• BIST 90.182
  • Altın 147,216
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 2 °C

“Özel İhtisas Mahkemeleri” Yeniden

“Özel İhtisas Mahkemeleri” Yeniden
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yayımladığı yetki kararnamesiyle “özel ihtisas mahkemelerini” kurdu.

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yayımladığı yetki kararnamesiyle “özel ihtisas mahkemelerini” kurdu. HSYK 1. Dairenin 17/02/2015 tarihli ve 29270 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan kararına(1) göre dört büyük ilde hayata geçen mahkemeler “devletin güvenliğina karşı suçlar” “anayasal düzene karşı suçlar” “milli savunmaya karşı suçlar (bazı suç tipleri hariç olmak üzere)” ile “terör suçlarına” bakacak.
 
Kararnameye göre HSYK, Ankara, İstanbul, İzmir ve Diyarbakır’da Birinci ve İkinci Ağır Ceza Mahkemeleri’ni “özel yetkili” hale getirdi. Kararnamede gerekçe olarak “ceza yargılamasında ihtisaşlaşmaya gidilmesinin” gösterilmesi ise tartışmalara neden oldu.

Hatırlanacağı üzere kısa bir süre önce “özel yetkili mahkemeler” kaldırılmış; devam eden davalar ağır ceza mahkemelerine gönderilmiştir. Yargı birliğini bozduğu, yargıyı siyasallaştırdığı ve kendilerine gerek kalmadığı gerekçesiyle kaldırılan bu mahkemelerin yeni bir görünümle hayata geçirilmesi yargısal pratikler açısından kaygı vericidir.
 
Kararnamede bu mahkemelere ihtisaslaşma adına gerek duyulduğu belirtilmiş, kaldırılan ÖYM’lerden farklı olarak yer yönüyle sınırlandırıldığı ve “kanuni hakim ilkesine” aykırılık teşkil etmediği ifade edilmiştir.
 
Kanuni Hakim İlkesine Değil, Tabii Hakim İlkesine Aykırılık
 

Öncelikle ceza yargılamasında ihtisaslaşma; yargılamanın her türünde olduğu gibi elzemdir. Bu kapsamda adli yargı mercileri 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’da belirtilmiştir.(2) Bu kanuna 02/12/2014 tarihli ve 6572 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 39. maddesiyle yeni bir hüküm getirilmiş; “Özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak daireler arasındaki iş dağılımı, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenebilir. Bu kararlar, Resmî Gazete’de yayımlanır. Daireler, tevzi edilen davalara bakmakla yükümlüdür. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca iş dağılımının yapıldığı tarih itibarıyla görülmekte olan davalarda daireler, iş bölümü gerekçesiyle dosyaları diğer bir daireye gönderemez.” maddesi eklenmiştir. HSYK da yeni ihtisas mahkemelerini bu maddeye dayandırarak “kanuni hakim ilkesine” uyulduğunu kararnamede beyan etmiştir. Bu noktada ÖYM’lerin kapatılma gerekçelerinden birinin de “tabii(doğal) hakim ilkesine aykırılık” olduğu hatırlatılmalıdır.
 
“Tabii hakim ilkesi” AİHS md. 6’da düzenlenen adil yargılanma hakkının unsurlarındandır. Bu ilke, bir uyuşmazlık hakkında karar verecek olan hâkimin, mahkemenin o uyuşmazlığın doğmasından önce kanunen belli olmasını(3) ifade etmektedir. Bu ilkenin bileşenleri kanunilik ve öncedenliktir. Böylece tabiî hâkim ilkesiyle, uyuşmazlığın olaydan sonra çıkarılacak bir kanunla kurulacak bir mahkeme tarafından yargılanması yasaklanmakta, yani kişiye veya olaya özgü mahkeme kurma imkanı ortadan kaldırılmaktadır.(4) Adil yargılanma hakkı nasıl demokratik hukuk devletinin olmazsa olmazıysa, bu ilke de adil yargılanma hakkının yapıtaşı olması hasebiyle olmazsa olmaz bir nitelik taşır.
 
“Kanuni hakim ilkesi” ise tabii hakim ilkesinin bir unsuru olarak Anayasa’mızın 37. Maddesinde(5) güvence altına alınmıştır. Bu ilke yargılamanın yapılacağı mahkemenin kanunen belirli olmasını ifade etmektedir. Şayet bu ilkeye “öncedenlik” unsuru eklenirse demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez tabii hakim ilkesine ulaşılacaktır. Yargılanması özel ihtisas mahkemelerine bırakılan suçların halihazırda görüldüğü mahkemelerin(ağır ceza mahkemeleri) olduğu da unutulmamalıdır.
 
Yularıdaki açıklamalar doğrultusunda özel ihtisas mahkemeleri HSYK kararnamesinde belirtiliği üzere “kanuni hakim ilkesine” uymaktadır. Ancak bu ilke tek başına uygulandığında hukuk devletinin inşasında yetersiz kalmaktadır. Zira bir uyuşmazlık meydana geldikten sonra, siyasi kaygılar yahut günlük politikalar gereği öç alma mekanizması olarak kullanılabilecek “yeni ve kanunla düzenlenmiş mahkeme” pratiği demokrasi adına büyük bir tehlike arz etmektedir. Ayrıca ÖYM’lerin yerine, aynı tür davalara bakmakla yetkilendirilmiş bu mahkemeler ihtiyaca binaen “mahkeme kur-kaldır” uygulaması olarak ele alınmalı ve hukuki güvenilirliğin ve yargıya olan güvenin derinden zedelendiği de göz ardı edilmemelidir.
 
Ayşe Nur Dil / Ankara Strateji Enstitüsü

 
(1) Kararnamenin tam metni için bkz.
http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2015/02/20150217-3.pdf
(2) Kanun metninin tamamı için bkz. http://www.tbmm.gov.tr/kanunlar/k5235.html
(3) Ergun Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, Ankara, Yetkin, 13. Baskı, 2012, s.133.
(4) http://www.anayasa.gen.tr/tabii-hakim.htm#_ftn2
(5) B. Kanunî hâkim güvencesi
MADDE 37.– Hiç kimse kanunen tâbi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.
Bir kimseyi kanunen tâbi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim