• BIST 107.303
  • Altın 153,246
  • Dolar 3,7141
  • Euro 4,3624
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 10 °C

Milletvekilinin Evi Aranabilir mi?

Prof. Dr. Ersan ŞEN

Milletvekilleri ve bu sıfata sahip olmayan bakanlar hakkında ceza soruşturması açılabilmesinin dört yolu vardır;

1- Ağır cezalık suçüstü hali,

2- Soruşturmasına milletvekilliği seçiminden önce başlanılmak kaydı ile Anayasa m.14'ün kapsamına giren Devlete, Ülkeye ve Millete karşı suçlar,

3- Milletvekilliğin son bulması,

4- Dokunulmazlığın kaldırılması.

Bu haller dışında bir milletvekili veya bu sıfatı taşımayan bir bakan hakkında soruşturma başlatılması, bu kapsamda milletvekili veya bakana “şüpheli” sıfatı ile çağrı gönderilmesi, milletvekili veya bakanın zorla getirilmesi, yakalanması, tutuklanması ve diğer yargılama tasarruflarına tabi tutulması mümkün değildir. Bu sebeple, yasama dokunulmazlığı kapsamına giren bir iddia nedeniyle milletvekili veya bakan hakkında soruşturma açılamayacağı gibi, bu tür bir soruşturmaya bağlı olarak milletvekilinin evi, işyeri aranamaz, telefonları dinlenemez ve milletvekili ile bakan hakkında iddianame de düzenlenemez.

Dokunulmazlık, hem soruşturmayı (savcılık aşamasını) ve hem de kovuşturmayı (mahkeme aşamasını) kapsar. Her iki aşama da "ceza yargılaması" adı ile bilinir. Her ne kadar Anayasa 1982 yılına ait olup da Ceza Muhakemesi Kanunu 2005 yılında yürürlüğe girdiğinden, kavramlar açısından bir miktar karışıklık var gibi gözükse de, esasında sorun bulunmamaktadır. Çünkü Anayasa m.83'ün 2. fıkrasında soruşturma ve kovuşturma aşamalarını kapsayacak şekilde “yargılama”; aynı maddenin 4. fıkrasında da bizatihi “soruşturma” ve “kovuşturma” kavramlarına yer verilerek, yasama dokunulmazlığının kapsamının tüm bu aşamalarda geçerli olduğu ifade edilmiştir.

Sonuç olarak; bir milletvekili veya bu sıfata sahip olmasa dahi bakan hakkında, ilk paragrafta sayılan istisnalar dışında ceza soruşturması başlatılmaz, devam eden bir soruşturmaya dahil edilemez.

Milletvekili ve bakanın tanıklığına başvurulabilir. Yasama dokunulmazlığı, milletvekili veya bakanın doğrudan görgüsü ve bilgisinin olduğu tespit edilen suça konu fiille ilgili maddi hakikate ulaşılabilmesi amacıyla tanıklık yapmasına engel değildir. “Şüpheli” sıfatı ile milletvekili veya bakanın evi veya işyeri aranamamakla birlikte, bir şüphelinin veya sanığın yakalanabilmesi veya suç delillerinin elde edilebilmesi amacıyla “Diğer kişiler ile ilgili arama” başlıklı CMK m.117 kapsamında milletvekili veya bakanın ev veya işyerinde arama yapılıp yapılmayacağını değerlendirmek gerekir.

Yasama dokunulmazlığının dayanağı, bu başlığı taşıyan Anayasa m.83'dür. Yasama dokunulmazlığının kapsamı hakkında, 83. maddenin özellikle 2. ve 3 fıkraları önem taşımaktadır. 2. fıkrada, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kararı olmadıkça milletvekilinin tutulamayacağı, sorguya çekilmeyeceği, tutuklanamayacağı ve yargılanamayacağı, yani soruşturma ve kovuşturma aşamalarını kapsayacak şekilde “şüpheli” veya “sanık” sıfatı ile yargı faaliyetlerine tabi tutulamayacağı, dolayısıyla suçlanamayacağı, milletvekili veya bu sıfatı taşımayan bakan hakkında soruşturma dahi açılamayacağı anlaşılmaktadır.

Görüleceği üzere yasama dokunulmazlığı, milletvekili veya bu sıfatı taşımayan bakanın geçici olarak yargılanamaması ile sınırlıdır. Yasama faaliyetinin öneminden kaynaklanan ve bu faaliyeti yerine getiren temsilcinin mümkün olduğu kadar temsil yeteneğine sınırlama getirilmemesi amacıyla kabul edilen bu istisnai sınırı, amacı adalete ve maddi hakikate ulaşmak olan her yargılamaya taşımamak gerekir. Bir başka ifadeyle, milletvekili veya bakanın “şüpheli” veya “sanık” sıfatı ile yer almadığı yargılamalarda başka sıfatlar ile yer almaları mümkün olabilir.

CMK m.117/1'e göre; “Şüphelinin veya sanığın yakalanabilmesi veya suç delillerinin elde edilebilmesi amacıyla, diğer bir kişinin de üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir”. Bu sebeple CMK m.117/2'ye göre, aranılan kişinin veya suç delillerinin aramaya konu yerlerde bulunduğunun kabul edilebilmesini mümkün kılan olayların varlığına bağlı olmak kaydıyla, şüphelinin veya sanığın yakalanabilmesi veya suç delillerinin elde edilebilmesi için milletvekilinin veya bu sıfatı taşımayan bakanın üstünde, eşyasında, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerlerde arama yapılabilecektir. Bu noktada, şüpheli veya sanık ile ilgili yerlerde yapılacak aramalarda CMK m.116'nın aradığı “yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda somut delillere dayalı kuvvetli şüphe varsa” aranmayacak, hatta CMK m.117/2'de yer alan sınırlama, şüphelinin veya sanığın bulunduğu yerler ile izlendiği sırada girdiği yerler hakkında da geçerli olmayacaktır.

CMK m.117'nin milletvekili ve bu sıfatı taşımayan bakan hakkında uygulanabileceğini kabul ettiğimizde, bu sıfatı taşıyan kişilerin ev, işyeri ve araçlarında arama yapılabilmesi mümkün ve hatta kolay olabilecektir. Bu yetkinin kötüye kullanılabileceğini, dolayısıyla Anayasa m.83'de öngörülen yasama dokunulmazlığının geniş düşünülüp yorumlanması gerektiği ileri sürülebilir.

Biz bu düşünceye katılmamaktayız. Çünkü normlar hiyerarşisinin tepesinde olan Anayasa m.83/2, net bir şekilde milletvekili hakkında ceza yargılaması yapılamayacağını, madde 83/4 de milletvekili hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesinin dokunulmazlığın son bulmasına bağlı olduğunu ifade etmiştir. Anayasa m.83'de, milletvekili hakkında ceza soruşturması açılamasa dahi “şüpheli” sıfatını taşımadığı bir soruşturmadan dolayı evinin, işyerinin veya eşyasının “diğer kişi” sıfatı ile aranamayacağına dair bir sınırlama bulunmamaktadır. Bu sınırlamayı, arama bahsinin düzenlendiği “Konut dokunulmazlığı” başlıklı Anayasa m.21'de de görmemekteyiz.

Aksi fikre göre, yasama dokunulmazlığının amaç ve fonksiyonu, temsili demokraside önemi, özellikle muhalefet partilerinin milletvekillerinin ve bağımsız milletvekillerinin temsilcilik görevini en iyi, baskısız, korku duymaksızın ve özgür iradeleri ile yerine getirmeleri için yasama dokunulmazlığı kabul edilmiştir. Ceza yargılamasında “arama” adlı koruma tedbirinin yalnızca milletvekili veya bakanın “şüpheli” sıfatı ile değerlendirip, bu sıfatı taşımadığı durumda milletvekili veya bakanın evinin, işyerinin, araç ve eşyasının aranacağını kabul etmek, “yasama dokunulmazlığı” müessesesine yüzeysel bakılması, amaç ve fonksiyonunun gözardı edilmesi, kazuistik metod yoluyla kamu otoritesinin karşısında milletvekillerinin güvencesiz bırakıldığı anlamına gelecektir. Bu nedenle, milletvekilliği sıfatı bitinceye kadar her ne sıfat ve sebeple olursa olsun milletvekilinin evinin, işyerinin, araç ve eşyasının aranamaması gerekir.

Yazılı hukuk sistemine ve kanuniliğe aykırı bu tür bir kıyası mümkün kılan yorum ve değerlendirmeye katılmamızın mümkün olamayacağını ifade etmek isteriz. Kanaatimizce, milletvekili veya bu sıfatı taşımayan bakanın evi, işyeri, aracı ve eşyası CMK m.117 kapsamında aranabilmelidir. Elbette bu tür bir aramanın dayanaksız yapılması ve sırf milletvekilini rahatsız etmek, baskı altına almak amacıyla gerçekleştirilmesi, beraberinde haksız aramayı, yargı mensupları ile kamu görevlilerinin ceza sorumluluğunu gündeme taşıyacaktır.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim