• BIST 109.330
  • Altın 156,133
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara -3 °C

OLAĞANÜSTÜ HAL İŞLEMLERİ İNCELEME KOMİSYONU

Prof. Dr. Ersan ŞEN

Prof. Dr. Ersan Şen

Av. Merve Yolaçan

23.01.2017 tarihinde 682, 683, 684, 685 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler yürürlüğe girmesiyle, 21 Temmuz 2016 tarihinden itibaren olağanüstü hal döneminde çıkarılan KHK’ların sayısı 19 oldu. Aşağıda 685 sayılı KHK ile kurulan Olağanüstü Hal İşlemleri İncele Komisyonu hakkında açıklamalar yapılacak, bir diğer yazımızda diğer KHK’lar hakkında kısa açıklamalar yapılacaktır.

29957 sayılı ve 23.01.2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve 21.07.2016 tarihi itibariyle 19. OHAL KHK’sı olan 685 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede, olağanüstü hal işlemleri inceleme komisyonu kurulması hakkında düzenleme yapıldığı görülmektedir.

685 sayılı KHK’nın; Olağanüstü halin ilanından sonra, olağanüstü halin ilanına neden olan sebepleri bertaraf etmek amacıyla çıkarılan KHK’lar arasında en gerekli ve en ihtiyaç duyulan, beklenen KHK olduğunu söylemek isabetli olacaktır. Çünkü olağanüstü hal ilan edilerek olağan hukuk düzeninin dışında hukuk kuralları tatbik edilse de, hiç terk edilmeyenin “hukuk devleti” ilkesi olması gerekir.

Bu sebeple; özellikle meslekten açığa alınmalara ve ihraçlara karşı itirazda bulunmak, hak arama hürriyetini kullanmak, varsa hataların düzeltilmesini sağlamak için yargı yolunun açık tutulması, bu konuda hızlı ve etkin hareket edilmesi, ağır işleyecek yargı süreçlerinin öncesinde (yürütmenin durdurulması kararı verilmesinin yasaklandığı da dikkate alınarak), kanun veya KHK ile idari denetim mekanizmalarının oluşturulması, böylece mağduriyetlerin önüne geçilmesi, idari ve hukuki denetimin yapılması, verilen kararların doğruluğunun teyidinin de sağlanması mümkün kılınmalı idi.

Olağanüstü hal dönemlerinde çıkarılan KHK’lara karşı Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yolunun kapalı tutulması, hak arama hürriyetinin kullanma belirsizliği ve karmaşıklığı, olağanüstü halde özellikle KHK’larla yapılan ihraçlara karşı yargı yolunun netleşmemesi ve etkin tatbik edilememesi, tüm başvuruların nerede ise “bireysel başvuru” adı altında Anayasa Mahkemesi’nde toplanması, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin iç hukukta yer alan yargı yolları tüketilmeden kendisine yapılan başvuruları reddettiğine dair emsal kararlar, yasal dayanak olmaksızın defacto kurulan komisyonların hukuki bağlayıcılıklarının ve yönetim kurallarının olmayışı, bireyin idari işlem ve kararlarla kısıtlanan veya kaldırılan hak ve hürriyetlerine karşı etkin başvuru ve denetim yollarının kapalılığı, zaman içinde belirsizliğin artması, etkin iç hukuk ve yargı yollarının olmadığına dair İHAM’da oluşacak kanaat, Anayasa Mahkemesi’nin yoğun dosya yükünün altından kalkamama ihtimali dikkate alınarak, gerçekten de bir kanun veya KHK ile olağanüstü hal işlemlerinin etkin şekilde incelenmesini ve varsa haksızlıkların bertaraf edilmesini sağlayacak özel idari ve yargı mekanizması kurulmalı idi. Ümit ederiz ki; 685 sayılı KHK ile kurulan Komisyon etkin çalışır, göstermelik olmaz, Ülke çapında faaliyette bulunacağı gözönüne alınarak, Komisyonun her ilde teşkilatlanması ve her ilde veya bölgede bulunan mahkemelerin de yetkili kılınması sağlanır.

685 sayılı KHK ile kurulan Komisyon yedi kişiden oluşacağından ve merkezde faaliyet göstereceğinden, tüm illerden gelen onbinlerce başvuruyu hemen ve etkili şekilde inceleyip sonuçlandırmayacağından, Komisyonun genişletilmesi ve illerde faaliyet gösterecek şekilde teşkilatlanmasının sağlanması isabetli olacaktır.

Yeri gelmişken, açığa alınıp ihraç edilenlerin veya malvarlıklarına elkoyulanların ne yaptıklarına, nerelerde oturduklarına, maddi ve manevi vaziyetlerine dair özel takip ve tespitlerin yapılması, bu kişilerin en azından iktisadi açıdan yasa dışı yapılanmaların kontrolüne geçmemesi ve etkisi altında kalmaması hususiyetinden hareketle, sırf bu işle meşgul olacak resmi takip birimlerin de kurulması gerektiğini ifade etmek isteriz.

Yaklaşık altı aydır olağanüstü halle idare edilen Türkiye Cumhuriyeti’nde; ard arda yayımlanan KHK’larla, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulu’nca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle başka bir idari işlem tesis edilmeksizin doğrudan kanun hükmünde kararname hükümler ile tesis edilen işlemlerle, birçok kişinin kamu görevinden, meslekten, görev yaptığı teşkilattan çıkarıldığı, öğrencilikle ilişiğinin kesildiği, dernekler, vakıflar, sendika, federasyon ve konfederasyonların, özel sağlık ve eğitim kurumlarının, vakıf yükseköğretim kurumlarının, özel radyo ve televizyon kuruluşlarının, gazete ve dergilerin kapatıldığı bilinmektedir.

685 sayılı KHK ile getirilen bu düzenlemeye ihtiyaç; milli güvenliğe tehdit oluşturan yapılara üyeliği, irtibatı veya iltisakı olduğu iddia edilen kişi veya kurumları tespit etmek, Devlet organları ile ilişiğini kesmek amacıyla alınan tedbir ve yaptırım kararlarının, adıgeçen yapılarla ilişkisi, irtibatı olmayan kişi ve kurumlar hakkında uygulanması ile hak ihlaline yol açma ihtimalinden kaynaklanmıştır. Olağanüstü Hal İnceleme Komisyonu, olağanüstü dönemde çıkarılan KHK’larla tesis edilen işlemlere ilişkin başvuruların değerlendirilip karara bağlanması için kurulmuştur.

Komisyonun oluşumunu düzenleyen 1. maddeye göre;

Komisyon, yedi üyeden oluşacaktır.

Üç üye: Kamu görevlileri arasından Başbakan,

Bir üye: Adalet Bakanlığının merkez teşkilatı ile bağlı ve ilgili kuruluşlarında çalışan hakim ve savcılar arasından Adalet Bakanı,

Bir üye: Mülki idare amirleri sınıfına mensup personel arasından İçişleri Bakanı,

İki üye: Yargıtay’da ve Danıştay’da görev yapan tetkik hakimleri arasından HSYK,

Tarafından belirlenecek olup, Komisyonun toplanabilmesi ve karar alabilmesi için yeter sayısı dört olarak belirlenmiştir (oylamalarda çekimser oy kullanılamaz). Her ne kadar KHK’da yazmasa da verilen görevin önemi ve işin yoğunluğu icabınca Komisyon üyelerinin asli görevlerini bu sırada ifa edebilmeleri mümkün gözükmemektedir.

Komisyonun görevlerinin düzenlendiği 2. maddeye göre;

Olağanüstü hal kapsamında doğrudan çıkarılan KHK ile tesis edilen işlemler sonucu hak kaybına uğradığını düşünen kişilere Komisyona başvuru yapma hakkı tanınmıştır. Buna göre;

Kamu görevinden, meslekten, görev yaptığı teşkilattan çıkarılan ya da ilişiği kesilmesi,
Öğrencilikle ilişiği kesilen,
Dernekler, vakıflar, sendika, federasyon ve konfederasyonların, özel sağlık ve eğitim kurumları, vakıf yükseköğretim kurumları, özel radyo ve televizyon kuruluşları, gazete ve dergiler, haber ajansları, yayınevleri ve dağıtım kanallarının kapatılması,
Emekli personelin rütbelerinin alınması,
Olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe koyulan KHK’larla gerçek veya tüzel kişilerin hukuki statülerine ilişkin olarak doğrudan düzenlenen ve 2. maddenin 1. fıkrası kapsamına girmeyen işlemler,
Hakkında yapılan başvuruları değerlendirip karar verme yetkisi Komisyona tanınmıştır.

Kısaca, gerçek kişi veya tüzel kişi ismi KHK’ların eklerinde belirtilmek suretiyle meslekten çıkarılan, hak ve hürriyetleri kısıtlanan herkesin 685 sayılı KHK ile kurulan Komisyona başvurmasında engel bulunmadığını ifade etmek isteriz.

685 sayılı KHK’nın 2. maddesinin 1. fıkrasına göre, net bir şekilde olağanüstü hal kapsamında doğrudan KHK’larla tesis edilmeyen işlemler Komisyonun görev alanı dışındadır.

Bundan başka; 2. maddenin 3. fıkrasında, bu maddede belirtilen işlemlere bağlı olarak OHAL kapsamında yürürlüğe koyulan KHK’larda yer alan ilave tedbirler ile kanun yollarının açık olduğu işlemler hakkında ayrıca başvuru yapılamayacağı düzenlenmiştir. KHK’nın doğrudan hak ve hürriyete kısıtlama getirmediği işlem ve tasarruflara karşı yargı yolunun açıklığının kabul edildiği, bunlara karşı olağan kanun yollarına başvurulmasının öngörüldüğü, yine KHK’da yasa yolu gösterilen hallerle Komisyona başvurulamayacağı ve buna ek olarak maddenin ilk fıkrasında geçen asıl tedbirlerin yanında yer alan ilave tedbirlere karşı Komisyona gidilemeyeceği, çünkü asıl tedbire karşı başvurunun yeterli görüldüğü anlaşılmaktadır.

685 sayılı KHK’nın “Geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 1. maddesinin 3. fıkrasında, Komisyonun görev alanına giren konularda daha önce herhangi bir yargı merciine başvuran veya dava açanlar için de KHK’nın “Başvurularda usul ve süre” başlıklı 7. maddesinin tatbik edileceği ifade edilmiştir. Böylece Komisyon, 685 sayılı KHK’nın 2. maddesinin 1. ve 2. fıkralarına giren tedbirlerden dolayı tam yetkili kılınmıştır. Bunun istisnası olarak, bu tedbirlerin ekleri (pasaportunun, silahının, lojmanının, unvanının, sıfatına bağlı bazı hakların elinden alınması gibi) ile KHK’ların doğrudan işlemlerine karşı kanun yollarının açık olduğu tutulduğu veya KHK’ların dolaylı dayanak alındığı veya diğer kanun veya mevzuata göre tesis edilen işlemler Komisyonun yetki alanı dışında bırakılmıştır. Çünkü bu son işlemlere karşı kanun yolları zaten açıktır.

Komisyonun görev süresi 3. maddede düzenlenmiş olup, bu süre 685 sayılı KHK’nın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıldır. Maddede; Bakanlar Kurulunun gerekli görmesi halinde bu süreyi bitim tarihinden itibaren birer yıllık sürelerle uzatabileceği belirtilmişse de, bu uzatmanın en fazla kaç defa yapılacağına ilişkin ifade yer almamaktadır. 685 sayılı KHK yürürlükten kalktığında, Komisyonun akıbetinin ne olacağı tartışmalıdır. Kimisi, 685 sayılı KHK’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanması ile Komisyon kalıcılık elde edecektir. Bize göre bu tür bir onay, KHK’yı kalıcı yapmayacağı gibi, olağanüstü halin kaldırılmasından sonra öngördüğü müesseselerin yürürlüğüne izin vermez. Ancak 685 sayılı KHK m.3’de öngörülen süreye göre, OHAL bitse de Komisyonun varlığını sürdüreceği anlaşılmaktadır. Bizce Komisyonun Meclis tarafından kanunla kurulması isabetli olacaktır.

Üyelerin güvence ve haklarını düzenleyen 4. maddeye göre; üyelerin görev süreleri dolmadan, aşağıda sıralayacağımız haller dışında görevlerine son verilemez.

1. fıkranın a, b, ç bentlerinde sıralanan hallerde,

Görevi ile ilgili olarak işlediği suçlardan dolayı hakkında mahkumiyet kararının kesinleşmesi,
5237 sayılı TCK m.302 (Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak), 309 (Anayasayı ihlal), 310 (Cumhurbaşkanına suikast ve fiili saldırı), 311 (Yasama organına karşı suç), 312 (Hükümete karşı suç), 313 (Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyan), 314 (Silahlı örgüt), 315 (Silah sağlama) ’de yazılı suçlar nedeniyle hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılması,
Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum, veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı olduğu gerekçesiyle hakkında Başbakanlıkça idari soruşturma başlatılması veya soruşturma izni verilmesi,
Hallerinin tespit edilmesi üzerine Komisyon tarafından üyeliğine son verilir.

4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca Komisyon üyeleri için soruşturma yapılması Başbakan veya görevlendireceği bakanın iznine tabi olup, soruşturma izni verilmesi veya verilmemesine ilişkin kararlara karşı itirazlar Danıştay tarafından karara bağlanacaktır.

Başvurularda usul ve süreyi düzenleyen 7. maddeye göre; başvurular valilikler aracılığıyla yapılacak ve bu başvurular Komisyona gönderilecektir. Ancak kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarılanlar ya da ilişiği kesilenler, en son görev yaptıkları kuruma da başvurabileceklerdir.

Sürelerle ilgili önemli olan husus, 7. maddenin 3. fıkrasında düzenlenmiştir. Buna göre; Komisyonun başvuru almaya başladığı tarihten (Komisyonun başvuru almaya başlayacağı tarihin; 685 sayılı KHK’nın Geçici 1. maddesinin 2. fıkrasına göre; bu maddenin yayımlandığı tarihten itibaren altı ayı geçmemek üzere Başbakanlık tarafından ilan edileceği belirtilmiştir) önce yürürlüğe giren KHK’larla ilgili olarak başvuru alma tarihinden 60 gün içinde, bu tarihten sonra yürürlüğe giren KHK’larla ilgili olarak ise Resmi Gazete’de yayımlanma tarihinden itibaren 60 gün içinde yapılmayan başvurular işleme alınmaz. Örneğin; Komisyonun başvuru almaya başlayacağı tarih Başbakanlık tarafından 24.02.2017 olarak ilan edildiği takdirde, bu tarihe kadar yürürlüğe giren KHK’larla ilgili başvuru süresi 24.02.2017 olacak, bu tarihten sonra yürürlüğe giren KHK’larla ilgili başvuru süresi ise o KHK’nın Resmi Gazete’de yayımlandığı gün başlayacaktır. Burada başvuru süresinin her durumda 60 gün olarak belirlendiği, başlangıç süresinin ise Komisyonun başvuru almaya başladığı tarihe göre belirleyici olduğu görülmektedir. Bu konuda 685 sayılı KHK’nın Geçici 1. maddesinin 3. fıkrasının dikkate alınması gerekir. Bu hükme göre; “Komisyonun görev alanına giren konularda daha önce herhangi bir yargı merciine başvurmuş veya dava açmış olanlar için de 7. maddedeki usul ve süreler uygulanır”.

Kararların uygulanması başlıklı 10. maddeye göre; kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarılan ya da ilişiği kesilenlere ilişkin başvurunun kabulü halinde karar Devlet Personel Başkanlığına bildirilir. Bu şekilde başvurusunun kabulüne karar verilen ve bildirimi yapılan personelin atama tekliflerinin; Devlet Personel Başkanlığı tarafından, daha önce istihdam edildikleri kurumlar dışındaki kamu kurum ve kuruluşlarında, eski statülerine ve unvanlarına uygun kadro ve pozisyonlara ikamet ettikleri il dikkate alınarak 15 gün içinde yapılacağı belirtilmiş, statüleri, unvanları ve yürüttükleri görevler itibariyle başka kurumlarda görevlendirmelerinin mümkün olmaması hali istisna tutulmuştur.

10. maddenin 2. fıkrası; OHAL KHK’ları ile tesis edilen işlemlerden kurumsal olarak zarar görenleri ilgilendirmektedir. Fıkraya göre; kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkin başvurunun kabulü halinde ilgili KHK hükümleri, kapatılan kurum ve kuruluş bakımından KHK’nın yayımından itibaren geçerli olmak üzere tüm hüküm ve sonuçları ile birlikte ortadan kalkmış sayılır.

Görüleceği üzere; Türkiye çapında görevlendirilen ve yetkilerini kullanacak bu Komisyona yalnızca idari denetim değil, yargı görevinin verildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar Komisyon incelemelerini dosya üzerinden yapacak ve ilgiliyi dinlemeyecek olsa da, neticede hukuk kuralları çerçevesinde ve başvuruya konu somut olayın özelliklerine göre olağanüstü hal kapsamında doğrudan KHK’larla tesis edilen işlemlere karşı özel ve istisnai yargı yolunun oluşturulduğu, bunun da kişi hak ve hürriyetleri aleyhine olmayıp, lehine olduğu Anayasa m.15/3 ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi m.15/2 ile çelişmediği söylenebilir. Gerçi KHK m.11 “Yargı denetimi” başlığı altında, Komisyon kararlarına “idari karar” nitelendirmesinde bulunmuştur, ancak Komisyonun kuruluşu, görev ve yetkileri bir mahkemenin kuruluşu, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yetki alanı dışında üyelerinin görevlendirilmesi yönleri ile “mahkeme” veya “yargı yolu” olarak görülmese de, dönemin olağanüstü hal olduğu ve tatbik edilen tedbirlerin kişi lehine düzeltilmesi amacıyla “Komisyon” adı altında oluşturulacak müesseselere yargı görevine benzer fonksiyonlar tanınması mümkün gözükmektedir.

OHAL KHK’ları ile tesis edilen işlemlerden mağdur olan kişi ve kurumların mağduriyetlerini inceleyen, kabul edilen Komisyonun kararları yargı denetimine açık olup, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenecek Ankara idare mahkemelerinde iptal davası açılabileceğine ilişkin hüküm 11. maddede düzenlenmiştir. Bu davalarda (davalara konu başvurularda değil), 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümleri uygulanacaktır.

KHK’nın 11. maddesinin 2. fıkrasında, 667 sayılı KHK m.3’e göre mesleklerinden ihraç edilen yargı mensuplarının Danıştay’da dava açabilmeleri mümkün kılınmıştır. Belirtmeliyiz ki kanaatimiz, bu tür bir hüküm olmasa da özellikle Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun kesin kararlarına karşı Danıştay’da iptal davası açılabileceği yönünde idi. Bu hüküm, görüşümüzün doğruluğunu teyit etmiştir. 685 sayılı KHK m.11/2’yi destekleyen ve yargı denetimini işler hale getiren bir geçici hükmün de Geçici Madde 1/4’e koyulduğunu görmekteyiz.

Geçici Madde 1/4'e göre; “Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yayımlandığı tarihten önce 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 6749 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilenler, bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yayımlandığı tarihten itibaren altmış gün içinde 11 inci maddenin ikinci fıkrasında yer alan hükümlere göre dava açabilir. Bu kapsamda idare mahkemelerinde derdest olan davalar Danıştay’a gönderilir. Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yayımlandığı tarihten önce açılmış olup da karar verilen dosyalarda da bu fıkra hükümleri uygulanır”.

Geçici Madde 1’e bakıldığında; Komisyonun ilk üyelerinin bu maddenin yayımı tarihinden itibaren bir ay içinde seçileceği, Komisyonun başvuruları almaya başlayacağı tarihin bu maddenin yayımlandığı tarihten itibaren altı ayı geçmemek üzere Başbakanlık tarafından ilan edileceği, Komisyonun görev alanına giren konularda daha önce herhangi bir yargı merciine başvurmuş ya da dava açmış olanlar için de 7. maddedeki usul ve sürelerin uygulanacağı, bu KHK’nın yayımlandığı tarihten önce 667 sayılı KHK’nın 3. maddesinin 1. fıkrası ile 6749 sayılı Kanunun 3. maddesinin 1. fıkrası kapsamında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilenlerin, bu KHK’nın yayımlandığı tarihten itibaren altmış gün içinde m.11/2’de yer alan hükümlere göre dava açabileceği, bu KHK’nın yayımlandığı tarihten önce açılmış olup da karar verilen dosyalarda da bu fıkra hükümlerinin uygulanacağı görülmektedir.

Son söz; Geçici 1. maddenin 2. fıkrasına göre, 685 sayılı KHK kapsamında Komisyonun başvuruları almaya başlayacağı tarih, 23.01.2017 tarihinden itibaren altı ayı geçmeyecek şekilde Başbakanlık tarafından ilan edilecektir. Bizce, Komisyon bir an önce bir an önce oluşturulmalı ve özellikle Anayasa Mahkemesi’nin iş yükü, KHK’lardan doğrudan etkilenenlerin başvurularının etkin ve yasal denetimlerine bir an önce başlanılabilmesi için Başbakanlığın bahse konu tarihi gecikmesizin ilan etmesi isabetli olacaktır. Bu düzenleme, olağanüstü hal döneminde de Türkiye Cumhuriyeti’nde “hukuk devleti” ilkesinin ayakta olduğunu, kişi hak ve hürriyetlerini kısıtlayan tasarruflara karşı idari ve yargı denetiminin yapıldığının bir göstergesi olarak tatbik edilmelidir.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim