• BIST 97.726
  • Altın 145,645
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0008
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 20 °C

Rıza Sarraf'ı Dinlemek Darbe Gerekçesi Sayıldı

Rıza Sarraf'ı Dinlemek Darbe Gerekçesi Sayıldı
4 bakanın rüşvet zanlısı İranlı işadamı Zarrab ile görüşmesinin kaydedilmesi, illegal yollardan Türkiye’ye giren Yasin el Kadı’nın takip edilmesi ve belgesi olmayan ‘Dönemin Başbakanı’ darbe girişimi gerekçeleri arasında yer aldı.

YASİN EL KADI'NIN TAKİP EDİLMESİ DAYANAK YAPILDI

17-25 Aralık yolsuzluk, rüşvet ve kara para aklama soruşturmalarını yürüten polislerden 5’i ‘darbeye teşebbüs’ suçlamasıyla tutuklandı. İstanbul Birinci Sulh Ceza Hâkimliği’nin kararında birbirinden ilginç ve tartışmalı maddeler yer aldı. İranlı işadamı Reza Zarrab ile ilişkileri sebebiyle istifa etmek zorunda kalan 4 bakanın dinlemeye takılması, BM’nin terörü finanse eden kişiler listesinde olduğu dönemde yasa dışı yollardan Türkiye’ye gelen Yasin el Kadı’nın takip edilmesi karara dayanak yapıldı. Kim tarafından hazırlandığı bilinmeyen imzasız bir yazıda geçen ve polislerin reddettiği  ‘Dönemin Başbakanı’ ifadesi de bu maddelerdendi. Ayrıca ‘hedef kişi’ olarak dinlenen şahıslarla yaptığı görüşmelerden şüphelileri yönlendirdiği tespit edilen eski Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın ‘örgüt yöneticisi’ olarak gösterilmesi gerekçeler arasında sayıldı. Tutuklanan isimler arasında eski İstanbul Mali Şube Müdürü Yakub Saygılı ile Yardımcısı Kazım Aksoy da bulunuyor.

Yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarına imza atan polislere yönelik operasyonda tutuklanan emniyetçilere ‘hükümeti devirmeye teşebbüs’ suçlaması yöneltildi. Eski İstanbul mali şube müdürü Yakub Saygılı, yardımcısı Kazım Aksoy, komiserler Mustafa Demirhan, Arif İbiş ve Mustafa Korkmaz’ın tutuklanma kararlarında yolsuzlukla mücadele, ‘darbe teşebbüsü’ olarak gösterildi. Tüm polislere atfedilen ‘casusluk’ suçlaması ise somut delil olmadığı gerekçesiyle reddedildi.

'DÖNEMİN BAŞBAKANI' İFADESİNE İLİŞKİN BİR BELGE SUNULMADI

Tutuklama gerekçesi yapılan ‘Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme’ suçlamasına dayanak olarak, polis tarafından yazılan bir fezlekede yer aldığı iddia edilen ‘dönemin başbakanı’ ifadesi delil sayıldı. Bu iddia önce hükümet medyası tarafından ortaya atılmış, ardından da Tayyip Erdoğan tarafından gündeme getirilmişti. Eski İstanbul Mali Şube Müdürü Yakub Saygılı ve diğer polisler, savunmalarında bu ifadeyi kesinlikle kullanmadıklarını kaydetti. Polislere söz konusu iddiaya ilişkin herhangi bir belge de sunulmadı. Sadece, ‘dönemin başbakanı’ ifadesinin bir bilgisayardan çıktığı anlatıldı. Bahsi geçen belgenin kim tarafından hazırlandığı bilinmiyor. Polislerin hazırladığı imzalı fezlekelerin hiçbirinde söz konusu ifade yer almıyor.

Eski Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın örgüt yöneticisi olarak gösterilmesi de sözde ‘darbe suçu’na dayanak yapılan bir diğer eylem. Ancak polisler savunmalarında Yıldırım’ın hedef şahıs olarak dinlenmediğini, ancak şüpheliler ile irtibat halinde olduğu ve şüphelileri yönlendirdiğinin tespit edildiğini, bu gerekçe ile örgüt lideri olarak gösterildiğini açıklamıştı. 17 Aralık sürecinin ardından istifa etmek zorunda kalan ve rüşvet aldıkları iddia edilen 4 bakanın dinlemeye takılan konuşmaları da sözde darbe teşebbüsünün bir diğer gerekçesi. Hakim kararında, haklarında Meclis’e fezleke hazırlanarak gönderilen eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, İçişleri Bakanı Muammer Güler, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ve AB Bakanı Egemen Bağış’ın da aralarında olduğu siyasilerin Reza Zarrab başta olmak üzere dosyanın şüphelileri ile yaptıkları görüşmeler ‘hükümeti yıkmaya teşebbüs’ suçlamasının delili olarak sunuldu.

YASİN EL KADI’YI TAKİP, HÜKÜMETE DARBE

Bakanlar Kurulu kararı ile Türkiye’ye girmesi yasak olan Yasin el Kadı’nın Haliç Kongre Merkezi’nde yaptığı görüşmelere ait güvenlik kamerası kayıtlarının dosyaya konulması polise yöneltilen bir diğer suçlama. Polisin takibinde olan El Kadı’nın, takip edildiği dönemde yurda girmesi yasaktı. Kadı, Birleşmiş Milletler’in teröre destek veren kişi ve kurumlar listesinde yer alıyordu. Ancak El Kadı, yasaklı olmasına rağmen Atatürk Havalimanı VIP salonundan ülkeye giriş yapıyor ve kendisine Başbakanlık korumaları eşlik ediyordu. Yasin el Kadı’nın, Haliç Kongre Merkezi’nde MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’la bir araya geldiği ortaya çıkmıştı. Yine El Kadı’nın, Erdoğan’la Kısıklı’daki konutunda bir araya geldiği tespit edilmişti.

Sekiz polis tutuklandı

17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarını yürüten emniyet mensuplarına yönelik operasyonda gözaltına alınan 33 polisten 5’i tutuklandı. Operasyon savcısı İsmail Uçar tarafından ‘hükümeti yıkmaya teşebbüs ve casusluk’ suçlamasıyla tutuklanmaları istemiyle Nöbetçi 1 nolu Sulh Ceza Hâkimi Bekir Altun’a sevk edilen eski İstanbul Mali Şube Müdürü Yakup Saygılı, yardımcısı Kazim Aksoy, komiserler Mustafa Demirhan, Arif İbiş ve Mustafa Korkmaz tutuklanarak Metris Cezaevi’ne gönderildi. 1 Eylül pazartesi günü yapılan operasyon kapsamında 33 kişi gözaltına alınmıştı. İlk olarak 17 kişi emniyete sevk edildi. Emniyet müdür yardımcısı Hamza Tosun’un da aralarında olduğu 5 kişi savcılık tarafından serbest bırakılırken 12 kişi tutuklanması talebi ile mahkemeye sevk edilmişti. Mahkeme 5 polisi tutuklarken, 7 kişiyi serbest bıraktı. Emniyete sevk edilen 16 kişilik ikinci grubun ise 8’i serbest bırakıldı. Diğer 8 polisten 5 kişi serbest bırakılırken, 3 kişi ise tutuklandı.

Yolsuzluğa bulaşanlar o kadar rahattı ki, hazırlıksız yakalandılar

Yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarını yürüten ancak ‘darbe’ iftirasıyla haklarında tutuklama kararı çıkan isimler mahkemede 17-25 Aralık operasyonlarıyla ilgili çarpıcı bilgiler paylaştı. Tutuklanarak Metris Cezaevi’ne gönderilen eski İstanbul Mali Şube Müdürü Yakub Saygılı, teknik ve fiziki takip yaptıkları zanlıların yakalanmayacaklarına inandıkları için çok rahat davrandıklarını, bu sebeple de hazırlıksız yakalandıklarını söyledi.

Yakub Saygılı ifadesinin devamında şunları anlattı: “Bu dosyanın casusluk ve darbe ile ilgisi yok. Yaptıkları yolsuzlukların aslında hiç ortaya çıkmayacağına güvenen kişiler hazırlıksız yakalanmaları sebebiyle daha 18 Aralık’ta ‘darbe teşhisi’ koydular. Bu teşhis ile Başbakan’ın söylediklerini doğrulama görevini üstlenen kamu gücünü kullananlar da Başbakan’ı haklı çıkarmak için hedef gösterilen kişiler üzerinden suç tasnifinde bulunmaktadır.” 17 Aralık soruşturmasının yürütüldüğü dönemde dört koldan soruşturmanın deşifre edilmeye ve engellenmeye çalışıldığını belirten Saygılı, “Bunun en somut örneği, dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler’in, il emniyet müdürlüğü makamına gelerek dosya şüphelisi olan Rıza Sarraf’ı (Reza Zarrab) övmesi ve emniyet müdürümüzü Sarraf’ın etkinliklerine katılmasını teşvik etmesidir.” dedi. Yakub Saygılı, dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın yeğeni Ali Erdoğan’ın Jandarma tarafından yapılan bir operasyonda dinlendiğini, bunun üzerine bu operasyonda görev alan tüm jandarma ekibinin sürüldüğünü kaydetti. Çapkın’ın Yalçın Akdoğan’ı arayarak söz konusu bu dinlemenin jandarma tarafından yapıldığını anlatarak, “Bu dinlemeleri polis yapmamış, eğer polis yapmış ise o polisi bulup asalım.” dediğini aktardı. 

 

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim