• BIST 106.843
  • Altın 142,669
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 23 °C

"Okullara Baskın Yapılacağına, Bombaların İstihbaratı Yapılmalıydı"

"Okullara Baskın Yapılacağına, Bombaların İstihbaratı Yapılmalıydı"
TBB 8. Avukatlar Kurultayı için Antalya'ya gelen Uşak Barosu Başkanı Av. Baki Kantar, BAROTÜRK'ün sorularını yanıtladı.

Başkanım 8. Stajyer Avukatlar Kurultayı’na Uşak Barosu olarak katıldınız. Genel olarak sizce stajyer avukatların temel sıkıntıları nelerdir?

Temel sıkıntıları ekonomik Türkiye genelinde herkesin sıkıntısının onlara yansımasıdır. Öğrencilikten kurtulmayınca mesleğe tam geçiş olmadığı tam para kazanma dönemini değildir aslında stajyerlik dönemi. Teoriği pratiğe dönüştürme, antrenman dönemidir.  Bunun algısı artık üniversiteyi bitirince kendi ayağı üzerinde durmak ve artık babasından harçlık istemeyecek konumda bulunması yani aslında temel sıkıntıları da yani ekonomik. Ekonomik sıkıntılar var. Bunun daha çok dile getirme, ön plana getirdiler bunları. Yani bunlarda sadece stajyerlerin değil Türkiye genelinin bir sıkıntısı avukatlara yansıdığı için stajyerlere de dolayısıyla yansıyor. Bundan kaynaklı bir temel bir sıkıntı ön plana çıkıyor.

Peki, Başkanım, siz Uşak’ta stajyerler ofis bulmakta falan sıkıntı yaşıyorlar mı?

Valla ofis bulmakta sıkıntı yaşamıyorlar ancak şu karanlıkların temeli anlaşılması lazım. Yani staj dönemi bir para kazanma dönemi değil. Ofisleri bir işyeri kendilerini de işyerlerinde çalışacak bir eleman gibi algıladıkları zaman bunda sıkıntı oluyor ama ben okulda öğrendiğimi teorisini pratiğe dönüştürmek için burada çaba sarf ediyorum bu geçiş dönemdir, herhangi bir beklentim yok derse şuanda mevcut olan avukatların ofisleri karşılıyor. Yani stajyerleri eğitmekte karşılıyor.

Peki, mevcut staj eğitimi sizce yeterli mi? Sizce bir değişikliğe ihtiyaç var mı?

Staj eğitimi yeterli değil. Türkiye’de aslında hiçbir şeyin staj eğitimi yeterli değil sadece avukatlık mesleğinin değil. Hâkimlik mesleğinin de, bugün Avrupa’da bu staja girişi, staja devamı, staj sonrası gibi senelere bari bir sistem var. Bir eğitim sistemi var. Bizde bu bir senelik olay genellikle de zaten öğrenciliğin daha tam üzerinden atılamadığı bir dönemdir. Yarı öğrencilik dönemi şeklinde geçer, çokta verimli olmaz. Şimdi aslında bir staj akademisi kurulması lazım esas temel olarak Türkiye’de. Profesyonelce tek elden stajların böyle yürütülmesi lazım. Belli şeylerin de öyle götürülmesi lazım, daha sonra da bürolara öyle verilmesi lazım. Bu noksanlık var Avukatlık Staj Akademisi. Tabi ki bu bir altyapısı diğer bir sürü sıkıntıları olacak bir proje. Öte yandan staj akademisinde binlerce avukat stajyeri var. Misal 3-5 sene sonra bu çok daha artacak 45 bin 46 bin hukuk fakültesi öğrencisi olacak. Bunların yarısının mezun olacağını varsayarsan bir yıl sonra 20 bin mezun. Bunların hemen hepsi de ilk etapta bir avukatlık stajına başlıyorlar. Şimdi tabi bunları eğitmek, hakkınla eğitebilmek ne staj akademisinde mümkün ne de avukat bürolarında ne de adliyelerde mümkün değil. Esas itibariyle bunun bir elemeden geçirilip olması gereken sayıda tutulabilmesi gerekir. Ondan sonra verimli hakikaten kaliteli bir staj ile projelendirilebilir, uygulanabilir. Bunlar yapılamazsa iş zor.

Son olarak başkanım bir de dün Ankara’da maalesef acı bir olay yaşandı. Türkiye’nin en büyük terör olayı olduğu söyleniyor. Bununla ilgili siz nasıl okuyorsunuz bu gelişmeyi? 1 Kasım seçimleri de yaklaşırken gidişatı nasıl okuyorsunuz bir hukukçu olarak?

Çok üzücü elim yani kelimelerle ifadesi mümkün olmayacak derecede vahim bir şey bu. Her yönden vahim şimdi bir insan, can kaybı var, Cenabı Hakkın insanlara verdiği en büyük emanet, can. Can kaybı bu şekilde can kaybı olunca bunun görüşünün ne olduğu nereye gittiğinin falan da önemi yok. Bir candır bunlar onun için çok üzgünüz bunun olmaması gerekirdi. Bu yönden biz zaten başlı başına bir insanlık ayıbı, bütün insanlığın acı duyması gereken bir olaydır ama bunun ötesinde bir de Türkiye’nin yani bugüne kadar getirildiği noktada da düşünülmesi gereken bir durum var bir genel var çerçeve çizersen. Şimdi bu sadece içerideki hadise değil bunun mutlaka dış bağlantıları olması gerekir diye düşünüyorum. Bu da sıfır problem ile yola çıkıp sırf sorun hale getirdiğiniz bir politikanın bir şekilde yansımasıdır diye düşünüyorum.

Özellikle Suriye politikası baştan sonra bir rezalettir. Türkiye’nin yaptığı bir rezalettir. Bütün dünyanın şimşeklerini bizin üzerimize çekiyor. Bol bol bize hasım yarattı hiç bizim problemimiz olmadığı bir noktada bol bol Türk insanına, Türkiye’ye, Türk milletine, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisindeki vatan toprağına bol miktarda hasım yarattı, husumet şimşekleri çekti. Bunun bir sonucu da bu genel değerlendirdiğimiz zaman.

Öte yandan zamanlama manidardı. Son zamanların bir moda kelimesi oldu. Zamanlama da manidar, seçime doğru gittiğimiz bir noktada. Seçimin sonucunu etkilemek maksadı güdülüyor, yoksa seçimi ertelemek maksadı mı güdülüyor? Tabi çeşitli bu konuda komplo teorileri var ama ben elimde herhangi bir delil olmadığı için bu konuda değerlendirme yapmıyorum. Fakat çok önemli olan hususta şudur; Milli İstihbarat Teşkilatının başında bulunan şahıs ve başında bulunan diğer yetkili kişilerin bu konuda özellikle bir sorgulamadan geçirilmesi lazım.

Yani işte iki husus var bir kendilerinin yaptığı şeklinde iddialar var ben o iddiaları tabi çok ağır buluyorum ama o değilse de bile bir başkent, Türkiye Cumhuriyeti’nin kalbi, başkentin de kalbi olan bir noktada insanların burada toplu olduğu zamanda böyle bir hadisenin olabileceğinin istihbaratını alamamış olması pek mümkün görünmüyor. Almışsa tedbir almamaları çok vahim eğer alamamışsa bu ondan da vahim. Şimdi bir sürü lüzumsuz hak edilmeden yerler, okullarda başka yerlerde baskınlar yapıp, oralarda lüzumsuz şekilde arama, istihbarat gibi takdim ediyorlar ama esas yapılması gereken istihbarat buradaydı.

Bu neden önlenmedi? Bu sorunun muhakkak sorulması, sorgulanması, cevabının muhakkak bulunması lazım. Bu neden bulunursa sorumluların da muhakkak yargı önüne çıkarılıp hak ettiği şeylerin verilmesi lazım, cezayı müeyyidelerin uygulanması lazım. Bu müeyyide siyasi olabilir, hürriyeti bağlayıcı ceza olabilir, tazminat olabilir, ne olacaksa. Bu 95 kişi şuan itibariyle ama daha da yüksek olma ihtimali var.

Yüzü geçti deniyor zaten şu anda.

Var. Her dakikada yeni birisinin katılma ihtimali de var. Bunların hiçbirisi katılmasa bile inşallah katılmaz hepsi sağlığına kavuşur ama bu sayılardan da öte zaten başlı başına kendisi, kendi mahiyeti çok vahim. Cumhuriyet tarihinin herhalde en zayıf noktamız olsa gerek bu şekilde olması. Zaman zaman cumhuriyet tarihinde kalkışmalar olmuştur başka şeyler olmuştur falan ama bunların bir devlet otoritesi gitmiş. “Ben devletim diyerek” tepesine binmiştir ama bu sefer bu boşlukta kaldı. Daha önce Suruç’ta boşlukta kaldı, Reyhanlı da kaldı.

Bir sürü şeylerde soru işareti var. Burada kime, neye mal olursa olsun bunun altından kalkmak zorunda Türkiye Cumhuriyeti eğer yaşayacaksa ama biz bu devleti fesih edecek, teslim edeceğiz diyorsak o zaman da bunu açıkça herkese, Türk milletine açıklayıp millet kendi başının çaresine kendi bakmasının yolunu Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi bulması lazım.

Çok teşekkürler başkanım, zaman ayırdığınız için.

Ben teşekkür ederim.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim