• BIST 107.041
  • Altın 143,530
  • Dolar 3,5635
  • Euro 4,1526
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 17 °C

"Özgürlük-Güvenlik Dengesini Alt Üst Eden Anayasa’ya Aykırı Hükümler Getiren Paket"

"Özgürlük-Güvenlik Dengesini Alt Üst Eden Anayasa’ya Aykırı Hükümler Getiren Paket"
Ankara Barosu, kamuoyunda "İç Güvenlik Paketi" olarak bilinen yasa tasarısına bir yazılı açıklama ile tepki gösterdi.

Ankara Barosu'ndan yapılan açıklama şöyle:

ÖZGÜRLÜK - GÜVENLİK DENGESİNİ ALT ÜST EDEN ANAYASA’YA AYKIRI HÜKÜMLER GETİREN İÇ GÜVENLİK PAKETİ HAKKINDA DEĞERLENDİRMELERİMİZ

İçişleri Bakanlığı’nca hazırlanan ve 03/11/2014 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile TBMM Başkanlığı’na sunulması kararlaştırılan 1/995 sayılı “Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı“, önümüzdeki günlerde TBMM’de görüşülmeye başlanacak olması ile tekrar gündeme gelmiştir.

Tasarıya ilişkin Meclis’e sunulan gerekçe metninde;

“Tasarı ile, kolluk kuvvetlerinin durdurma, arama ve gözaltına alma, gerektiğinde silah kullanma gibi yetkilerinin yeniden düzenlenmesi, mülki idare amirlerinin yetki ve sorumluluklarının daha belirgin hale getirilmesi, toplumsal olaylarda  kişilerin vücut bütünlüğüne ve kamu malları ile gerçek ve tüzel kişilerin mallarına verilen zararların Devlet tarafından karşılanması halinde, genel hükümlere göre sorumlulara zorunlu olarak rücu edilmesi, rücu istemine ilişkin zamanaşımı sürelerinin bir kat artırılarak uygulanması, fiziksel engel ve benzeri sağlık sorunları gibi sebeplerle müşteki, mağdur ve tanık ifadelerinin kolluk tarafından  konutlarda ve işyerlerinde alınması, bonzai ve türevi sentetik uyuşturucu maddelere yönelik cezai yaptırımların daha caydırıcı hale getirilmesi, araç kiralama işlemlerinin kayıt altına alınması, polis amirlerinin rütbe terfilerinde liyakate dayalı bir sistem uygulanması, ihtiyaçtan fazla sayıdaki birinci, ikinci ve üçüncü sınıf emniyet müdürlerine belli bir miktar ek ödeme yapılmak suretiyle resen emeklilik sistemi getirilmesi, Emniyet Teşkilatının tüm eğitim kurumlarının Polis Akademisi’ne bağlanması, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın İçişleri Bakanlığı ile ilişkilerinin yeniden düzenlenmesi, büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde olmakla birlikte hizmet gerekleri bakımından uygun görülen yerlerin jandarmanın görev alanı olarak tespit edilmesine imkan sağlanması, nüfus hizmetlerine ilişkin iş ve işlemlerin daha sağlıklı yürütülmesi ve bürokratik süreçlerin kısaltılmasına yönelik çalışmalar kapsamında Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda bazı düzenlemeler yapılması, Soyadı Kanunu’nun 3. Maddesine aykırı soyadları ile yazım ve imla hatası bulunan ad ve soyadlarının mahkeme kararı aranmaksızın il veya ilçe idare kurulu kararıyla bir defaya mahsus olmak üzere değiştirilebilmesi” öngörülmektedir.         

“İÇ GÜVENLİK TORBA KANUN” TASARISININ GETİRDİKLERİ:

Önümüzdeki hafta Meclis gündeminde görüşülecek olan Kanun tasarısı, siyasal iktidarın ihtiyaçları doğrultusunda şekil vermek istediği bir tasarıdır.  

Tasarının kabul ederek yasalaşması halinde Türkiye, otoriter bir yönetim altında temel ve hak özgürlüklerin daha da fazla ihlal edildiği bir sürece girecektir. Tasarı, Türkiye’yi tabiri caiz ise adeta “bir yerden başka bir yere” taşımaktadır.  

Özellikle Ceza Mevzuatı, Jandarma’nın yapısı ile ilgili önemli düzenlemeler getiren bu tasarı, ayrıca Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu, Emniyet Teşkilatı Kanunu, Sahil Güvenlik Teşkilatı Kanunu, Nüfus Hizmetleri kanunu, Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu ve daha pek Kanunda değişiklik öngörmektedir.

*Türkiye parti devletine dönüştürülmektedir.

* Temel hak ve özgürlükler askıya alınmaktadır.

*Sıkıyönetim dönemine uygun düzenlemeler öngörülmektedir.

*Hükümete karşı eylemler terörle mücadele kapsamında katalog suçlar arasına alınmaktadır.   

*Polisin, uygulamada halen var olan durdurma ve kimlik sorma yetkisinin kapsamı genişletilerek, polise üst ve araç arama yetkisi de tanınmaktadır. Bunun bir adım sonrası ev ve işyerlerinin içinin keyfi aranmasıdır.

*Aslında meşru savunma yetkisi olan, Türk Ceza Kanunu’nda ve Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nda nasıl kullanılacağı düzenlenmiş olan  kolluğun silah kullanma yetkisi genişletilmektedir. Tasarıda, Molotof ve benzeri patlayıcı, yakıcı ya da yaralayıcı  bazı araçların kullanılmasının, somut durumdan bağımsız olarak meşru savuma yetkisini doğurduğu hususunda karine getirmektedir.     

*Polise, savcı ve mahkeme yetkisini kullanacak şekilde mağdur ve tanık ifadelerini evlerinde alma yetkisi getirilmekle savcıları yetkileri gaspedilmektedir.

*Polise gaz ve kimyasal madde kullanma yetkisi verilmekte, 12 Eylül döneminde var olan saldırılara karşı silah kullanma – anında infaz yetkisi geri getirilerek orantısız silah kullanma yasal çerçeve içine alınmaktadır. Ceza yargılamasında temel olan ölçülülük ilkesi ihlal edilmektedir. Sapan bile suç aleti sayılmaktadır.

*Kolluğa, adli makamların emri dışında idari makamdan da emir alma zorunluluğu getirilmektedir.  Savcı tamamen devre dışı bırakılarak, makul şüphe adı altında, emniyet müdürü/amirinin ya da vali ya da kaymakamın emri ile emri polise göz altına alma yetkisi verilmektedir. Adli kolluk çift başlı idare arasında sıkıştırılmaktadır.  

*Yine, kendileri ve başkalarını tehlikeye düşürebilecek makul şüphe görmesi halinde polise, toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katılanları alıkoyma yetkisi verilmektedir. 

*Milli İstihbarat Teşkilatı ile ilgili bazı yetkiler polis ve jandarmaya verilmekle, aslında iktidara muhalefet olan herkes hakkında geniş bilgi toplanmasının önü açılmaktadır.

*Toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmak kural olarak yasaklanmaktadır. Toplantı ve gösterilere amblem ve flamayla katılmak suç haline getirilmektedir. Böylelikle toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katılanların tutuklanıp yargılanmaları amaçlanmaktadır.

*Valilere, soruşturmayı takip edip polise talimat verme yetkisi getirilmektedir.

*Anayasa’nın 120. Maddesine aykırı şekilde, Valilere sokağa çıkma yasağı koyma yetkisi verilmektedir. Birden fazla il için sokağa çıkma yasağının İçişleri Bakanlığı tarafından tesis edilmesi düzenlenmektedir.

*Daha önce rejimin güvencesi sayılan polisleri yetiştiren Polis Kolejleri ve Akademiler kapatılmaktadır. Sözlü sınavla polis amirlerinin yetiştirilmesi öngörülmektedir.

*Atamalarda Genel Kurmay Başkanı’nın yetkileri yok edilerek, Genel Kurmay Başkanı gibi Jandarma Genel Komutanı’nın yetkileri de sınırlanarak her yetki İçişleri Bakanlığı’nda toplanmaktadır.

*Tasarı ile Jandarma’nın genetiği ile oynanmaktadır.

CEZA MEVZUATI AÇISINDAN GENEL YORUM:

ADLİ KOLLUĞA TANINAN YETKİLERİN BİR KISMI İDARİ KOLLUĞA DA VERİLMEKTEDİR.  

-Kolluğun yetkileri genel olarak artırılmaktadır.

-İdari kolluk ve idare, suç sonrası aşamada da yetkilendirilmektedir.

-Adli kolluk ve savcı arasında adeta duvar örülmektedir. Bundan en çok etkilenecek olan da şüphelilerdir. Şüphelilerin seslerini savcı ya da hakime duyurma imkanı azaltılmaktadır.

-765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda var olan ve yarattığı tartışmalar nedeniyle Kabahatler Kanunu’na taşınan “Mülki amirlere suç yaratma yetkisi verilmesi” tasarı ile tekrar canlandırılarak gündeme getirilmiştir. Bu düzenleme tamamiyle Anayasa’ya aykırıdır.

-Tasarının 6. Maddesi ile CMK’nın 91. Maddesine eklenmesi öngörülen fıkra ile; suçüstü hallerinde mülki amire bağlı olan kolluk amirlerine şüpheliyi göz altına alma yetkisi verilmektedir. Suçüstü halinde hemen bundan haberi olması gereken Cumhuriyet Savcısı olaydan dışlanmaktadır. İdari kolluk tarafından kişi hürriyetinin kısıtlandığı bu durum, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmemiş bir durumdur. Cumhuriyet Savcısı, 24 saat boyunca durumdan haberdar edilmediğinden bu zaman zarfında şüphelinin can güvenliği kolluğa emanet edilmektedir. Kişilerin en fazla 4 gün göz altında tutulması, Kanun’a aykırı olarak hürriyetten yoksun bırakılmaları anlamına gelmektedir. Emniyet amirinin talimatı ile 48 saate kadar çıkarılabilecek gözaltı süreleri, toplu eylemlerde 4 güne kadar uzatılabilecektir.

-Cezalar genel itibariyle artırılmaktadır. Suçla mücadele cezaların artırılması, son derece popüler olmakla, yanlış bir yaklaşımdır. Cezaların artırılması sadece orantılılığın bozulması ve suçların büyümesine yol açacaktır. Cezaların artırılması değil, etkinliği önemlidir.

-Askeri kuruluşlar dışında mahalli idareler dahil, kamu kurum ve kuruluşlarının her türlü araç ve teçhizatının kullanılması gibi yetkiler ülkeyi otoriter bir rejim altına alma çabasıdır.

İSTİHBARİ DİNLEMELER KONUSU

İstihbari dinlemeler konusunda yetkili hakim ağır ceza mahkemesi üyesi iken, tasarı ile “Ankara Ağır Ceza Mahkemesi üyesi” yetili kılınmaktadır. Böylece çok taraflı, çok yönlü hakim denetimi ortadan kaldırılmaktadır. Türkiye’nin her bir tarafı ile ilgili dinleme kararı, Ankara’da belirlenecek tek bir hakim tasarrufuna bırakılmaktadır.  

Son on iki yılda, savaş sonrası yeniden yapılanan 1920-1960 arası genç Türkiye  Cumhuriyeti dönemindeki kadar yasalaşma faaliyeti gerçekleştirilmiştir. En güncel düzenlemelerden biri de, temel hatları yukarıda belirtilen İç Güvenlik Paketidir. Kamusal karakterli yasal düzenlemelerin çok daha yoğunlukta olduğu bu tasarı, 21 kanunda değişiklik öngörmektedir. 43 maddelik tasarının 9 maddesi Jandarma, 7 maddesi sahil güvenlik teşkilatı ile ilgili düzenlemeler içermektedir.        

Temel hak ve özgürlükleri yok eden, Anayasa’ya, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşma ve mevzuat ile iç hukuka aykırı, toplumsal muhalefeti susturmayı amaçlayan bu tasarının yasalaşmaması için Avukatlık Kanunu’nun tanıdığı yetkiler çerçevesinde tüm gayretimizle mücadele edeceğimizi meslektaşlarımızın bilgisine saygılarımızla sunarız.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim