• BIST 109.156
  • Altın 153,298
  • Dolar 3,8173
  • Euro 4,5053
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 2 °C

‘Proje Mahkeme’lere Tepki Çığ Gibi: “Güçlünün Sopası Oldular”

‘Proje Mahkeme’lere Tepki Çığ Gibi: “Güçlünün Sopası Oldular”
‘Proje mahkemeler' olarak nitelendirilen Sulh Ceza Hakimlikleri'ne muhalefet sert tepki gösterdi. Milletvekilleri, Sulh Ceza Hakimlikleri'nin bir an öce hukuk sisteminden çıkarılması gerektiğini söyledi.

Özgür Düşünce Gazetesi'nin haberine göre, MHP'li Oktay Öztürk, "Sulh Ceza Hakimlikleri gücü elinde bulunduranların sopası oldu. Hangimiz sabah kapımıza polisin dayanmayacağından eminiz" diye sordu. CHP'li Gök, Sulh Cezalar'ın öç alma aracına dönüştüğünü söyledi.

YUKARISI NEYE İŞARET EDERSE ONA DAVA AÇILIYOR

MHP Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Oktay Öztürk: Eskiden DGM'ler vardı. DGM'ler o günün şartlarında gerekliydi. Sanki onun yerini almak üzere Sulh Ceza Hâkimlikleri kuruldu. Ama hukukun ötesinde gücü elinde bulunduranların sopası haline geldi. Burada hukuk yok. Yukarıdan birisi neye işaret ediyorsa mahkeme onun üzerine açılıyor. Suçlular onun üzerine tayin ediliyor. Saray'dakinin aklından geçen neyse o hüküm irad ediliyor. Adaleti, hukuku bulamıyoruz. Kuruluşta boşlu- ğu doldurmak için kuruldu. Hukuk tanımaz, hukuka saygısı olmayanların elinde güçlü- nün sopası olmaktan öteye gidemiyor. Bugün de yaşadığımız bu. İnsanların fikirleri, özgürlüğü terazide tartılmak suretiyle değerlendiriliyorsa insan haklarından, hukuktan bahsetmek mümkün mü? Hangimiz sabah kapımıza polisin dayanmayacağından eminiz? Bugün bir şey olmayabilir ama yarın uluslararası arenada hüküm verilirken bunlar önümüze konulur, karşılığını ödersiniz. Hakim ve savcı yukarıdan hükmü veriyor, aşağıdakiler de gereğini yerine getiriyorlar.

İKTİDARIN SOPASI OLDULAR

CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş: 7 Haziran seçimlerinin ardından Sulh Ceza Hâkimliklerinin kaldırılması için verdiğimiz yasa teklifi AKP'nin TBMM'yi kilitlemesi sonucu kadük kaldı. İktidar hukuk devleti söyleminde samimiyse Sulh Ceza Hakimlikleri'ni kaldırabilir. Ama AKP hükümetinin Sulh Ceza yargısına ihtiyacı var. Çünkü iktidarın sopası olarak kullanılıyor. AKP iktidarı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın hukuki yollarla yapmak istediği toplum mühendisliği Sulh Ceza Hâkimlikleri eliyle yürütülüyor. En basit örnek eski milletvekili İlhan İşbilen'in tutuklanmasıdır. İşbilen'in fezlekesinde Bülent Arınç ve Hüseyin Çelik'in adı geçiyor. İşbilen tutuklanarak AKP içindeki muhalif olabilecek, yollarını ayırabilme potansiyeli taşıyan tüm milletvekili ve siyasetçilere gözdağı verildi. İşbilen'in tutuklanmasının ardından Arınç, 'ben AKP'yi eleştirecek konuşmalar yapmam' demek zorunda kaldı. Sulh Ceza Hakimlikleri iktidarın ihtiyaç duyduğu düzenlemeleri sözde hukuk görünümüyle yapıyor. Sulh Cezalar'ın kaldırılması, yargının bağımsızlaştırılması gerekiyor. HSYK'nın hukuksuz uygulamalara karşı tavır alacak çizgide durması gerekiyor. Bu yargı sistemi Türkiye'nin üzerinde bir yüke dönüştü. Adalet dağıtma yerine adaletsizliği daha da derinleştiriyor. Yargı sisteminin iktidardan bağımsızlaş- ması ve hukuka uygun davranmasını sağlayacak koşulların sağlanması gerekiyor. AKP anayasa değişiklikleriyle ilgili partimize geldiğinde yargıyı bağımsızlaştıracak modeller önereceğiz. Ama Saray ve Davutoğlu bu modellere izin verecek mi göreceğiz."

KARALAMA MERKEZİ OLDULAR BİR AN ÖNCE KALDIRILMALI

CHP Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Levent Gök: Sulh Ceza Hâkimlikleri daha önce hukuk sistemimizdeki DGM'ler ve ÖYM'lerin adı de- ğiştirilmiş biçimidir. Olağanüstü mahkemeler olup AKP iktidarı, aklı sıra özel mahkemeleri kapattığını ifade ederek kendisine yakın mahkemeler ve hâkimlerden oluşan yeni özel mahkemeler oluşturdu. Hukuk sistemimizde AKP'ye yönelik muhalefeti sindirmek, tehdit etmek üzere kurulan karalama kampanyasının merkezi durumuna gelmişlerdir. Yaptıkları tüm uygulamalar hukuksuzdur. Yandaş mahkeme ve hâkimlerin verdikleri kararlarla AKP, muhalefeti sindirme ve tehdit etme anlayışını sürdürmektedir. Bu hakimliklerin kararları intikam ve öç alma anlayışına dönüşmüştür. Sulh Cezalar bir an önce hukuk sisteminden çıkarılmalıdır. Meclis başkanlığına bu konuda tekliflerimizi verdik.

TÜRKiYE, HUKUK DEVLETİ OLMAKTAN ÇIKTI

MHP Genel Başkan Yardımcısı Atila Kaya, 17-25 Aralık süreci ile birlikte Türkiye'nin bir hukuk devleti olmaktan çıktığını söyledi. Kaya, “Bugün Türkiye hukukun üstünlüğünün yargı bağımsızlığının ve kuvvetler ayrılığı ilkelerinin fiilen ortadan kaldırıldığı bir süreci yaşıyor. İktidara bağımlı bir yargının oluştuğu ülkemizde şirketlere el konulmakta, medya üzerinde baskılar uygulanmakta” dedi. İktidarın icraatlarını sorgulayan, eleştiren her kesime yönelik baskılar uygulandığını ifade eden Kaya, bunun için bütün ekonomik araçların kullanıldığını dile getirdi. Ülkenin güvenliğini, bin yıllık kardeşliğimizi hedef alan saldırıları sorgulamak ve eleştirmenin çok zor bir hâle geldiğini kaydetti. Kaya çözüm denen ihanet süreci boyunca terör örgütünün faaliyetlerine göz yumulduğunu anlattı. Bugün ülkenin bir bölümünde eğitimin yapılamadığı, öğretmenlerin can güvenliğinin sağlanamadığını belirtti.

AVUKAT SAVUNMASINA 'GEREK' KALMADI

Sosyal Demokrat Avukatlar Derneği Başkanı Av. Kemal Akkurt, Sulh Ceza Hâkimleri'nin savunmayı sıfırladığını söyledi. Sulh Cezalar'ın verilen talimatları yerine getirdiğini söyleyen Akkurt, “Savunmaların ve tahliye taleplerinin hiçbir anlamı kalmadı” dedi.

Sosyal Demokrat Avukatlar Derneği BaşkanıKemal Akkurt, Sulh Ceza Hâkimleri'nin ken-dilerini görevlendiren iradenin talimatlarını yerine getirmekle meşgul olduğunu söyledi.

Bugün gelinen noktada ceza alanında çalışan avukatların artık gerçek anlamda ve gönül rahatlığı ile savunmanlık görevlerini yapamadığını belirten Akkurt, “Çünkü özellikle Sulh Ceza Hâkimlikleri'nin tarafsız ve bağımsız hareket ettiklerini söylemek mümkün değildir. Siyasi irade tarafından görevlendirilen bu hâkimlikler, âdeta kendilerini görevlendiren iradenin talimatlarını yerine getirmekle meşguller. Eski DGM'leri ve Özel Yetkili Mahkemeleri mumla aratmaktadırlar. Bu koşullarda avukatlar müvekkillerini gereği gibi savunamamaktadır. Yaptıkları savunmaların ve tahliye taleplerinin hiçbir anlamının olmadığı, en son Hidayet Karaca'nın, Can Dündar ve Erdem Gül'ün hukuksuz olarak tutuklanmalarında ya- şandı. Siyasi iradenin talimatıyla tutuklanan gazeteciler, yine siyasi iradenin olası oluru ile tahliye edilebilirler. Acınacak bir durum bu” dedi.

AVUKATLAR iKTiDARIN EMiR KULU OLMAMALI

Avukatlığın, ancak serbest ve bağımsız olarak yapıldığı zaman gerçek anlamda savunmanlık olacağını da ifade eden Akkurt, bir avukatın medya kuruluşlarına kayyım olarak atanmasını ise şöyle yorumladı: “Bugün geldiğimiz noktada, hükümete yakın avukatların siyasi iradenin emir kulu olarak çalışmasını üzüntüyle karşılıyoruz. Bir Basın-Yayın kuruluşuna el konulmasını ve kayyım atanması suretiyle batırılmasını, hukukun katli olarak görüyoruz. Kaldı ki kayyımın görevi, yayın politikasına karışmak, çalışanların işine son vermek değildir. Kayyım, iyi yönetilmeyen bir şirketi güya daha iyi yönetmek için atanabilir.

AMAÇ MUHALEFETİ SUSTURMAK

Bunun da koşullarının olmadığı, tamamen muhalif basını susturmak için yapıldığı çok açık olarak ortadadır. Bu hukuksuzlukların da iç hukukta düzelmesi, yargımızın bu hâliyle mümkün görülmüyor. Geriye yine ulusal üstü yargı yolu, AİHM'de bu haksızlıklar ve hukuksuzluklar düzeltilecektir.”

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim