• BIST 89.270
  • Altın 147,050
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 15 °C

Prof. Dr. Aslı Tunç: "Herkes Casus, Herkes Hain mi?"

Prof. Dr. Aslı Tunç: "Herkes Casus, Herkes Hain mi?"
İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aslı Tunç, gazete köşelerinden gazetecilerin hedef gösterildiğini söyledi. “Böyle bir ortamda medyadan bahsedemeyiz” diyen Tunç, mesleğin akıbetini çok karanlık gördüğünü belirtti.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğ-retim Üyesi Aslı Tunç, medyaözgürlüğüyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. iletişim profesörü Tunç, her kesimden gazetecinin hapse atıldığını belirtti. “Bu, tarihte bir ilk. Herkes casus, herkes hain mi” diye sordu

Özgür Düşünce'nin haberine göre, son yıllarda baskı ve korkunun hakim olduğuna vurgu yapan Tunç, Silivri Cezaevindeki gazetecilerin ilk defa bu kadar çeşitlilik gösterdiğini ifade etti. Tunç, “Hapishaneler çok ironik şekilde ilk defa bu kadar çeşitlendirildi. 90'larda Kürt gazeteciler içerideydi. Şimdi ise birçok kesimden her türlü muhalif kesim eklendi” dedi. İşte Aslı Tunç'un çarpıcı açıklamaları:

MEDYA SORUNLARI KRONİKLEŞTİ

Her dönemin kendine has özellikleri var. Medya sektörü hiçbir zaman dikensiz bir gül bahçesi olmadı. Ama bugün var olan problemler eski durumların kronikleşmiş ve derinleşmiş hali. Medyadaki çeşitlilik artık yok olma noktasında. Bence tehlikeli olan bu kadar nefret söylemi içeren, hedef gösteren şoven gazetelerin desteklenmesi. Bunlar çok tehlikeli. Birisi çıkıp ‘Bu çıkarılmalı, bu alınmalı' diyor. Bu insanlar bu gücü nereden alı- yor? Böyle bir ortamda ne gazeteden ne de medyadan bahsedebiliriz. O yüzden çok karanlık görüyorum.

HEDEF GÖSTERİLİYOR

Tehlikeli olan bu kadar nefret söylemi içeren, hedef gösteren şoven gazetelerin iktidarın kanatları altında korunması. Bu durum çok tehlikeli kanımca. Birisi çı- kıp ‘Bu çıkarılmalı bu alınmalı' diyor. Bu insanlar bu gücü nereden alıyor? Gazetecilik mesleğinin tanımı çarpıklaştığı ortada. Öğrencilerime gazeteciliğin gerçek tanımını öğretmekte zorlanıyorum çünkü iyi örnek bulmak gittikçe zorlaştı.

ÖĞRENCİLER ‘BU İŞİ NASIL YAPACAĞIZ' DİYORLAR

Öğrenciler birinci sınıfta gayet idealist davranıyor. 4. sınıfa geldiklerinde ise ‘Biz bu ortamda nasıl çalışacağız?' diye soruyor bizlere. Etik ilkelerin olmadığı bu ortamda var olmak istemediklerini söylüyorlar.

TARİHTE İLK DEFA TUTUKLU PROFİLİ ÇEŞİTLENDİ

Hapishaneler çok ironik şekilde ilk defa bu kadar çeşitlendirildi. İster sosyalist olun ister muhafazakar olun fark etmiyor. Önemli olan var olan sisteme karşı olmak. Bu tarihte ilk defa oldu. Can Dündar ve Mehmet Baransu gibi dünyaya bakışları çok da birbirleriyle kesişmeyen isimler aynı nedenlerle hapishanede. Bu mağduriyetin ne kadar büyük olduğunu gösteriyor.

TÜRKİYE'Yİ YABANCI BASINDAN OKURKEN İÇİM ACIYOR

Türkiye'deki en son Gollum meselesi The New York Times, The Guardian gibi gazetelerde çıktı. Bu durumun absürtlüğüne gülüp geçemiyorsunuz. Ben her gün yabancı basını takip ediyorum ve Türkiye ile ilgili haberlerin ne yazık ki hiçbiri olumlu değil. Türkiye'nin buralara böyle yansıması içimi acıtıyor. Herkes mi casus? Herkes mi vatan haini? Konuştuğum yabancı gazeteciler bana sürekli endişelerini anlatıp duruyor.

KRALDAN ÇOK KRALCILIK

Altın Portakal Film Festivalinde yaşananları gördük. A Haber kraldan çok kralcılık yaparak kendi kendini kısıtlayıp konuşmayı kesme yoluna gitti. ‘Aman birileri kızmasın' diyerek otosansüre gidiyor. Gazetecinin refleksi zor sorular sorup bilgi almak yerine tam tersi bir refleksle politikacıyı rahatlamak üzerine oldu. Bu sektör adeta halkla ilişkiler ve pazarlama faaliyetine döndü. Türkiye'de bir gazeteci soru sorduğunda ne kadar cesur deniyor. Oysa o gazeteci işini yapıyor.

LİSELİLER HAKARETTEN YARGILANIYOR

Ülkede müthiş bir baskı var. İnsanlar artık söylediği söze, yazdığı yazıya hatta attığı tweete dikkat eder oldu. Herkes iki kere düşünüyor. İfade özgürlüğünün olduğu bir toplumda böyle bir korku olabilir mi? Lise öğrencileri bile hakaret davasıyla yargılanabiliyor. Özellikle Cumhurbaş- kanına hakaret davalarının sayısı çığ gibi artmış vaziyette.

DEĞİŞİMİ BİR AVUÇ İNSAN YAPAR

Hiçbir baskıcı anlayış ve model sonsuza dek sürmez. Değşimi daima bir avuç aydınlık insan yapar. Dünyanın her tarafında böyle. Kitlelerden müthiş bir dönüşüm beklememek lazım. Hala iyi gazeteciliğe inanan dünyaya açık insanlar var. Bu pırıl pırıl genç insanlara inanmak zorundayız.

KOZA'YA KAYYIM BASKINI İNSANİ DEĞİLDİ

Kayyım baskını Türkiye'nin basın tarihine geçtiğini düşünüyorum. Ama bir utanç göstergesi olarak geçti. Kayyım meselesi medya sektörünü dönüştürmenin yeni bir tekniği haline geldi. Başka elden bir gecede içindeki çalışanları temizleyerek insanları işsiz bırakarak mağdur ederek yandaş bir sahibe verilmesi durumu. Bu yaşananların hepsi olumsuz olarak kayda geçti. Ben gelişmiş dünyada buna benzer bir örnek görmedim.

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim