• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 3 °C
  • Ankara -6 °C

Saldırganlara Garanti Vermişler; "Emniyette Çayınızı İçer Çıkarsınız"

Saldırganlara Garanti Vermişler; "Emniyette Çayınızı İçer Çıkarsınız"
Hürriyet yazarı Ahmet Hakan’a saldırının faillerinden Kamuran Ergin, saldırı için kendilerine 100 milyar lira (100 bin TL) teklif edildiğini iddia etti.

Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ndeki çapraz sorguda, saldırıya katılan dört şüpheli de, nasıl azmettirildikleri, Ahmet Hakan’ın evi önünde nasıl keşif yaptıkları, saldırıyı nasıl planladıkları konusunda benzer ifadeler verdiler. Ancak hepsi İstanbul Adliyesi’nde ifade değiştirip polis ifadelerini reddetti. Ahmet Hakan’ın kösele ayakkabıyla kayıp başını çarptığı hikâyesini bile uydurdular.
Poliste verdikleri ifadeler özetle şöyle:

SADECE DARP EDECEĞİMİZ İÇİN KABUL ETTİM

KAMURAN ERGİN: “Bayram arefesinde, Uğur Adıyaman gece beni aradı. Kısa sürede Fuat Elmas ile geldi. Arkalarından Ahmet Şengüler, sonra Soner ve Dehşet isimli arkadaşlarım da geldi. Uğur, kısa bir süre önce Fuat’la ikisini Kayışdağı’nda bir yere götürdüklerini, gözünü bağlayıp kendisini mahzenimsi bir yere indirdiklerini söyledi. Kendisini şube müdürü olarak tanıtan bir kişi, Ahmet Hakan ile sıkıntıları olduğunu, bu adamı dövüp bırakmaları gerektiğini, bu işin karşılığında 100 milyar lira (100 bin TL) vereceklerini, ayrıca Osmanlı Ocakları İlçe Başkanlığı’nı ona Nezir isminde birinin ayarlayacağını söylemiş. Fuat ve Ahmet teklifi kabul etti. Alkol ve uyuşturucunun etkisindeydim. Durumum kötü olduğu için ve sadece darp edeceğimiz için kabul ettim. Olaydan sonra Organize Şube’ye geldiğimizde konunun önemini anladım. Uğur’un daha önce söylediği bu iş devletten geldi, emniyette sıkıntı olmayacak, çayımızı sigaramızı içip ifademizi verip gideceğiz demesinin yalan olduğunu anladım. 

2-3 GÜN İÇİNDE BİTİRİN BİZE PAKETİ VERECEKLER

FUAT ELMAS: (Saldırı talimatını 23 Eylül’de, Uğur Adıyaman’la birlikte gittikleri, emekli polis memuru Yahya Kemal Gezer’in Fatih’te işlettiği Rüzgar Kafe’de aldıklarını belirterek), Gezer, dövülecek bir adam var dedi. Kim olduğunu sorunca ‘Gazeteci Ahmet Hakan. Şehitlere ölü diyor. Oyum HDP’ye diyor. Tahrik ediyor. HDP’ye o verilmesi için teşvik ediyor. Bunun indirilmesi lazım. Bu akşam talimat verildi. İşin içinde MİT var. Emniyet var. Reis var. Bu işi 2-3 gün içinde bitirin bize paketi verecekler’ dedi. Paketi getirecek kişileri sorduğumuzda bize ‘Kanlıca’dan talimat geldi’ dedi.

Ahmet Hakan’ın evinin çevresinde keşif yaptık. Gezer, 30’u akşamı işi biteremediğimiz için kızdı. ‘Yapamayacaksanız başkasına veririm’ dedi. ‘Bu akşam 23.30’da programı bitiyor. Programdan sonra bu işi bitirin’ diye talimat verdi. Ahmet’i, televizyonda Ahmet Hakan’ı tanıdığı için diğer çıkışa koyduk. 24.00 sıralarında Ahmet Hakan araçla çıkış yaptı. Nişantaşı’ndaki evine kadar takip ettik. Durduğunda, Uğur arkadan hafifçe vurdu. Araçtan önce koruması, sonra Ahmet Hakan ardından da şoförü çıktı. Ahmet Hakan bize ‘Bir şey var mı?’ diye sorduğunda, Ahmet itti. Dükkânın kepenklerine çarptı. Kamuran, korumasını tutarak silah çekmesini engelledi. Sonra olay yerinden ayrılıp, Yahya Kemal Gezer’in yanına gittik.”

İŞSİZDİM, ‘YAPARIZ’ DEDİM

AHMET ŞENGÜLER: Uğur Adıyaman, Anadolu yakasında bir yere gittiklerini, burada Ahmet Hakan’ı dövmeleri için bilgi aldığını, bu iş için yüz milyar para (100 bin TL) vereceklerini, iş bitince de iş olanağı sağlanarak kendisine dükkân açacaklarını söylediklerini anlattı. İşi kabul ederek ‘Yaparız’ dedim. İşsizdim, paraya ihtiyacım vardı. Uğur Adıyaman’la arefe günü (23 Eylül) buluştuk. Bayramın birinci günü Nişantaşı’nda Ahmet Hakan’ı aramaya başladık. Normalde tanımam. Şahıs hakkında internet üzerinden çalışma yaptım. Hürriyet gazetesinde köşe yazarlığı yaptığını, CNN Türk’te programının olduğunu öğrendim.

Nişantaşı’nda Ahmet Hakan’ı dövmek için bayram boyunca nöbet tuttuk. Bir haberde Ahmet Hakan’ın bayram tatili için Balıkesir’e gittiğini okuduk. Uğur ve Fuat’la birlikte  ‘Daha sonra bakarız’ diye ayrıldık. Bayramın üç ve dördüncü gününde de sabaha kadar nöbet tuttuk, Ahmet Hakan’ın kullandığı aracın plakasını tespit ettik.

Bayramın ikinci günü eski özel harekâtçı polis Gezer’in kafesinde Nezih Özbirinci ile görüştük. Nezih isimli şahıs bize Osmanlı Ocakları gibi bir şeyden bahsetti. MHP’den daha iyi olacak dedi. Sürekli olarak devlet meselelerinden bahsediyordu. Ben bu konuşmalardan Ahmet Hakan isimli şahsın darp edilmesini olayını Uğur’a veren şahısların bu şahıslar olduğunu düşündüm.

OTOBÜS DURAĞINDA BEKLEYİP TAKİP ETTİK

Olay gecesi CNN Türk’ün önüne gidip otobüs durağında bekledik. Aracın dışında bekleyen Kamuran arayarak Ahmet Hakan’ın olduğu aracın çıktığını söyledi. Nişantaşı’ndaki evine kadar takip ettik. Araç önümüzde durdu. Ahmet Hakan’ın olduğu araca hafiften çarptık. Amacımız tantana yaratarak şahsı darp etmekti. Ahmet Hakan araçtan inerek binanın kapısına doğru koşmaya başladı. Ben de  araçtan inerek hızla peşinden koşmaya başladım. Ahmet Hakan kaldırıma takılarak yere düştü. Daha sonra kalktı. Tekrar koşmaya başladı. Ben de kaçmasın diye kovalamaya başladım. Yaklaşınca elimle ittim. Yoldaki park halinde bulunan araca çarparak düştü. Ben de koşarak olay yerinden ayrıldım. İlk bulduğum taksiyle Cerrahpaşa’ya gittim. Uğur bana Ahmet Hakan’a iyi vurup vurmadığımı, kendisine zarar verip vermediğimi, burnunu kırıp kırmadığımı sordu. Ben de vurmaya fırsatımın olmadığını, vuramadığımı söyledim.

NEZARETHANEDE KAZA İÇİN DİYELİM DİYE ANLAŞTIK

Teslim olduktan sonra nezarethanede Ahmet Hakan’ı trafik kazası sonrası darp ettiğimizi söylemeye karar verdik. Asayiş Şube’den Organize Şube’ye gönderildik. Uğur bize, bu işi devlet için yapacağız. Devlet sizi boş bırakmaz. Ahmet Hakan vatan haini. Siz hayırlı bir iş yapacaksınız. Devlet sizi boş bırakmaz demişti. Fakat işlerin böyle olmadığını gördüm. Uğur’a bizi nasıl bir işe soktun diye kızdığımda Uğur bana anlattığı her şeyin yalan olduğunu, bizi buradan kurtaracak şeklinde kimsenin bir şey demediğini, bizi ikna etmek için bu tip yalanları söylediklerini, aslında ‘Rüzgâr Kemal’ isimli şahsın planlayıp Uğur’a yapmasını söylediğini anlattı. Ben de Uğur’a olay nasıl olduysa aynen anlatacağım ve herkes başının çaresine baksın dedim.” 

‘Oyuna getirdi’

Kamuran Ergin ifadesinde “Rüzgâr Kemal isimli şahıstan (Kafe sahibi, emekli özel harekâtçı polis memuru Yahya Kemal Gezer) bizi böyle bir oyuna getirdiği için davacıyım” dedi.

UĞUR ADIYAMAN: “Gezer beni Rüzgar Kafe’ye çağırıp Ahmet Hakan’ın fotoğrafını gösterdi. ‘Uğur bunu bizim dövmemiz lazım. Bir daha yazı yazamayacak hale gelecek şekilde kolunu bacağını kırmamız lazım’ dedi. Bu adam vatan haini, hükümeti devirmek için her şeyi yaparak bizi bölmeye çalışıyor. Türkü Kürde, Kürdü Türke kırdırmaya çalışıyor’ dedi. ‘İşimiz, gücümüz var’ dedim. Bana ‘Bu adam zaten vatan haini, kimse arkasında durmaz. Siz rahat olun. Emniyette çayınızı, çorbanızı içer, ifadenizi verir çıkarsınız. Emniyet, devlet, halk hepsi size kucak açacak’ dedi. Bunu kimin istediğini sordum. ‘Büyüklerimiz. Devlet büyüklerimiz. Önemli kişiler işin içinde. Onlar bize sahip çıkacaklar’ dedi.

Olaydan sonra Rüzgar Kafe’ye gittip Yahya Kemal Gezer’le buluştuk. Kemal Abi ‘Bir avukat ayarlayalım’ dedi. Kafeye bir avukat arkadaşını çağırdı. Avukat, bu işe yanaşmamaları gerektiğini, yoksa kendilerinin üzerine kalacağını söyledi. Nezih Özbirinci Rüzgar Kafe’de bana, ‘Bu önemli bir konu. Emir en tepeden geliyor’ dedi. ‘Devlet şimdiye kadar yanlış polislere, paralelcilere güvendiği için yanlış yaptığını anladı. Bizim kıymetimizi de şimdi anladılar’ dedi.”

PKK KIYAFETİ GİYDİM

Uğur Adıyaman’a savcılıkta, PKK terör örgütü üyesi olduğu iddiaları soruldu. Van Gevaşlı olan Uğur Adıyaman, “2 yıl önce anne babamı ziyaret için Van’a gitmiştim.  Akrabalarım ‘festival var’ dediler. Üzerimde görülen PKK kıyafetlerini rahat olur diye verdiler, giydim” yanıtı verdi.

Adliyede değiştiler

Ahmet Hakan’ın avukatı Aslı Kazan Gilmore, zanlıların ifade değişikliğini şöyle değerlendirdi: “Biz, özellikle soruşturmanın Çağlayan Adliyesi bölümünün sağlıklı yürütülmediği kanaatindeyiz. Şüpheliler, Emniyet’te avukat huzurunda verdikleri ifadelerinde, bu saldırının kimlerce, nasıl planlandığını, talimatın kim tarafından verildiğini ve ne vaat edildiğini ayrıntılı olarak anlatmışlardır. Emniyet’te birbirleriyle hiç görüştürülmemiş olan 4 şüphelinin ifadeleri tutarlıdır. Kendilerini azmettiren şahıstan şikâyetçi olmuşlardır. Ancak ne olduysa Çağlayan Adliyesi’ne getirildikten sonra şüpheliler geri adım atmışlardır. Sulh ceza yargıcı, 7 şüpheliyi birden duruşma salonuna almıştır. 4 şüpheli önceki ifadelerini yalanlamışlardır. Bu olayın arkasındaki güç saklanmaya çalışılıyor.”

Ahmet Hakan’a saldıran dört kişinin ifadelerinde geçen emekli  polis memuru Yahya Kemal Gezer’in işlettiği Rüzgar Kafe, Vatan Caddesi’ndeki Emniyet Müdürlüğü’ne tam 170 metre uzakta. Zanlıların polis ifadelerinde, kendilerini azmettirdiğini ileri sürdükleri Gezer, poliste tüm suçlamaları reddetti. Olaydan sonra Rüzgar Kafe’ye gelen şahıslara teslim olmaları için telkinde bulunduğunu anlattı, “İftiralardan şikâyetçi olacağım” dedi.

Eve ziyaretçi akını

30 Eylül çarşamba gecesi kendisini Bağcılar’daki televizyon binasından Teşvikiye’deki evinin önüne kadar takip eden 4 kişinin saldırısına uğrayan Hürriyet gazetesi yazarı Ahmet Hakan’ın evi, olayın ardından beşinci günde de ziyaretçi akınına uğradı. Ziyaretçiler arasında CHP Genel Başkan yardımcıları Erdoğan Toprak, Enis Berberoğlu ve Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü ile eski Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül de vardı. Erdoğan Toprak, ziyaret sonrası,  “Yargıya güvenimizi devam ettirmek istiyoruz. Yargının adalet terazisinin bozulmamasını istiyoruz. İlk ipuçları çok olumlu değil” dedi. Sarıgül de “21. yüzyılda bu tip olayları doğru bulmuyorum. Fikirler asla ve asla kaba kuvvetle susturulamaz” diye konuştu

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel de Hakan’a yolladığı geçmiş olsun mesajında “Şahsınızı hedef alan bu saldırı amacına ulaşamayacak, sadece demokrasiye ve özgür basına bağlılığımızı güçlendirecektir” dedi.  

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim