• BIST 106.764
  • Altın 142,206
  • Dolar 3,5340
  • Euro 4,1188
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 30 °C

Rus Savaş Uçağının Düşürülmesi ve Argüman Savaşları

Rus Savaş Uçağının Düşürülmesi ve Argüman Savaşları
Türkiye-Suriye sınır hattındaki gerginlik, Türk F-16’larının sınır ihlali yapan Rusya’nın SU-24 tipi savaş uçağını düşürmesiyle birlikte Türkiye ile Rusya arasında bir krize dönüştü.

Abdullah TUNÇ / Ankara Strateji Enstitüsü

Her iki taraf da olayın gerçekleşme biçimine ilişkin birbiriyle çelişen açıklamalar yaparak haklılığını savunuyor. Türkiye, savunma hakkını kullandığını iddia ederken, Rusya ise haksız saldırı ile uçağının düşürüldüğünü ileri sürüyor. Dolayısıyla krizin olası sonuçlarından ayrı olarak, şu an Ankara’nın, Moskova ile bir argüman/gerekçe savaşı içinde olduğu söylenebilir.

Krize dönüşen Suriye sınırındaki gerginliğe kısaca bakıldığında; Haziran 2012’de Türk RF-4 savaş uçağının Suriye tarafından düşürülmesinden sonra Türkiye, Suriye sınırındaki tehditlere yönelik angajman kurallarını değiştirerek misliyle karşılık kararı almış ve bu doğrultuda Mart 2014’de sınır ihlali yapan bir Suriye MIG-23’ünü, Mayıs 2015’de ise helikopterini düşürmüştü.[1]

3-4 Ekim tarihlerinde ise Rus savaş uçaklarının Hatay’da Türk hava sahasını ihlal ettiklerinin bildirilmesinin[2] ardından Suriye sınırında geçerli olan angajman kurallarının Rusya’ya karşı da geçerli olup olmadığı konusu gündeme gelmişti. Bu olayda Genelkurmay Başkanlığı bir MIG-29’un Türk F-16’sına füze kilidi attığını açıklamış[3]; ancak, Rus savaş uçağına herhangi bir saldırıda bulunulmamıştı. Bununla birlikte, Rus savaş uçakları benzer bir hava sahası ihlalinde bulunursa gerilimin tırmanma riski yüksekti. Çözüm yerine kötü senaryo gerçekleşti ve Türkiye Rusya’nın savaş uçağını düşürdü. Hatırlatmak gerekir ki Rusya Dışişleri Bakanlığı’nın, 3-4 Ekim’de gerçekleşen sınır ihlalinin bir ihmal olduğunu ve bir daha böyle bir olayın yaşanmayacağını garanti ettiklerini belirtmesine[4] rağmen sınır ihlali yapıldı.

Çelişen Gerekçeler

Türkiye ve Rusya, olayın gerçekleşme biçimine ilişkin farklı iddialar ileri sürüyor. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)’dan yapılan açıklamada “hangi ülkeye ait olduğu bilinmeyen 2 adet SU-24 tipi uçağın Yayladağı-Hatay bölgesinde Türk hava sahasına yaklaştığı, uçakların 5 dakika içinde 10 kez rotalarını değiştirmeleri konusunda uyarıldığı, uyarılara aldırmayan uçaklardan 17 saniye süreyle hava sahasını ihlal edene bölgede devriye görevi yapan iki adet F-16 savaş uçağınca angajman kuralları gereği Türk hava sahasında müdahale edildiği ve uçağın sınırın Suriye tarafına düştüğü” ifade edildi.[5] Dışişleri Bakanlığı da BM Daimi Temsilcisi Halit Çevik imzasıyla BM Güvenlik Konseyi ve Genel Sekreterliği’ne yazılı olarak durumu ileterek konuya ilişkin belgeleri sundu.[6]

TSK’dan yapılan açıklamaya göre Türkiye’nin temel savları şu şekilde:

       i) Rus savaş uçaklarına 5 dakika içinde 10 kez rotalarını değiştirmeleri konusunda uyarı yapıldı

       ii) Uçaklardan biri 17 saniye süreyle hava sahasını ihlal etti

       iii) Türk F-16’ları angajman kuralları gereğince müdahale etti

       iv) Müdahale Türk hava sahasında gerçekleşti; ancak uçak sınırın Suriye tarafına düştü.

Buna karşılık Rusya Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “SU-24 savaş uçağı Türk F-16'sı tarafından 6 bin metre yükseklikte Türk sınırının 1 km dışında düşürülmüştür. Uçuş süreleri boyunca savaş uçaklarımız sınır ihlali yapmamıştır” denildi.[7]

Rusya’nın Türkiye’ye zıt açıklamalar yapmasının ardından Genelkurmay Başkanlığı, yaşanan hava sahası ihlalini gösteren radar kayıtlarını açıkladı. Rus Savunma Bakanlığı ise Türkiye'nin gerçek radar kayıtlarına animasyonla karşılık verdi. Askeri kaynaklara göre Türkiye’nin ayrıntılı ve net radar kayıtlarına karşın Rusya’nın kayıtları “operasyonel açıdan imkânsız tezler ileri sürüyor.”[8] Ayrıca Türk tarafı ihlal üzerine Rus uçaklarına yapılan uyarıyı içeren kaydı açıkladı.[9] Kayıttaki, “Türk Hava Kuvvetleri konuşuyor. Türk Hava sahasına yaklaşıyorsunuz. Rotanızı acilen güneye değiştirin” ifadeleri Türkiye’nin gerekçesi ile örtüşmektedir. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg Rus savaş uçaklarının Türk hava sahasına girdiğini; IŞİD’e karşı oluşturulan Koalisyon Güçleri sözcüsü Col Steve Warren da Türkiye’nin 10 defa Rus uçaklarını uyardığını doğruladı.[10] ABD Başkanı Barack Obama, ve diğer Avrupalı liderler de Türkiye’nin hava sahasını savunma hakkının olduğunu vurguladılar.[11]

Türkiye’nin tezlerinin genel kabul gördüğü söylenebilir. Ancak Rusya’nın propaganda ve psikolojik savaş kabiliyetleri hesaba katıldığında ciddi bir gerekçe savaşı ile karşı karşıya kalındığı anlaşılmaktadır. Bu açıdan uçağın düşürülmesinin ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Türkiye’ye yönelik “Terör işbirlikçileri tarafından sırtımızdan bıçaklandık, Rusya-Türkiye ilişkileri üzerinde ciddi sonuçları olacak” açıklaması[12] psikolojik savaşın ilk ipuçlarıdır. Ankara’nın da bu iddialara karşı girişimlerde bulunarak Rusya’nın Suriye’de Türkmenleri ve sivilleri hedef alması gibi argümanlar geliştirmesi gerekmektedir. Ayrıca uçağı düşürmenin hukuka uygun olduğunu savunan Türkiye’nin, uyuşmazlığı Uluslararası Adalet Divanı (UAD)’ye götürme teklifi de etkili bir adım olacaktır.  

Savaş Uçağını Düşürmenin Hukukiliği

Olayın hukuki boyutuna ilişkin temel olarak iki sorun gündeme gelmektedir: i) Hava sahasının ihlali halinde Türkiye’nin savunma hakkı doğar mı? ii) Bu hakkın sınırları nelerdir?

Öncelikle, uluslararası hukuka göre devletler, kendi ülkelerinde egemenlikleri gereği dilediği düzenlemeleri yapabilir. 1944 tarihli “Chicago Uluslararası Sivil Havacılık Sözleşmesi” (Chicago Sözleşmesi)’nin ilk maddesine göre “devletlerin ülkeleri üstündeki hava sahası üzerinde tam ve münhasır egemenliğe sahip oldukları” kabul edilmektedir.[13] Uluslararası hukukta askeri uçaklarla ilgili düzenlemeler ise her devletin kendisine bırakılmıştır. Dolayısıyla her devlet uluslararası bir yükümlülüğü olmadıkça ülkesi üzerindeki uçuşları istediği gibi düzenleyebilir ve gerektiğinde yasaklayabilir. Bu durum, izinsiz gerçekleştirilen uçuşların egemenliğin ihlali anlamına geleceğini göstermektedir.[14] Ayrıca Türkiye’nin uluslararası ilişkilerinde temel esaslarından biri olan “karşılıklılık ilkesi” gereğince Türkiye hava sahası ihlalinde nasıl bir adım atacağını belirleyebilmektedir.

Angajman Kuralları

Savaş uçağını düşürmenin hukuki olup olmadığının belirlenmesi ve yukarıdaki soruların cevaplanması için özü ve uygulaması itibariyle karmaşık bir kavram olan angajman kurallarının açıklanması gerekmektedir. Uluslararası İnsancıl Hukuk Enstitüsü’nün 2009 yılında yayınladığı Sanremo Angajman Kuralları El Kitabı’na göre angajman kuralları, “yetkili makamlar tarafından verilen silahlı kuvvetlerin amacına uygun hareket etmesi için gereken şartları ve sınırlamaları belirleyen emirlerdir”.[15] Angajman kuralları, idari emirler, operasyonel planlar, daimi emirler ve konuşlanma emirleri gibi çeşitli şekillerde olabilmektedir. Ancak bu kurallar, görevin kendisini veya taktik stratejileri içermemekte; kuvvet kullanma, askeri güçlerin konumlanma ve yerleşmesi gibi durumlar için yetki sağlamaktadır.

Angajman kurallarının uluslararası hukuka ve iç hukuka uygun olması gerekmektedir. Angajman kuralları, uluslararası silahlı çatışmalar hukuku ve insan hakları hukukuna uygun olarak silahlı kuvvetlerin kuvvet kullanmasını sınırlandırmalıdır. Ayrıca angajman kuralları Birleşmiş Milletler (BM) Antlaşması md.2/4’ünde düzenlenen kuvvet kullanma yasağına aykırı olamayacaktır. Burada değinmek gerekir ki angajman kuralları hukuka aykırı eylemleri hukuka uygun hale getirme işlevini görmemektedir.

Angajman kuralları, uluslararası hukuk ve iç hukukta tanınan meşru müdafaa hakkına dayanmaktadır. “Saldırı veya saldırı tehdidi altında savunma amaçlı kuvvet kullanma” olarak tanımlanan meşru müdafaa, silahlı çatışmalar da dâhil olmak üzere her durumda uygulanabilmektedir.[16] Sanremo El Kitabı’na göre angajman kurallarına ilişkin olarak meşru müdafaa hakkı dört aşama için söz konusu olmaktadır: i) bireylerin meşru müdafaası ii) askeri birimlerin meşru müdafaası iii) üçüncü kişilerin meşru müdafaası iv) ulusal (devletin) meşru müdafaa. Konumuzla ilgili olarak ulusal meşru müdafaa BM Antlaşması’nın 51.maddesinde tanınmıştır ve devletin kendini silahlı saldırı veya tehdidi halinde korumasını ifade etmektedir.[17]

Meşru müdafaa hakkının ne zaman doğacağının belirlenmesinde “düşmanca hareket” ve “düşmanca niyet” kavramları öne çıkmaktadır. Sanremo El Kitabına göre düşmanca hareket; bir devlete, bir askeri birliğe veya diğer belirli kişilere veya mallara karşı saldırıda bulunulması veya başka surette kuvvet kullanılmasıdır.[18] Düşmanca niyet ise yakın bir kuvvet kullanma tehdidini ifade etmektedir. Düşmanca niyet kavramının kapsamı konusunda ülkeler arasında farklılıklar bulunmakla birlikte yakın bir tehdidin varlığına ilişkin temel olarak iki şart öne sürülmektedir: i) zarar verme kapasitesi ii) zarar verme niyeti. Sanremo El Kitabı’nda uyarılara rağmen ihlalin devam etmesi düşmanca niyeti gösteren eylemlerden sayılmaktadır.[19] Bu bakımdan Rus uçağının düşürülmesi olayında on defa uyarılmasına rağmen Türkiye’nin hava sahasını ihlal etmeye devam eden Rusya’nın eyleminin düşmanca niyet olarak değerlendirilip Rus uçağının vurulması hukuka aykırı değildir.

Burada akla gelen bir soru meşru müdafaa hakkının uygulanmasında gereklilik ve orantılılık prensibine uyulup uyulmadığıdır. Gereklilik prensibine göre, kuvvet kullanma haricindeki diğer önlemler alınmadan kuvvet kullanmaya başvurulamayacaktır. Eğer diğer önlemler tüketilmişse veya yetersiz kalıyorsa son çare olarak kuvvet kullanılabilir. Meşru müdafaanın orantılı olması ise kuvvet kullanmanın yoğunluk ve süre sınırlarını aşmaması anlamına gelmektedir.[20] Orantılılığın sağlanması için operasyonel durum oluştuğunda askeri güçlerin tehdit eden unsuru uyararak ona çekilme fırsatı tanıması gerekmektedir. Ayrıca, orantılılıktan meşru müdafaa hakkının kullanılmasına neden olan kuvvet kullanma derecesi ile aynı derecede kuvvet kullanılması anlaşılmamalıdır. Meşru müdafaa kapsamında kuvvet kullanılmasının amacı tehlikenin bertaraf edilmesidir.[21] Rus savaş uçağının düşürülme olayında Türk askeri güçleri diğer önlemlerden sonra son çare olarak kuvvet kullanımına başvurmuştur. Bunun yanında tehlikeyi ortadan kaldırma amacının dışına çıkmamış; kapsamlı bir saldırı yaparak orantılılık ilkesine aykırı hareket etmemiştir. Tehdit seviyesi yüksek olan Suriye sınırında Rusya’nın önceki ihlallerden sonra bir daha olmayacağını garanti etmesine rağmen, tekrar hava sahasını ihlal etmesini de meşru müdafaa bakımından hesaba katmak gerekir. 

Rus uçağının düşürülmesinin orantısızlığı iddiasına ilişkin olarak ayrıca, Ege’de hem Yunanistan hem de Türkiye’nin hava sahası ihlallerini birçok kez gerçekleştirdiği, buna karşın orada benzer bir sorunun yaşanmadığı; Suriye sınırında Türkiye’nin Rusya’nın uçağını düşürmesinin ise orantısız olduğu ve meşru müdafaa kapsamında olmadığı iddiaları ileri sürülmektedir. Kabul etmek gerekir ki hem Ege’de hem de diğer bölgelerde bu tür hava sahası ihlallerinde kuvvet kullanma yoluna başvurulmadan gerekli önlemler alınarak sorun çözüme kavuşturulmaktadır. Bununla birlikte, Haziran 2012’de Suriye sınırında uçağının düşürülmesinin ardından Türkiye, egemen hakları çerçevesinde, uluslararası hukuka uygun olarak angajman kurallarını değiştirmiş ve bu durumu devletlerle paylaşmıştır. Türkiye, Suriye sınırında misliyle karşılık prensibini uygulayarak diğer tehdit durumlarında olduğu üzere sınır ihlali yapan Rus uçağını angajman kuralları çerçevesinde düşürmüştür. Ayrıca Türkiye, Rusya’nın önceki hava sahası ihlallerinde uyarılarda bulunmuş ve meşru müdafaa hakkını uygulamayarak sorunu çözmeye çalışmıştır. Ancak uyarılara rağmen egemenliğinin ihlali devam eden Türkiye son çare olarak kuvvet kullanımına başvurmuş ve yalnızca tehlikeyi bertaraf etmiştir. Bu açıdan Türkiye’nin gereklilik ve orantılılık şartlarını sağladığı görülmektedir. Bu nedenle Türkiye’nin yalnızca Rusya’ya hasmane bir tutum takındığı ve uçak düşürmenin haksız olduğu iddiaları yerinde değildir.

Tekrar Hava Saha İhlali Olursa Ne Olacak?

Bundan sonra Rus savaş uçakları Türk hava sahasını ihlal ederse ne olacak? Türkiye angajman kuralları çerçevesinde uyarıda bulunduktan sonra tehditleri ortadan kaldırma tutumunu sürdürecektir. Böyle bir durumda hava saldırı füzeleri bulunan Rusya’nın ise eli kolu bağlı bekleyeceği düşünülemez. Rusya savaş uçaklarını korumak için karşı saldırı dâhil olmak üzere farklı yollara başvurabilir. Nitekim savaş uçağının düşürülmesinin akabinde Rusya, donanmasının en büyük hava savunma amaçlı iki gemisinden biri olan “Moskova’yı” Türkiye-Suriye karasularının birleştiği noktada konuşlandırıyor.[22] Dolayısıyla Rus savaş uçaklarına yönelik bir tehdit veya Türk savaş uçaklarının Suriye hava sahasını ihlal etmesi halinde, Rusya hava savunması ile karşılık verebilir. Türkiye’nin IŞİD’e karşı Suriye’de hava operasyonlarına devam edeceği düşünüldüğünde riskin boyutları daha iyi anlaşılmaktadır.  

Sonuç olarak, Rus savaş uçağı SU-24’ün Türk F-16’larınca düşürülmesinin ardından Türkiye’nin Rusya ile argüman savaşı içine girdiği görülüyor. Türkiye yukarıda açıklandığı üzere uluslararası hukuka uygun hareket etmiş ve olay sonrasında gerektiği şekilde davranmıştır. Türkiye’nin tezleri güçlü olmakla birlikte Rusya’nın siyasi meşruiyet üzerinden bir psikolojik savaş yürüteceği anlaşılıyor. Bu nedenle Türkiye’nin gerçekleştirmiş olduğu hukuka uygun eylemini ardından atacağı adımlarla desteklemesi gerekiyor.

 

[1] http://www.al-monitor.com/pulse/tr/originals/2015/10/turkey-russia-syria-intervention-increasing-risks-air-combat.html

[2] http://www.mfa.gov.tr/no_-269_-05-ekim-2015_-rusya-federasyonu_na-ait-ucagin-hava-sahamizi-ihlali-hk_.tr.mfa

[3] http://www.ntv.com.tr/turkiye/tskmig-29-tipi-ucagin-tacizi-4-bucuk-dakika-surdu,Z-GfN77VPU2kCUrDXNcidg

[4] http://www.bestarss.com/news/nato-rusyanin-kazara-ihlal-aciklamasi-gercekci-degil

[5] http://www.tsk.tr/3_basin_yayin_faaliyetleri/3_1_basin_aciklamalari/2015/ba_97.html

[6] http://aljazeera.com.tr/haber/turkiyeden-bmye-mektup

[7] http://eng.mil.ru/en/news_page/country/more.htm?id=12066651@egNews

[8] http://www.ntv.com.tr/dunya/rusyadan-turkiyeye-animasyonlu-yanit,C6SxZhwaxEWDY0rkTh1ymw

[9] http://www.haberturk.com/gundem/haber/1158065-rus-ucaginin-uyarilmasi-kayitlara-gecti

[10] http://www.bbc.com/news/live/world-middle-east-34908469?ocid=socialflow_twitter

[11] http://thehill.com/blogs/blog-briefing-room/news/261198-obama-turkey-has-right-to-defend-its-airspace

[12] http://www.diken.com.tr/223122-2/

[13]https://www.tbmm.gov.tr/tutanaklar/KANUNLAR_KARARLAR/kanuntbmmc027/kanuntbmmc027/kanuntbmmc02704749.pdf

[14] http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2013-109-1329

[15)Sanremo Handbook on Rules of Engagement, http://www.iihl.org/iihl/Documents/ROE%20handbook%20ENG%20May%202011%20PRINT%20RUN.pdf,  s. 1

[16] Sanremo Handbook on Rules of Engagement, s. 3

[17] Sanremo Handbook on Rules of Engagement, s. 3

[18] Sanremo Handbook on Rules of Engagement, s. 82

[19] Sanremo Handbook on Rules of Engagement, s. 22

[20] İsmail Pamuk, Angajman Kuralları: Tanımı, Kapsamı Ve Uygulanmasına İlişkin Bir İnceleme, MHB, Yıl 32, Sayı 2, 2012, s. 127

[21] Pamuk, a.g.m, s. 127

[22] http://t24.com.tr/haber/savas-gemisi-moskova-turkiye-suriye-karasularinin-birlestigi-noktada-konuslandirilacak,317886

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim