• BIST 106.474
  • Altın 151,840
  • Dolar 3,6440
  • Euro 4,3033
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 3 °C

Şehit Ailelerinde Gözaltı Korkusu

Şehit Ailelerinde Gözaltı Korkusu
Erzurum'da iki ‘Mehmed' şehit düştü geçen hafta. Karaçoban'da jandarma er Recep Beycur ve Narman'da uzman erbaş Batıkan Avcı. Şehit er Recep Kürt'tü, uzman erbaş Batıkan ise Türk.

“Dayım, Erdoğan'ın saltanatı için tutuklandı. Biz de can korkusundan evimizden çıkamıyoruz. Ne dedik? Suçumuz ne? ‘Analar ağlamasın' dedik. Suçumuz bu mu? Can korkusu yaşamamızın nedeni analar ağlamasın dememiz mi? ‘Çözüm' dedi, ne güzel savaş bitmişti. Sonra bizi birbirimize kırdırmaya başladılar.”

Şehit yakını, devletten neden korkar?

Erzurum'da iki ‘Mehmed' şehit düştü geçen hafta. Karaçoban'da jandarma er Recep Beycur ve Narman'da uzman erbaş Batıkan Avcı. Şehit er Recep Kürt'tü, uzman erbaş Batıkan ise Türk. İki köyde de taziye evi kuruldu. Narman'daki cenaze evinde acının yanında yerel yöneticilerin ‘siyaset yapmayalım' diyerek bastırmaya çalıştığı bir öfke vardı. Karaçoban'da ise art arda gelen tutuklamalarla artan çaresizlik ve isyan. Narman ve Karaçoban'a gittik, şehit cenazelerine, taziye evlerine sinen ‘devlet korkusunu', şehit ailelerinin ‘Yeter artık, canımızı mı alacaksınız?' isyanını dinledik.

Başınız sağ olsun. Köye operasyon yapıldı diye duydum. Doğru mu?

Evet, sabaha karşı köyü jandarma bastı. 2 kişi daha gözaltına alındı. Konuşacak çok şey var ama… İnsan derdini tam anlatamıyor, çünkü başına ne geleceği belli değil.

Geçen hafta şehit veren köyde kimleri neden tutukladılar?

Kazım İpek, şehit cenazesinde Cumhurbaşkanı'na hakaretten tutuklandı. Önceki gün tutuklanan iki kişi ise parti DBP üyesiydi. Geçen hafta cenazede şehit yakınlarının devlete tepkileri olmasa bu operasyonu yapmazlardı.

(Şehit er Recep Beycur'un amcaoğlu) Ömer Bulur: Ben de TEM'de 2,5 saat ifade verdim. 4 suçtan yargılanmamı istediler. Devlet büyüklerine itaatsizlik, halkı askere göndermemeye teşvik, tehdit ve Cumhurbaşkanı'na hakaret… Erzurum'a mahkemeye sevk ettiler, ‘hayati tehlikem var, Erzurum'a gidemem' dedim. Dava Hınıs'ta görülecek.

(Ömer Bulur'un kardeşi) Ersin Bulur: Hocam siz gazeteci misiniz? Ben her şeyi anlatayım. Abimi, amcaoğlunun cenazesinde isyan ettiği için ifadeye çağırdılar. Tehdit etti diyenler de gazeteci. Hükümetin adamı. Abim şimdi köy dışına çıkamıyor.

Neden çıkamıyorsunuz? Bir saldırıdan mı korkuyorsunuz?

Çünkü o olaydan sonra abimi mimlediler. Biri abime bir şey yaparsa kim bunun hesabını verecek? Biz ailece dışarı çıkamaz olduk. Özürlü bir çocuğumuz var, tedaviye devam edilmesi lazım ama hastaneye götürmeye çekiniyoruz, korkuyoruz.

(Bir şehit yakını) Boş ver konuşma. Yazamazlar. Yazarlarsa da başın belaya girer.

Ersin Bulur: Yazsınlar. Eğer insansalar, bizi dinlemek istiyorlarsa yazsınlar.

Söylediklerinizi kelimesi kelimesine yazacağım. Söz veriyorum.

Bak abi. Bizim özürlü bir çocuğumuz var. Fizik tedaviye gitmesi gerekiyor. Ama evden çıkaramıyoruz? Yahu yeter artık, yeter. Canımızı mı alacaksınız? Abim demiş ki ifadesinde, ‘Senin evladın olsa, ölmesin demez misin? Yahu biz nereye gidelim? Yahu biz şehit verdik birkaç gün önce… Bize bir yer gösterin de oraya gidelim kardeşim.

(Bir şehit yakını ‘konuşma' diye tekrar ikaz ediyor.)

Yok, kardeşim, derdini anlatmak lazım. Artık tak etti, bittik ya. Dayanacak gücümüz kalmadı. Dün amcamın oğlu ölüyor, bugün de benim dayımın oğlu ölüyor, yeter ya. Yeterin Allah aşkına, vicdanınız yok mu sizin? Erzurum'da gazetecileri aradım. ‘Adamlar abimi götürüyor' dedim. ‘Valla kardeşim biz korkuyoruz, Erdoğan gazetemizi kapatabilir. Siz de bizi anlayın' diyor. Atıyorlar mı içeriye, atsınlar. Ya, ölmektense hapse razıyım. Bak bu kardeşim ölmeseydi de keşke ben yüz sene cezaevinde yatsaydım. Gencecik çocuk, ne evlendi, ne bir yerlere gitti. Allah'tan korkar insan. Konuşmaya da korkuyoruz, bak abim bile ‘yeter, başın belaya girer, konuşma artık' diyor. Niye biliyor musun? Ya arkadaş adam atıyor, içeri atıyor. Konuşanı içeri atıyor.

Taziye evinde söyledikleriniz yüzünden içeri atılmaktan mı korkuyorsunuz?

Evet hocam. Allah aşkına git milletin içine gir, gez. İki kişi ağzını açıp konuşmaz. Erzurum'da gazete çıkaran bir abimiz var, adam Kürt değil dadaş, geçen bana dedi ki ‘Ben sizi çok iyi anlıyorum ama korkuyorum bir şey yazmaya'… Burada Kürt, dadaş farkı yok. Karaçoban'da dadaş var. Yüz senedir beraber yaşıyor. Gidin sorun, Kürtlerle bir sorunu var mı? Gazeteci dedi ki, ‘Senden iki cümle yazsam gelir yarın seni götürürler. Çoluk çocuğuna yazık…' Adam benim için de korkuyor.  ‘Köyde bile ikilik çıktı. Biri iki kelime konuşsa tak jandarmaya gidiyor. Şimdi benim söylediklerim de jandarmaya gidecek. Ben de yarın ya ifadedeyim ya da tutuklanırım. Duyacaksınız, göreceksiniz.

60 yaşındaki Kazım İpek, sizin dayınız neden tutuklandı?

Dayımın hiç suçu günahı yok. Çıkmış 2 tane jandarma diyor ki ‘O adam cenazede Cumhurbaşkanı'na hakaret etti'. Tutukladılar adamı. Şikâyet edenleri köyde gören yok. Kaymakam bizi iyi biliyor. O diyor ki ‘Yok, ben görmedim'. Ama gene de tutukladılar. Kaymakam benim yanımdaydı. Sorabilirsiniz, ‘Ersin Bulur sizin yanınızda mıydı' diye. Sorun kaymakama ki ‘Size saygıda kusur ettiler mi? Hatta mezarın başında dedim ki kaymakam beye ‘Gençler size saygısızlık edebilir, erken gitmek isterseniz, siz bilirsiniz.' dedim. Biz böyle saygı gösterirken devlet bizi tek tek içeri atıyor. Anlayın artık bizi de. Yeter yahu. Korku, korku, ama nereye kadar… Suriye'yi görüyorsunuz. İnsanlar, çocukları ölmesin diye sabrediyor.  Biz de mi göçelim, yollara düşelim?

(Kazım İpek'in oğlu Salih) Savcıya gittim. ‘Babamla görüşeceğim' dedim. ‘Kim senin baban' dedi.  ‘Kazım İpek' deyince yüzü asıldı. ‘Olmaz' dedi. Israr edince tersledi beni.  

(Ersin Bulur) Dayım Erdoğan'ın saltanatı için tutuklandı. Biz de can korkusundan evimize çıkamıyoruz. Ne dedik? Suçumuz ne? ‘Analar ağlamasın' dedik. Suçumuz bu mu? Can korkusu yaşamamızın nedeni analar ağlamasın dememiz mi? ‘Çözüm' dedi, ne güzel savaş bitmişti. Sonra bizi birbirimize kırdırmaya başladı.

(Salih İpek) Biz ‘kardeş gibi yaşamak istiyoruz' diyoruz. ‘İnsanlar ölmesin, canlar gitmesin' diyoruz. ‘Bize sen teröristsin' diyorlar. Sen de 2 sene ‘analar ölmesin' dedin. Kırıkkale'de de adam diyor ki, kardeşim benim cenazem gelmesin, ben sana neden oy verdim. Çözüm süreci dedin, terör bitecek dedin, ben oy verdim.

Salih sana da sorayım, bu çatışmalar neden tekrar başladı?

(Salih İpek) Bir tane sebebi var. HDP barajı aştı. 400 vekil çıkaramadı. Başka ne olacak. Ne değişti ki? İktidar yine sen ol, vatandaştan ne istiyorsun? Ha amcamın oğlu, dayımın oğlu öldü ha ben öldüm. Gelin o zaman beni de öldürün.

Başınız sağ olsun. Kara Kuvvetleri Komutanı aramış sizi. Hükümetten kimler aradı?

(Şehit Batıkan Avcı'nın babası) Köksal Avcı: Evet, KK Komutanı aradı. Bakanlar, milletvekilleri de aradı. Çok sağ olsunlar, devlet hep yanımızda oldu. Biraz önce de kaymakamımız buradaydı. Müftümüz hâlâ burada. Allah hepsinden razı olsun.

Hükümetten kim aradı? Savunma Bakanı mı?

- Yok, Efkan (Ala) Bey aradı. O zaten hemşehrimiz. Oltulu. Narmanlı hemşehrimiz, İçişleri Bakanı da mesaj gönderdi. Meclis'te oylama mı varmış, o yüzden gelememişler.

- Allah sabırlar versin. İnşallah bu ateş tez zamanda söner. Ülkeyi daha fazla yakmaz.

- Evet, Ateş çok büyük… Çok büyük. Ama sadece düştüğü yeri yakıyor.

- (Bir şehit yakını K.) Ateş yakıyor tabii ama takdir-i İlahi. Sabredip dayanmak lazım…

(Adının yazılmasını istemeyen şehit yakını A.). Dayanalım da, 35 yıldır niye bitmiyor? Niye hep garibanlar ölüyor?

(Şehit yakını K.) Şehit evinde siyaset yapmamak lazım… Devletin ne suçu var? Bak vali, kaymakam, jandarma hep burada. Hükümetten aradılar. Terörün suçlusu dış güçler. Biliyorlar bu memleketin zenginliğini, o yüzden PKK'ya destek veriyorlar. Hükümetimiz, jandarma hep bize sahip çıktı. Bak yolları da açtılar dün…

(Şehit yakını A.) Bu sorun dün çıkmadı. Özal zamanında da şehit cenazeleri geliyordu. Daha sonraki iktidarlar zamanında da geldi. Son bir iki sene çatışma olmadı. Ama geri başladı. İçeride hainler, dışarıda dış güçler oldukça da devam edecek.

İçerideki hainler kim? Dış güçler hangileri sizce?

- Ben çok doluyum. Biz bugün Uhud'da, Bedir'de Müslümanlara karşı savaşanlar kimse, Malazgirt'te, Çanakkale'de bu millet kime karşı savaştıysa şimdi de onların uzantılarına karşı savaşıyoruz. Onun için bu savaş öyle kolay kolay bitmez.

Neden bu kadar çok şehit cenazesi gelmeye başladı? Bir ihmal olabilir mi sizce?

- Bizim şehidimiz saat 7.05'te tam teçhizatlı bir askerî araç eşliğinde ellerinde uzun mesafeli silahlar varken saldırıya uğramış. Teröristin elinde daha uzun menzilli silah var demek ki. Başka saldırıları bilemem ama bu olayda ihmal olduğunu sanmıyorum.

Geçen hafta da yola döşenen mayın patladı ve askerler, polisler şehit oldu.

Kardeşim, adamlar mayın döşerken haberin olmuyor. Bu olacak şey mi? O zaman çözüm mözüm vardı. Ondan dolayı mı ihmal ettiler? Başka bir şey mi var, bilemem.

2 yıl silahlar sustu. Sonra birden yeniden başladı. Ne oldu sizce?

Çatışma niye başladı biliyor musun? Hükümet 7 Haziran'da iyi bir tokat yedi. Millet ‘sen PKK'ya yol veriyorsun' diye tokat attı hükümete. Hükümet, tepkiyi gördü. Tokadı yiyince yani oyları düşünce ne yapacağını şaşırdı. Hemen askeriyeye görev verdi. Ama bu sefer de yeniden şehit cenazesi geliyor. Biz de çocuğumuzu şehit verdik.

Halk sizin söz ettiğiniz o tokadı atmasa çatışmalar yine de başlar mıydı?

Yok, hemen başlamazdı. Kaç sene sürerdi bilmem ama PKK memleketin her tarafına bomba yerleştirirdi. Ama 5 sene, 6 sene sonra da olsa çatışma tekrar başlardı. Niye başlardı, çünkü PKK bu kadar güçlendikten sonra şimdi hiç silah bırakmaz.

Şehit yakınlarından cenazede ‘niye çocuklarımız ölüyor' diye isyan edenler oldu.

Olmaz mı kardeşim. Burada da olur, başka yerde de olur. İnsanların canı yanmış. Birkaç yerde ülkücü gençler tepki göstermiş, bağırmış çağırmış. Hakaretten soruşturma açmışlar. Buna niye soruşturma açıyorsun kardeşim. İnsanlar tepkisini gösterecek tabii. Ama hemen haklarında demedikleri kalmadı. Hatta bırak gençleri. Bak bir yarbay isyan etti. Canı yanmış. Kardeşinin tabutunun başında… İsyan ediyor. Vay efendim, o yarbay yok şöyle yok böyle. Aleviymiş, PKK sempatizanı imiş filan. Aile ‘biz Alevi değiliz' diye açıklama yapmak zorunda kaldı. Alevi de olabilir, ne var? Ama o kadar saldırdılar. Bu kadar ahlaksızlık, alçaklık olur mu? Yahu adam subay, subay… Yarbay… Sana mı kaldı, vatan sevgisine laf etmek. O yarbay da yargılanırsa şaşırmam. Zaten bence bitti onun mesleği artık. Sittin sene geçse terfi vermez, ilk fırsatta emekli ederler. Burhan Kuzu çıkmış ‘konuşması siyasi' diyor. Yahu adamın canı yanmış, kardeşinin tabutu başında mı siyaset yapacak? Bu kadar mı alçaldınız?

Şehit olan bir polisin üzerinden ‘Devlet cenazeme gelmesin' vasiyeti çıktı.  

-Çıkar tabii kardeşim. Devletin kendisine sahip çıktığına inanmıyor ki..    

(Şehit babası Köksal Avcı): Yeter daha fazla konuşmamak lazım. Telefonların içinde cihaz yerleştirmiş olabilirler. Konuşmaları dinlemek için. Başınız belaya girmesin…

KAYNAK: DOĞAN ERTUĞRUL [PAZARTESİ KONUŞMALARI] / ZAMAN

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim