• BIST 106.736
  • Altın 141,095
  • Dolar 3,5210
  • Euro 4,0955
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 19 °C

MİT TIR'ı Savcıları: "Bu Gerekçelerle Bizi Burada Tutamazsınız!"

MİT TIR'ı Savcıları: "Bu Gerekçelerle Bizi Burada Tutamazsınız!"
MİT TIR'ı savcıları: Bu gerekçelerle bizi burada tutamazsınız!

Adana’da 1 ve 19 Ocak’ta durdurulan mühimmat yüklü TIR’larla ilgili soruşturmayı yürüten savcılar Özcan Şişman, Aziz Takçı, Süleyman Bağrıyanık ve Ahmet Karaca’nın Yargıtay 16.Ceza Dairesi’nde yargılandıkları davanın ilk duruşmasında Ahmet Karaca usule ilişkin savunmasında heyete “iddianamede yer alan gerekçelerle bizi burada tutamazsınız” dedi.

Haberdar'dan Arzu Yıldız'ın haberine göre; Eski Adana Başsavcısı Süleyman Bağrıyanık ise Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ve dönemin müsteşarı Kenan İpek’in duruşmaya çağrılması ve kendisini arayıp aramadıklarının sorulmasını istedi. 

Ahmet Karaca şunları söyledi:

“Sayın başkan ve sayın heyet. Öncelikle ben hukukçuluğum ve hukuksuzluğumdan şüphe edip etmediğinizi sizin ortamınızda teyit etmek istiyorum. HSYK’nın 3. Dairesinin 23.12.2014 tarih 2014- 198-4 sayılı inceleme ve soruşturma kararı üzerine HSYK 2. Dairesi tarafından hakkımızda soruşturma başlatıldı. Bu soruşturma kapsamında bir başmüfettiş görevlendirildi. Bu başmüfettiş soruşturmaya başladığı tarihten, daha doğrusu bizim tayinimiz çıktıktan, olayın üzerinden neredeyse 15 ay geçtikten sonra yazılı savunmamızı aldı. Ve bu savunmadan 2 ay sonra hiçbir gerekçe göstermeden ve savunmamızda bizi yüklenilmeyen bir suçtan bizim bilgimiz olmaksızın yakalama ve tutuklama talebinde bulundu.

Bu tutuklama talebinin gerekçesi iddianamede görmediğimiz ama iddia makamının var gibi kabul ettiği ve son soruşturma kararı veren heyetinde iddianamede olmamasına rağmen ne hikmetse bu suçun var olduğunu değerlendirerek kabul ettiği bir belgeye dayanarak 312.maddeden tutuklandık. 5 aydır da haksız hukuksuz ve yargının zulmü olan bu kararıyla da halen tutuklu bulunuyoruz.

“TUTUKLANMAMIZ VE TUTUKLU KALMAMIZ İÇİN BU MADDE KULLANILMIŞ”

Şimdi şunu soruyorum. Bu dosyaların hiçbirinde buna ilişkin bir belge bulamayacaksınız. Ben bulamadım. HSYK müfettişi bizi tutuklamaya sevk edip, o tutuklama erkini ele geçirdikten sonra düzenlediği soruşturma raporunda dahi 312’den bir soruşturma yapmadığı, bir cümle bahsetmediği ve HSYK’nın da buna dayanarak hazırladığı soruşturma izninde benimle ilgili iki tane suç iddiası var. Birincisi bu savcılarla bir organizasyon bunların yapıldığı, işlere göz yumarak sessiz kalarak ve yasayı benim aleyhimde ters kullanarak denetim gözetim sorumluluğum olmadığı halde, vardır diye iddia ederek adeta yasalarla oynayarak bu güne kadar tutuklu kalmamız sağlanmıştır.

HSYK’nın soruşturma kararında ve kovuşturma izni kararında , kovuşturma izni kararında bu ve Adalet Bakanı hakkında düzenlediğim fezleke gerekçesi dışında, 312.maddeden dolayı bir kelime soruşturma izni verilmemiştir. Kovuşturma izni de verilmemiştir. Bu kovuşturma izni üzerine Tarsus Başsavcılığında 4 saatte hazırlanan iddianamede dahi , bir cümle 312’den bahsedilmemiş ve Adana’da yargılanan bizimle beraber organizasyon içerisinde oldukları iddia edilen askerler hakkında da 312’den bir yargılama söz konusu değilken, şunu anlıyoruz ki başmüfettiş aldığı bir talimatla sırf bizi tutuklu tutabilmek ve ben inanıyorum ki kalabildiğimiz kadar tutuklu kalmamızı sağlamak bu madde kullanılmış ve çöpe atılmıştır. Bundan sonra hiçbir metinde bu maddeyi bulamayacaksınız ve anlatımda göremeyeceksiniz. Çünkü kendisi de bunu kullanmamıştır. Buna ilişkin bir değerlendirme yapma gereği de duymamıştır.

“İDDİANAMEDE YER ALMAYAN 312.MADDE VARMIŞ GİBİ KABUL EDİLİYOR”

Bunun üzerine hazırlanan bir iddianame üzerine çok hızlı savunma haklarımız kısıtlanacak şekilde Tarsus Ağır Ceza Mahkemesince alelacele bir kovuşturmaya izin kararıyla bizim hakkımızda iddianame kabul edilmiş ve maalesef 16. Ceza Dairesi bizim hakkımızda daha böyle objektif daha hukuka uygun bir yargılama yapılacağı ümidiyle bu iddianameyi beklerken, nöbetçi heyet iddianamede yer almayan ve giriş kısmında suç ve sevk maddesi olarak gösterilen bir suçu varmış gibi kabul ederek, bir üyenin karşı oyuna rağmen yo çokluğu ile kabul etmiştir.

“BEN BÖYLE MESLEKTAŞI MESLEKTAŞ OLARAK KABUL ETMİYORUM”

Şimdi soruyorum ben Sayın Başkanım, siz bütün ceza daireleri, bir imza eksikliği, bir yeminin hatırlatılmaması, son sözün sanığa verilmemesi ve bir sürü usul hatalarından dolayı ilk derece mahkemelerinin dosyalarını bozup gönderdiniz. Şu dosyada HTS kaydı dışında bir tane maddi bulgu dışında somut delil yok. O HTS raporunu da beyefendi, çok özür diliyorum, özür dileyerek söylüyorum. Ben böyle meslektaşı asla meslektaş olarak kabul etmiyorum. Hukuki nitelendirmeden uzak, tamamen kendi şahsi görüşleriyle, bu görüşmeleri Cumhuriyet Savcılarıyla aramda yaptığım görüşmeleri bir suç görüşmesi kabul ederek, beni bu suçun bir ortağı haline getirip bugüne kadar tutuklu kalmamı sağlamıştır.

“AĞIR HAK İHLALLERİ YAPILIYOR”

Şimdi ben size soruyorum bu basit usul hatalarını bozup gönderdiğiniz dosyalardan, daha az mı daha hafif mi usul hataları var bu dosyada? Ben söylüyorum size hukukun telafi edemeyeceği, sizin de edemeyeceğiniz ağır hukuk ihlalleri var şu an burada. 88’i geçiştirmeye çalıştınız, çok özür diliyorum ama bu gerekçelerle bizi burada tutamazsınız! 312’yi var kabul edemezsiniz. İddianamede olmayan bir suçu varmış gibi kabul edemezsiniz. Biz size bu derdimizi anlatamadıktan sonra ne yapacağınızı merak ediyorum doğrusu…”

Süleyman Bağrıyanık ise usule ilişkin şunları söyledi:

“Esasa ilişkin daha sonra açıklamalarda bulunacağız. Ancak bu konuya ilişkin şunu söylemek istiyorum. Biliyorsunuz CMK’nun 225.maddesi ne diyor, hüküm ancak iddianame unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verilir. İkinci fıkra, mahkeme fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalara bağlı değildir. Şimdi sayın vekilim de anlattı başından beri, benimle ilgili deniliyor ki planlanan bir organizasyonun parçası ama hiçbir şey konulmuyor. Deniliyor ki savcı Özcan bey ile görüşüldü. Açıklamam da var orada. Diyorum ki ben bu müsteşar beyin talimatıyla o kadar sıkıştırdı ki anlatabiliyor muyum?

Ben görüşmek istemedim. Zaten uygulamalarım da ona göre. HTS kaydımı koyun dedim. Zaten müfettiş orada yazmış irtibatları çok önce. İhbarın saati belli savcı beyle görüştüğüm belli. Belli saatte görüşmüşüm, belli saatten önce dumanla haberleşmişim. Böyle bir şey olur mu? Ben diyorum ki müsteşar ve bakan beyin sözleri var. Buyurun diyorum tanık olarak gelsinler söylesinler, yemin etsinler burada dinleyelim. İkincisi benim HTS kayıtlarımı koyun talep edilsin, başından beri hiçbir şeye yanaşmıyorlar. Her iki olayı da madem ki ben daha öncesinden biliyorum. Bu HTS kayıtları getirilsin. Dosyaya konulsun.

“MAHKEME İDDİANAMEDE UNSURLARI GÖSTERİLEN SUÇA BAĞLI DEĞİL Mİ"

Kuvvetli şüphe, şimdi iddianameye, yani daha sonra bakacağız. İşte şöyle yaptığı, müdahale etmediği, şimdi TCK’nın 257.maddesine bakın bunu nerede uyguluyoruz. Ne yapmışlar, 312 diye tutuklayabilmek için bir hüküm koymuşlar. Sanki şey Allah’ın kelamı hiç konuşulmaz. Müfettiş koymuş, hiç kimse konuşamıyor tartışamıyor. Yani suç vasfı şudur diye hiçbir şey yok. Okudum yani 225.maddede mahkeme iddianame unsurları gösterilen suça bağlı değil mi? Ben diğerlerini zaten savunmamı yapacağım ayrı mesele. Kaçma şüphem var mı, delil karatma şüphem var mı, hiçbiri yok. Kuvvetli şüphe deniliyor. Savcı Özcan bey ile 7 saniye görüşmüş onun da mantığını anlattım. Dedim ki o zaman olay yeri CD görüntüleriyle benim HTS raporlarımı karşılaştırın. 20.45’de görüştüm mü görüşmedim mi? Sadece bunu ispat etsinler. Ömür boyu yatmaya hazırım.

“YUNANİSTAN SAVCISIYLA MI GÖRÜŞTÜM”

Ama hiçbirini koymuyorlar. Siz de dediniz ki bize haklarınızı okumuyorum, hepiniz hukukçusunuz. Ama ben size bir şey söyleyeyim mi? KCK’lı PKK’lı olsam bana bu hakları sonuna kadar kullandırırlardı. Bu haklar kullandırılmadı. Ne diyorum, diyorum ki HTS kayıtlarımı sor. Diyor ki Ahmet Karaca ile görüşmüş. Yunanistan savcısıyla mı görüştüm? Başsavcı başsavcı vekili. Diyor ki savunmasında kabul etmiş, ben başında kabul ettiğimi söylüyorum bunu herkese söyledim ben.

“HTS RAPORLARINI KOYUN UZAYDAN BİR ŞEY İSTEMİYORUM”

Sayın savcım da göstersin ki bir tanesi kuvvetli suç şüphesi, bir tane göstersin. Hiçbir şey demeyeceğim. Ama ne diyor, 101 maddesinde tutuklanma gerekçesi gösterilir diyor. Sayın Cemil Çiçek. Sürekli yasalar çıktı. Bazıları tahliye edilsin diye. Çok doğru. Dedi ki hakimlerimiz anlamıyor mu? E şimdi bize olunca tam tersi mi oluyor kafadan. Ben bakıyorum hepsi şablon. İşte katalog suçların olması. E peki cinsel saldırı olsa, cinsel saldırıdan mı tutuklanacağım içerisinde cinsel saldırı yazmadığı halde. Yani gerçekten bir hukukçu olarak gördüklerime çok üzülüyorum. Ne duygusallık yapıyorum, ne bir şey. Bana bir tane delil göstersinler, kuvvetli değil delil göstersinler. Niye bu kadar kaçıyorlar. Zor bir şey mi. Diyorum ki HTS raporlarını koyun. Uzaydan bir şey istemiyorum.

“BAKAN MÜSTEŞAR GELSİN YÜZ YÜZE GELELİM”

Madem ki bakan, müsteşar beni aradı dedi. Gelsin müsteşar desin ki yemin etsin burada demedi desin yüz yüze gelelim. Tamam. Diyorum ki bunu da karşılaştıralım. Çok zor bir şey mi kaç aydır yatıyorum. Ama şu var amaç bizi infaz etmekse ayrı mesele diyeceğim hiçbir şey yok yani.”

KAYNAK: HABERDAR / ARZU YILDIZ

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim