• BIST 106.843
  • Altın 142,669
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 29 °C
  • Ankara 25 °C

Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan: “Herkesi Döven Devlete Güçlü Denmez; Haydut Denir!”

Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan: “Herkesi Döven Devlete Güçlü Denmez; Haydut Denir!”
Emine Uçak Erdoğan, Country Life Dergisi için Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan’da Türkiye’nin değişimi ve devlet anlayışını da içeren bir röportaj yaptı.

Arıboğan, bölünmenin ülke sınırları ile ilgili değil insanları birbirinden ayırmayla ilgili olduğunu vurguluyor.

Devlet tarifinde de bir ortaklaşma yok. Kişi değil sürekli sistem önceleniyor. Devleti de bazen sanki bir aygıttan öte bir kişilikten söz edermiş gibi yapılıyor; kuşatıcı devlet, şefkatli devlet vs.

Evet. Devletin ne olduğunun tarifinde tam bir uzlaşma yok. Herkesin kafasında ayrı bir devlet tahayyülü var. Bazen babamız, bazen öcümüz, bazen anamız oluyor; bazen de öğretmenimize dönüşüyor. Kaldı ki devlet olgusu insanın kafasında veya toplumsal bilimin merkezinde de çok farklı şekiller alabiliyor. Devletin şefkatli olması demek; devletin işleyişini gözeten kanunların insana dokunan yapıda, insan merkezli olması demek. Yani temelde rejimi değil, insanı korumayı hedefleyen bir yaklaşımın içinde olması demek. Devletin kucaklayıcı olması demek; devletin sadece iktidarın egemenlerini meşrulaştıran ve tahkim eden bir araç olarak değil, ötekine yani zayıf olana da dokunan, onu da tarafsızlıkla ele alan bir işleyiş mekanizmasına sahip olması olmak demek. Kullandığımız kelimeler itibariyle belki bir insanı anlatır gibi anlatıyoruz da söylemek istediklerimiz farklı. Devlet bir aygıt ve örgüt olarak gerçekten vatandaşlarına karşı tarafsızlığını korumakla yükümlüdür. Zira idealde bu mekanizma vatandaşların kimlikleriyle hiçbir surette ilgilenmeyen, dolayısıyla kimliksiz bir aygıttır. Devlet tercihli bir kimlik edindiğinde bir kişi gibi davranmayı tercih ettiğinde, ‘benim devletim şu tip insanları sever’, ‘benim devletimin makbul vatandaşı şunlardır’ gibi tercihler yaptığında, devlet, onu elinde tutan egemen zümrenin enstrümanı haline gelir.

Sizin devlet tanımınız web sitenizdeki Türkiye tanımıyla uyuşuyor mu? “Türkiye bir devlet olmanın çok daha ötesinde büyük bir fikirdir. Bu fikir bizim kalbimizde zihinlerimizde yerleşiktir. Kişilerle yönetimlerle, nesillerle kaim değildir. Mezhebi sevgidir; birliktir. Bu nedenle Türkiye yalnızca üzerinde yaşanan bir vatan ya da kurallarına uyulan bir devlet değil, atalarımızdan devraldığımız, içimizde yaşattığımız ve çocuklarımıza miras bırakacağımız bir ümittir.” Demişsiniz.

Ben ülkemin bölünmez bütünlüğüne samimiyetle inanan bir insanım. Ama bu ideali salt toprağın bütünlüğü olarak algılamıyorum. Ben o toprağın üzerinde yaşayan insanların duygusal bütünlüğü üzerinden tanımlıyorum. Silah zoru ile sağlanmış bir coğrafi bütünlüğü de hiç önemsemem doğrusu. Sürdürülebilir de bulmuyorum. O bakımdan insanları ikna ederek, insana dokunarak gücünü ortaya koyan bir devletten yanayım, ki bunu güçlü devlet modeli olarak tarif ediyorum .

Bizde güçlü devlet ,maalesef ceberrut devlet olarak algılanıyor. Güçlü bir hukuk sistemi olan, bürokratik mekanizması doğru ve tarafsız işleyen, herkesin objektifliğine mutlak surette inandığı bir devlete güçlü devlet denir. Herkesi döven devlete güçlü denmez; haydut denir. Özünde fiziksel şiddet zayıflığın sonucudur.  Güçlü bir devlette hukuk sisteminin objektif işlemesi şarttır. Son dönemlerde hukuk sistemindeki oynamalar devletin çatısını çökertti. Bu  sadece Ak Parti’yle ilgili değil. Ak Parti’ye karşı da kullanıldı vaktiyle bu durum. Şu anda da Ak Parti kendisi kullanıyor.

KAYNAK: HABER ATÖLYESİ

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim