalı bu anlayış zaman içerisinde ferdi-toplu konut kredisi verilmesi , gece konu alanlarının dönüşümü , tarihi doku ve yöresel mimarinin korunup yenilenmesine yönelik projelere kredi verilmesine yönelik unsurlara dönüşmüştür. Bir yandan yerel yönetimlerin konut üretim alanına girmesi teşvik edilerek kent çeperinde yeni konut alanları oluşturulurken diğer yandan da gecekondu mahalleleri yıkılarak yeni sosyal konut bölgelerine dönüştürülmesi sağlanmıştır. Ankara-Eryaman, İstanbul-Halkalı, İzmir-Mavi Şehir uygulamaları bunun örnekleridir. 1999 Marmara Depremi Kentsel Dönüşüm yasal düzenleme arayışlarını hızlandırmış 31 Mayıs 2012 gün ve 28309 sayılı Resmi gazetede yayımlanan 6306 sayılı yasa afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi hakkında kanun olarak yayımlanmış ve kanunun amacının afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde , fen ve sanat , norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerinin teşkil etme üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasların belirlenmesi olarak açıklanmıştır. 

KAMU YARARI GÖZETİLMELİDİR

Anayasanın 56 . maddesi: " herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğunu, çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek, devletin ve vatandaşların ödevidir. Devlet, herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içerisinde sürdürmesini sağlamakla yükümlüdür. " Anayasanın 57. Maddesi: "devletin şehirlerin özelliklelerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alacağını , ayrıca toplu konur teşebbüslerini destekleyeceğini düzenlemiştir."Sağlıklı ve yaşanabilir bir kentsel çevre oluşturulabilmesi için kent planlama disiplini içerisinde geliştirilmiş olan tüm planlama ilke ve kuralları , planlama disiplinin bir parçası olan kentsel dönüşüm uygulamaları açısından vazgeçilmelidir. Bu nedenle kentsel dönüşümde kamu yararı ilkesi ve planlama ilkelerine ayrımsız şekilde uyulmalıdır. 

BARINMA HAKKI MÜLKİYET HAKKINA İNDİRGENMEMELİ

Kentsel dönüşüme konu edilen alanlar ve yapılar açısından tüm tarihsel birikimi ve kültürel zenginliği ortadan kaldıracak yıkım ve yeniden yapma dışındaki seçeneklerin , koruma , yenileme, iyileştirrme, güçlendirme ve canlandırma seçeneklerinin öncelikle araştırılması ve tartışılması gerekmektedir. Projeler, temelde rant artışını değil can güvenliğinin sağlanmasını ve yaşam düzeyinin yükseltilmesini amaçlamalıdır. Kentsel dönüşüm projeleri ayrıcalıklı imar hakkı sağlama aracı olarak kullanılmamalıdır. Bu kapsamda güçlü, etkin kamusal yapı denetim sistemi yaşama geçirilmeli, uygulama sonucunda eğer bir rant artışı ortaya çıkıyorsa doğrudan kamuya kazandırılmalıdır.Projelerin uygulanması hiçbir koşulda yaşayanlar açısından sosyal bir yıkıma neden olmamalıdır. Konut dokunulmazlığı ve barınma hakkı ilkeleri kiracıları da kapsayacak şekilde kamusal güvence altına alınmalıdır. Barınma hakkı sadece mülkiyet belgesine indirgenmemeli, sağlıklı bir yaşam çevresi içerisinde, çağdaş, yaşanabilir bir konut hakkı olarak kabul edilmelidir. ,

TOPLUMSAL YAŞAM VE KÜLTÜREL DEĞER

Projelere doğrudan kamusal kaynak aktarımı yapılmalı, dönüşüm projelerinden etkilenen tüm kesimlere ayrımsız bir biçimde projenin başlangıcından sonuçlamasına kadar güvenli ve sağlıklı yaşam olanaklarına sahip geçici iskan fırsatları yaratılmalı ya da günün koşullarına uygu kira yardımları yapılmalıdır.Dönüşüm projeleri; yerel kimliği ortadan kaldıran tek tip mekan üretimine neden olmamalı, kentsel mekanı parçalayan ve ayrıştıran uygulamalara son verilerek , yerelin özellikleri ve özgürlükleri korunmalı, toplumsal yaşam ve kültürel değerler dikkate alınmalıdır.Dönüşüm projeleri hiçbir koşulda doğal, tarihi ve kültürel değerlere zarar vermemeli, ormanlar, meralar, avlak alanlar, kıyılar ve tarım alanları gibi doğal varlıklar yapılanma dışında tutularak korunmalıdır.

Proje sürecinin her aşaması hesap verilebilir ve şeffaf olması sağlanmalı, projeden etkilenen toplumsal kesimler bilgiye kolayca erişebilmeli, proje alanlarının belirlenmesinde ve uygulamanın her aşamasında meslek odalarımızın, demokratik kitle örgütlerinin ve üniversitelerin görüş ve önerileri alınmalıdır.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim