• BIST 106.736
  • Altın 140,992
  • Dolar 3,5210
  • Euro 4,0955
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 23 °C

Silivri Cezaevi A9 Bölümü Nasıl Bir Yer?

Silivri Cezaevi A9 Bölümü Nasıl Bir Yer?
Nokta Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Cevheri Güven, tahliye olduktan sonra, tutuklu kaldığı Silivri Cezaevi A9 Bölümünü dergisi için kaleme aldı.

Gazeteciler, hakimler, savcılar, polisler, emekli askerler, Grup Yorum üyeleri... Silivri'de kimi zaman hücrelerden peş peşe seri biçimde göğe yükselen ses:

Basın.... BURADA

Emniyet... BURADA

TSK... BURADA

Adalet... BURADA

Silivri 9 Nolu Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, dünya hapishaneler tarihine geçecek ve eşi bulunmayacak bir yapı. Güvenlik önlemleri ve inşa biçiminin ötesinde, içerideki tutuklu popülasyonunun da bir benzeri yok.

Öyle bir cezaevi düşünün ki en yoğun personeli kütüphane görevlisi olsun. Öyle bir cezaevi düşünün ki, tutukluların ana problemi hücrede bulundurulabilecek kitap sayısındaki kısıtlama olsun. Tutukluların, genel olarak kitap başında oluşu, sessizliği de beraberinde getiriyor. Bu sessizlik, huzur ve sürekli okuma hali, içinde tutulanların suçsuzluklarıyla ilgili fikir de veriyor.

Şuan siyasi tutukluların konulduğu bu cezaevinin şartları aslında müebbet hükümlülerine göre düzenlenmiş. Özgecan Aslan'ın vahşi biçimde katleden kişiye verilen ağırlaştırılmış müebbet cezasının uygulanabileceği fiziki şartların tamamına sahip Silivri Ceza İnfaz Kurumu 9 Nolu Kapalı Cezaevi. Fark ise içine Özgecan'ın katili değil, siyasi tutukluların konması.

SİLİVRİ'YE KABUL

Siyasi tutukluların konulduğu Silivri A9 Bölümü'ne giriş bir dizi prosedüre tabi. Yaklaşık bir saat sürecek bir arama-tarama ve kayıt işlemlerinden geçilerek girilebiliyor. Jandarma aracı içinde kelepçeli biçimde ana kapıdan geçildikten sonra, hücreye kadar 10 tane çelik kapıdan geçiriliyorsunuz ve her biri tek tek üzerinize kapatılıyor. Üstelik biri tam olarak kapanıp kilitlenmeden, diğeri açılmayacak bir elektronik sisteme sahip. Jandarma sizi gardiyanlara teslim edip, ilk kapı kilitlendikten sonra bileklerdeki kelepçeler çıkıyor.

Kayıt işlemlerinde, kişisel ve aile bilgilerinin tamamı, adresleriyle birlikte bilgisayara geçiriliyor. Sorular oldukça çeşitli ve formu doldurmak 20 dakikalık bir zaman alıyor. Soruların içinde vücudunuzda jilet izi olup olmadığından, çocuklarınızla ilgili ayrıntılara kadar pekçok detay var. İkinci aşamada, arama faslı başlıyor. Önce elle detaylı olarak üst araması yapılıyor. El dedektörüyle bu arama tekrarlanıyor. Kayıt bölümündeki masanın üzerine tüm eşyalar çıkartılıyor. Metal aksam barındıran tüm kıyafetler ayrılıp, emanete alınıyor. İçeri sokulamayacak kıyafetlerin başında, lacivert renk olanlar geliyor. Gardiyanlarla aynı renk giyinmek yasak.

Kıyafet konusunda da kısıtlamalar var. Hücreye 3 gömlek, iki eşofman, bir mont, bir ceket gibi ancak belli sayıda kıyafet sokmanıza izin var. İlk aramadan sonra "detaylı arama"ya geçiliyor. Ve küçük bir odaya iki gardiyan eşliğinde giriyorsunuz. Burada soyunmanız isteniyor. Soyunduktan sonra metal dedektörle vücudunuz kontrolden geçiriliyor ve jilet izi olup olmadığına bakılıyor.

Üçüncü aşamada tüm eşlalar X Ray cihazına konuluyor. Ayakkabılarınızı da cihazın bandına yerleştirip çoraplarla A9 bölümünün ikinci kapısından geçiliyor. X Ray'dan geçen eşyalarınız tekrar el aramasına alınıyor. Gardiyanlar tek tek eşyalarınızı kontrol ediyor. Burada yazılı bütün metaryaller alınıyor. Kitap, mektup, not aldığınız kağıtlar, defterler vs. Hepsi okunup kontrolden geçirilmek üzere "komisyon"a gönderiliyor.

İçeri çanta sokmak yasak olduğundan arama işlemi bittikten sonra herşeyi poşetlere doldurmak gerekiyor. Tamamen "temiz" hale geldikten sonra, tekerlekli büyük bir el arabasına eşyalar yerleştirilip yola çıkılıyor.

Deponun önünde gelindiğinde, nevresim, çarşaf, yastık ve yatak el arabasına yükleniyor. Buradan itibaren hücrenin bulunduğu yere bağlı olarak minimum 9 tane çelik parmaklıklı kapı geçiliyor. Kapıların biri tam olarak kapanıp kilitlenmeden diğeri açılmayacak elektronik bir denetleme sistemi var.

Hücrenin önüne gelindiğinde, eşyalar tek tek arabadan indiriliyor ve hücreye konuluyor. Burada son kez üst araması yapılıyor. Ayakkabıların içi de kontrol edilip, hücreye "kabul" gerçekleşmiş oluyor. Hücre kapıları üç kilitli sisteme sahip. İlk kilit, ancak 30 santim büyüklüğünde kalın bir metal kolla açılabiliyor. Bu metal kol sadece o koridorla görevli gardiyanda bulunuyor. Metal kolla ana kilit kapatıldıktan sonra, bildiğimiz anahtarla ikinci kilit kapatılıyor. Üçüncü kilit ise klasik yöntem denilebilecek sürgülü asma kilit.

ODALAR...

Tutuklular kaldıkları yerlere "hücre" diyor. Cezaevi literatüründe ise "koğuş" olarak geçiyor. Odalar üçer kişilik hazırlanmış ve iki kattan oluşuyor. Alt katta, kuçük bir metal mutfak tezgahı ve lavabosu var. Üstünde ise iki metal mutfak dolabı takılı. Lavabo da alt katta. Tuvalet ve banyo ihtiyacının tamamı küçük bir odacıkta gideriliyor.

Alaturka tuvalet taşının yanına iki sıra fayans dizili. Duvara sabit bir duş başlığı mevcut. Fayansların üzerine basıp banyo yapıldığında üzerinizden akan su, alaturka tuvaletin içine akıyor. Tuvalet taşının sağında ise lavabo ve ayna mevcut. Yani banyo, diş fırçalama gibi şeyler tuvalette yapılıyor.

Televizyon alt katta izlenebiliyor. Mutfak tezgahının karşı duvarında anten girişi var. 560 TL bedelle televizyona sahip olabiliyorsunuz. 22 inch'den küçük bir televizyon.

Üst katta yatak ve dolaplar var. Üç tane yatak aralarında tek kapılı küçük bir metal dolap olacak şekilde yan yana dizili. Yataklar ve dolapların ayakları zemindeki betona gömülü. Yerinden oynatmak olanaksız. Üst katta üç büyük pencere bulunuyor. Pencerelerde ciddi yalıtım problemi var. Ancak kantinden alınacak süngerlerle çözüme kavuşturuluyor.

Her hücrenin kendine ait avlusu var. Avlu 9 adıma 5 adım büyüklüğünde. Avlunun etrafı 7 metrelik duvarlarla çevrili. Yani bir kutunun içinde yürünüyor. Avlunun duvarındaki pencere, karşı sıradaki hücrelerin giriş kapısının bulunduğu koridora bakıyor. Buradan çok güçlü bağırarak karşıdakilerle birkaç cümle konuşma olanağı var.

Odalarda, aydınlatma ücretsiz. Ancak prize takılan herşeyin elektrik parasını ödemeniz gerekiyor. Televizyon, çay makinası gibi şeyleri, elektrik parasını ödeyebilenler kullanıyorlar. Her tutuklunun günde 50 litre sıcak, 200 litre soğuk su kullanma hakkı var. Odaların temizliğini tutuklular kendileri yapıyor. Temizlik için gerekli hiçbir malzeme verilmiyor. Fırça, vileda, deterjan gibi şeyleri kendiniz satın alıyorsunuz. Çamaşırhanede sadece ayda bir kez çarşaf ve nevresim yıkanıyor. Kıyafetler için çamaşırhane kullandırılmıyor. Elde yıkamak durumundasınız.

KANTİN...

Türkiye'deki cezaevlerinde kapitalist bir düzen var. Parasız cezaevinde yaşamak pek mümkün değil. Cezaevi intiharlarının çoğunun da sahipsiz ve parasız kalan mahkumlar arasında olduğu belirtiliyor. Cezaevinin içine para sokmak yasak. Yakınlarınız paranızı cezaevi yönetimine teslim ediyor. Para hesabınıza işleniyor ve kantinden alışveriş yaptıkça hesabınızdan düşüyor. Sabun, tuvalet kağıdığı gibi temel ihtiyaçları dahi kendiniz satın almak zorundasınız. Parası olmayana sabun bile yok.

Kantinden pekçok ihtiyacı temin etmek mümkün. Bunun için kantin fişine, listeden bakıp ihtiyaçlarınızı yazmak zorundasınız. Yiyecek-ihtiyaç malzemeleri, sebze-meyve ve simit-poğaça olmak üzere üç ayrı fiş dolduruyorsunuz. Pazartesi verilen fişler doğrutusunda kuru ihtiyaç malzemeleri aynı gün, sebze-meyve Perşembe günü, simitler ise cuma günü veriliyor. Fiyatlar dışarıdakiyle aynı. Kantin listesindeki en pahalı şey 560 liralık fiyatıyla televizyon ve 490 liralık fiyatıyla mini buzdolabı. Çay makinasının fiyatı ise 160 lira.

A9'DA YAŞAM...

Gün sabah 08:00'da yapılan "Tüm koğuşların dikkatine, sabah sayımı alınacaktır, sayım düzeni alınız" anonsuyla başlıyor. Sayım düzeni, odanın avlu kapısının kilitlerini açan gardiyanın sizi görebileceği biçimde hazır olmak demek. Yani yataktan çıkmanız gerekiyor.

Kahvaltılıklar akşam yemeğiyle birlikte dağıtılıyor. En yetersiz öğün kahvaltı. Bu nedenle kantinden kahvaltılık malzemeler satın almak şart. Öğle yemeği 12'de akşam yemeği ise 17'de veriliyor. Her hücrede üç büyük metal sefertası bulunuyor. Hücre kapısında, gelen gardiyanlarla konuşmak için 20 santimlik açılır kapanır küçük bir bölüm var.

Bu bölümden sefer tası uzatılıp yemek alınıyor. Yemekleri ısıtmak için çay makinesinin üzerine koyup buharın gücünü kullanıyorsunuz. Yemeklerin hijyeni ve lezzeti orta düzeyde. Bu yüzden kimse yemeklerden şikayetçi değil. Kantinden satın alınan destek yiyecekleriyle, gıda konusunda herhangi bir sıkıntı yaşanmıyor.

"TİP"SİZ CEZAEVİ...

Türkiye'deki cezaevleri çeşitli harfler kullanılarak sınıflandırmaya tabi tutulmuş. Bunların en bilineni "F Tipi" cezaevleri. Bunun yanında, "L Tipi" "T Tipi" gibi pekçok sınıf var. Bu sınıflar hem yaş gruplarına göre hem de cezanın ağırlığına göre değişiyor.

Silivri A9 Cezaevinin ise isminde sınıfını belirten bir ibare yok. Mesela "Metris T Tipi Cezaevi" şeklinde geçen ifade, Silivri A9 sözkonusu olunca, "Silivri Kapalı Ceza İnfaz Kurumu" şekline dönüşüyor.

A9'un sınıfının belli olmaması, tutukluların nasıl bir yerde kaldıkları, hangi haklara sahip olup olmadıkları konusunda da flu bir alan bırakıyor.

Cezaevleri yönetmeliklerinde uygulanan ödüllendirme sistemi de burada uygulanmıyor. Örneğin, hücresini temiz tutan, "vukuat" çıkarmayan tutukluların aileleriyle görüş saatlerinin bir saatten 1,5 saate uzatılması bir hak. Silivri A9'daki tüm tutuklular bu şartı yerine getirdikleri halde bu ödüllendirme yapılmıyor.

Birinci derecede akrabalarla haftada bir saat görüş imkanı var. Ayda üç kez, yalıtılmış bir odada ses geçirmeyen çelik bir camın ardında telefonla konuşarak görüş yapılıyor. Ayda bir kez açık görüş hakkı var. Görüşlerdeki en büyük sıkıntı ailenizin kağıt ve kalem getirememesi. Dışarıda çözülmesi gereken pekçok konu not alınamadığı için çözülemiyor. Telefon hakkı haftada bir kez 10 dakika. Kaldığınız süre boyunca tek kişiyi, tek numarayı arama hakkınız var. Sisteme girilen numara dışında arama yapılamıyor.

SOSYAL AKTİVİTELER...

Haftada iki kere diğer tutuklularla birlikte spora çıkma şansı var. Kiminle çıkacağınızı tercih şansı yok. Cezaevi yönetimi kimi uygun görürse onunla. Gruplar 8 kişiden 2 kişiye kadar çeşitli büyüklükte belirleniyor. Halı sahada 1.5 saat, kapalı spor salonunda 1 saat olmak üzere haftada toplam 2,5 saat spor hakkı var. Hücrede tek başına tutulanlar için bu spor saatleri iple çekiliyor.

İddianamesi tamamlanmış olan tutukluların, haftada 3 gün, 3'er saat bilgisayar odasında savunma hazırlama hakkı var. Bu hak uzun mücadeleler sonucunda Aralık ayı ortasından itibaren tanındı. Resim, müzik, Kur'an ve İngilizce olmak üzere dört sosyal faaliyet çeşidi var. Bunlardan yönetimin uygun görmesi halinde yararlanılabiliyor. Bunun dışındaki saatlerin tamamında hücrede tek başına kalmak durumundasınız. Özellikle ilk ay, planlamaya giremediğiniz için, sosyal faaliyetlerden yararlanılamıyor ve ilk ay hiçkimseyi görmeden geçiriliyor.

A9 GAZETECİLERİ...

Can Dündar, Erdem Gül, Hidayet Karaca, Mehmet Baransu ve Gültekin Avcı, A9 bölümünde tutuklu bulunan gazeteciler. Cevheri Güven ve Murat Çapan ise tahliye oldu. Hücreler 3 kişilik inşa edilmesine rağmen ve gazeteciler defalarca "birlikte kalmak istiyoruz" dilekçeleri vermelerine rağmen bu talepleri karşılanmıyor. Tutukluların tek kişilik hücrede tutulmaları ancak "başkalarına karşı saldırgan davranışlar sergilemeleri" halinde olabiliyor. Ancak gazeteciler keyfi olarak tecrit altında tutuluyor. Aynı şekilde gazetecilerin toplu halde spora çıkma talepleri de karşılanmıyor.

Tutuklu gazeteciler, mesleklerini hücrelerinden de sürdürüyorlar. Ancak bunu yapabilmek için bilgiye erişimde pekçok kısıtlamayla karşılaşılıyor. Televizyonda sadece belirli haber kanalları var. Muhalif televizyon kanalları, dilekçeyle başvurulmasına rağmen açık değil. Hücreye bilgisayar ve yazıcı satın alma talepleri de aynı şekilde karşılanmıyor. Yazılar elle yazılmak durumunda. Meslek örgütleri ve diğer gazetecilerle, hatta yönettikleri kurumdaki personelleriyle görüşmeleri de engellenmiş durumda.

"GAZETECİLİKTEN TUTUKLU DEĞİLLER" SÖYLEMİ

Tutuklu gazetecilerle ilgili "gazetecilikten tutuklu değiller" cümlesinin karşılığı Silivri'de yok. Can Dündar ve Erdem Gül'ün hakkında delil diye gösterilen tek şey iki haber. Hidayet Karaca'nın aleyhindeki delil; bir dizinin tek bölümünü içeren CD. Mehmet Baransu aleyhindeki delil çok sayıdaki haber küpürü. Gültekin Avcı aleyhindeki delil de; 5 tane köşe yazısı. Suçladıkları şey, haber ve köşe yazısı olunca tutuklulukları da gazetecilikten oluyor.

SİLİVRİ'DEKİ EN KALABALIK GRUP: POLİSLER

Silivri A9'un en kalabalık grubunu polisler oluşturuyor. Çok sayıda emniyet amiri, komiser ve polis memuru yan yana hücrelerde tutuluyor. Silivri'nin morali en yüksek grubu da onlar. Çoğu yaklaşık bir buçuk yıldır tutuklu. 17 Aralık, 25 Aralık, Selam Tevhid, Tahşiye, dinleme ve Dink suikasti olmak üzere 6 ayrı dosyadan tutuklular.

Bazıları hüküm giyse bile alacakları cezadan daha uzun süredir tutuklu durumdalar. Polislerin en çok üzüldükleri ise Emniyet Müdürü Ahmet Öztürk'ün tutukluluk halinin devam ettiriliyor oluşu. Öztürk gözaltına alınınca eşi erken doğum yapmış hem kendisi hem de bebeği hayatını kaybetmişti. Buna rağmen Öztürk tutuklandı ve geride 7 yaşındaki oğlu kaldı. Annesini kaybeden, babası ise hapse düşen "Hikmet"e dedesi bakıyor. Tutuklu polisler, Ahmet Öztürk'ün bu durum bilinmesine rağmen 1 yıldan fazla zamandır tutukluluk halinin devam etmesine isyan ediyor. Hikmet'in görüş günlerinde babasından ayrılışı ise gören herkesi uzun süre etkisinde bırakıyor.

HAKİM VE SAVCILAR

17/25 Aralık dosyası ve bazı polisler hakkında tahliye kararı veren hakimler ve savcılardan oluşan bir grup da Silivri'nin A9 bölümünde. Hakim ve savcılar da tek kişilik hücrelerde tutuluyorlar. Tamamı hakkında HSYK'da meslekten ihraç süreçleri yürüyor. Hakimler ancak suçüstü hallerde tutuklanabiliyorlar. 25 Aralık'ta bazı işadamlarının mal varlıklarına tedbir koyan Hakim Süleyman Karaçöl, 19 ay sonra "suçüstü yaptık" denilerek tutuklanmış. Tarihin en uzun suçüstü süresi Silivri'de espri konusu.

ASKERLER

Muvazzaf askerler, askeri cezaevlerinde tutuluyorlar. MİT tırları soruşturması nedeniyle tutuklu emekli askerler ise Silivri'de. Erdem Gül'ün yan tarafından emekli bir Albay, tek kişilik hücrede tutuluyor. Sivillerin arasında kalan askerlerin, ciddi bir adaptasyon sorunu yaşadıkları görülüyor.

TECRİTİ AŞMA YÖNTEMLERİ

Tecrit altındaki en büyük sorun, başka birini görememek ve konuşamamak. İlk günler konuşma yeteneğini kaybetme hissi oluşuyor. Bu nedenle, sesli kitap okuyanlar oluyor. Gün boyu kimseyle konuşmayıp, akşam sayımında gardiyana "iyi akşamlar" derken çıkan kısık ses oldukça moral bozucu oluyor.

İlk günlerin ardından tecriti aşma yöntemi tecrübeli tutuklular tarafından bir şekilde size öğretiliyor.

Bağırma yöntemi: Burada en büyük problem beton kutu şeklindeki avludaki yankılanma. Çözümü ise, konuşmak istediğiniz hücredeki kişinin avlu duvarına sırtınızı dayayıp, karşı duvara doğru bağırmak. Böylece ses duvara çarpıp, sırtınızdaki hücreye doğru gidiyor. Bu yöntemle konuşmak için ses gücünüzün yüzde 75'i kadar bağırmalısınız.

Mazgal yöntemi: Her avluda yağmur sularının aktığı bir mazgal var. Bu mazgala odaların kanalizasyonları da bağlanıyor. Hafif bir koku mevcut. Mazgalın önüne diz çöküp, secde eder vaziyette eğilmek gerekiyor. Konuştuğunuzda bağırmaya gerek kalmadan sesiniz yan hücrelere gidiyor. Bu yöntemle yan yana dört hücrede kalan, dört kişi aynı anda sohbet yapabiliyor. Sorun ise bir süre sonra kokunun rahatsız etmesi ve eğik pozisyonda uzun süre duramamak. Kışın soğuk betona öyle eğilmek de uzun süre mümkün değil.

İç mektuplar: Cezaevi içi mektuplaşmak mümkün. Ancak bu mektuplar da okunup mühürleniyor ve muhataba ulaşması bir haftayı buluyor.

Mancınık kargo: Çatıdan bir elmaya veya herhangi bir ağırlığa mektup bağlayıp atmak mümkün ama 7 metrelik duvarı aşacak güç lazım. Ayrıca mektubunuz hedefine ulaşmaz ve çatıda kalıp yakalanırsanız, aile görüşünün iptal edilmesi gibi cezaları var. Mancınık kargo yöntemi hücreler arasındaki minik ikramlar için de kullanılıyor. Bazen bir pet şişe içine doldurulan çay... Bazen ise bir-iki domates...

PSİKOLOJİK HAREKAT MERKEZİ

Silivri A9 bölümü, özel inşa edilmiş bir alan. Ergenekon sanıkları burada kalmadılar. Onlar üç hücrenin aynı avluya açıldığı "L Tipi" bölümde kaldılar. A9 ise tutukluların psikolojisinin çökmesi üzerine inşa edilmiş yeni bir cezaevi. Tecritin tam uygulanabilmesi için duvar yükseklikleri, ayrı hücrelere ayrı avlular gibi tüm detaylar düşünülmüş.

Cezaevinin kuralları da bu yönde. Bir tutukluyla diğerinin karşılaşmamasına dikkat ediliyor. Berber ya da sosyal faaliyet nedeniyle hücresinden çıkartılan bir tutuklu, hücresine geri dönmeden, diğer tutuklunun kapısı açılmıyor. Böylece birbirlerini görmeleri engellenmiş oluyor.

Cezaevindeki gardiyanlar eğitimden geçirilmiş ve oldukça profesyonel. Tutuklulara kötü davranışları yok. Ancak hiçbir biçimde ilişki de geliştirmiyorlar. İsimlerini tutuklulara söylemeleri yasak. Hepsinin numarası var. "910 numaralı personel" gibi. Gardiyanlar yönetim tarafından anons edilip çağrıldıklarında bile numaraları söyleniyor. 

Kaynak: Nokta Dergisi

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim