• BIST 82.130
  • Altın 147,965
  • Dolar 3,7924
  • Euro 4,0583
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 4 °C

Seçim Sistemimizin Tek Sorunu Yüzde 10 Barajı mı?

Seçim Sistemimizin Tek Sorunu Yüzde 10 Barajı mı?
Seçim sistemleri demokrasilere öncelikle iki temel ilke ile tesir eder. Temsilde adalet, yönetimde istikrar. 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında şekillendirilmeye başlanan yeni seçim sistemi Türkiye'de öncelikle istikrarı garanti altına almayı hedefliyordu.

DOÇ. DR. SAVAŞ GENÇ*

Cumhurbaşkanı'nı bile seçemeyen meclis, çoklu koalisyonlar, milletvekili transferleri ile kurulan istikrarsız hükümetler gibi genç bir demokrasinin taşıyamayacağı kadar büyük sorunları aşmak için uzun seneler temsil hüviyetinden taviz vermek sureti ile yüzde 10 gibi eşi benzeri olmayan bir seçim sistemi ile parlamentomuzu oluşturduk. Aynı zamanda Kürt partileri ile İslamcıların siyasal katılımına mani olmayı da amaçlayan yüzde on barajı bir müddet sonra bizatihi bu akımları hayata bağlayan yaşam pınarına dönüştü. Daha az artı ve daha ziyade eksileri ile uzun seneler parti sistemimizi yüzde on barajı şekillendirdi.

Yüzde on barajının seçmen tercihlerine etkisinin zirve yaptığı tarih 2002 seçimleridir. AKP ve CHP hariç tüm partiler baraj altında kalırken bağımsız adaylar haricinde Meclis kapıları kitlelere kapanmıştı. Kullanılan oyların yüzde 40'tan fazlası Meclis'te temsil şansı yakalayamazken, temsilde adalet ilkesi hiç olmadığı kadar ihlal edilmişti. 2002 seçimleri akabinde Türkiye'de merkez sağ partiler tarihe karışırken, seçmen tercihlerinde büyük değişimler vuku bulmaya başladı. Kutuplaşma siyasetine zemin hazırlayan ve çoğulcu demokrasinin önünde çok büyük bir engel olarak duran bu sistem miadını uzun süre önce doldurdu. Dünyada eşi benzeri olmayacak kadar yüksek bu barajla Türkiye zamanında vedalaşamadığı için seçmen, bir müddet sonra stratejik oy kullanarak yüzde on barajını kendi yöntemleri ile devre dışı bırakmayı başardı.

Yüzde 10 barajını seçmen kaldırdı

7 Haziran 2015 genel seçimlerinde yüzde on barajının son kez kullanılacağını iddia etmiştik. Bu tahmini yaparken Türkiye'deki karar alıcıların demokrasi hassasiyetlerinin artarak temsil gücü daha yüksek bir seçim sistemi talep edeceklerini düşünmediğimi hepiniz tahmin etmişsinizdir. Türkiye'de ilk defa yüzde on barajının en büyük kaybedeni seçimlerden birinci çıkan parti AKP oldu. Dengeli bir parlamento ve tek başına AKP iktidarını bitiren bir seçim sonucu için kitleler sırf baraja en yakın aktör olduğu için, hiç inanmadıkları bir parti HDP'ye destek verdiler. Şayet seçim öncesi AKP kurmayları yeterli öngörüye sahip olmuş olsalar ve yüzde on barajını yüzde beşlere çekmeyi başarabilselerdi, HDP'nin bu kadar büyük bir oy oranına ulaşması mümkün olmayabilirdi. Seçim öncesinde “Barajı biz mi getirdik ki, kaldıralım. Biz de o barajla kurulduktan çok kısa bir süre sonra iktidar olmuştuk” savunmasını yapan AKP yöneticilerinin barajı indirme saikleri demokrasi hassasiyetlerinden ziyade HDP'nin abartılı başarısı olduğunu görmemiz gerekiyor. AKP'nin temel motivasyonu katılımcı demokrasi olsa barajı çok daha önce yüzde beş gibi makul bir seviyeye indirir ya da katılımcı ve çoğulcu bir demokrasi için aşağıdaki önerilerimizi dikkate alırdı.

Aday belirleme süreci baraj kadar önemli

Seçim sistemimizin görünen en büyük sorunu yüzde on barajı, diğer büyük sorunları gölgelemektedir. Türkiye'de siyasetin güçlü partiler çıkartamamasının en büyük sebebi, güçsüz ve gelecekleri genel başkanlarının iki dudağı arasında olan vekillerdir. Gelişmiş demokrasilerde vekil adaylarının tamamı olmasa da çok büyük çoğunluğu ön seçimle parti teşkilatı tarafından belirlenir. Ön seçimle gelen vekil öncelikle seçim bölgesine karşı sorumluluklarını yerine getirme ve tekrar aday olabilmek için genel başkanın arzu ve isteklerinden önce parti teşkilatı ile kendi tabanının taleplerini dikkate almak zorundadır. (Kısmen de olsa CHP hariç) Türkiye'de ön seçim yapmayan partiler, teşkilatın gazını almak, kısmen de eğilimlerini tesbit etmek için temayül yoklamaları yapar. Bu yoklamaların sonuçlarını bile teşkilata açıklamayan genel merkezler, kurdukları lider sultasının kusursuz işlemesi için çoğulcu demokrasiye ihanet etmektedirler. Meydanlarda “sandıktan mı korkuyorsunuz” diye naralar atan liderler, parti içi demokraside sandıktan korkmakta olduklarını itiraf edemeyecek kadar çaresiz ve birbirleri ile dayanışma içindedir. Ön seçim hususunda bu kadar iddialı bir çıkış yapmamıza rağmen bir hususun altını çizelim; vekil listelerinin tamamı ön seçimle belirlenmek zorunda değildir. Parti yönetiminin ihtiyacı olduğunu düşündüğü ve siyasetten uzak uzman isimleri aday gösterebilecekleri kontenjanlarının olması doğaldır.

Tercihli oy, rekabet ve kaliteyi artırır

Türkiye'de en son 91 seçimlerinde uygulanan tercihli oy listeler üstünde genel merkez sultasını kıran çok önemli bir enstrümandı. Partilerin son şeklini verdikleri listeler seçmen önüne geldiğinde önce tercih ettiği partiye evet mührünü vuran seçmen, daha sonra o partinin vekil listesinden dilediği bir isme tekrar mühür vurarak seçime çok daha aktif iştirak etmiş oluyordu. Tercihli oy sistemi sayesinde partilerin ortaya koydukları listeler üstünde seçmenin belirleyici olması daha güçlü vekillerin Meclis'e girmesine vesile olmuştu. Temsili demokraside vekalet verdiğimiz adayların sadece genel başkanların kontrolünde olması kabul edilemez, antidemokratik ve siyasal sistemimizin yeterince tartışmadığımız temel sorunlarındandır. Genel başkan demokrasisi diyebileceğimiz parlamenter sistemimizin demokratik seviyesini taçlandırmak için yüzde on barajını kaldırırken mutlaka seçim sisteminin kalitesini artıracak farklı enstrümanlara da şans tanınmalı. Demokratik ilkelere sığınarak, sadece tekrar tek parti iktidarı çıkartmak üzere seçim sisteminin aritmetiği ile oynamak demokrasi çıtamızı yükseltmez. Seçim sistemlerinin AKP'yi her halükarda tek başına iktidar yapmaktan farklı görevleri vardır.

*Fatih Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim