• BIST 109.666
  • Altın 156,594
  • Dolar 3,8910
  • Euro 4,5831
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara -2 °C

Polis Akademisi'nin Kapatılmasına Tepki

Polis Akademisi'nin Kapatılmasına Tepki
Bingöl eski Emniyet Müdürü ve Güvenlik Stratejileri Araştırma Merkezi (GÜSAM) Başkanı Ercan Taştekin, İçişleri Bakanı Efkan Ala’yı iddiasını ispatlamaya davet etti.

17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturması sonrasında hükümetin Polis Koleji'ni Ve Akademisi'ni kapatma girişimine öğrenci velileri ve kolej mezunlarından tepki geldi. Bu kapsamda geçtiğimiz hafta polis koleji önünde bir araya gelen emniyet mensubu ve yakınları, bugün de akademi önünde toplanarak tasarıya tepkilerini ortaya koydu.

Polis mensupları adına açıklamalarda bulunan GÜSAM Başkanı Ercan Taştekin, hükümet tarafından kolej ile akademinin kapatılma girişimin "zorbalık, adaletsizlik ve hukuksuzluk olduğunu" kaydetti. Hazırlanan tasarı kapsamında akademi öğrencilerinin ilgisiz okullara gönderildiğini kaydeden Taştekin, buna karşın ise polis mesleği ile ilgisi olmayan orman ziraat, su ürünleri ve maden bölümlerinde okuyan 2 bin 500 üniversite öğrencisinin talimatla ve referansla polis yapıldığının altını çizdi.

76 YILLIK BİRİKİM SIFIRLANIYOR

Taştekin, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Nasıl ki su ürünleri mezunlarından hakim, orman fakültesi mezunlarından general, maden mühendisinden doktor olması bilime, akla, çağdaş eğitime ve mantığa uymadığı gibi mesleki uzmanlık ve tecrübe gerektiren bir başkomiserin de böyle ilgisiz fakültelerden yetişmeyeceği apaçık ortadadır. Tasarıda, Güvenlik Bilimleri Fakültesi’nin kapatılmasına gerekçe olarak eğitim maliyetinin düşürülmesi" gösterilmektedir. Günümüzde, devlet harcamalarındaki israf konusunun zirvede tartışıldığı bir ortamda, eğitim giderlerinin düşürülmesi gerekçesi evrensel değerler ile asla bağdaşmamakta ve utanç verici bir tezat oluşturmaktadır. Ayrıca, Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Fakültesinin kapatılmasına yönelik hiçbir bilimsel çalışma da bulunmamaktadır. Tasarı ile Güvenlik Bilimleri Fakültesi kadrosunda yer alan araştırma görevlisi, yardımcı doçent, doçent ve profesörlerden oluşan toplam 139 öğretim elemanı kadrosu YÖK’e aktarılacak olup, Türkiye’nin iç güvenlik hizmetlerinde 76 yıldır elde ettiği akademik birikim imha edilerek sıfırlanmaktadır." diye konuştu.

TÜM ÜLKENİN GÜVENLİĞİ TEHLİKEYE ATILIYOR

Taştekin ayrıca şu ifadeleri kullandı: "Polis eğitiminin önemini tamamen gözardı eden bu tasarıyla; çeyrek asırdır oluşturulan gelişmiş ülkelerde uygulanmakta olan demokratik hukuk devleti ilkelerine bağlı, insan haklarına saygılı polislik anlayışından vazgeçilerek, klasik polis devleti anlayışına geri dönülmektedir. Bu gerekçelerle, evrensel insan hakları, hukukun temel prensipleri ve kanunların hükümleri doğrultusunda hareket eden polis amirleri yetiştiren Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Fakültesinin kapatılması toplumun güvenliği ve milletin menfaatlerine açıkça aykırıdır. Güvenlik hizmetlerinin etkin sunulmasını engelleyecek bu Yasa Tasarısının yürürlüğe girmesi durumunda, ülkemize telafisi mümkün olmayan olumsuz yansımalar olacaktır. Ülkemizde 17-25 Aralık sürecinde yapılan tasfiyeler sonrasında oluşan iç güvenlik zafiyeti sonucu bölücü terör örgütü her gün yol kesip kimlik kontrolleri yaparken, uyuşturucu özellikle Bonzai tehlikesi sokakları ve okul bahçelerini sarmışken, mafyalar şehirlerde sokak ortasında silahlı bölge kavgaları yaparken ve en önemlisi yolsuzluk Türkiye’nin bir numaralı gündem maddesi olmuşken yapılan bu değişiklerle sadece Emniyet Teşkilatı’nın geleceği değil, sokaktaki masum vatandaşların ve tüm ülkenin güvenliği tehlikeye atılmaktadır."

EVRENSEL HUKUK İLKELERİ HİÇE SAYILIYOR

Eylemde polis aileleri ve mağdurlar adına da avukat Mustafa Kocadağ da açıklamalarda bulundu. Kocadağ, 3 Haziran 2014 tarihinde yapılan yönetmelik değişikliği ile yüzlerce polis kolejinin mağdur edildiğini kaydetti. Kocadağ'ın basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi.

"03 Haziran 2014 tarihinde, mezuniyetlerine 10 gün kala Polis Akademisi Yönetmeliğinde yapılan değişiklikle, eşine rastlanmamış bir şekilde Polis Koleji öğrencilerinin, Akademiye geçiş hakları ellerinden alınmıştır. 

Yürürlüğe girdiği andan itibaren Anayasa ve kanunlara aykırı düzenlemeler içerdiği hukukçular tarafından da dile getirilen söz konusu yönetmeliğe karşı açılan onlarca davada, Danıştay 8. Dairesi oybirliğiyle bu düzenlemenin ulusal ve uluslararası mevzuata aykırı olduğunu, hukuki güvenlik ve istikrar hakkını ihlal ettiğini, kazanılmış hakları ve haklı beklentileri yok saydığını, kamu yararı taşımadığını ve idareye keyfi işlem tesis etme hakkı verdiğini tespit ederek yönetmeliğin yürütmesini durdurmuştur. 

Bu değişiklik ile binlerce kişi mağdur edilmiştir ve mağduriyet devam etmektedir. Bu mağdurların yüksek yargı kararının yerine getirilmesi için Polis Akademisi Başkanlığına yaptıkları müracaat üzerine, adaletin tesis edilmesini beklenirken; “yok yasa, yap yasa” mantığıyla mahkeme kararını etkisiz kılacak şekilde Güvenlik Paketi adı altında yeni bir yasa tasarısı meclise sevk edilmiştir. Bu yasa tasarısı ile hem Polis Koleji, hem de Polis Akademisi kapatılacak ve millete mal olmuş bu eğitim kurumları tarih olacaktır.

Demokratik ülkelerde yasa çıkarmanın temel kriteri halkın talepte bulunması, bir ihtiyacı karşılıyor olması, sonuçları itibariyle de kamu yararının gözetilmesidir. Bu yasa ile kamu yararının gözetilmediği aksine ülkemizin geleceği olan gençlerimizin ve gençlerimizi emanet ettiğimiz öğretim üyelerinin mağdur edilmesi söz konusudur. Bu yasa teklifi, evrensel hukuk ilkelerini hiçe sayan, tasfiye ve partizan kadrolaşmayı yasal kılıfa sokan hükümler içermektedir. Ne yazık ki, siyasi iktidarın çıkardığı bu yasa ve yönetmelikler tam bir mağduriyet kaynağı haline gelmiştir. 

Hukuk devleti olmanın en önemli kriterlerinden birisi olan hukuki güvenlik, şahısların tüm işlem ve eylemlerinde devlete karşı güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici işlemlerden kaçınmasını gerektirir. 
Hukuka aykırı bir düzenlemenin yasa ya da yönetmelikle yapılmış olması, onu meşru hale getirmez. Hukuk devletinde yasaların ve meclis iradesinin de üstünde, herkesi bağlayan anayasal ve evrensel ilkeler vardır. Bu nedenle mevcut iktidarın sayısal çoğunluğuna güvenerek çıkaracağı bu yasa, aynen Danıştay kararında ifade edildiği gibi, yargı kararlarının bağlayıcılığı ilkesini, hukuki güvenlik ve istikrar, eğitim - öğretim ve kamu hizmetlerine katılma haklarını ihlal edecektir.

Polis Kolejinin ve Polis Akademisinin kapatılması yalnızca buradaki öğrenci ve akademisyenleri değil; nitelikli kamu güvenliği hizmetinin üretilmesini engelleyeceği için 77 milyon vatandaşımızı mağdur edecektir. Son dönemde artan gasp ve hırsızlık vakaları, uyuşturucu bağımlılığının artması, faili meçhul cinayetler, şehit edilen polis ve askerler bu mağduriyetin ilk işaretleridir. 

Ayrıca bu yasal düzenleme ile 1991 yılından bugüne kadar 20’den fazla ülkeden gelen binlerce öğrenciye polislik eğitimi veren akademinin uluslararası polis işbirliği işlevi de sonlandırılmaktadır.  Halihazırda da 300’den fazla misafir öğrenci Akademide öğrenim görmektedir. Bu yasayla hem bu birikimler yok edilmekte hem de bu öğrenciler ve dolayısıyla ülkeler yarı yolda bırakılmaktadır. Bu her şeyden önce Türkiye’nin itibarına vurulmuş olan bir darbedir. 

Şu anda yapılan düzenlemelerin tek motivasyonu partizan olmayan, her devlet kurumunun tasfiyesidir. Bugün Polis Kolejini ve Polis Akademisini kapatan bu zihniyet, günü geldiğinde muhalif hukukçu yetiştiriyor diye hukuk fakültelerini, muhalif mühendis yetiştiriyor diye mühendislik fakültelerini ve muhalif doktor yetişiyor diye tıp fakültelerini kapatmaktan çekinmeyecektir.

Unutulmamalıdır ki, şu an ülkemizde yaşanan olağan üstü dönem, bundan önceki örneklerinde olduğu gibi uzun sürmeyecektir. 

Yargı kararlarını uygulamamak dün olduğu gibi bugün de suçtur, eğitim hakkını engellemek dün olduğu gibi, bugün de suçtur, kamu hizmetlerine girmeyi engellemek dün olduğu gibi bugün de suçtur, fişleme yapmak, öğrencileri fişlemek dün olduğu gibi bugün de suçtur. 

Hukuk ve adalet mutlaka tecelli edecektir. Bizler de adaletin mutlaka bir gün tecelli edeceğine inanan hukukçular olarak, bu yolda gerek ulusal gerekse de uluslararası yargı mercileri önünde mağdurların haklarını sonuna kadar savunacağız."

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim