• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara 1 °C

MESLEK TEKELİNE NE OLDU?

Av. Erman KAYA

ÖZET

Avukatlara sekreterleri eliyle iş takip etme olanağı veren yasal düzenleme amacı yönünden hatalı, sözü yönünden ise meslek tekeliyle çatışma halindedir. Sonuçları iyice düşünülmeden ve doğru biçimde kaleme alınmadan yürürlüğe konulan yasal düzenlem avukatların meslek tekelinin hukuken ve fiilen sona ermesine neden olmuştur.

Avukatlık meslek tekeli hukuk alanında kapsamı yasayla belirlenmiş, yalnız avukatlara ait çalışma alanıdır. Adalet ile kamu düzeni arasındaki doğrudan ilişki adli görevlerin herkese açık olmamasını zorunlu kılar. Adli görevlerin belirli bilgi ve deneyime sahip, özel yetkilerle donatılmış, hukuki, cezai ve idari sorumluluk yüklenmiş kişilerce yürütülmesi iş sahiplerine önemli bir güvence sağlar. Meslek tekeli, topluma ve iş sahiplerine olduğu kadar avukatlık mesleğine ve avukatlara da önemli faydalar sağlamaktadır: Meslek tekeli, mesleki düzeninin önemli bir parçası ve avukatların iş ve kazanç güvencesidir. Bu nedenle meslek tekelinin korunmasında adalet hizmetlerine katılan tüm tarafların yararı bulunduğu söylenebilir. Şüphesiz bu konuda en fazla yararı avukatlar sağlamaktadır. Çünkü meslek tekelinin korunması avukatlar açısından yaşamsal değer taşır.

Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesinde meslek tekelinin kapsamı belirlenmiştir. Madde başlığı ve metni (1. ve 2. fıkra) şu şekildedir:

Yalnız avukatların yapabileceği işler:

Madde 35

Kanun işlerinde ve hukuki meselelerde mütalaa vermek, mahkeme, hakem veya yargı yetkisini haiz bulunan diğer organlar huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etmek ve savunmak, adli işlemleri takip etmek, bu işlere ait bütün evrakı düzenlemek, yalnız baroda yazılı avukatlara aittir.

Baroda yazılı avukatlar birinci fıkradakiler dışında kalan resmi dairelerdeki bütün işleri de takip edebilirler.

Bu maddeye göre adli işlemlere ilişkin dilekçelerin, takip taleplerinin yalnız avukatlar tarafından düzenlenebileceği ve adli işlemlerin bütün sürecinde yalnız avukatların hazır bulunabileceği söylenebilir. Hangi gerekçeyle olursa olsun avukat dışında bir kişinin adli işlemleri takip etmesine yasal olanak yoktur.

Avukatlık meslek tekeli konusundaki ülkemizdeki uygulama farklı açılardan ele alınıp değerlendirilmeye muhtaçtır. Ben bu yazıda, meslek tekeli ile ilgisi nedeniyle avukat bürolarında istihdam edilenler yönünden konuyu ele almak istiyorum. Adli işleri takip etmek yalnız avukatların yapabileceği bir iş olarak kabul edilmiş olsa da bugün adliyelerde çok sayıda sekreter veya katip  olarak çalışan kişileri görmekteyiz. Bu durum, avukat olmayan kişiler adli işleri takip etme yetkisine sahip midir, meslek tekeline ne oldu sorularını sormayı gerektirmektedir.

Avukatlık Yasası'nın 46. maddesinde avukatların, sekreterleri eliyle adli işlerini takip ettirebilecekleri düzenlenmiştir. Avukat olmayanların mesleki işlerle buluşması bu maddeyle başlamaktadır. Söz konusu yasal düzenleme avukatlara adli işlemler sırasında kolaylık sağlamak amacıyla 2001 yılında yürürlüğe konulmuştur. Ne var ki sorun doğru belirlenmediğinden çözüm de doğru olmamıştır. Avukatların adli işlemler sırasında gereğinden fazla zaman ve emek harcadığı bir gerçektir. Ancak emek ve zaman israfının nedeni adli işleri bizzat avukatın takip etmesi olmadığından adli işlerin sekreter eliyle takibine izin vermek soruna çözüm getirmez. Buradaki sorun adliye çalışanların hem sayı hem de nitelik yönünden hizmetin gerektirdiği özelliklere sahip olmaması; adliyelerin, mahkemelerin, icra dairelerinin adli işlere uygun şekilde yönetilmemesidir. Avukatlara sekreterleri eliyle iş takip edebilme olanağı getiren düzenleme devletin üstleneceği istihdam, eğitim gibi işlerin yükünü avukatlara yüklemiş olması yönünden hatalıdır.

Her şeyden önce kamu hizmeti olduğu kabul edilen (Av. K. 1. m.), mesleğe girişte özel koşullar aranan (Av. K. 3. m.) ve özel yetkiler tanınan (Av. K. 35, 35/A, 39, 56. m.) bir mesleğin yasasında başka bir mesleğe, sekreterliğe, yer verilmiş olmasını yadırgadığımı söylemek isterim. Yasa koyucunun sekreterler ile adli işler arasında bir bağlantı görmüş olmasını da yadırgıyorum. Sekreterlik işyeri içinde görüşme ve yazışmaları düzenleme işlerini gören bir meslektir; adli işleri takip etmek sekreterin işi olamaz.

Adli işlerin sekreter eliyle takibine olanak veren düzenlemenin amacı gibi sözü de sorunludur. Yasa koyucunun ilgili düzenlemeyi getirmekteki amacının adli işlerin olağan bir parçası olan dosya fotokopisi almak, dosyayı dairedeki yerinden çıkarmak, daireler arası evrak taşımak, harç yatırmak gibi -çoğu avukatın işi bile olmayan- ameleli bazı işlerde avukata kolaylık sağlamak olduğu bilinse de düzenlemenin sözünden çıkan anlam bunun çok ilerisindedir: Avukatlık Kanunu'nun 35. maddesi 'adli işlemleri takip etmek' yetkisini yalnız avukatlara tanırken 46. maddesi 'adli işleri takip etmek' yetkisini bu kez sekreterlere tanımaktadır. Karşılaştırılan iki maddede 'adli işlemler' ve 'adli işler' gibi farklı ifadeler dikkat çekmektedir. Ancak farklılık bilinçli yaratılmış gibi görünmemektedir. Çünkü meslek tekelini düzenleyen 35. maddenin başlığı 'Yalnız avukatların yapabileceği işler'dir. Bu maddenin 1. ve 2. fıkralarında, adli işlemlerden '...işler...' olarak söz edilmiştir. Yasada 'adli işler' ile 'adli işlemler' farklı anlamda kullanılmış olsa dahi bu durum 35 ile 46. maddeler arasındaki benzerliği ortadan kaldırmaya yetmemektedir. Çünkü 'adli iş', 'adli işlemleri' de kapsayan bir anlama sahiptir. Yasa koyucunun 46. maddedeki 'adli işleri takip etmek'ten kastının ne olduğunu ve sekreterin takip edebileceği adli işler konusunda bir sınırlama yapıp yapmadığı konusunda maddenin bütününü ele almak gereklidir. Maddenin metni ve başlığı şu şekildedir:

İşlerin stajiyer veya sekreterle takibi, dava dosyalarının incelenmesi ve dosyadan örnek alma:

Madde 46

Avukat, işlerini kendi sorumluluğu altındaki stajyeri veya yanında çalışan sekreteri eliyle de takip ettirebilir, fotokopi veya benzeri yollarla örnek aldırabilir. Avukatın onanmasını istemediği örnekler harca tâbi değildir.

Avukat veya stajyer, vekâletname olmaksızın dava ve takip dosyalarını inceleyebilir. Bu inceleme isteğinin ilgililerce yerine getirilmesi zorunludur. Vekâletname ibraz etmeyen avukata dosyadaki kağıt veya belgelerin örneği veya fotokopisi verilmez.

Sekreter eliyle iş takibinin ameleli adli işlerde avukatın yükünü alma amacıyla yasaya konulduğunu ifade etmiştim. Ancak madde metninde '... sekreteri eliyle takip ettirebilir ...' denildikten sonra ameleli bir iş olan fotokopi veya benzeri yollarla örnek aldırmaktan ayrıca söz edilmiştir. Bu durumda 'takip ettirebilir' ifadesi ameleli olmayan işler anlamını yüklenmektedir. Üstelik avukat stajyeri ile sekreter aynı cümle içinde ele alınıp aynı işlerle görevlendirilmiştir. Oysa avukat stajyerinin görevi ameleli işleri yapmak değildir. Son olarak, söz konusu düzenlemenin sekreterleri avukatın yasal temsilcisi durumuna getirdiği de dikkate alınmalıdır. Görüldüğü gibi yasanın sözü, yasanın amacını yansıtmamaktadır. Yasanın sözünden, amacının dışında anlamlar çıkarmak için çokça neden vardır. Bu durumda sekreterlerin takip edeceği adli işler konusunda yasada bir sınırlama veya belirleme yapılmadığından hatta meslek tekelini düzenleyen maddedeki ifadeye benzer bir ifade kullanıldığından dava etmek, savunmak ve bu işlere ait evrakı düzenleme konusunda da sekreterlerin yetkili kılındığı sonucunu çıkarmak olasıdır.

Bugün, meslek yaşamında 46. maddedeki hatalı düzenleme en geniş şekilde kullanılmaktadır: Avukat bürolarında istihdam edilen kişiler yaygın bir biçimde haciz işlemlerine katılmakta, icra işlerine ait talepleri, davalara ait evrakı düzenlemektedirler. Üstelik düşük ücretle çalıştırılan bu kişiler avukatalara tercih edilmektedirler. Avukat olmayanların adli işleri takip etmesinin önüne geçilmesi gerekirken yasaya aykırı bu durumu avukatlar dahi doğal karşılamaktadır. Hatta avukatlar, adli işleri takip eden kişileri ‘kâtip’ olarak adlandırarak durumu meşrulaştırmaya çalışmaktadır. Oysa yapılan iş kâtiplik yani yazıcılık değildir. Sonuçları düşünülmeden yürürlüğe konulan sekreter eliyle iş takibi avukatları pek çok zahmetten kurtarmış olsa da meslek tekelinin yok olmasına yol açmıştır. Bugün, meslek tekelinin fiilen ve hukuken ortadan kalktığını saptamak gerekir.

Avukatlık Yasası’nın kurduğu mesleki düzen birbiriyle sıkı ilişkiler içinde bulunan kurumlar ve kavramlar içermektedir. Mesleki düzenin korunması, mesleğin toplumsal görevini yerine getirebilmesi meslektaşların bu kurum ve kavramları olabildiğince benzer şekilde yorumlamasına, uygulamasına ve gözetmesine bağlıdır. Günümüzde meslek tekeline aykırı eylemleri 'katiplik' sayarak meşrulaştırmaya çalışmak yerine dürüst olup meslek tekelinin ihlal edildiğini kabul etmek   hatayı düzeltecek ilk adım olacaktır. Mesleki düzeni yeniden sağlayabilmek için atılacak ikinci adım ise sekreter eliyle iş takibini yasadan çıkarmak olacaktır. Üçüncü adımda ise meslek tekeli barolar, avukatlar ve adli organlarca şu şekilde anlaşılıp uygulanmalıdır: Yalnız avukatların yetkili olduğu işlerde, taraflara ve vekillere yakınlıkları ne olursa olsun başka bir kişi muhatap kabul edilmemeli, iş ve işlemler sırasında bulundurulmamalı, bu kişilere adli işler hakkında her hangi bir evrak ve bilgi verilmemeli, yol gösterilmemeli, tavsiyede bulunulmamalı ve avukat dışındaki kişilerden evrak kabul edilmemelidir. Meslek tekeliyle bağdaşmayan yasal düzenleme ve uygulama düzeltildiğinde avukatların işleri ve kazancı artacak; yeni iş alanları yaratılması konusundaki yaygın talebin hiç değilse haklı bir yanı olacaktır.  

Anahtar Sözcükler: Avukatlık meslek tekeli, Yalnız avukatların yapabileceği işler, Avukatların çalışma alanı, Sekreter eliyle iş takibi

WHAT HAPPENED TO YOUR PROFESSİON MONOPOLY?

SUMMERY

The legal regulation which gives lawyers the opportunity to job follow-up via their secretaries, is faulty in context of its purpose and conflicting with the profession's monopoly in context of its statement. The legal regulation, which has been brought into force without thinking of its consequences properly and writing out aright, cause the profession's monopoly of the lawyers to be virtually and juridically ended.

Keywords: Profession's monopoly of advocacy, Jobs with which only lawyers are able to deal, Working area of lawyers, Job follow-up via secretary

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Scripti: CM Bilişim