• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 15 °C

Prof. Dr. İzzet Özgenç: "HSYK Kendisine Terettüp Eden Görevleri Yapmıyor"

Prof. Dr. İzzet Özgenç: "HSYK Kendisine Terettüp Eden Görevleri Yapmıyor"
Yürürlükteki Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) mimarlarından Ceza Hukukçusu Prof. Dr. İzzet Özgenç, skandal boyuta gelen hukuk ihlalleriyle ilgili önemli uyarılarda bulundu.

Yaşanan hukuksuzluklara örnekler veren Özgenç, bunlara imza atanları ve göz yumanları açık açık uyardı, “Yargı görevi yapanlar, “insan öğütme makinesinin” aparatları değildir. İfa ettikleri görevler itibarıyla bu kişiler hiçbir zaman terör örgütü mensubu olarak itham edilemezler. Böyle bir itham, ancak sahibinin bilahare benzer bir ithamla karşı karşıya bırakılmasının zeminini oluşturur.” dedi.

Yaşanan hukuksuzluklara, “Dehşete düştüm” diyerek isyan eden Eski Yargıtay Başkanı Prof. Sami Selçuk'un ardından bir tepki de Ceza Hukukçusu Prof. Dr. İzzet Özgenç'ten geldi.

Özgenç, yurtdışındaki bir üniversiteden çeşitli vaatlerle Türkiye'ye getirilen bir bilim insanının hikayesini anlattı. Rektör olarak atandıktan sonra TÜBİTAK'a başkan yapılan bu kişinin, kısa bir süre sonra “terör örgütü” şüphelisi olduğu gerekçesiyle soruşturma geçirdiğini belirten Özgenç, yasağı olduğu için yurt dışına da çıkamadığını, şimdi ise bu bilim insanını işsiz olduğunu vurguladı.

“Tersine beyin göçü” sağlamak düşüncesiyle ve çeşitli vaatlerle Türkiye'ye gelmesini sağlayanların da çeşitli endişelerle bu bilim insanına sahip çıkamadığının altını çizdi. Prof. Özgenç, Benzer bir olayın, bir valinin başına da geldiğini anlattı.

'BU KİŞİLER TERÖR ÖRGÜTÜ MENSUBU OLARAK İTHAM EDİLEMEZLER'

Prof. İzzet Özgenç, yargı görevi yapanların, “insan öğütme makinesinin” aparatları olmadığı uyarısını yaptı.

“Dün ifade ettiğim gibi, bugün de aynı tonda ifade etmeye devam ediyorum: Bu hukuk dışı ve keyfi uygulamalar karşısında hâkimler ve savcılar yüksek kurulu kendisine terettüp eden görevleri yapmamaktadır.” dedi.  

İfa ettikleri görevler itibarıyla bu kişilerin hiçbir zaman terör örgütü mensubu olarak itham edilemeyeceğinin altını çizen Özgenç, “Böyle bir itham, ancak sahibinin bilahare benzer bir ithamla karşı karşıya bırakılmasının zeminini oluşturur.” diyerek tepki gösterdi.

İşte Prof. İzzet Özgenç'in o uyarıları:

Başka bir devlette üniversitede akademik faaliyetlerde bulunan bir bilim insanı, “tersine beyin göçü” sağlamak düşüncesiyle, çeşitli vaatlerle Türkiye'ye getirilir. Bir üniversitede kısa bir süre rektör olarak görev yaptıktan sonra TÜBİTAK'a başkan olarak atanır. Ancak bir süre sonra, “terör örgütü” mensubu şüphelisi olarak bu bilim insanı hakkında soruşturma başlatılır. Bu soruşturma çerçevesinde sulh ceza hâkimi tarafından bu bilim insanının yurt dışına çıkışının yasaklanması ve hatta bulunduğu ilde kolluğa belli aralıklarla başvurarak “ben buradayım” tekmili vermesi yönünde karar verilir. Bu bilim insanının TÜBİTAK başkanlığı görevine de bir idari kararla son verilir. Bu bilim insanı bugün itibarıyla Türkiye'de işsizdir ve bir maaş veya ücret alamamaktadır. “tersine beyin göçü” sağlamak düşüncesiyle ve çeşitli vaatlerle Türkiye'ye gelmesini sağlayanlar da çeşitli endişelerle bu bilim insanına sahip çıkamamaktadırlar.

Türkiye'nin çeşitli illerinde vali olarak görev yapmış bir kişi hakkında başlatılan bir soruşturmada, valilik görevinin icrası bağlamında terör örgütüne yardım sağladığı şüphesiyle, sulh ceza hâkimi tarafından bu kişinin de yurt dışına çıkışının yasaklanması ve hatta bulunduğu ilde kolluğa belli aralıklarla başvurarak “ben buradayım” tekmili vermesi yönünde karar verilir. Yargı görevi yapanlar, “insan öğütme makinesinin” aparatları değildir. Dün ifade ettiğim gibi, bugün de aynı tonda ifade etmeye devam ediyorum: Bu hukuk dışı ve keyfi uygulamalar karşısında hâkimler ve savcılar yüksek kurulu kendisine terettüp eden görevleri yapmamaktadır.

Açıkça belirteyim ki, sulh ceza hâkimleri tarafından verilen bu hukuk dışı kararları eleştirmem ve kınamam, haklarında karar verilen kişilerin görevleri bağlamında herhangi bir suç işlemedikleri yönünde bir iddiada ve savunmada bulunduğum anlamına gelmemektedir. Ancak, ifa ettikleri görevler itibarıyla bu kişiler hiçbir zaman terör örgütü mensubu olarak itham edilemezler. Böyle bir itham, ancak sahibinin bilahare benzer bir ithamla karşı karşıya bırakılmasının zeminini oluşturur.

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim