• BIST 106.663
  • Altın 143,662
  • Dolar 3,5540
  • Euro 4,1354
  • İstanbul 33 °C
  • Ankara 29 °C

Sami Selçuk: Gerçek Yargıçlar Sadece Hukuk Önünde Baş Eğer

Sami Selçuk: Gerçek Yargıçlar Sadece Hukuk Önünde Baş Eğer
Prof. Dr. Sami Selçuk, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini mevcut anayasaya aykırı buluyor. Cumhurbaşkanı’nın ‘beni halk seçti’ diye çizgilerin dışına çıkmaya başladığını ama haklı olmadığını söylüyor.

Yargıtay Onursal Başkanı Prof. Sami Selçuk’a göre, eski cumhurbaşkanları Süleyman Demirel, Ahmet Necdet Sezer ve Abdullah Gül anayasaya bağlıydı.

 

Selçuk, özel hayatı ve geçmişine dair samimi açıklamalar yaptı.

 

Bu devirde adaletin ve demokratik değerlerin savunuculuğunu yapmak ateşten gömlek giymek demek. Neden böylesi zor ama erdemli bir duruş sergilemeyi seçtiniz?

 

Gerçek yargıçlar sadece hukuka baş eğer ama baş verme pahasına hiçbir güce baş eğmezler. Bende de yargıçlık mesleğim ve bilim insanı olmam sebebiyle tarafsız, objektif ve hasbi bir şekilde hukuka uygun adalet dağıtma ve bilim yapma yaşam biçimi haline geldi. Kişilerin yaşam biçimi, dini inancıyla, dünya görüşüyle ilgili değilim. Benim işim, o kişinin davranışının salt hukuk düzgülerine, normlarına göre değerlendirilmesidir. O kişi ister cumhurbaşkanı, ister sokaktaki sade bir insan, ister Müslüman, ister Musevi, ister dinsiz olsun. Benim için fark etmez. Ancak Stalin döneminde Rusya’da, Hitler döneminde Almanya’da insanların yaşam biçimiyle ilgilenirdi hukuk. Stalin döneminde, emekçi suçlu olamazdı. Yahut Hitler döneminde, Yahudiler doğuştan suçluydu. Yani failin yaşam biçimi önemliydi. Fail ceza hukuku geçerliydi. Söz gelimi, Doğu Almanya Halk Cumhuriyeti Adalet Bakanı Max Fechner, 1951 yılında Yargıtay üyelerine yaptığı konuşmada, emekçi sınıfına mensup bir kimsenin eyleminin biçimsel olarak suç oluştursa bile tehlikeli ve kusurlu sayılamayacağını belirtmiştir. Bugün ise fiil ceza hukuku geçerlidir, fail ceza hukuku değil.

 

Bir dönem adınız Cumhurbaşkanlığı ile anılmıştı. Fakat sonrasında o defter kapandı. Neler yaşandı o süreçte?

 

Yargıtay Başkanı iken, 1999 yılında yapacağım adli yıl açılış konuşmamın metnini önceden güvendiğim üç yakın arkadaşıma verdim, okudular. “Bu konuşmayı yapma. Cumhurbaşkanlığı için yargı başkanları güçlü birer adaydır. Yaparsan o yol kapanır.” dediler. Ben de onlara “Peki bu konuşma bilimsel açıdan doğru mu değil mi?” diye sordum. “Evet, doğru, bilimsel.” dediler. Ben de “Bilimi, kişisel çıkarlarıma feda edemem.” dedim ve o konuşmayı yaptım. Üç yakın arkadaşımdan ikisi sağdır ve buna tanıktır. Askerler bana karşı çıktılar.

 

DEMİREL, SEZER VE GÜL ANAYASAYA BAĞLI KALDI

 

Süleyman Demirel, Ahmet Necdet Sezer ve Abdullah Gül’ü de tanıyorsunuz. Erdoğan onlara nazaran ‘terleyen’ bir cumhurbaşkanı. Sizce hangisi daha iyi?

 

İyi, kötü değerlendirmesi yapamam ama Demirel, Sezer ve Gül Anayasanın çerçevesinde cumhurbaşkanlığını yürüttü. Anayasa değişmeden, ‘Beni halk seçti’ diyerek, Anayasayı çiğneyerek cumhurbaşkanlığı yapamazsınız. ‘Bunun çerçevesini çizelim’ diyorlar, çizemezsiniz. Anayasa değişmeden bu iş olmaz. Bugünkü koşullar altında da Anayasanın değişmesi doğru değildir. Çünkü cumhurbaşkanının sergilediği tutumlara bakarak, demokratik açıdan geleceği pek parlak görmüyorum.

 

Sorun cumhurbaşkanını halkın seçmesinde mi?

 

Bugünkü parlamenter sistem içerisinde Cumhurbaşkanını halkın seçmesi doğru değildi. Eğer halk seçecekse anayasanın da ona göre yapılması gerekirdi. Türkiye’de tersi yapıldı. Anayasaya rağmen halk tarafından bir cumhurbaşkanı seçildi. Cumhurbaşkanı da anayasaya rağmen ‘Beni halk seçti’ diye çizgilerin dışına çıkmaya başladı. Elbette haklı değil. Her şeye rağmen, hukukun üstünlüğüne, dolayısıyla Anayasanın kendisini bağladığına inanması ve o çerçevede davranması gerekirdi. Demirel’i, Özal’ı, Sezer’i halk seçerek cumhurbaşkanı yapsaydı bile böyle davranmazlardı. Hukuka uygun davranmak aslında toplumda ve toplumla birlikte gelişin bir bilinç sorunudur. Hukuk bilincinin gelişmediği ülkelerde böyle tartışmalar sık sık yaşanır. Hukuk bilincinin geliştiği ülkelerde zaten toplum buna izin vermez. Günümüzün gelişmiş ülkelerinde çoktan ‘gün ışığında demokrasi’ye (démocratie à ciel ouvert) geçildi. O ülkelerde bırakınız anayasaya, sıradan yasalara bile uygun davranamayan siyasetçiyi bir gün bile yaşatmazlar. Gün ışığındaki demokrasinin çapıcı bir uygulamasını örnek vereyim size. İtalya’da Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun görüşmeleri halka açıktır. Hakkında disiplin işlemi yapılacak olan bir yargıç ya da savcı bile gelip bu görüşmeyi izleyebilir.

 

Kaynak: Esat Düzen / Yeni Hayat

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim